İstanbul Bahçelievler’deki bir lisede öğretmen ve öğrencileri namaz kılarken görüntüleyen Radikal gazetesi, daha sonra, okula iki müfettişin gönderildiğini ve soruşturma açıldığını duyurunca, okulda ibadetin yasal olup olmadığı tartışması başladı.
NTVMSNBC’nin soruları üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Merdan Tufan, 13.12.1977’de Bakanlık tarafından “ibadet etmek isteyen öğrenciler hakkında” başlıklı genelge olduğunu doğruladı. Eğitimciler ve anayasa hukukçuları ise ikiye bölünmüş durumda.
Radikal gazetesi haberi “Okulda mescit” şeklinde duyurdu. Uygulamaya karşı çıkanlar da, destekleyenler de okulda mescit olamayacağı görüşünde birleşirken, destekleyenler bu mekanın “mescit değil, ibadet edilen yer” olduğunun altını çizdiler.
GENELGE NE DİYOR?
MEB Talim Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Merdan Tufan, NTVMSNBC’nin soruları üzerine, “Evet, 13.12. 1977 tarihinde çıkmış bir genelge var. 9 Ocak 1978 tarihinde Tebliğler Dergisi’nde yayınlanmış, zamanın Müsteşarı Abdurrahman Demirtaş imzalamış ve yayınlanmış” dedi.
Söz konusu genelge “İbadet etmek isteyen öğrenciler hakkında” başlıklı ve şu ifadeye yer veriyor: “Bilindiği gibi din ve vicdan hürriyeti anayasanın 19. maddesi (Bugünkü 24. madde) ile teminat altına alınmıştır. Bu itibarla bakanlığımıza bağlı okullarda ders saatleri dışında ibadetini yerine getirmek isteyen öğrencilere okul idaresince mümkün olan kolaylıkların gösterilmesi gerekmektedir.”
BOSTAN: KÜÇÜK BİR YER...
‘Okulda mescit’ haberine tepki gösteren Türk Eğitim Sen İstanbul Bölge Başkanı Yardımcısı Doç. Dr. Hanefi Bostan, NTVMSNBC’ye, 1977 tarihli genelge doğrultusunda okullarda ibadetin 30 yıldır serbest olduğunu, okul müdürlerinin bu yöndeki talepleri karşılamaları gerektiğini savundu. Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de de azınlık okullarında ibadethane olduğunu iddia eden Bostan, şunları söyledi:
“Bunlar yetişkin, yani lise öğrencileri. Eğer onları dışarıya salarlarsa ve yakın bir yerde cami yoksa, yolda başlarına her türlü şey gelebilir. Biliyorsunuz İstanbul’da her gün öğrenci öldürülüyor,
Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Bşk. Yrd.
öğrenciler uyuşturucu tuzağına düşüyor. Okul müdürü olarak onların güvenliğinden okul saatleri içerisinde sorumlusunuz. Bir talep geldiğinde müdür ne yapacak, bir çözüm bulması lazım. Yani müdür, hiç kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde ve okulun en alt katında bunlara küçük bir yer tahsis etmiş. Anayasanın 24’üncü maddesinde din ve vicdan hürriyeti teminat altına alınmıştır, bu genelge de onun bir sonucudur.”
DİNÇER: OKULDA İBADETHANE SUÇTUR
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer ise genelgenin yayınlandığı zaman tepki çektiğini söyledi:
“Bu genelge o gün yapıldığında da yanlıştı, bugün de yanlıştır. 1977’deki siyasal iktidarın o güne dair çıkardığı bir genelgeydi, anımsıyorum; o gün de çok büyük tepkiler almıştı. Bu uygulamalar laik eğitimin gericileştirilmesi anlamına gelmektedir. O dönem yayınlanmış olması, bu genelgenin hukuki, geçerli ve doğru olduğu anlamına gelmez. Bu tür mekanlar, hiç bir biçimde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel ya da resmi eğitim öğretim kurumlarında düzenlenemez, düzenlenmesi suçtur, düzenleyenler hakkında ve bu tür mekanları kullananlar hakkında derhal idari işlem ve soruşturma başlatılması zorunludur. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda da, 4360 Sayılı Zorunlu İlk Öğretim Kanunu’nda da, yani eğitimi düzenleyen hiç bir yasada ‘okullar dini görevleri yerine getirmeye dönük mekanlar düzenler’ diye bir hüküm yoktur. Anayasa’nın 24. maddesiyle ilgili konu da bir yorumdur. Tersinden bakarsanız evrensel normlara göre kişi 18 yaşına kadar çocuktur ve 18 yaşına kadar bu tür kalıpların içine sokulamaz, eğitim ve öğretim kurumlarında böyle bir düzenlemeye gidilemez. O ibadet özgürlüğü ile ilişkili kavram, yurttaşların dışarıda inanç ve ibadetlerini yerine getirmesi ile ilgili bir durumdur. MEB’na bağlı kurumlar kamusal bir alandır ve özel ya da resmi olsun bu kurumlar içerisinde bu doğrultuda mekanlar açılamaz.”
