Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin partisiyle ilgili verdiği kararı değerlendirirken, "Milletimizden arzu ve beklentimiz geleceğimizi karartmak isteyen korku tacirlerine tahrik ve provokasyonlara asla fırsat vermemesi. Diliyor ve umuyoruz ki bu sürecin sonunda kazanan adalet olsun, hukuk olsun. Diliyor ve umuyoruz ki kazanan demokrasi olsun, millet iradesi olsun. Kazanan Türkiye olsun, biz kaybedelim" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis grup konuşmasında, kapatma davasının kabul edilmesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Mahkeme sürecinin kendi mecrasında yürüyeceğini ve günü gelince sonuçlanacağını söyleyen Erdoğan, “Biz Ak Parti olarak hiçbir zaman kişisel bir dava, kişisel bir mesele üzerinde durmadık durmayacağız. Bugün muhatap olduğumuz mesele de bizler için asla kişisel bir mesele değildir. Bizim şahsi davamız yoktur. Bizim için mesele Türkiye meselesidir milletimizin geleceğidir" dedi. Erdoğan’ın bu sözlerini partililer uzun süre ayakta alkışladı. Grup toplantı salonunu dolduran partililer, “Türkiye seninle gurur duyuyor" diye tezahüratta bulundu. Bir süre konuşmasına ara vererek bu tezahüratı dinleyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü :
"TÜRKİYE KAZANSIN BİZ KAYBEDELİM"
“Omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde soğukkanlılıkla metanetle bu süreci yürüteceğiz. Bu Türkiye’yi bir ve bütün olarak kucaklama sorumluluğudur. Bu milletimizin geleceğini düşünme sorumluluğudur. Milletimiz müsterih olsun. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Ak Parti olarak üzerimize düşen azami sorumluluğu yerine getireceğiz. Bundan kimsenin hiçbir vatandaşın şüphesi endişesi kaygısı olmasın. Milletimizden arzu ve beklentimiz geleceğimizi karartmak isteyen korku tacirlerine tahrik ve provokasyonlara asla fırsat vermemesi. Diliyor ve umuyoruz ki bu sürecin sonunda kazanan adalet olsun, hukuk olsun. Diliyor ve umuyoruz ki kazanan demokrasi olsun, millet iradesi olsun. Kazanan Türkiye olsun, biz kaybedelim.
"VAKAR İÇİNDE KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Bu süreçte biz hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalarak vakar içinde demokratik duruşumuzu sonuna kadar sürdüreceğiz. Milletimizin bizde gördüğü ve bizden beklediği gibi sadece ve sadece ülkemize hizmete odaklanacağız. ‘Herşey Türkiye için’ ilkesiyle yola çıktık ve milletimiz bize 22 Temmuz’da durmak yok yola devam dedi. Biz uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece. Burada da durmadan yolumuza devam edeceğiz. Milletimizin hukukunu iradesini geleceğini savunmaya devam edeceğiz. İnanıyorum ki demokrasimiz ve hukuk sistemimiz bu sınavdan daha da güçlenerek çıkacaktır.
Her zaman söylediğimiz gibi biz Türkiye’ye güveniyoruz, milletimize güveniyoruz. Kendimizden de şüphemiz yok. Tam bir özgüven ve kararlılık içinde yola devam edeceğiz. Bütün meselemiz, demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni hak ettiği muasır medeniyet çizgisine taşımak ülkemizi dünyayla rekabetin gerisinde kalmayacak bir kalkınma düzenine eriştirmektir."
herzamanki laf salatası.salatanın vazgeçilmez(sığınak)malzemeleri de demokrasi,laik sosyal hukuk devleti,millet iradesi,muasır medeniyetler seviyesi falan.ama bu salata gittikçe lezzetsiz ve acı bir tat veriyor yiyenlere. yemiyenler de tadını zaten biliyor.BİDE DÜNE KADAR HUKUK ÖZGÜR OLMALI,ÇİFTE STANDART UYGULAMAMALI TARZINDA KONUŞAN sn.BAŞBAKAN ŞİMDİ HUKUKA GÜVENİYORUZ DEMEK ZORUNDA. ZATEN SÖYLEDİKLERİ HEP DEMEK ZORUNDA OLDUKLARI.GERÇEK FİKİRLER CEMAATE AÇIKLANIYOR.
Aklıma birden rahmetlik Bülent Ecevit'in, Sezer ile görüşmesinden sonra kameralar karşısına çıkıp " BU BİR KRİZDİR" demesi geldi. Ben sıradan bir vatandaş olarak biliyorsam ki başbakan hapşurduğu zaman borsa sallanır, o da biliyordur herhalde başbakan kriz dediği zaman krizin çıkacağını. Nihayet de öyle olmuştu. Türkiye 20 yıl geriye gitti. Şimdi bakıyorum. Yine bir başbakan, partisine kapatılma davası açılmış bir başbakan, kameralar karşısına çıkıyor ve ah edip vah etmek yerine, birilerini suçlamak yerine sukunete ve sağ duyuya davet ediyor. Dava süreci başladığı günden beri sürekli bağırıp çağıran Baykal acaba başbakan ile aynı konumda olsaydı nasıl bir tavır sergilerdi. Sanırım partisini davadan kurtarmak için Türkiye'nin bir 20 yılını daha harcayacak davranışlarda bulunurdu. Başbakan'ı bu tavrı konusunda sonuna kadar destekliyorum. Kim ne derse desin, hangi müdehalelerde bulunulursa bulunsunlar biz Türk Milliyetçileri olarak ülkesine hizmet eden adamı severiz. Türküz deyip bir köşeye kıvrılıp yatanları değil.
akp ye oy vermedim fakat yapmıs oldugu ıcraatları desteklıyorum.Bu ülke bu gibi sorunlarla degıl her vatandasımız ve hükümet biz bu ülke için ne yapıyoruz ne yapmalıyız diye kendine sormalı.sade tohum için ödediğimiz 11 mılyar dolar bu ülkenin ziraat fakülteleri ne yapıyor merak ediyorum bundan sonraki oyumuda akp ye verecegim