19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Evren: Evet, derin devlet vardır

12 Eylül 1980 askeri darbesinin komutanı olan ve daha sonra da cumhurbaşkanlığı koltuğundan emekli olan Kenan Evren, Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat’ın ordu müdahalesi ve derin devletle ilgili sorularına yanıt verdi.

Evren’in açıklamasını SABAH gazetesinden alıntılayarak aktarıyoruz:

Yavuz DONAT / Sabah

Kenan Evren: Derin devlet... Evet... Var... Bir realite...


Muğla, Gökova, Sakar Geçidi derken... Otomobilimiz çiçek kokuları arasında, Marmaris yolunda ilerlerken...

Etrafı seyredip "Ormancı" gibi, "Çökertme" gibi, "Bodrum Hakimi" gibi Muğla türkülerini dinlerken... Bir de baktık Armutalan’dayız. 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in evinin önünde.

ERKEN BULUŞMA

30 Mart Çarşamba.

Saate baktık, 14.00. Oysa randevumuz saat 15.00’teydi. Çevrenin güzelliğini seyretmekten, saate bakmayı unutmuşuz.

Dedik ki:

- Biraz erken geldik... Kenan Paşa istirahatte olsa gerek... Biz biraz Marmaris’i, Armutalan’ı dolaşır, bir saat sonra döneriz.

Görevli güldü:

- Hayır, hayır... Bugün istirahati erken kestiler... Kalktılar, giyindiler, salonda sizi bekliyorlar.

MANZARA

Sağlıklı, neşeli, esprili..."Nasıl buldun bizim buraları?.. Ankara soğuk mu?.. Bak buraya bahar çoktan geldi, yaza girmek üzereyiz" diye karşıladı.

"Gel, önce balkondan sana manzarayı göstereyim" dedi. Manzara müthiş.

Aşağıda Marmaris... Deniz... Portakal bahçeleri... Çiçekler... Kuşlar... Kelebekler.

"Burada resim yapılır" dedik. "Yapıyorum zaten, gösteririm" dedi.

Sonra da "kibrit kutusu gibi üst üste binaları" işaret ettik. Evler sanki "birbirinin içine girmiş" gibi.

- Paşam bu ne çarpık yapılaşma böyle? "Evet, öyle, görüyorsun işte" dedi. Sonra salona geçtik.

SEÇİM VE...

Kenan Evren:

- Sayın Süleyman Demirel’in anlattıklarını okuyorum.

- Ne diyorsunuz?

- Sayın Demirel çok doğru söylüyor... Derin devlet bir realite... Derin devlet var... 14 Ekim 1979’da Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme seçimi ile boş bulunan beş milletvekilliği için ara seçim yapılmıştı.

- Evet... CHP kaybetmişti.

- CHP o zaman iktidardaydı... Sayın Ecevit de Başbakandı... 29 ilde seçim oldu... Adalet Partisi 33, CHP ise 12 senatör çıkardı.

- MSP 4, MHP de 1.

- Öyle olmuştu... 5 milletvekilliğinin 5’ini de Adalet Partisi kazanmıştı.

Evren Paşa anlatmaya devam etti:

- İşte o seçimden sonra sayın Ecevit, Başbakanlık’tan istifa etti... Hükümeti Süleyman bey kurdu... Ve bir şeyi fark etti.

- Başbakan Demirel 1979’da neyi fark etti?

- Devletin, devletliğini kaybettiğini fark etti...

Devletin, devlet hakimiyetini kuramadığını gördü... Yani sayın Demirel, 1979’da siyasi zaafı gördü... Yönetimin zaaf sergilediği yerde derin devletin kendiliğinden devreye girmiş olduğunu anladı... Doğrudur... Derin devlet vardır...

Evren: Artık kimse askeri müdahale beklemesin

Sayın Kenan Evren... Derin devlet?
- Sene 1979... 1980... Polis, polisliğini yapamıyor... Mahkemeler işlemiyor... Sokak gayri meşru güçlerle dolmuş... Yurtta huzur ve güvenlik kalmamış... Önüne gelen cinayet işliyor... Ya yakalanamıyor, ya cezaevinden kaçıyor.. Öyleyse, ne olacak?

- Sayın Evren... Derin devlet?
- Devlet zaaf gösterirse, derin devlet müdahale eder... Etmiştir... Kimse "paşam müdahale etmeyin" demedi... Bilakis "edin... El koyun" denildi.

