19
Mayıs
2024
Pazar
ANASAYFA

CHP'ye çok sert cevap

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, telekulak iddialarıyla ilgili gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağını vurgulayarak, "CHP ve sayın Baykal ya bu iddiayı ispatlayacak ya da bu iddiaların altında kalacak" dedi.


Başbakan Erdoğan, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'nın ardından basın toplantısı düzenledi. CHP'nin dinlendiği yönündeki iddiaları ve 'telekulak' tartışmalarını değerlendiren Başbakan Erdoğan, anamuhalefet partisi liderini ağır bir dille eleştirdi.
AK Parti'nin ülkeyi kalkındıracak hizmetler yaparken, CHP'nin yapıcı eleştirilerle katkıda bulunmak yerine gündem saptırma gayreti içine girdiğini savunan Başbakan Erdoğan, "Biz hizmet hamleleri yapıyoruz, onlar gündem saptırma hamleleri yapıyor. Adeta bu güzel, iyimser ortamı zehirlemek için özel bir gayret içindeler. Bu kez de GAP eylem planının ülke genelinde meydana getirdiği olumlu havayı izan ve insafa sığmayacak çabalarla sabote etme gayretine girdiler. Bu ülkede iyi şeyler konuşulsun, tartışılsın istemiyorlar. Fantastik söylemlerle, gündemi sürekli fuzuli işgal altında tutan, gerçek üstücü sürrealist bir muhalafet anlayışıyla karşı karşıyayız. CHP ve sayın Baykal, gerçeklerden kopuk bu sürrealist muhalefet anlayışından kurtulmalı, gerçek dünyaya dönmelidir" diye konuştu.

"ÜLKE GÜNDEMİNİ KUNDAKLADILAR"
CHP'nin devlete ve millete ciddi zararlar vermeye başladığını iddia eden Başbakan Erdoğan, CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile Merkez Valisi arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların günlük bir gazetede yayımlandığını, bu haberin pazartesi günü yayımlandığını söyledi. CHP'nin haklarının ihlal edildiğini düşünen her normal vatandaş gibi muhatabı olan gazeteyle ilgili yargıya başvurmadığını belirten Erdoğan, aradan 5 gün geçtikten sonra İçişleri Bakanlığı'nın suç duyurusunda bulunduğunu ve Cumhuriyet Savcılığı'nın harekete geçtiğini söyledi. "Acaba bu gazeteyi 5 gün sonra mı okudu?" diye soran Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Kendi iddiasını ciddiye alan, kendisine karşı suç işlendiğini iddia eden birisinin yapacağı iş bu mudur? Bu göstermelik dostlar savcılıkta görsün anlayışı mıdır? Aynı gün suç duyurusunda bulunmak yerine sayın Baykal, GAP eylem planımızı açıklamamızı bekledi. İddianın muhatabı gazete ortada belli iken doğrudan partimizi, hükümetimizi, güvenlik güçlerimizi itham eden çok ağır, ciddi suçlamalarda bulundu. Anamuhalefet partisinin ciddiyetten yoksun yaklaşımını nasıl izah edersiniz? CHP planlayarak, bilerek
isteyerek taammüden ülkenin iyimser gündemini kundaklamıştır. Ortalığı ateşe verdikten sonra da şimdi de nasıl kaçarımın hesabını yapıyor. Bu işten nasıl sıyrılırımın hesabını yapıyor. O kadar kolay değil. Ortalığı ateşe verip kaçamazsınız. Biz AK Parti olarak, hükümet olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır. CHP ve sayın Baykal, ya bu iddiayı ispatlayacak ya da bu iddiaların altında kalacaksınız."

