Bir dönem Galatasaray'da forma giyen Hollandalı yıldız Frank De Boer, eski teknik direktörü Fatih Terim'i ağır bir dille eleştirdi.
Futbolculuk hayatına nokta koyarak antrenörlüğü soyunan Hollandalı yıldız Frank De Boer, Galatasaray'dan ayrılışını "Kardeşim Ronald beni Glasgow'a götürerek borcunu ödedi" sözleriyle bir kurtuluş olarak gösterdi.
De Bour, Futbol Extra dergisindeki açıklamalarında şu anda kendisini çok iyi bir antrenör gibi hissettiğini belirterek, "Ajax'ın A1 takımının başına ve Hollanda Milli Takımı'nın asistanlığına getirilmekle iyi bir çıkış yaptım. Geçmiş, geçmişte kaldı. Bu işe başladığımda hâlâ bir futbolcu gibiydim, fakat şu an antrenörlüğü daha da benimsemeye başladım" dedi.
"Melankolik değilim"
De Boer, "Bu olaya yaklaşımın melankolik miydi? Yoksa bir daha dönüş olmayacağının farkında mıydın ?" sorusuna, "Hayır, öyle melankolik davranacak bir kişiliğe sahip değilim. Bu bir süreç ve bu hayatın bir parçası. Bir gün oluyor ve bitiyor. Bunu seçerken çok sağduyulu davrandım ve hâlâ kararımın arkasındayım. Eğer gerçekten çok istemiş olmasaydım, şu an hâlâ top oynuyor olurdum" diye konuştu.
"Katar'dan eşimin rahatsızlığı yüzünden döndüm"
Eşinin hastalığı nedeniyle ülkesine dönmek zorunda kaldığına da değinen Frank De Boer, "Eşim Hollanda'ya geri dönmeyi çok istediği için Katar'dan ayrıldım. Eşim epilepsi hastalığına yakanandı. O an aile bağlarını çok aradık. İlginin üzerinde olması gerekiyordu ama Katar'da bunu bulmamız mümkün değildi. Eğer yedi buçuk sene yurt dışında yaşamışsanız geri dönmeyi istemeniz pek çılgınca alınmış bir karar değildir.
Ben o an için tekrar Ajax'ta futbol oynayabileceğimi ümit etmiştim. O an için böyle bir imkan olmadı. Oysa bir yıl önce vardı. Daha önce Roland Koeman ile görüşmüştüm. Bana Julian Escude'yi alacaklarını söylemişti. Üstüne üstlük Ajax öyle hayal kırıklığı yaratan bir teklif yapmıştı ki ciddiye alınacak bir opsiyon yoktu. Katar'dan döndüğümde Ajax'ın bana futbolcu olarak ihtiyacı yoktu. Akabinde gelen antrenörlük kursu, otomatikman bu yöne doğru gitmeme sebep oldu ve antrenör oldum. Ama bugün bile futbolcu olarak Ajax'ta bulunabilirdim" şeklinde konuştu.
De Bour, "İçinde hâlâ bir futbolcu barındırıyor musun ?" sorusu üzerine, "Evet, fakat futbolla gerçekten vedalaştım. Olaya tamamen bu perspektiften bakmalıyım. Ben Ajax ile çıktığım ilk antrenmanlardaki çift kalede hiç zorlanmıyorum. Fakat takımda gerçekten yer almayı isterseniz bu tüm sezon için olmalıdır. Bu da hikâyenin en zor tarafı. Şu an iki yıldır bir şey yapmıyorum, o zaman olsa rahatlıkla olurdu" ifadelerini kullandı.
"G.Saray için pişman değilim"
Hollandalı yıldız oyuncu Frank De Boer, Galatasaray'a geldiği için pişman olmadığını belirterek, "Ben bilerek ve isteyerek seçimimi yapmıştım. Çok güzel bir kulüp Galatasaray. Her zaman Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ediyorlar ve İstanbul gibi harikulade bir şehrin takımı. Ben orada belki çok üst düzeyde değildim. Onların istediği bir şey vardı, o da hücum etmek. 19 yaşında bir stoper ile dört-beş adama karşı kalıyordum. O anda Ronald bana karşı borcunu Glasgow Rangers'ı ayarlayarak ödemiş oldu" dedi.
"Terim tam bir megolaman"
De Boer, o yıllarda takımın başında bulunan Fatih Terim hakkında da açıklamalarda bulunarak, "Bana göre Fatih Terim'in başı hâlâ göklerde, bulutların arasında geziyordu. 2000 yılında alınan UEFA Kupası'ndan dolayı. Ama şunu söyleyebilirim ki, çok mükemmel bir antrenör değildi. Kendisi futboldan çok dış görünüşüyle meşguldü. Benim hiçbir yerde görmediğim bir şeydi. Yarım sezonluk bir dönemde aynı kıyafetle diğer antrenmana çıksın. Her seferinde başka kıyafet giyerdi. Bu gerçekten inanılmazdı. Tam anlamıyla gerçek bir megalomandı" diye konuştu.
Görev yaptığı Ajax kulübü ile ilgili de konuşan De Boer, "Ajax'ta bulamadığım en belirgin şey özgüven ve oyunu okumak. Benim futbolcu olarak sahip olduğum şeyler yani. Baskı altında kaldıklarında hemen paniğe kapılıyorlar. Bu yüzden Barcelona ve Arsenal'i örnek gösterebilirim. O takımların orta saha oyuncularına bakın; sırtlarında rakip takım futbolcusu olduğu halde hiçbir şekilde yüzlerinin şekli değişmeden topu stop ederler. Aramızdaki fark bu.
Bizde biraz sıkıştıklarında uzun top atılır. Bu bizim oyunumuz değil. Ben topu istemekte çok cesur davranırdım. Rasmus Lindgren sol ayağını kullanmaz ve defans oynayabilecek tecrübesi de az. Bu yüzden topu istemekte çekingen kalıyor. Fakat futbol oyunu neyse öyle oynanmalı" şeklinde konuştu.