21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Bu ülkede kiracı gibiyim!

Müziğini dünyaya dinletmeyi başarmış bir adamla söyleşi yapmaya gidiyordum. Aramızdaki dostluğun oluşumu da benzer bir durumda başlamıştı.

Ülkenin büyük açmazları yaşadığı, kutuplaşmanın derinlemesine hissedildiği bir dönemde, bir Avrupa gazetesine verdiği beyanda; laik, demokratik, çoğulcu Türkiye’ye inananların kaybettiğinden, ülkenin hızla tutuculaştığından ve kızı için kaygılarından söz açmıştı.

Sonrası malum; büyük tartışma ortamı, Fazıl Say ve onun kişiliğinde benzer fikirde olanlara kapıyı göstermeler falan filan. Kırılmış mıydı? İkinci söyleşimizde sormuştum. Gülümsediğini anımsıyorum. Bir bestecinin öyküleri vardır elbet. Yurdu için duyduğu sevinçleri, kaygıları...

Fazıl Say içten bir adam. Sözünün eri ve sözün değerini bilen. Aydınlanmaya inanmış bir ailenin çocuğu. Bu kez evinin kapılarını araladığında daha içten, aynı dili konuşan iki insan olmanın mutluluğuyla tokalaştık.

Sade bir ev. Bir sanatçının evi. Salondaki büyük piyanoda Metin Altıok Oratoryosu’nun bestelendiğini düşünmek, Nâzım’ın dizelerinin burada notalara döndüğünü hissetmek büyüleyici... Etrafta CD’ler, kitaplar; geniş bahçeye bakan pencereye değen yağmur damlaları ve sıcak bir kahve.

Anadolu’yu konuştuk, insanlarımızı, yazgımızı, acıları ve itirazları.

Söylenmesi güç olanları sanatçının estetik diliyle, öncü kimliğiyle ve barış için dillendirdi Fazıl. Müziği gibi yüreğimize sızmak, güzel bir dünya yaratmak için...

Türkiye’de klasik müzik yapanlar toplumsal meseleler konusunda fikirlerini söylemekten kaçındılar. Sen ise dünyaca ünlü bir sanatçı olarak başka bir tutum içindesin.

Yaşadığımız günlerle ilgili. Bahsettiğin kaygılar 20 milyonun, 30 milyonun kaygıları. Türkiye ile ilgili herkes endişeli; bölünme konusunda, irtica konusunda endişeli. Bir şey söyleyen kendisiyle beraber 20 milyon adına konuşuyor. Anında da 20 milyon insanı karşısında buluyor. 1960’larda olsaydı aynı tepkiler gelirdi! Yabancı hissetmek, kiracı hissetmek, bunlar sanatçı için ağır şeyler.

Ötekileşmekten daha etkili bir kavram: Kiracı hissetmek... Kendini ev sahibi görmüyor musun bu coğrafyada şu anda?

Herkes aslında ev sahibi görebilmeli. Dediğin gibi öyle hislerimiz var, doğru.


Bir gün canına tak etti ve dillendin sanki, ya da öyle bir sürece denk geldi ki, öyle bir şey söyledin ki, toplum bir anda senin söylediklerin üzerinden tartışmaya başladı.

Biz sanatçılar için sağlıklı bir durum değil bu. Sıkıntıların, bazı engellemelerin sonucu bu. Asıl üzücü olan istediğimiz yöne doğru değişmememiz. Bir türlü asıl güzergaha gelemiyor, hep sallantıda, hep yanlış yöne çekilme var. Biz de ötekileştikçe ötekileşiyoruz! Kültür sanatseverlerin nüfusu azalıyor bir yandan. Yani bizim dünyamız azınlığın içinde de bir milimetrik şeye dönüşüyor.

Kimileri dediler ki bu durum beyaz Türklerin iktidarı halka devretmesi süreci.

Kendimi beyaz Türk, mavi Türk, siyah Türk gibi kavramların içinde görmek istemiyorum. Sonuçta bir beste yapıyorsam herkese hitap edebilmeli. Anadolu’nun ücra köşelerinde de konser verdim. Diyarbakır’da, Sivas’ta da; Tokyo’da, NewYork’ta aynı etkiyi yaratmaktır önemli olan.