"HANGİ DELİĞE GİRERSENİZ GİRİN ARKANIZDAYIZ"
CHP'nin aynı şeyi gensoruda yaptığını, gensorunun izzetiyle oynadığını ileri süren Başbakan Erdoğan, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
"Yalanladıkça batıyorsunuz. CHP için bu işten başka türlü kurtuluşun yolu yoktur, olmayacak, ispat edeceksin. Hukukta kaide müddeiyi iddiasını ispatla mükelleftir. Burada AK Parti'ye, hükümetimize devletimize suç isnadında bulanamazsın, buna izin vermeyiz. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe girerlerse girsinler arkalarında olacağız. Bunu böyle bilsinler. Biz gerçeklerin ortaya çıkarılması için üzerimize düşenleri yapıyoruz, yapacağız."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP üzerine gitmese bile AK Parti ve hükümet olarak olayın sonuna kadar üzerine gideceklerini ve bütün boyutlarıyla açıklığa kavuşturacaklarını söyleyerek, "Hukuksuzluğa, hukuk dışı alanlara, karanlık odalara asla izin vermeyiz. Sayın Baykal, bağırarak, çağırarak, kuru gürültüyle gerçekleri saklayamaz" dedi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, AK Parti'nin araştırma komisyonu kurulması yönündeki teklifine CHP'den henüz cevap gelmediğini hatırlattı. "Hodri meydan dedik, hala ses yok" diyen Başbakan Erdoğan, CHP'nin 'gölge oyunu oynuyorlar' eleştirisine de sert çıktı. Erdoğan, "Niye gelmiyorsun, gel varsa bir bildiğin söyle, ortaya koy. Koyamayacaksın koyamadığın gibi de her geçen gün batacaksın. Öte yandan Cumhuriyet Savcılığı
suç duyurumuz üzerine inceleme başlattı. İddiaları araştırıyor. Her yönden tüm boyutlarıyla ve bütün ciddiyetiyle konunun üzerine gidiyoruz. Kimin yasadışı dinleme iddialarını araştırmak istediğini, kimin örtbas ettiğini de milletimiz ayan beyan görüyor" diye konuştu.

"KARANLIK ODALARA İZİN VERMEYİZ"
Erdoğan, hangi gerekçeyle, hangi amaca hizmet ederse etsin, ayrım gözetmeksizin kişilerin yasa dışı dinlenmelerini özel hayata müdahale olarak gördüklerini vurguladı. AK Parti'nin en ufak çekincesi olmadığının altını çizen Başbakan Erdoğan, temel hak ve hürriyetler, özel hayatın gizliliği, iletişim hakları konusundaki hassasiyetlerinin herkes tarafından çok iyi bilindiğini söyledi. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu belirten Erdoğan, "Hukuksuzluğa, hukuk dışı alanlara, karanlık odalara asla izin vermeyiz. Yasa dışı dinleme, hukuk dışı bir eylemdir. Hukuksuzluğa asla izin vermeyiz. Yasal düzenlemeleri bir hayata geçirdik. Bizden öncekiler niçin bir adım atmadı?" şeklinde konuştu.


CHP'nin soruşturma talebinde, suç duyurusunda bulunmak yerine meseleyi siyasi bir soruna dönüştürme çabasının anlaşılabilir bir durum olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
"CHP liderinin meseleyi hükümetle ilişkili hale getirmesi hayret verici bir çabadır. Konu araştırılmadan, ortada bir tespit yokken AK Partiyi suçlamak, hükümeti zan altında bırakmak, İçişleri Bakanlığımıza, polisimize suçlamalarda bulunmak insaf dışıdır, izan dışıdır. CHP üzerine gitmese bile biz olayın sonuna kadar üzerine gideceğiz ve bütün boyutlarıyla açıklığa kavuşturacağız. Soğukkanlılıktan, sağduyudan uzak ithamları da anlamakta güçlük çekmiyoruz."

