İşte Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:
Mumbai saldırıları
Geçen hafta Hindistan'ın Mumbai kentinde düzenlenen eş zamanlı terör saldırılarında, 13 ayrı ülkeden toplam 200’e yakın kişi ölmüş, 300’ü aşkın kişi de yaralanmıştır.
Bu kaygı veren ve dehşet uyandıran vahim olayın üzücü olan bir tarafı da, saldırganların komşu ülke Pakistan’dan gelmeleri ve İslam dinini seçmiş bulunmalarıdır.
Yokluk, yoksulluk, geri kalmışlık çemberini bir türlü kıramayan, ülkelerini küresel sömürülerden kurtaramayan mazlum din kardeşlerimizin, yaşadıkları bu ağır buhrana ilave olarak, içine düştükleri şiddet ve terör çarkı bu dönemin en büyük trajedilerinden birisi olmuştur.
2008 kayıp yıl
2008 yılı Türkiye’miz için siyasi ve ekonomik krizler, belirsizlikler, çalkantılar ve gerginliklerle geçen kayıp bir yıl olmuştur.
Bütün yapıcı çabalarımıza rağmen siyaset kurumu tıkanmış, Türkiye kronik ve acil sorunlarına çözüm üretme kabiliyetinden uzaklaşmıştır.
Yoksulluğun ve işsizliğin pençesinde kıvranan Türk milletinin yaşadığı sıkıntılar, Türkiye’nin iç ve dış güvenlik alanında karşı karşıya bırakıldığı tehlikeler ve tuzaklar ortadayken, bu karanlık tablonun mimarı Başbakan’ın hâlâ pembe Türkiye tabloları çizmeye çalışması, makul bir izahı bulunmayan, siyasi ve sosyal açılardan marazi bir durumdur.
AK Parti yönetimi Türkiye’yi tanınmaz hale getirmiş, kırıp dökmediği, yakıp yıkmadığı hiçbir şey bırakmamış, geride israf edilmiş fırsatlar ve boşa geçirilmiş yıllar kalmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın, partisini, altı yıllık icraatını ve sözde kazandırdığı yenilikleri tanımlarken süslü ve parlak ifadeleri kullanması karşımızdaki acı gerçekleri değiştirmeyecektir.
Siyasi geçmişi, zihniyeti ve altı yıllık icraatı ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kartvizitinde ;
İnanç hortumcusu, cepheleşme mimarı, manevi değer karaborsacısı, yolsuzluk yorgunu, yıkım taşeronu, AB ve ABD’nin sadık hizmetkârı, bölücülüğün örtülü hamisi, dokunulmazlığı kullanan adalet kaçkını ve, ilkesi, inancı, iradesi ve Türkiye heyecanı olmayan ucuz istismar simsarı, yazdığı bilinmektedir.
Terör ve etnik mücadelede, ekonomik krize karşı tedbir almada, Türkiye’nin sorunlarını makul çözümlere kavuşturmada, siyasete ahlaki bir temel kazandırmada, Temiz siyaset-temiz yönetim anlayışının icaplarını hayata geçirmede isteksiz ve hantal kalan AK Parti'dir.
Yolsuzlukta, kul ve yetim hakkına el uzatmada, milli servetleri Körfez şeyhlerine ve karanlık odaklara peşkeş çekmede, belediyelerde imar ve ihale çeteleri oluşturmada, kamu kaynaklarıyla yandaş basını beslemede, Bölücülüğe ümit ve cesaret vermede, Türkiye’nin milli çıkarlarını siyasi ve şahsi hesaplara alet etmede, büyük bir heyecanla hep ön safta olmuştur. Geçtiğimiz altı yıl boyunca, AKP’nin ampulü vurguncuların, soyguncuların, Türkiye’nin kaynaklarını talan etmek için seferber olanların önünü ve yolunu aydınlatmıştır.
Yağmurda yürüyüp ıslanmamak mümkün değil“ diyerek şimdiden krize karşı mazeretler üretmeye çalışan Başbakan Erdoğan için yoksulluk, işsizlik ve çaresizlik içinde çırpınanlar; sadece siyasi mülahazalar sebebiyle hatırlanıp gündeme getirilmekte ve politik hamlelerine alet edilmektedir.
Biz Başbakan’ın sözünü ettiği bu yağmuru, daha kara bulutlar görünür görünmez aylar öncesinden haber vermiş, yağmur sağanağa dönmeden tedbir alınmasını talep ederek halde yaşanacak selin ağır tahribata neden olacağını söylemiştik.
Maalesef aradan geçen süre bizleri haklı çıkarmak üzeredir. Sürecin bu şekilde gitmesi durumunda; kriz, Başbakan Erdoğan ve partisini siyasi tarihin karanlık tüneline itecek bir daha da oradan çıkarmayacaktır.
Burada bizi ilgilendiren asıl husus, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin akıbeti değildir.Aziz milletimizin her yönden maruz kalacağı ağır buhran halidir.