Kendini yalnız hissediyor musun?

10 Kasım’da İzmir’de Nâzım Hikmet Oratoryosu’na 18 bin kişi geldi. İnanılmaz bir görüntü. Kasım ayında Antalya’daki piyano festivalimiz dünyanın en büyük festivallerinden oldu. Bunlar Türkiye’de oldu! Ama aynı Türkiye’de çok acayip cahilliklerle karşılaştığımız da oluyor. Bu aşırı uçlar Türkiye’ye özgü. Bunu öğrenmek, kabullenmek lazım. YouTube’da Türk marşının altında aynen şöyle bir yorum okudum: “Bu o.. çocukları bu kadar hızlı çalamaz” diyor. Bu da bir gerçek! İzmir’de 18 bin kişi bilet alıyor Nâzım Oratoryosu için. Bu da bir Türkiye gerçeği, muhteşem bir geceydi. Türkiye’de başarılı insanlar çok kıskanılıyor, onun açtığı çok ve derin yaralar da oluyor.

“ATATÜRK’E MÜTEŞEKKİRİM”

Ulusalcılıkla aran nasıl?

Ben Atatürk’e müteşekkir bir insanım. Çünkü Tokyo’da bir Fazıl Say festivali olmasının, dünyanın her yerinde konserlere çıkmasının, Berlin Filarmoni’nin Fazıl’la çalmasının bir nedeni var. Atatürk’ün kurduğu kurumlar olmasaydı, bunlar olmayacaktı. Adam Bulgaristan’da operaya gidiyor ve benim de ülkemde bunların olması gerekir, diyor. Bu gerçek aydınlanmacılık.

Peki Atatürk üzerinden mi yürüyor Türkiye’deki siyasi kavga?

Atatürk’ün yarattığı, ruhani ve siyasi özgürleşme süreci bu. Siyasi çatışmanın tam ortasında Atatürk.

Atatürkçüler ‘out’ diğerleri ‘in’ diyebilir miyiz?

Diyemeyiz. En zor konu şu; Batı Atatürk’ü henüz anlamadı. Türkler, Atatürk’ü tabu olarak sundular. Atatürk’ün tam olarak ne yaptığı, bin yıllık uyuyan halkı ayağa kaldırdığı, emperyalizme karşı bir zafer elde ettiği, laiklik denen sistemi dünyada ilk defa bir İslam topluluğuna uyguladığı ve başarılı olduğu anlaşılamadı. Şu anda Batı’yla arası iyi olan Atatürkçüler değil, bu bir gerçek.

Kimlerin arası iyi?

İktidarın arası iyi ve neo-liberallerin...

İktidarı İslamcı olarak mı görüyorsun?

İktidarı geçen yıldan daha az İslamcı olarak görüyorum. Daha ortaya doğru çekiyor gibi görüyorum Tayyip Erdoğan’ı. İnanılmaz bir muhalefetsizlik var. Tek başımıza muhalefet dediğimiz şey hepimizde var, bütün sanatçılarda. Ben tek kelime etmemeliydim. Benim yerime eden bir muhalefet olması lazım. Ama maalesef yok. Bu ağır bir eleştiri CHP’ye, ama maalesef yok.

‘Magazine düşmekle iyi yapmadım’

Magazin basınında görüldüğün zamanlar da oldu.

Bekâr bir insanım. Sonuçta sevgililerim oldu, olacaktır da. Oyuncu sevgilim oldu, balerin sevgilim oldu, şarkıcı oldu... Benim ilişki aramam, arayıp da bulamamam, denemem, bunlar tamamen şahsi değil mi? Şunu öğrendim ben; bir ilişki yaşayıp da, tek bir haber çıkmadan da yaşanabilir, çok gizli saklı tutulabilir her şey. Bir dönemin tercihi oluyor. Ben magazine düşmekle iyi yapmış olmadım. Reklamın kötüsü oluyor. Beethoven çalan bir insanın 2007’nin mart aylarında magazine çok fazla düşmesi o Beethoven çalan adamın inandırıcılığına gölge düşmesine neden olmuş olabilir

Sivas 93 oyununda senin müziklerin kullanıldı. Bu konuda başına gelenler de ortada. Sansüre de uğradın Metin Altıok Oratoryosu çalışmanla. Senin bu oyunun galasına dünyaca tanınan romancımızı davet ettiğin, ama siyasal olarak buraya kendini uygun görmediği için gelmediği doğru mu?

