19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Ayasofya ibadete açılıyor mu?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Türkiye'de 3-5 kilisede ayin yapılmasına izin verilmesiyle Türkiye'nin Hristiyan olmayacağını ifade etti.

Tarsus'taki Saint Paul kilisesinin ibadete açılmasında bir sakınca görmediklerini belirten Bardakoğlu, Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılması konusunda ise karar verecek olan kurumun Diyanet İşleri olmadığını belirtti.

Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, basın mensuplarına verdiği iftarda çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu. Bu hafta sel felaketinin yaşandığı Pakistan'a yardım konusuna yoğunlaştıklarını anlatan Bardakoğlu, kurum olarak felaketin bu kadar derin olduğunu geç fark ettiklerini anlattı. Geçen hafta camilerde ciddi bir meblağ toplandığını belirten Bardakoğlu, bu Cuma tekrar yardım toplayacaklarını söyledi. Zekat ve fitreler ile her türlü insani yardımın rahatlıkla Pakistan'a gönderilebileceğini vurgulayan Bardakoğlu, bu konuda zenginlere büyük görev düştüğünü belirtti. Pakistan'a yapılan yardımların, insanların yanı başındaki ihtiyaç sahiplerinin mağduriyetine yol açmaması gerektiğini belirten Bardakoğlu, "Hem yanıbaşımızdaki ihtiyaç sahiplerini gözetelim, hem de Pakistan için yeni bir kapıyı açalım" diye konuştu.


Bardakoğlu, konuşmasında din özgürlüğüne de değindi. Almanya'nın Köln kentinde çok büyük bir cami yapıldığını kaydeden Bardakoğlu, bu caminin açılışında Alman yetkililerin kendilerine, Tarsus'taki Saint Paul kilisesinin yeniden ibadete açılması talebini ilettiklerini anlattı. Köln'de yapılan caminin, Almanya'nın din özgürlüğüne verdiği değerin bir sembolü olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, Türkiye'de 3-5 kilisede ayin yapılmasına izin vermekle Türkiye'nin Hristiyan olmayacağını ifade etti. Böyle bir konuyu Türkiye'de sürekli olarak gündeme taşımanın ve Türkiye'yi din özgürlüğünün yaşanmadığı bir ülke olarak takdim etmenin doğru olmadığını dile getiren Bardakoğlu, "Tarsus'taki Saint Paul kilisesini müzeye dönüştürmüşüz. Oranın kilise olmasında hiçbir sakınca olmadığını ve bunun, din özgürlüğüne kol kanat gerilmesi açısından önemli bir adım olacağını ifade ettik. Sadece hristiyanlar için değil bütün dinlerin mensupları için bu özgürlüğü savunmalıyız" şeklinde konuştu.


Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 80'i aşkın ülke ile sıcak ilişkileri ve işbirliği bulunduğunu anlatan Bardakoğlu, "Şimdi hedefimizde Afrika ülkeleri var" dedi.


7-8 Afrika ülkesiyle ilişkilerde önemli mesafe katettiklerini belirten Bardakoğlu, bu ülkelerden gelen yetkililerin İstanbul'daki camileri gezdikten sonra adeta çarpıldıklarını ve 'Ne olur bize de böyle bir cami yapın' dediklerini anlattı. Bardakoğlu, bu büyük camilerin arkasında bir büyük Osmanlı medeniyetinin bulunduğunu, çölün ortasına cami kurmakla bu işin olmayacağını belirtti. Bardakoğlu, bu büyük abidevi eserlerin, bir medeniyetin ürünü olduğuna dikkat çekti.


Bardakoğlu, konuşmasının sonunda gazetecilerin sorularını da cevapladı. 'Müze olarak kullanılan Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılmasının sizce bir sakıncası var mı?' sorusu üzerine Bardakoğlu, "Biz özgürlüklerden yanayız. O tavrımız hiç değişmez. Bu, bizim karar verebileceğimiz bir konu değil. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak sadece sorulduğu vakit görüş bildiririz. Daha henüz o konu bize intikal etmiş değil" diye konuştu.