Erdoğan hesabını verecek
Krizin baskınını ve etkisini hissettirdiği bu zaman içinde, var olan uyumsuzluğun ve çelişkinin hesabını kim verecektir?
Biz, Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarında görülen uyum ve koordinasyon eksikliği derken, bu ve benzeri garabet durumları kast etmiştik.
Bunun sonucunda önümüzdeki dönemlerde hayat şartlarının ağırlaşacağı, geçim zorluklarının artacağı, şikâyetlerin yoğunlaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Israrla ve inatla, bir sel gibi ilerleyen ekonomik krizin teğet geçeceğini tekrarlayan Başbakan Erdoğan, krizin fırsata çevrileceğini de durmadan dile getirmektedir.
Eğer Başbakan Erdoğan’ın fırsattan kast ettiği; paradan para kazanan yağmacı, talancı, ihale komisyoncusu siyasi yandaşlarıysa diyeceğimiz bir şey yoktur.
Terör
Son olarak, Amanoslar’a kadar ulaşan PKK’lı teröristlerin saldırıları sonucu iki polis memurumuzun şehadeti, terörün artan cesaretini göstermesi bakımından önemli bir eylem olarak görülmelidir.
Bu vesile ile, Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, milletimize, emniyet mensuplarına ve kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.
Sayın Devlet bey gerçek anlamda bu milletin davasını savunmak amacıyla kurulmuş bir siyasi partinin genel başkanıdır.Dolayısıyla kendisinin görev ve sorumlulu daha fazladır.kendisin izlediği politikalar milliyetçi camia içinde hiçte hoş karşılanmamaktadır.derhal kendine çeki düzen vermelidir...
Sayın Bahçeli, ne çabuk bizi perişan ettiğinizi unuttunuz. Doğru biz Dünya'dayız siz hangi gezegendesiniz. İnsan utanmadan sıkılmadan nasıl bu kadar yalan söyler. 2001 de ki krizde ülkenin başında ben mi vardım yoksa siz mi? Türkiye'yi sizin şimdi söylediğiniz gibi sahte karanlığa değil gerçekten kapkara günlere bırakarak sandığa gömülmüştünüz. Şi,mdi de felaket tellallığı yapıyorsunuz. Ülkesini sevmek böyle mi olur? Kriz mriz yok bu sadece sizin gibi felaket tellallarının uydurması. Dünya ekonomik yönden yerinden oynuyor. Ülkemize daha hiç yandımamışken ağzınızın suyu akıyor fırsat yakaladık diye. Yok öyle yağma. Sizin gibi beceriksi,z insanlara bir daha oy vermeyeceğiz. Ayrıca Sayın başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ıda ucuza götürmenize müsade etmeyeceğiz. Vatanı bayrağı ve bu azizi milleti seviyorsanız, gölge etmeyin başka ihsan istemez. Bu seçimden sonra yolunuz açık olsun. Ben ne tahminde bulunduysam rabbim utandırmadı. GÖRECEKSİNİZ. Bu millet sizlere bir daha kanmaz. SAYGILARIMLA
sayın Bahceli bu konuşmasında türkiyenin içinde bulundugu aciz durumu en iyi şekilde izah etmiştir ama bunu milletin anlama kapasitesi kalmamış hatta yok edilm iştir bu millet sanki hipnoz edilmiş gibi uyumaktadır sayın bahceli milleti bu hipnozdan kurtarmada aciz kAlıyor bunu kendisininde artık anlaması lazım ya bu milleti kendine getirsin yada emaneti devretsin
Son Yoruma Cevaptır: Eroin, Kokain, Esrar, Morfin, LCD, Marihuana... Üzerlerden ırak olsun dünyada pek çok uyuşturucu var ve bunlara ancak parayla ulaşılabiliyor. Bu yüzden hamdolsun ülkemizde bunların müptelası az. Ancak Türkiye'de bedava bir uyuşturucu var ki buna herkes kolayca ulaşabiliyor. "PARTİZANLIK..." Şu anda ülkedeki nakit sıkıntısının en önemli nedenlerinden biri iktidar imkanlarını kullanarak yükselen "Partili Burjuvazisi"nin parayı servet beyanı çekincesinden dolayı piyasaya çıkarmamasıdır. Bu "AK" plakalı, kara cipli görmemişlerde bireysel girişim cesareti de zayıf olduğu için reel sektöre yatırım yapamıyorlar. Partizanlığın kapattığı gözler bir gün İsrafil'in borusuyla açılacak ve biz asla hakkımızı helal etmeyeceğiz. 27 Yaşında Altınova'da Tersane sahibi olan ve kriz bahanesiyle 10 işçiden 7'sine yol veren bakan çocuklarından da özellikle davacı olacağız. (imza: Partisiz)
SAYIN GENEL BAŞKANIMIZ DEVLET BAHÇELİ AZ BİLE SÖYLEDİ UMARIM MİLLETİMİZ AKP GEREKLİ CEZAYI SANDIK DA VERECEKTİR.