İnsanlar o kadar kendilerini bir çizgide hissediyorlar ki ismini vermeyelim ama olayı anlatayım; ben Sivas 93’e davet ettim kendisini ‘galaya politik sebepten dolayı benim oraya gelmem yakışık almaz’ dedi. Halbuki Sivas 93’e gelmemek için hiçbir politik sebep olamaz. En ağır dincinin bile gelip görmesi, hayattan ders çıkarması gerekir. Orada ölümlerle sonlanan bir facia yaşandı.

Sen öyle değilsin. Bu ünlü yazara en kötü döneminde destek verdin.

Okuyorum gazeteleri. Japonya’nın kuzeyinde Saporo diye bir kent var. Çok da güzel bir konser salonu var. Bu salonda ben Japonya turnemde bir konser verdim. 14 konserden biri buradaydı. Tokyo’nun 1200 km güneyinde çok tatlı bir kasabadaydı. Bu konserin organizatörü benim için bir broşür yapmış. Dört sayfalık broşürde benim fotoğrafım, biyografim, reklam falan var. Fotoğrafımın arkasına da Sultanahmet Camii’nin bir siluetini koymuş. Biz Japonya’dayken bu afişle ilgili tantana çıktı. “Fazıl Say’ın arkasında cami resmi nasıl olur?” diye yazmışlar. O kadar kötü bir kutuplaşma ki. Japon’un buradan haberi yok. Türkiye’den, İstanbul’dan bir sanatçı olduğu için İstanbul’u simgeleyen belli bir mimari eserin fotoğrafını koyuyor. Böyle bir algının olduğu ortamda, yazar arkadaşım kutuplaşma yüzünden böyle davranmış olabilir.

YA SEV YA TERKETÇİLER TAHAMMÜL EDİLEBİLİR DEĞİL

Peki, milliyetçilikle aran nasıl?

Hiç yok milliyetçilikle aram. En üstte insan gelir bence. Bir Japon’u, bir Afrikalı’yı, bir Türk kadar çok sevebilmek lazım. Memleketimizi seviyoruz, insanları da. Ya sev ya terketçiler tahammül edilecek gibi değil bence.

Özür meselesine ne diyorsun?

Bir Ahtamar Balesi projesi var. Türk ve Ermeni 100 sahne sanatçısının katılımıyla gerçekleşmesini istediğim. Ahtamar, çünkü hem Türk hem Ermeni efsanesidir. Bu tür bir projenin ülkelerarası ilişkilere çok büyük katkısı olacağını düşünüyorum. Bence bu özür dileyen mektuptan çok daha büyük işe yarar. Çünkü bu çok daha uzun, erdemli ve sevgi dolu bir yaklaşım olur. Bu beraber iş yapıyoruz yapmak istiyoruz ama sevgisiz olmaz. Özür dilersin geçersin.

Bu kampanyanın milliyetçiliği körükleyeceğini düşünür müsün?

İki ülkeye zarar vermeyecek şekilde, iyi bir dostluğa dönüşmesi için, sevgi dolu sanatsal projelerin daha iyi olacağını düşünüyorum.

Dünyadaki meslektaşlarının durumu nasıl?

Adam sadece piyano çalışıyor. Bir de müzikal şakalarla geçiyor vakitleri. Bazı festivallerde ben kendimi çok yalnız hissediyorum. O yüzden bundan sonra kendi eserlerimle konserlere çıkıyorum. Mesela ‘İpek Yolu’ diye bir eserim var. Onların öyle eserleri yok. ‘Kara Toprak’ diye bir eserleri yok. Bizim özümüzden gelme zenginlikler onlarda yok.

Sen insanların tenine ve ruhuna dokunmayı seviyorsun. Bunu kendi insanına yapabildiğini düşünüyor musun?

Hissediyorum. Yeni bir çevre ve o çevreyi edinebilmek için de çok çaba sarf etmiş bir insanım, ama yeterince değil. 70 milyon Türkiye’nin 70 bini kültür sanatla haşır neşir. Geri kalanına ulaşmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz seneki olaylar çok dert açtı. Boşu boşuna tehditler aldık, hakaretler duyduk ve bunu ikinci kere yaşamak istemiyorum. Haklıyım da.

