24
Şubat
2026
Salı
ANASAYFA

Her umut bir başlangıçtır...

Hava sıcak… Hem de çok sıcak…

Bu aşırı sıcak duyguları falan eritip götürüyor.. Doğayla olan ilişkilerinizde bir zayıflık meydana geliyor.

Düşünemiyorsunuz…

Oysa yaz aylarının ne coşkulu duyguları vardı. Doğa, insanoğlundan intikam mı alıyor ne?

Evet…Kesin öyle…

Doğaya karşı sevgisiz insanlardan, doğa intikamını alıyor…

Bu doğanın bir kini nefreti mi?

Hayır, belki de yeni bir doğuşun sancısı…

Doğa acımasız ellerin yok etiği kimliğini yeniden oluşturabilmek için böylesi bir yolu seçti.

Biliyor musunuz?

İnsan böylesi havalarda oldukça negatif elektrik yükleniyor…

Nereden çıkardın diyeceksiniz…

Şöyle bakın etrafınıza oturabileceğiniz serin bir ağaç gölgesi var mı?

Yoksa bir gökdelenin gölgesinde mi serinlemeyi istersiniz…

Veya bir cafede şemsiye altında mı?

Ama gelin siz mis gibi reçine kokan bir çam ormanında, veya çiçeklerin arasında bir alanda serinleyin…

Bir ağaç gölgesine uzanın ve düşünün…

Yaz günlerinde içinizde biriktirdiğiniz duyguları haykırın..

Söyleyemediklerinizi söyleyin…

Bağırın…Bakın unuttuğunuz sevgiyi, sevgiliyi hatırlayacaksınız…

Ve hayal edin..

Hayal umutları tazeler…Hayalet etmek bir anlamda çözüm üretmektir….

Doğayla kucaklaştığın o anda içinde geçen onca duygular sana neyi hatırlatıyor..

Hiç denedin mi?

Seri suların, aktığı, derin düşüncelerin oluştuğu bu anda yeni bir şeylerin filizlendiğini hissedeceksin..

Bu yaşama sevincidir…

Bu sevme duygusudur.

Belki yıllardır yüreğinde bir yerde gizliden gizliye büyüttüğün o sevgi, bu cehennem sıcaklarından kaçarken sığındığın doğanın içinde yeniden filizleniverecektir…

Ben şanslıyım…

Çok uzaklara gitmiyorum…

Her sabah evimin yanındaki çam ağaçlarından oluşan koruda uzun yürüyüşler yaparken geçen sürede sevgilerimi tazeliyorum..

Düşünüyorum… Hayal ediyorum…

Her hayal yeni bir umuttur…

Her umut yeni bir başlangıç…

Her sabah hayal edin, yeni bir başlangıç, yeni bir yaşama sevinci demek…

Sizce de denemeye değmez mi? 

                                                                                     Xxxx

Cesaret iksiri 

Çığlık çığlığa bağırma öyle

Ele güne ayıp oluyor…

Bakma yüzüme öyle hınzır hınzır…

O güzel gözlerindeki alaycı bakışı da kaldır...

Napalım oldu bir kere…

Dudaklarındaki müstehzi kıvrım var ya…

Sinirime dokunuyor…

Ama, sana çok yakışıyor…

Bunu biliyorsun değil mi?

Anlatmışsın her yerde benim pür melalimi…

N’olmuş yani…

Sarhoş olmuşsam…

Elin elime mi değdi sanki…

Millete neler neler anlatmışsın…

Elimde gözüm yok ki, kırmızı iç çamaşırı giydiğini nereden bileyim…

Göğüslerinde de silikon yok öğünebilirsin…

Rujunun elma tadı pek hoş değil…

Bunları sadece ben biliyorum…

Sarhoş olduysam gözlerimde kör olmadı ya…

Tat alma duygumu da yitirmedim…

Elin elime değmedi…

Ama bacakların gerçekten güzel…

Afrodit kıskanırdı kesin…

Belinde tam kollarımın ölçüsünde…

İncecik, kırılacak kadar narin…

O saçların kıvır kıvır simsiyah…

Lülelerin yüzüme değdikçe, bir hoş oldum ki anlatamam…

Sarhoştum hatırlıyorum…

Cesaret iksiriydi o içtiğim…

Kollarımı dolayınca boynuna

Ellerin elime değmedi hiç…

Gözlerim, derin gözlerini öptü sessizce…

Yüreğim o gece durdu artık atmıyor…

Ne sen konuştun ne ben, ama iyi anlaştık…

Dilim dönmüyor, anlatamıyorum…

Bu sevgi beynimle yüreğimin arasında bir yerde

Bulamıyorum…

Sarhoştum iyi hatırlıyorum…

Cesaret iksiriydi o içtiğim…

Ben o gece kayboldum

Kendimi arıyorum…
Mehmet Aycan
Yayın Tarihi : 27 Haziran 2006 Salı 10:49:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?