Kenan Evren:
- Türkiye bunları atlattı... Türkiye, büyük tecrübe sahibi oldu... Siyasetçiler yaşadılar, gördüler, deneyim edindiler... Herkesin, yaşanan olaylardan ders çıkarması lazım... Türkiye bir kurumlar devleti... Herkes kurallara uysun... Devletin kurumları işlesin... Bu işler uyum içinde yürüsün... Ve artık kimse Türk Silahlı Kuvvetleri’nden bir müdahale beklemesin... Ordu, milletin gözbebeğidir... Ve vatan savunması görevini yapmaktadır... Politikanın dışındadır... Orduyu kimse rahatsız etmesin... Herkes, kendi işini en iyi şekilde yapmaya baksın.

Kenan Paşa: Ordu adına Genelkurmay Başkanı konuşur

Sayın Kenan Evren... Sayın Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ü izliyorsunuz.

- Elbette . . . 1980’de biz ihtilali yaptığımızda, Hilmi Paşa, yarbay rütbesindeydi... Milli Güvenlik Kurulu’nda görev yaptı... Çok sevdiğim bir komutan... Çalışkan, bilgili... İyi yabancı dili var... Deneyimli.

- Sayın Evren... Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Sayın Yaşar Büyükanıt’ı da yakından tanıyorsunuz.
- Henüz ihtilal yapmamıştık... Ben Genelkurmay Başkanı’ydım... Yaşar Paşa, yarbay rütbesi ile Genelkurmay Harekat Başkanlığı’nda çalışıyordu... Dikkatimi çekti... Ve yanımdaki komutanlara dedim ki: Bu yarbaya dikkat edin... İstikbal vaat ediyor... İleride büyük komutan olacak.

- Sayın Kenan Evren... Asker ve politika.
- Asker politikanın dışında.
- Ama geçmişte politikaya müdahale oldu.
- Yönetimde zaaf vardı, derin devlet devreye girdi, müdahale edildi... O zaman öyle gerekiyordu, gereği icra edildi... Asker, siyasetin dışındadır.

Kenan Evren:
- Ordu bir şey söyleyecekse, bunu Türk Silahlı Kuvvetleri adına bir kişi söyler: Genelkurmay Başkanı... Eğer daha alt kademelerde konuşma yapılmaya başlanırsa, bu daha da alt kademelere kadar iner... Bakarsın Ordu Komutanları konuşmaya başlar... Kolordu Komutanları ben de konuşurum der... Bu olmaz... Çizgiyi çekeceksin... Ordu konuşacaksa, kimin konuşacağı bellidir: Genelkurmay Başkanı.

Uğur Mumcu... Nazlı Ilıcak... Armutalan...

Kenan Evren:
- 12 Eylül ihtilalinden sonra zaman zaman gazeteleri kapattık... Neden kapattık?.. Sana anlatacağım... Ama her şey geldi, geçti... Kapattığımız gazetelerin bazı yazarlarıyla daha sonra konuştuk... Buraya, evime geldiler.
- Kimler?
- Nazlı hanım da (Ilıcak) geldi... Tanırsın, Nazlı hanım bir şeyi yazmayı kafasına koyduysa kimse engelleyemez... Onun yüzünden Tercüman’ı kapattık... İddialı bir yazar... Hatır için tek satır yazdıramazsın... Ama hapse de atsan, inandığını yazmaktan alıkoyamazsın.
- Başka kimler geldi?
- Çook... Uğur da geldi.
- Uğur Mumcu mu?
- Evet.
- Ne dedi?
- İmam Hatip’ler üzerine yazıyordu... Hangi dönemde daha çok açıldı diye... Bizim dönemi de eleştiriyordu... Geldi, konuştuk.
- Ne konuştunuz?
-Her şeyi... Bize karşıydı... Ama dürüst bir yazardı... İddiası, inancı vardı... Eğilmezdi... Bana bir şey daha söyledi.
- Neyi?
- Dedi ki... Paşam, sizi eleştiriyoruz... Eleştireceğiz de... Bu arada, eleştirecek bir şey var mı diye özel yaşamınızı, ailenizi araştırdım... Bir yolsuzluk falan bulur muyum diye... Bulsaydım, yazacaktım... Ama bulamadım ve o yönünüzü de takdir ettim... Bunları yüzüme söyledi.
- Ne dediniz?
- Çok düzgün bir yazardı... Gençti... Yazık oldu... Ziyadesiyle üzüldüm.
SABAH
Yayın Tarihi : 4 Nisan 2005 Pazartesi 10:41:35
Güncelleme :4 Nisan 2005 Pazartesi 13:36:08


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?