PROF. AZRAK: 24. MADDE OKULDA İBADETİ KORUMAZ
NTVMSNBC, hukukçulara da söz konusu genelgenin Anayasa’nın 24’üncü maddesine aykırı olup olmadığını sordu. İdare ve Anayasa Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Azrak aykırı olduğunu savundu:
“Okullarda eğitim dışında hiçbir şey yapılamaz, bu kadar. Kanununda da ‘okullarda eğitim dışında hiçbir şey yapılamaz’ diye hüküm var. Avrupa Birliği ülkelerinde de papaz okulları hariç hiç bir okulda kilise yoktur. Anayasa’nın 24. maddesi din ve vicdan hürriyetini içeriyor, ama bu okullardaki ibadeti koruma altına almıyor. Burada din hizmeti veriliyor. Din hizmeti vermekle din özgürlüğünü korumak birbirinden farklı şeyler.”
ANAYASA’NIN 42. MADDESİNE AYKIRI
Anayasa’nın 24. maddesiyle ilgili bu değerlendirmeyi yapan Prof. Azrak, başka bir maddeye dikkat çekti ve okulda ibadetin Anayasanın 42. maddesine de aykırı olduğunu iddia etti:
“Anayasanın 42. maddesi, ‘Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz, öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir, eğitim ve öğretim Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim esaslarına göre yapılır’ diyor. Özetlersek; Anayasanın 42. maddesinin 8. fıkrasında; ‘Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür, bu faaliyetler her ne surette olursa olsun engellenemez’ diyor. Bu durumda ibadet, eğitim ve öğretim midir ya da araştırma mıdır; bunları sorgulamak lazım.”
PROF. SANCAR: OKULDA İBADET 24. MADDEYE UYGUN
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Mithat Sancar ise ibadet özgürlüğünün genel olarak 24. maddenin koruması altında olduğunu ve belirli şartlar çerçevesinde genelgenin hukuka uygun olduğunu kaydetti:
“1962 Anayasasının 19. Maddesi, şimdiki Anayasa’nın ise 24. maddesidir. İbadet özgürlüğünün sınırları da yine 24. maddede yer alıyor. Kamu kurumlarında ve orta öğretimde işleyişi, derslerin akışını, düzenini
Prof. Dr. Mithat Sancar
ve saatlerini engellememek şartıyla ibadet etmek isteyenlere kolaylık sağlanır, ancak herhangi bir ayrımcılık ve zorlama olmadığı taktirde. Okulun ders işleyişini, düzenini, saatlerini ihlal etmediği, engellemediği sürece bir sorun yok. 24. madde buna imkan tanıyor, ‘siz mutlaka yapın, yapmalısınız’ diye bir emir vermiyor ama böyle bir talep olduğunda kendi imkanları çerçevesinde buna yönelinir elbette. Saydığım şartlar çerçevesinde 24. maddeye aykırı bir durum olmaz, eğer bir ayrımcılık, zorlama, öğrencileri belli bir yönde ibadete zorlama, başka öğrenciler üzerinde dolaylı veya doğrudan baskı kurma gibi etkileri ve sonuçları olmadığı taktirde ders saatlerini, okulun işleyişini bozmaması şartıyla ibadet için kolaylık sağlanabilir. Yani bu şartlar çerçevesinde söz konusu genelge hukuka uygundur.”
42. MADDE YORUMU ZORLAMA
Prof. Sancar, Prof. Ülkü Azrak’ın, okulda ibadetin Anayasanın 42. maddesine aykırı olduğu yönündeki sözlerini ise şöyle yorumladı.
“Bence bu çok zorlama bir yorum, eğer öyle derseniz, mesela okulda bir yazarın davet edilmesiyle yapılan imza günleri veya herhangi bir şenlik ya da eğlence de kapsam dışında bırakılabilir. Bana göre zorlama bir yorum.”
PROF. KABOĞLU: GENELGE ANAYASAYA AYKIRI
Anayasa Hukuku uzmanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da genelgenin anayasaya aykırı olduğu görüşünde:
“24. madde okullar için sadece din derslerini öngörüyor, yani Anayasa buna izin veriyor ve hem de zorunlu kılıyor. Mescit, tamamen farklı bir uygulama ve 24. maddenin okullar açısından tanıdığı bir olanak değil; bunun mümkün olması, Anayasa’nın bu konuda açık hüküm öngörmesine bağlı. Ne var ki böyle bir hüküm konulamaz; çünkü 24. maddeye aykırılık oluşturur. Lâikliğin, neyin yapılamayacağını göstermek suretiyle dolaylı tanımını yapan bu hüküm, bu tür uygulamaları önlemek amacıyla konmuş bulunuyor.”
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve insan hakları uzmanı Prof. Dr. Osman Doğru da “Eğitim özgürlüğünün içerisinde din ve vicdan özgürlüğünü kaynaştırıp eritmek zor bir durum” dedi. Prof. Doğru, AB okullarında kilise olduğu yorumlarına karşı “Bizim ilahiyat fakültelerimiz de de cami var, ama bu başka bir durum. İlk öğretimde ancak din okullarında kilise olabilir ama devlete bağlı laik sistemde yer alan eğitim içerisinde mümkün görünmüyor” diye konuştu.