İstanbul'daki Saadet Partisi iftarında masaların devrilmesine kadar varan davranışları nasıl karşıladığının sorulması üzerine Bardakoğlu, haberlerde siyasi içerik olunca hiç ilgilenmediğini söyledi. Bardakoğlu, "Sizin kanaatinizle benim kanaatim bu konuda farklı değildir. İftar sofrasında herkesin nasıl davranması gerektiğini siz de bilirsiniz" dedi.

 

"KIBRIS'TAKİ BOŞLUĞU DOLDURMAYA ÇALIŞIYORUZ"

Kuzey Kıbrıs'ta Kur'an kurslarıyla ilgili yaşanan tartışmalara ilişkin soru üzerine Bardakoğlu, Kıbrıs'ta çok ciddi ihmaller yaşandığını, dini eğitim açısından bugün yaşanan olumsuzlukların, uzun yılların ürünü olduğunu vurguladı. Bir milleti ve bir vatanı ayakta tutacak sütunların, dinamiklerin sağlam olması gerektiğini söyleyen Bardakoğlu, bu sütunlardan birisinin de milli ve manevi değerler olduğunu söyledi. Kıbrıs'ta çok ciddi bir boşluğun meydana geldiğine işaret eden Bardakoğlu, yıllardan beri bu boşluğu doldurmaya çalıştıklarını anlattı. Bardakoğlu şunları söyledi:


"İnsanlar bilmediklerinin düşmanıdır. Kıbrıs'ta bazı kesimler Kur'an Kursu deyince bunun karanlıklara dönüş olduğunu düşünüyor. Biz onları yavaş yavaş ikna ediyoruz. Bunu aydınlık bir şekilde, 21. yüzyıla yakışır şekilde yürütüyoruz."


Lefkoşa'da bir büyük cami yapılması için protokol imzaladıklarını kaydeden Bardakoğlu, bu caminin yapımı için Başkanlık olarak ellerini taşın altına koyduklarını açıkladı. Ramazan ayının başında 'camilere siyaset sokulmaması' yönünde bir genelge yayınladığının hatırlatılması üzerine Bardakoğlu, "Gayet iyi gidiyoruz. Her siyasi olay öncesi biz bu tür genelgeler yayınlarız. Bu konuda en alnı açık kurum biziz. Siyasetin dışında kalmayı bir bakıma kendine saygının, dine saygının bir parçası haline getirmiş bir kurumuz. Biz kendi işimizi en doğru biçimde yaparız. Başkasının işine karışmayız ama başkasını da kendi işimize karıştırmayız" değerlendirmesinde bulundu.


Hakkari'de bir imamın öldürülmesiyle ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Bardakoğlu şöyle konuştu:
"Sabah Van Müftümüzle görüştüm. Hakkari müftümüzden de bilgi geldi. Çok müteessiriz. Biz hep birlikten, beraberlikten yanayız. Milletçe birliğimizi, beraberliğimizi, huzurumuzu sağlayan en önemli güçlerden birisi de imamlarımızdır. Din görevlilerimiz cami gibidir. Camiden içeri girenin kimliği, kişiliği, etnik kökeni, mezhebi, meşrebi sorulmadığı gibi din görevlilerimiz de herkesi kucaklayan bir hizmet vermenin gayreti içindedir. Onların böyle bir menfur saldırıya kurban gitmesi bizi son derece üzdü. Bizim yolumuz, istikametimiz bellidir. Biz milletimizin, dinimizin hizmetindeyiz. Hep birlikten, beraberlikten yanayız. Milletçe birlik ve beraberliği biz rehber edinmişiz."

