New York'ta taktik savaşıyla geçen 3 gün boyunca, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve Türk heyetinin en çok destek bulduğu ülke ABD oldu. Özellikle Rum tarafının, Avrupa Birliği'nin Annan'la birlikte hakemlik müessesesine katılmasında gösterdiği direnç, ABD'nin ağırlık koymasıyla kırılabilmişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların, "AB de masaya otursun" önerisini kararlı şekilde geri çevirirken, "Bu yol açılırsa ben de İslam Konferansı'nı çağırırım" diyerek karşılamıştı.
'ABD isterse yapıyor'
Denktaş bu direnişinde ilk desteği Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den gördü. Türk heyetinin talebiyle harekete geçen Gül, ABD'li meslektaşı Powell'ı gece geç saatte bulmuş ve Rum tarafının bu talebinin kabul edilemeyeceğini, bu konuda ısrarın New York sürecini kilitleyeceğini söylemişti. Powell, Gül'e AB'nin hakemliğinin yanlış olduğu görüşüne katıldığını, bu nedenle Weston'ı arayarak Türk heyeti lehine ağırlık koyacaklarını belirtmişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "Gerçekten de öyle yaptılar. Ben de anladım ki, eğer ABD bir şey istiyorsa yapabiliyor, yaptırabiliyor. Bunu New York'ta bir kez daha gördüm" diyor.
Powell - Weston hattı etkisini gösteriyor ve Rum tarafının direnci kırılıyor. AB'nin masaya hakem sıfatıyla oturması geri çevriliyor, bunun yerine AB'nin Kıbrıs görüşmelerinde AB hukuku açısından çıkacak tartışmalara teknik yardımda bulunması kabul ediliyor.
Garantör devlet sıfatı taşımasına rağmen, ön planda görülmeyen ancak sessiz ve derinden faaliyetlerini yürüten İngiltere'nin konumuna gelince...
'İngiltere de sorumlu'
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, İngiltere'nin en az Yunanistan kadar sorumluluk taşıdığı görüşünde. Kıbrıs anlaşmalarına taraf olan İngiltere'nin İngiliz yasası haline dönüşmüş 1960 anlaşmalarını ihlal ettiğini düşünüyor.
O kadar ki, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "İngiltere aleyhine İngiltere'de dava açma" hazırlığı içinde. Hem KKTC'de hem de İngiltere'de hukukçulara araştırma yaptırıyor, dava hazırlıkları yürütüyor.
Denktaş, İngiltere'yi neden ve nasıl dava edecek?
Hukukçuların verdiği bilgiye göre Denktaş'ın dayanağını, 1960 anlaşmalarının ihlali oluşturacak.
Bu anlaşmalara taraf olan ve iç hukukuna dahil ederek İngiliz yasası niteliği de kazandıran İngiltere, "Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ın aynı anda üye olmadıkları uluslararası kuruluşlara üye olamaz" hükmünü çiğnedi. Güney Kıbrıs'ın, Türkiye'nin üye olmadığı AB'ye üye olması kararına katılarak, bu hükme aykırı davrandı.
Hukuki hakları kullanacak
Denktaş'ın incelettiği İngiltere'nin bu tutumunun hukuk karşısındaki konumu.
Bir yandan Kıbrıs'ta görüşmeler sürerken, bir yandan da dava hazırlıkları sürüyor. İki konuyu birbirinden ayıran Denktaş ve kurmayları, anlaşmalardan doğan hukuki haklarını kullanmaya da kararlı görünüyorlar.
'Biz imtihanı geçtik, sıra Türkiye'de!..' Denktaş, müzakereciliğini bir kez daha gösterdi. Peki alınan sonuç Denktaş'ın istediği sonuç mu? Bu soruya kolayca olumlu yanıt vermiyor. Annan Planı'nın mevcut haliyle ve bu haline yakın biçimde referanduma sunulmasını sakıncalı buluyor. Türk tarafının önerilerinin plana girmesi gerektiğini savunuyor. Bu koşullarda müzakereye gidilmesinin sorumluluğunu daha çok Türkiye'de görüyor. Bu düşüncesi şu sözlerinden de anlaşılıyor: "Türkiye büyük bir imtihana giriyor. Biz kendi açımızdan imtihanımızı geçtik."
FİKRET BİLA - MİLLİYET GAZETESİ
Yayın Tarihi :
21 Şubat 2004 Cumartesi 03:51:20