19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Fethullah Gülen sansürüne itiraz

Cumhuriyet avukatları Bülent Utku, Akın Atalay ve Tora Pekin; Hikmet Çetinkaya’nın kaleme aldığı ’’Fethullah Gülen’in 40 Yıllık Yol Arkadaşı Nurettin Veren Anlatıyor’’ başlıklı yazı dizisinin durdurulmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz etti.

Avukatlarımızca mahkemeye sunulan dilekçede, ’’Böylesi bir yayın yasağı kararı, kararın hedefinden ve kararı verenin niyetinden bağımsız olarak, hakkında yayın yasağı kararı verilen kişiye, Fethullah Gülen’e ayrıcalık, eleştirilemezlik, dokunulmazlık sağlamaktadır’’ denildi.

Cumhuriyet’in itirazı 15 Mart 2005 tarihinde yapılacak olan duruşmada karara bağlanacak. Avukatlarımızın mahkemeye sunduğu dilekçede, mahkemenin kararına öncelikle yetki yönünden itiraz edildi.

Dilekçede özetle şu ifadelere yer verildi: ’’Anayasanın 28. maddesinde ’Basın hürdür, sansür edilemez’ temel ilkesi belirtilmiştir. Bu nedenle, kişilik haklarının korunması gerekçesiyle bile olsa, devam etmekte olan bir yayının -içeriği dahi bilinmeden- önlenmesine, yasaklanmasına yönelik her tedbir ve karar da sansür niteliğindedir.

Anayasanın 26. maddesinde sınırlama sebepleri sayılmıştır. Burada söz konusu olan kavram ise ’yasaklama’ değil, ’sınırlama’ kavramıdır. Nitekim, basın özgürlüğü de tüm diğer özgürlükler gibi sınırlanabilecek, ancak sansür niteliğinde olacak şekilde yasaklama söz konusu olamayacaktır. Sınırlama ise, bir haber ve yazı nedeniyle, başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla yasalar ile yapılmıştır. Nitekim gerek Ceza Kanunu ile (hakaret ve sövme suçları) gerek Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu ile (maddi ve manevi tazminat davaları), gerekse basın kanunu ile (tekzip) basın özgürlüğü sınırlandırılmıştır. Ancak, hiçbir zaman ’yasaklanmamıştır’.

’Kişilik haklarına saldırı yok’

Sayın mahkemenin ihtiyati tedbir kararını veriş gerekçesi yalnızca; ’davacının, kişilik haklarına saldırı olacağını belirtmiş olmasıdır’. Yalnızca, davacının belirttiği beyanları ve bu beyanlara eklediği tek yanlı belgeleri, basın özgürlüğü açısından çok önemli vahim sonuçlar yaratacak şekilde, ihtiyati tedbir kararı vermek için yeterli görmek kanımızca doğru değildir. Üstelik, davacı yanın eklediği belgeler arasında Cumhuriyet gazetesinde röportajı yayımlanan kişinin (davalı Nurettin Veren ), daha önceki tarihlerde başkaca yayın organlarında da röportajının yayımlandığı ve bu yayınlarda da, benzer açıklamalarda bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, davacının kişilik haklarına zarar veren bir durum söz konusu ise, bu durum Cumhuriyet gazetesinin yayınından önce zaten gerçekleşmiş olmaktadır. Belirtilen nedenle, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için ’tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan’ bir durum olayımızda mevcut değildir.

Önemle belirtmek isteriz ki, sayın mahkemenin davacıların talebi üzerine vermiş olduğu tedbir kararı, sıradan bir ihtiyati tedbir olarak görülemez ve değerlendirilemez. Çünkü, verilen karar bir yayın yasağı kararıdır. ’Ve de öyle bir yayın yasağı kararıdır ki, ne yazılacağı, ne yorum ve eleştiri olacağı hakkında somut hiçbir bilgi sahibi olunmadan verilmiştir’ Böylesi bir yayın yasağı kararı ise, kararın hedefinden ve kararı verenin niyetinden bağımsız olarak hakkında yayın yasağı kararı verilen kişiye, Fethullah Gülen’e ayrıcalık, eleştirilemezlik, dokunulmazlık sağlamaktadır. Bir tarafta, daha önce yayımlanmış ve kamuoyunun bilgi sahibi olduğu, kamuoyunun gündemindeki bir kişiye ait siyasal eleştiriler; diğer yanda bir toplumun demokratik bir toplum olup olmamasının belirlenmesindeki en önemli ölçü sayılan ifade, eleştiri ve basın özgürlüğü sözkonusudur.

’Karar yanlış ve hukuka aykırı’

Bir kişiye yönelik siyasal eleştirileri, sırf davacının beyanlarına dayanarak engellemek ve sonuçta sansüre yol açacak nitelikte bir karar ile basın özgürlüğünü zedelemek hukuken de anlaşılabilir bir durum değildir."

Dilekçenin sonuç bölümünde ’’Basın toplum için yararlı, iyi olduğunu gördüğü olayları övmeli, olumsuz olayları da eleştirmeli ve bunları toplumun gündemine taşımalıdır; ki toplumda bir ilerleme sağlanabilsin. Verilen ihtiyati tedbir kararı, bu ilkeler ışığında ele alındığında yanlış ve hukuka aykırı olmuştur’’ denilerek şunlar dile getirildi:

’’ ’davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı ve yapılan yayının hukuka uygun olduğu ekli belgelerle de belirtildiğinden’, sayın mahkemece verilen ve Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmakta olan Fethullah Gülen ile ilgili yazı dizisinin yayımının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini saygı ile dileriz.’’