İHA
Yayın Tarihi : 24 Ağustos 2010 Salı 22:35:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Şeref IP: 212.175.32.xxx Tarih : 25.08.2010 11:47:47

Möz rumuzlu arkadaşımın yorumuna aynen katılıyorum ve bende ayasofyada bayram, cuma,beş vakit namaz kılmak istiyorum.Teoman arkadaşım bu ülkede bir çok müze ve tarihi eser, var sen git bu eserleri ziyaret et, Ayasofyayı  biz müslümanlara bırak,biz müslümalar taksimde mutlaka cami istemiyoruz, biz müslümanlar Ayasofyadan ölünceye kadar vazgeçmeyeceğiz ya ayasofyayı biz mühminlere bırakın yada yeni açılan kiliseler ve patrikhane hemen kapatılsın. Saygılarımla,


teoman törün IP: 88.241.202.xxx Tarih : 25.08.2010 16:53:14

Sayın Şeref Beyefendi, sizinki dönemin uygar anlayışına uygun bir fikir değil; çağdışı bir tutku, duygusal bir llca... Yorum köşesinin fikerlere açık olması gerekir.


MS IP: 212.156.144.xxx Tarih : 25.08.2010 08:50:05

Fatih Sultan Mehmet'in mirasıdır Ayasofya. Özel mülktür aslında.O büyük insan Ayasofya hakkında şunu vasiyet etmiştir. 

"Ayasofyayı bundan böyle cami haricinde birşey için kullanana yazıklar olsun"

Başbakanın Ayasofya için bu tavırları üzücü.


MÖZ IP: 88.230.76.xxx Tarih : 25.08.2010 00:41:54

SAYIN BAŞKAN AYASOFYA İLE İLGİLİ SİZE SORU SORULUYOR,SİZ YETKİLİ OLMADIĞINIZI SÖYLÜYORSUNUZ "EVET BİZ MÜSLÜMANLAR AYASOFYA'DA BAYRAM NAMAZINI KILMAK İSTİYORUZ" DESEN SENİ GÖREVDEN AZİL Mİ EDERLER?VELEVE Kİ EDERLER,ETSİNLER BE...ETSİNLER .UCUNDA ÖLÜM MÜ VAR? YÖNÜN BARİ BELLİ OLUR.


teoman törün IP: 78.177.115.xxx Tarih : 25.08.2010 10:33:09

Ayasofya, Roma İmparatoru Büyük Konstantinus tarafından "Megalo Eklesia (Büyük Kilise) olarak M.S.360'da yaptırılmıştır. Bir halk isyanı sırasında 404 yılında yıkılınca İmparator Theodosius II. yeniden inşa işini Bizanslı mimar Roufinos'a vermiştir. 415'de halka açılan kilisenin ömrü o dönemlerde hüküm süren vahşet yüzünden kısa sürmüş; Nika isyanı sırasında ateşe verilmiştir. Kanunşinas İmprator jüstinyen, kiliseyi Miletli İsidoros ve Trallesli (Aydın) Anthemios denetiminde, büyük bir servet harcayarak 10.000 işçinin emeği ile 532-537 arası yeniden inşa ettirmiştir. Daha sonra defalarca,  büyük masraf ve emeklere mâl olan büyük onarımlar ve tahkimatla görmüş;  nihayet, "Feth-i Mübin"le Fatih Sultan Mehmed'in eline geçmiş. Bu fetih operasyonun büyük masraflara ve canlara mâl olduğu muhakkak. Fakat ben Fatih'in: "Ayasofyayı bundan böyle cami haricinde birşey için kullanana yazıklar olsun" dediği hakkında bir kayda rastlamadım;  aksine,ilkokuldan beri ilerde kullanım amacının  değişebileceğini öngörerek duvar resimlerini tahrip etmeyerek üzerinden ince bir sıva geçirtmak gibi uygarca bir davraenış sergilediği hakkında bilgi almıştık. Büyük mimar Sinanın da büyük emeğinin olduğu Ayasofya artık Dünyanın ortak uygarlık mirasıdır; fanatizme kurban edilemez. Tekrar tekar inşa edildiği süreç, fetih dönemi, içinde yaşadığımız ortak mantığın hâkim olması gereken dünya hepsi ayrı ayrı toplumsal yaşam kesitleri...