19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Boş söze karnımız tok!

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimle farklı bir ilişkiye girebilmesi için, bölgesel yönetimin terör örgütü PKK ile ilgili tutumunda sadece söylem değil, eylemle de kendisini göstermesi gerektiğini belirtti.

Babacan, Fortune dergisine verdiği demeçte, Türkiye'nin son dönemdeki dış politikası ve dış politikadaki gelişmeler hakkındaki soruları yanıtladı.

TÜRKİYE-KUZEY IRAK İLİŞKİLERİ

Irak'ın kuzeyindeki yönetimin operasyonlardan sonra verdiği mesajlarda ciddi bir farklılaşma olduğunun altını çizen Babacan, "Irak'ın kuzeyindeki yönetim de PKK'yla kendisi arasındaki mesafeyi koymayı becerip, PKK'nın ortadan kalkması gereken bir unsur olduğu kanaatine ulaşır ve biz de bunu fiiliyatta görürsek, kuşkusuz onlarla olan ilişkilerimizin şekli mutlaka değişecektir" dedi.

Babacan, "Bizim onlarla farklı bir ilişkiye girebilmemiz için, PKK tutumunda sadece söylem değil, eylemle kendilerini göstermeleri gerekir" ifadesini kullandı.

Babacan, "Barzani 'PKK terör örgütüdür' derse, Türkiye Erbil'e konsolosluk açar mı" sorusuna gülerek, "Ekonomi bakanıyken de ağzımdan zor laf çıkardı; ama bu işlere şimdi daha da dikkat etmem gerekiyor. Çünkü diplomaside, uluslararası ilişkilerde kelimeyi bir yana koyun, nerede kullanıldığının bile anlamı oluyor, öyle okunuyor" yanıtını verdi.

Son dönemde bölgesel yönetim yetkilisi Neçirvan Barzani'den gelen açıklamalara dikkati çeken Babacan, "Bakıyorsunuz, onlarda da gerçeklerle yüz yüze gelme durumu var" dedi.

Babacan, son operasyonların Irak'ın kuzeyindeki yönetimi aslında merkezi yönetime yakınlaştırdığını vurgulayarak, "bu operasyonların önemli yan etkilerinden birinin deIrak'ın siyasi bütünlüğüne faydası olduğunu" söyledi.

Babacan, "ABD bir şekilde Barzani yönetimini tanıyor, destekliyor. Türkiye'nin ise resmi olarak tanımasa bile belli kanallardan iletişiminin mevcut olduğunu ifade ettiniz. Bu kanallar resmi boyuta geçebilir mi ya da hangi şartlar altında geçebilir" şeklinde bir soruya da, "Bu durum tamamen kendi tutumlarına bağlı" yanıtını verdi.

Babacan, "Bizim son 4-5 yıldır gördüğümüz, izlediğimiz, açıklamalarla -son dönemi ayrı tutmak lazım- sürekli olarak terör örgütüne zımni destek, bir sempati ya da terör örgütü diyememe gibi durumlarla karşı karşıyaydık" şeklinde konuştu.

CHENEY'NİN KUZEY IRAK ZİYARETİ

Babacan'a, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin "Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin başkanı Mesud Barzani'nin Irak ile ABD arasında yeni bir stratejik ilişki kurulmasına yardım edeceğine güvendikleri" yolundaki açıklaması soruldu.

Babacan, Irak'ta beşli bir konsey olduğunu, konseyde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ve iki yardımcısıyla birlikte Başbakan Nuri El Maliki ve Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesud Barzani'nin bulunduğunu söyledi.

Babacan, "Beş kişinin bir arada tutulabilmesi, Amerikalıların çok önemli gördüğü bir konu. Anlaşmalar olacaksa, yasalar çıkacaksa bu konseyle çıkacak. Bunun için kuzey yönetiminin de işin içinde olması gerekli" dedi.

AMERİKAN POLİTİKASINDAKİ DEĞİŞİKLİK

Babacan'a, "ABD kısa bir süre öncesine kadar hiçbir şekilde sınır ötesi askeri harekata taraftar olmadığını söylüyordu. Ne değişti, Amerikan politikası nasıl dönüştü" sorusu da soruldu.

Babacan, "Hem Amerikan yönetimi içinde, hem düşünce kuruluşları arasında 'Nasıl bir Irak olacak' konusunda da çok farklı fikirler ortaya atıldı, tartışıldı. Örneğin bir ara 'Sovyetler Birliği dağıldı da, fena mı oldu, Yugoslavya, Çekoslovakya dağıldı da kötü mü oldu' denildi. Bu fikirler ciddi ciddi tartışılıyordu. Acaba böyle bir Irak daha iyi mi olacaktı? Oysa komşuların hiçbiri Irak'ın bölünmesini kesinlikle istemiyordu ve 'Bölünmüş bir Irak, bölge ülkeleri açısından yeni felaketler getirebilecek' düşüncesi hakimdi" dedi.