İhtiyati tedbir kararı verilmişti

Fethullah Gülen, Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya’nın kaleme aldığı ve 1 Mart’tan 3 Mart’a kadar gazetemizde yayımlanan yazı dizisinin ’’kişilik haklarını ihlal ettiğini’’ gerekçe göstererek yazı dizisine ihtiyati tedbir kararı aldırmıştı.

Çetinkaya’nın Gülen’in 40 yıllık arkadaşı Nurettin Veren ile yaptığı röportajı içeren yazı dizisinde Veren’in Gülen ile ilgili çarpıcı iddiaları yer almıştı.

’Gülen sinsi propaganda içinde’

CHP Grup Başkanvekili Ali Topuz, Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya’nın yazı dizisinin durdurulmasını ’’yargı yoluyla sansür, basın ve düşünce özgürlüğüne saldırı’’ olarak nitelendirdi.

Topuz, ’’Fetullah Gülen hareketi, devleti içinden ele geçirmeye dönük sinsi bir propaganda içindedir. Bu harekete bu kadar müsamaha edilmesi gelecekte telafisi mümkün olmayan ağır sonuçlar yaratır’’ dedi.

Topuz, dün parlamentoda milletvekilleri Yakup Kepenek, Mustafa Gazalcı ve Feramus Şahin’le birlikte düzenlediği basın toplantısında Çetinkaya’nın yazı dizisinin durdurulmasıyla ilgili değerlendirmeler yaptı.

Amacının yargı kararını eleştirmek değil, ortaya çıkan sonuçla ilgili değerlendirmeler yapmak olduğunu vurgulayan Topuz, ’’Yayın yasağı düşünceyi açıklama özgürlüğüne ağır bir darbedir. Dizinin yayımlanan bölümlerini bir kez daha okudum, Gülen’in kişilik haklarının nasıl ihlal edildiğini anlamaya çalıştım. Bir tek kelime göremedim. Çok açık bir özel tercih kullanıldığı anlaşılıyor. Yargı yoluyla sansür uygulanması anlamını taşıyor’’ dedi.

Gülen’le ilgili birçok haber yayımlandığına dikkat çeken Topuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Başbakan ne tepki gösterecek?

’’Diğer yayınlarla ilgili bir şey olmadı ama eleştirmeye dönük, hareketin içinden gelen birinin gerçekleri açıklamasına sansür getirildi. Öteki yazılanlarla ilgili olarak kimsenin kılı kıpırdamadı. Mahkeme, yayımlanmayan bölümlerde Gülen’in kişilik haklarının çiğnenebileceği görüşüne dayanarak karar aldı. Bunu hukukçular tartışıyor. Türkiye, bir zamanlar şiir okudu diye kendisine yasak getirildiğini söyleyen bir Başbakan tarafından yönetiliyor. Başbakan işine geldiği zaman, çağdaşlıktan, düşünce özgürlüğünden yana. Şimdi nasıl bir tepki göstereceğini bekliyoruz. Yapılan basın ve düşünce özgürlüğüne saldırıdır. Sayın Çetinkaya’yı da kutluyorum. Özellikle siyasal İslam hareketlerini uzun süredir yakından izliyor. Kendisinin susturulması ya da kaleminin kırılması isteniyor. Cumhuriyet gazetesi de, Çetinkaya da bu baskılara boyun eğmeyecektir.’’

Cumhuriyetin temel ilkelerini zedelemeye, devleti din devletine dönüştürmeye dönük akımların giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Topuz, ’’80 yıldır sinsi bir şekilde çabalar yürütülüyordu. AKP tarafından fiili uygulama biçimine dönüştürüldü. Laik, demokratik cumhuriyetin temel niteliklerini zedelemeye dönük uygulamalar adım adım yürütülüyor. Başbakanlık Müsteşarı hâlâ yerinde oturuyor’’ dedi.

Topuz, ’’Gülen hareketinin devleti içinden ele geçirmeye dönük sinsi bir propaganda içinde olduğunu’’ vurgularken, ’’Bunu gizlemiyor da. TSK’ye giremiyoruz, orada laiklik savunucuları var, diyor. Gülen hareketine bu kadar müsamaha edilmesi ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaratır’’ dedi. Topuz, ’’kimsenin ülkeyi İran, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan haline getiremeyeceğini, Türkiye’yi geri götürmeye dönük girişimlerin önünün alınması için bu iktidardan kurtulmak gerektiğini’’ diye konuştu.

Topuz, bir soru üzerine ’’İslami hareketlerin yargının içine de girmeye çalıştıklarını’’ söylerken, ’’TSK’ye de girmek istiyorlar. Ancak, yayın durdurma kararıyla ilgili olarak böyle bir suçlama yapmıyorum. Genel çerçevede bir değerlendirme yapıyorum’’ dedi.


CUMHURİYET
Yayın Tarihi : 5 Mart 2005 Cumartesi 13:05:55
Güncelleme :5 Mart 2005 Cumartesi 13:07:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?