Sırada hangi şair var?

Cemal Süreya ile haşır neşirim, İstanbul Senfonisi yazıyorum. Bende şiir bitmez..

Mahalle baskısı 2006’dan beri var

Sanatçıya mahalle baskısı var mı?

İlk ortaya koyan ben değilim. Mahalle baskısı 2006’dan beri var. Mahalle baskısı görüntüsü de 15 yıldır var. Bunların altyapısı 12 Eylül’den beri var. Dedim ya bütün bunlar bildiğimiz gerçekler. Bilmediğimiz hiçbir şey söylemedim ki! Bir masa başı sohbetinde Alman gazetesi yazdı. Manşet bile değildi. Benimki içine düşmektir aslında. Sallamak isteyerek sallanmış bir durum değil. İçine düşülmüş durum.

Enver Aysever - Akşam
Yayın Tarihi : 28 Aralık 2008 Pazar 10:33:48


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Yilmaz IP: 77.22.234.xxx Tarih : 29.12.2008 01:26:37

Bu ülkenin vatanini kötüleyene yeri olmadigini ne güzel anladin,cahil  de değil abd ve ab nin usakligini yapiyor,sözde TC vatandasiymis.


metin IP: 78.176.34.xxx Tarih : 28.12.2008 11:18:49

insanlar yeni anlıyor müziği değer yargıları senin gibilere yer yok müslüman olmak şeriatçı olmak değildir unutma siz müslümanlıktan korkuyorsunuz tek derdiniz bu başka birşeyy değil....sanatçı olabilirsin kim dinliyorsa ona hitap et derdin ne istersen yurt dışına git zaten çoğu zaman dış ülkelerdesin git onlar seni iyi anlar türkiyeyi bölme atatürk üzerindende siyaset yapma kimin ne himet ettiğini bu millet iyi biliyor senide taabbbiii