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ: MESCİT ŞEKLİNDE OLMAZ
Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, “Bahçelievler’deki bir okulun zemin katında mescit olduğu” şeklinde, gazetecilerin soruları üzerine “mescit” olmadığının altını çizdi, ibadet edilen mekan olduğuna kaydetti. “O olay bizi aşmıştır” diyen Özer, şöyle devam etti: “Hiçbir okulda mescit olmaz. Bununla ilgili tartışmıyorum. Bütün devlet dairelerinde de bireylerin kendilerine göre ibadet yapma hakkı vardır. Öğrenci de yapabilir ama mescit şekline dönüştürülemez.”
ANAYASA’NIN 24. MADDESİ NE DİYOR?
Din ve Vicdan Hürriyeti: Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
Eğitim kurumları şeriatın,islamiyetin yuvası oldu.Başını açmak istemeyen öğretmenler sanki sahne çıkacak gibi perukla derse giriyor.Milli Eğitim yöneticileri bunu görmezden geldiği gibi bu kişilere aylıkla ödüllendirme yapıyor.Akp ye yakın öğretmenler mükafatlandırılıyor.Ülkeyi yaşanmaz hale getiren bu yobazlar,tekkelerin zaviyelerin kapıtıldığını adetta unutmuş gibiler.Nerde kaldı kılık kıyafet devrimi nerde kaldı laiklik Atatürkün onca yıl mücadelesi çabası bu hale mi gelecekti.Yazıklar olsun .
İlgili madde dikkatle okunursa,ders saatleri dışında ibaresi yer alıyor.Bir ders saati 40 dakika ve tenefüs de 5 dakika olduğuna göre,okulda ibadet mümkün değildir.Okulları tekkeye çevirmek isteyenler gerekli cezayı görmelidir.Eski adı ile Tevhid-i Tedrisat ve ilgili hükümlere muhalefet,suç kapsamındadır.Açık oldu mu bu?Açık açık Atatürk ilkelerine karşı çıkılıyor isyan ediliyor.Biran önce bu isyan bastırılmalı....
Almanya dayim 3 cocugum var farkli okullardalar(egitim sistemi farkliligindan)ama bugune kadar gittigim hicbir alman okulunda mescit ,kilise görmedim,olsa ben basta karsi cikarim,cocuklar okula gidiyor,ibadet yani cami kismina da cumartesi gönderiyoruz,okul ayri ibadet ayri,artik Türkiye farkli bir yolda o belli,burda sokakta almanlarin din üzerine konusmalari o kadar az ki ama her pazar kiliseleri dolu,okullarda ögretmenler odasinda politika-din konulari konusmak yasak ama acaip dindarlar.Niye biliyormusunuz?Cünkü dinlerini gösteristen uzak kendileri icin yapiyorlar,baskasinin nasil inandigi onlar icin okadarda önemli degil,güzel ülkemde oruc tutmayan dövülüyor,camiye gitmeyen dislaniyor,sonrada dinde hosgörüden bahsediliyor,oyuna gelmeyin derim.Ve unutmayi´n her koyun kendi bacagindan asilir misali,öbür dünyada da kimse ödül almayacak baskasina zorla yaptirdigi ibadetten dolayi.
bu haberin ilki için burada benzer bir yorum yapmıştım. şimdi benim yorumuma paralel haber yayınlamışsınız. diyorumki. Asıl suç lisede veya başka bir yerde farketmez ibadet yeri temin etmeyenlerde. eğer bir haber yapılacaksa lisede mescit diye değil. falan okulda, filan hastanede, adliyede, polis merkezinde mescid yok diye yapılmalıydı. hemde cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren. çünkü bu ülke için canını verip miras bırakanlarla onların varisleri din ve vicdan hürriyetini getirmişler. herkesin dini vecibelerini yerine getirmede anayasal hak olarak tanımışlar. nasıl bir ermeni hastanesinde kilise varsa, okullarında kilise varsa biz bu ülkenin vatandaşlarınında camileri görevli imamları müezzinleri olmalı. İşte demokratik Türkiyede hür yaşamak böyle olur. İşin özü şu kanunlar neyi müsade etmişse bunları vatandaşa sunmakta ilgililer yardımcı olmalı. Kanun neyi yasaklamışsa bunlarıda vatandaşa haberdar etmeli şuça düşmeleleri için uyarmalı ve eğitmeli. Peki vatandaşı kanunların yasaklamış olduğu şeyleri vatandaşa anlatan bir eğitim, ders, okul, yer bilen duyan varmı. hukuk Türkiyede hukuk öğrencilerine öğretilir. Vatandaşa malesef. Vatandaş eğer bişeyler biliyorsa. biraaz medyadan, biraaz kahve köşesinden, biraaz çevresindeki olayları görüp, biraazda cami hocalarının hutbelerinden. işte bu büyük eksikliktir. bence ilkokuldan itibaren hukuk dersi bütün vatandaşlara zorunlu ders olarak verilmeli. suçun ne olduğu anlatılmalı