24
Şubat
2026
Salı
ANASAYFA

Gönül sıcaklığı/Seni arıyoruz/Mehmet Aycan

Gönül sıcaklığı..... 

Sıkılıyorum…

Bunalıyorum…

Sıcak… Bu sıcakta insan ne düşünebilir…

Denizi, kumu, güneşi, güzeli, yakışıklıyı…

Yoksa bir romantik dizeyi veya lirik bir dansı… Yoksa hoyratça söylenmiş bir şarkıyı…

Aslında aradığınız bir yudum serinlik…

Kızışan bedeninizi sakinleştirecek bir panzehir..

Nedense sıcaklarla aram pek olmadı…

Sıcak dediysem klimatolojik sıcaktan bahsediyorum…

dışarıda 40 dereceyi aşkın bir sıcak var… Sanki buharlaşıp yok olacağım korkusunu yaşıyorum…

Bu sıcak belki duygularımızı da pişirecek bizi kaskatı bir insan yapacak…

Tıp çılar diyor ki; sıcaklar insanı asabi yapar…

Yani sinir katsayınız termometredeki civanın yükselişiyle birlikte çarpılarak artar…

Çözüm ne…

Serinlemek…

Hani bir film vardı adını neydi;

“Bazıları sıcak sever” miydi öyle bir şeydi işte…

Biz o bazılarından değiliz…

Sıcaklığı eğer gönülünüzde üretebiliyorsanız ve içinizi ısıtıyorsa sevgi dağarcınızı yani yüreğinizi doldurabiliyorsa güneşin dışınızı yakması sadece canınızı acıtır… Çilt yanığı sizi hiçte hoş göstermez…

Ama tedavisi mümkündür…

Oysa gönül yangınından çıkmışsanız onun tamiratı zor…

Hep ünlü sanatçımız gönül paşamız (rahmetli diyemiyorum) Zeki Müren’in bir şarkısı hatırlarım..

-Kırma insan kalbini

yapacak ustası yok..

Evet…

Gönül yangınını söndürecek bir itfaiye var mı acaba..

Ama yine gönül yangınına düşmeden sevgi üretebilirsiniz…

Çünkü sevginin ürettiği acının tek ilacı yine sevgidir…

Ne dersiniz; sizde şu naciz mısralara katılır mısınız?

“Benim gönül sıcaklığım yeter sana

Güneşi aramana gerek yok…

Yüreğimdeki gizli hazinenin anahtarı sende

Sevgi yeşertecek toprağı aramanın gereği yok”

Sevgi yeşertecek toprak bizzat insanın kendisidir… Mistik düşüncede bunu bulabilirsiniz…

Şimdi karar sizin….

Güneşin sıcaklığı mı, yoksa gönlünüzün sıcaklığı mı?

Ne dersiniz…

Xxx



Seni arıyoruz


Ben; iki kişi, bir de gölgem…

Arabalı vapurla karşıya geçtik…

Nevzat’ı gördük yolda…

Selam söyledi sana, oysa yanımdaydın görmedi…

Hani…

Sevgileri büyütecektik, yani insan yanımızı…

Ama nedense korkular büyümüş…

Dün gece o çalgıcı kız bekçi Rıza’yı vurmuş

Demişti zaten O Carmen;

Rıza benim çaldığımla dans etmiyor…

Hatta beni hatırlamıyor…

Ne olurdu benim için yerinden kıpırdasa…

Carmen’in adı Ayşe’ymiş..

Rıza şimdi onu unutmayacak…

Ben, içimdeki senle yalnız kaldım…

Bu gölgem çok alçak, bir bulut çıktı mı

hemen sırra kadem basıyor…

Biliyorum, gördüm,..

Gözü piyangocu kızda…

Sen ve ben…

Arabalı vapurda tek başımıza…

Ha unuttum…

Bir de kaptanla çımacı var ..

Kaptan selam durdu

Dedi ki…

Sevda içinde, şimdi sevgiliye ulaşma zamanı…

Motorlar tam gaz…

Ben içimdeki sen ve ara sıra kaybolan gölgem…

Arabalı vapurla karşıya geçtik..

Seni arıyoruz...






Mehmet Aycan
Yayın Tarihi : 8 Ağustos 2006 Salı 10:00:38


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?