MEHMET ZEKİ DİNÇ IP: 85.101.90.xxx Tarih : 29.12.2008 01:38:07

SANATÇILARIN ESERLERİNİ DİNLERİZ DE, KENDİLERİNİ PEK DİNLEMEYİZ.TOPLUM OLARAK SANATÇININ ÜZERİNE GÜLLER ATARIZ , ŞAMPANYALAR PATLATMAYI SEVERİZDE ,İSTEDİĞİMİZ ŞARKIYI ÇALMAYINCA AYAKLARINA BİLE SIKARIZ .BÖYLE BİR TARAFIMIZDA VAR.BU TARZ OLAYLAR ARABESKTE OLUR ,AMA YİNEDE HER SANATÇININ TARZI İTİBARİYLE BİR DİNLEYİCİ KİTLESİ OLUR.BİR NEVİ SANATÇI KENDİ DİNLEYİCİ KİTLESİNİ YAPTIĞI SANAT İLE TAYİN EDER.SAY BİR PİYANİST SANATÇI .BİZLER PİYANİST DEYİNCE FERDİ ÖZBEĞENİ SAYABİLİRİZ .GÖRÜP BİLDİĞİMİZ BU.KÜLTÜRÜMÜDE VE GELNEĞİMİZDE PEK YOK.FİLMLERDE GÖRÜRÜZ KÜÇÜK BİR KIZ ÇOCUĞUNUN PİYANO ÇALDIĞINI.DOLAYISI İLE SAYIN SAY'INDA İCRA ETTİĞİ SANAT İTİBARI İLE HAYRANI OLDUĞU KİTLE OLDUKÇA AZ .AZ OLDUĞU KADARDA BİR O KADAR AVRUPA HAYRANI VEYA AVRUPA KÜLTÜRÜNDEN HOŞLANAN BİR KESİM.BU KESİM MUHTEMELEN BALE ,OPERA VE PİYANO GİBİ SANATLARDAN HOŞLANIR.DURUM BÖYLE İKEN SAYIN SAY'IN KENDİNİ MİSAFİR GİBİ HİSSETMESİ DOGALDIR.BİR SANAT MÜZİĞİ SANATÇISINDAN BÖLE BİR HİSSİYAT DUYAMAZSINIZ.SİZ HALKIN GENELİNİN KÜLTÜRÜNE UYGIN BİR SANAT İCRA EDERSENİZ DAHA ÇOK DİNLEYİCİNİZ OLUR ,KENDİNİZİ MİSAFİR HİSSETMEZSİNİZ.FAKAT ÇOK SEVDİĞİNİZ PİYANOMUZU ,HAYAL ETTİĞİNİZDEN DAHA AZ KİŞİNİN DİNLEDİĞİNE ŞAHİT OLUYORSANIZ,YAPTIĞINIZ ESERLER ÜÇÜNCÜ SINIF BİR ARABESKTEN VEYA MAHALLİ BİR SANATÇININ ESERİNDEN DAHA AZ TALEP GÖRÜYORSA YURDUNUZ İNSANIN YANINDA KENDİNİZİ YALNIZ,DAHA ÇOK SEVİLİP ALKIŞ ALDIĞINIZ ,DAHA ÇOSKUN KONSERLER VERDİĞİNİZ,İNSAN SELLERİYLE KARŞILAŞTIĞINIZ FAKAT VATANINIZ OLMAYAN TOPRAKLARDA KENDİNİZİ DAHA İYİ HİSSETMENİZİDE ANLAYIŞLA KARŞILIYORUM.ASLINDA SANAT AÇISINDAN SİZ ORALISINIZ.MİLLET OLARAK HOMOSEKSÜELLERİ TAKSİMDE DÖVEN FAKAT BÜLENT ERSOYU ALKIŞLAYAN BİR TOPLUMUZ.ŞUNDAN EMİNİM Kİ BÜLENT ERSOY TOPLUNDA KABUL GÖRMESİNİN NEDENİ İCRA ETTİĞİ SANAT SEBEBİYLEDİR.BÜLENT ERSOY ZATEN MİLLETİN İÇİNDE SEVGİSİNİ TAŞIDIĞI SANAT MÜZİĞİ OKUMASI SEBEBİ İLE,MAÇA GALİP BAŞLAMIŞTIR.İNANIYORUMKİ BÜLENT ERSOY KEMAN ÇALSA VEYAHUT İNGİLİZCE ŞARKI SÖYLESE İDİ BU GÜN İSMİNİ HATIRLAMAZDIK.ZEKİ MÜRENDE ÖYLE..SAYIN SAY İSE İCRA ETTİĞİ SANAT İTİBARI İLE MACA MAĞLUP BAŞLAYANLARDAN.TAŞ YERİNDE AĞIRDIR..OPERA SANATÇILARI DAHA VAHİM DURUMDA,BALE HAKEZA. ONLAR KİRACI BİLE DEĞİL SOKAKTA KALMIŞ MERDİVEN ALTLARINDA KALIYORLAR.DEVLET OPERA VE BALESİ OLMASA KENDİLERİNİ İFADE EDECEK ATMOSFER BİLE BULAMAZLAR.SİZ İŞ ADAMI OLSANIZ OPERA SALONU AÇARMISINIZ.TİYATROLAR ZOR AYAKTA DURUYOR,BİR ÇOĞUNUN TEBERRU İLE AYAKYTA DURDUĞUNA İNANIYORUM.NE YAPALIM EĞER BİZDE MİLLETSEK GEÇMİŞİMİZ VARSA ,GEÇMİŞİMİZDEN GELEN KÜLTÜRÜMÜZÜN GENLERİMİZDE YARINLARA TAŞIMAK VE YAŞATMAKTAN DAHA TABİİ NE OLABİLİR.BAKIN SAZ ,KEMENÇE,DAVUL,NEY,DARBUKA,ZİL,ZURNA VS HEPSİ DİMDİK AYAKTA MEHTER GÜMBÜR GÜMBÜR,KANIMIZI KAYNATIYORLA AMA NE VARKİ PİYANO BİZİ FAZLA ETKİLEMİYOR.NE YAPALIM SAYIN SAY .SİZDE KENDİMİZDEN BİR ENSTRUMAN SEÇSEYDİNİZDE BİZLERDE SENİ KOYACAK YER BULAMASAYDIK.HATA SENİN .KENDİN KİRACI OLMAK İSTEDİN.BÜLENT ERSOYU DİVA ,ZEKİ MÜRENİ SANAT GÜNEŞİ YAPAN BU MİLLET SANADA GÖNLÜNDE BİR TAHT KURARDI...RUHUNUZUN TERCİHİNİ ,YAŞADIĞINIZ TOPLUMDAKİ İNSANLARIN TERCİHLERİYLE ÇAKIŞTIRMAYIN.SİZ SANATÇI KİMLİĞİNİZ VE ŞAHSINIZ KİRACI FALAN DEĞİL MÜLK SAHİBİSİNİZ.LÜTFEN MİLLETİNİZİ BU ANLAMDA ANLAYINIZ VE SANATINIZI NEREDE İCRA EDERSENİZ EDİN ,HAYATINIZI NEREDE DEVAM ETTİRİRSENİZ ETTİRİN BU MİLLETİN BİR NEFERİ OLDUĞUNUZU UNUTMAYIN,AİDİYET HİSSİNİZİ UYANDIRIN...İKİNCİ BİR LİVANELİ OLABİLİRSİNİZ ,SANATLA TOPLUMLAR ARASINDA KÖPRÜLER KURABİLİRSİNİZ .BUNLARI YAPMAMANIZ İÇİN HİÇ BİR MANİ YOK YETERKİ AİT OLDUĞUNUZ TOPRAKLA BARISIK OLUN.....SANATSALSİYASET DAHA GENİŞ KİTLELERE ULAŞMANIZA ENGEL OLMASIN.SİYASİLER YAŞARLARKEN UNUTULUR,SANATÇILAR ÖLDÜKLERİNDE BİLE YAŞARLAR..........SAYGILAR SUNARIM..MEHMET ZEKİ DİNÇ