"ÖNDER SAV ÖZÜR DİLESİN"
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın kameraların önünde yaşlı bir vatandaşın dini duygularıyla alay ettiğini ve Hz. Muhammed'i kamuoyu huzurunda tahkir ettiğini belirterek, Sav'ın öncelikle çıkıp bu ülkenin insanlarından özür dilemesi gerektiğini kaydetti. Sav'ın hala özür dilemediğine işaret eden Erdoğan, "Hala özür dilememiştir. Şimdi bunu örtmenin gayreti içindedir. Bunlar yanlışlarını hatalarını ancak böyle düzeltirler. Bir skandal meydana getirerek, başka bir skandalın yanlışlarını
örtemezseniz. Kendinize avukatlar aramayın, grup başkanvekilinin konuşması bu işi çözmez. Bu iş avukatlarla çözülmez. Sizin dilinizden çıkacak bu. Başka çıkış yolları aramayın, çünkü bu çıkmaz yoldur. Gerçekleri saptırarak yalan ve iftiralardan kurtulamazsınız."

"DEVLETİN VALİSİNİ CHP İL BAŞKANI ZANNEDİYORLAR"
Erdoğan, yaşananların 1940'ların tek parti devrini anımsattığına işaret ederek, CHP'yi tek partili dönemin özlemi içinde olmakla suçladı. Baykal ve arkadaşlarının 40'lı yılları hasretle aradığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Sayın Sav öyle görünüyor ki kendisini hala 1940'lı yıllarda zannediyor. Devletin valilerini de, CHP'nin il başkanları zannediyor. Birilerinin sayın Baykal ve genel sekreterini bu uykudan uyandırmasında fayda var. Valiler artık CHP'nin veya başka bir partinin il başkanları değildir. Yatıp kalkıp AK Parti'nin bir kadrolaşma hareketi içinde olduğunu söylüyordun sayın Baykal. Genel sekreterinle oturan vali 5 yıldır aynı yerde görev yapıyor. Eğer kadrolaşma içinde olsaydık, o valiyi çoktan o görevden
alırdık. CHP'nin artık bunları kabullenmesi gerekiyor. CHP'nin de eski günlerin özlemi içinde bürokrasiyle kurmak istenen çarpık ilişkileri göstermesi açısından da önemlidir. Bu ülkede kadrolaşmanın mihmandarı, duayeni ve önderi CHP'dir. Bunu da söylemek isterim." Baykal'ın bağırarak, çağırarak, kuru gürültüyle bu gerçekleri saklayamayacağını ifade eden Erdoğan, AK Parti hükümeti olarak sonuna kadar gerçeklerin takipçisi olacaklarını söyledi. Erdoğan, CHP'nin içine düştüğü bu ibret verici durumu millete havale ettiklerini de sözlerine ekledi.

ERDOĞAN, BABACAN'IN SÖZLERİNİ DEĞERLENDİRDİ
Başbakan Erdoğan, açıklamalarının sonunda gazetecilerin Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın tartışmalara yol açan açıklamasını değerlendirdi. Erdoğan, bir gazetecinin, 'Sayın Babacan konuşmasında Türkiye'de kendisini Müslüman hissedenlerin dini özgürlüklerini yaşama konusunda sıkıntıları olduğu, bu sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz aynı görüşte misiniz?' yönündeki sorusu üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ben Dışişleri Bakanımın o görüşmedeki açıklamalarının içeriğini tam olarak bilmiyorum. Şunu bilmenizi istiyorum. Ülkemde değişik dini gruplar nasıl sorunlarını gündeme getiriyorsa, bu ülkenin yüzde 99'unu teşkil eden Müslümanlar yani bizler sorunlarımız yok, diyemeyiz. Bizlerin de sorunları var ve bu sorunlar değişik alanlarda zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Bunu en açık en net anlamda Diyanet İşleri Başkanlığı'yla irtibat kurarsanız, hangi alanlarda sorunlar olduğunu çok daha açık, net alırsınız." Erdoğan, bir soru üzerine Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın bir telefon dökümünün kendisine ulaşmadığını da bildirdi.

..
Yayın Tarihi : 30 Mayıs 2008 Cuma 19:33:27
Güncelleme :31 Mayıs 2008 Cumartesi 06:12:43


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?