Babacan, kendileri bu görüşü komşu ülkelerle ortak bir deklarasyon haline getirince, G8'in de, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin de katılımını istediklerini söyleyerek, "Amerikalılar önce bu işe olumlu bakmıyordu, ama baktılar, akıllıca sonuçlar çıkıyor. Onlar da bize yaklaştı. Böylece bir bakıma Amerika da Irak'ın bütünlüğü fikrini politika olarak net biçimde ortaya koydu" şeklinde konuştu.

KARA OPERASYONU-ABD TELKİNİ

Babacan, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyine düzenlediği kara operasyonunun "ABD'den gelen telkin üzerine durdurulduğu" yönündeki iddiaları da yanıtladı.

Babacan, "Bu operasyonun ne zaman başlayıp ne zaman biteceği bilmesi gerekenler tarafından bilinir, bilmesi gerekmeyenler tarafından da bilinmez. Bizim devlet yapımız böyle. Ama operasyonla ilgili pek çok unsurun Amerikan askeri makamlarınca bilindiği, izlendiği de bir gerçek. Yüzde yüz her şeyi bilirler mi? Belki bilmezler, ama önemli ölçüde karşılıklı bilgi paylaşımı da vardır" ifadesini kullandı.

"Amerikan tarafının neden karşı açıklama yaptığı" yönündeki soru üzerine de Babacan, ABD'nin en çok önemsediği, en çok kaygılandığı konunun Irak'ın iç siyasi dengeleri olduğunu belirtti.

Irak'ın bir merkezi hükümeti bulunduğunu, Cumhurbaşkanı'nın Kürt asıllı olduğunu, iki yardımcısından birinin Sünni, diğerinin Şii Arap olduğunu hatırlatan Babacan, "Kuzey'de de ayrı bir idare olduğunu" belirterek, "Biz bugün bu idareyi muhatap olarak almıyoruz, konuşmuyoruz, görüşmüyoruz, siyasi anlamda bir irtibatımız yok. Ama tabii belli kanallardan da sürekli iletişim mevcut" diye konuştu.

AFGANİSTAN'A MUHARİP GÜÇ

Babacan, NATO'nun Afganistan'a ilave muharip Türk askeri gönderilmesi talebine ilişkin bir soru üzerine de, Afgan halkının Türk askerine bakışının çok başka olduğuna dikkat çekti.

Ülkede güvenlikle ilgili işlerin de pek iyi gitmediğini ve ciddi sıkıntı olduğunu kaydeden Babacan, "Biz kuşkusuz Afganistan ile ilgili desteğimizi sürdüreceğiz, askeri desteğimizi de sürdüreceğiz. Bütün bu unsurların; yaptığımız yardımın ve desteğin artmasını da istiyoruz" diye konuştu.

Babacan, askeri unsurun da artıp artmayacağı konusunda da, "Ben, 19 Mart'taki basın toplantısında kelimeleri seçerek kullandım. Dedim ki; 'Biz Afganistan'la her alandaki işbirliğimizi artırmayı istiyoruz.' Cümle bu... Bir de dedim ki, 'Spesifik olarak askeri konularla ilgili kararlarımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.' Dediğim bundan ibaret. Hükümet bunu, Genelkurmay bunu dedi diye çelişen birşey yok" dedi.

ARAP ÜLKELERİNİN DESTEĞİ

"Arap ülkelerinin, önceki sınır ötesi operasyonlara tepki gösterirken, bu sefer Türkiye safında yer almasının nedeninin" sorulması üzerine ise Babacan, yeni hükümetin kurulması ve tezkereyle beraber Ortadoğu ülkelerini ziyaret etmelerinin amacının biraz bu olduğunu belirtti.

Kahire'de Arap Birliği'nin merkezinde Genel Sekreter Amr Musa ile konuştuğunu, bütün durumu anlattıklarını hatırlatan Babacan, Arap Birliği'yle siyasi istişare, işbirliği anlaşması yaptıklarını belirtti.

Bu anlaşmayı Irak'a komşu ülkeler toplantısının marjında imzaladıklarını belirten Babacan, "Tabii o çok gürültülü ortamda pek basına yansımadı" dedi.

Babacan, bunu da operasyonların başlamasından önce yaptıklarını vurgulayarak, aynı gün Arap dünyasının en kalabalık ülkesi Mısır'la aynı anlaşmayı imzaladıklarını hatırlattı.

Babacan, "Düşünün; biz tezkereyi çıkarmışız, operasyona hazırlanıyoruz, bu arada anlaşmaları yapıyoruz. Operasyonlar başlamadan önce Arap Ligi'ni (Arap Birliği'ni) olağanüstü bir toplantıya davet ettiler ve Arap Ligi, Türkiye'nin terörle mücadelesine her türlü desteği vereceğini açıkladı" diye konuştu.

Babacan, ardından Bağdat'a giderek, Irak merkezi hükümetini terör örgütünden uzaklaştırmış olduklarını söyledi.

301'İNCİ MADDE

TCK'nın 301'inci maddesinin ne zaman değişeceğinin sorulması üzerine de Babacan, "301, artık bizim üzerinde değişiklik yapmaya karar verdiğimiz ve sadece zamanlamanın sorulabileceği bir konu" dedi.

Ajanslar ve CNN
Yayın Tarihi : 28 Mart 2008 Cuma 12:34:34


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?