Ali Yılmaz IP: 88.227.1.xxx Tarih : 28.12.2008 23:49:36

Bu ülkenin Fazıl Say gibi değerlere ihtiyacı var istese tüm avrupa ülkelerinde yasayabilir ama o Türkiyeyi cağdas değerlerde var etmenin yaşatmanın anlamını bilen ve yaşatan bir insandır.Evet Fazıl Say ı takdirle karsılıyorum ve Türk ün ülkesini araplaştıranları lanetliyorum bizleri araplar gibi yaşatanları ve onlar gibi düşündürenleri kınıyorum.Yobazlara arap ve iran hayranı gerilere Bölücü hainlere ihanet icindeki yeşil ve kızıl koministlere Türk vatanını yar etmeyeceğiz.Türk vatanını istiklal ve cumhuriyetini bölücüye,haine,nanköre karşı korumak ve kollamak Türk kanı ve Türk beyni tasıyan her Türk ün görevidir.Atatürk ün ülkesini ve cumhuriyetini kabul etmeyenler gidin bu ülkeden afganistana gidin suudi arabistana gidin onları cok seviyorsunuz ya neden oralarda yasamıyorsunuz.Türk ün ülkesini mahvediyor kirletiyorsunuz.


sun IP: 88.252.0.xxx Tarih : 28.12.2008 13:48:17

başka biryerden ev alırsın orda oturursun . kiracılığın sonu yok. hangi ülke hoşuna gidiyorsa


mertcan IP: 88.252.159.xxx Tarih : 28.12.2008 19:27:14

fazıl say çok doğru konuşmuş,yorum yazan arkadaşlar ise cahil


mustafa kilavuz IP: 81.164.96.xxx Tarih : 28.12.2008 21:05:18

arkadas insan vataninda kiraci olurmu biz hepimiz kiraciyiz ama senin kafan bunlari almiyor vatani olmayanin hic birseyi olmaz ben boyle inaniyorum eger musluman degilsen senin icin fark etmez lutfen kontratini tekrar gozden gecir BIR GUN MAL SAHIBI KAPINI CALAR O ZAMAN GEC KALIRSIN


metin IP: 78.176.34.xxx Tarih : 29.12.2008 10:52:17

yaşat sın ozaman ali yılmaz ona yaşatmasın diyen yok kendini kiracı görmesin esas cahil sensin mertcan adam türkiyenin değerlerini müslümanları kötülüyor anlamıyormusun?