CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Japonya Büyükelçiliği'ndeki konuşmasına müdahalesine ilişkin, "Protokolde temsil yetkisi yok. Emine Hanım değil benim eşim de olsa müdahale ederdim" dedi.
Genç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Japonya Büyükelçiliği'nde Emine Erdoğan'ın konuşması sırasında, protokolde temsil yetkisi olmaması nedeniyle "Hangi sıfatla konuşuyorsun" dediğini, ancak bunu Emine Erdoğan'ın duymadığını savundu. Genç, bu sırada korumaların kendisine müdahale ettiğini, ardından da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın geldiğini anlattı.
Bu olayda hiçbir hatasının olmadığını savunan Genç, şunları söyledi:
"Devletin protokolüne ters düşen her harekete müdahale ederim. Emine hanım olmasaydı da Tayyip Erdoğan'ın oğlu da olsaydı müdahale ederdim. Burada bir hakaret yok. Kadına karşı bir şiddet değildi bu. Benim hiçbir zaman kadınlara karşı en ufak bir saygısızlığım yoktur. Ama şimdi linç kampanyası ile karşı karşıyayım. Bu ruh bu bedenden çıkmadıkça ben mücadeleme devam edeceğim. Ben burada kendimi hatalı hissetsem partimden de milletvekilliğinden de istifa ederim."
Genç, "yine olsa yine aynı tepkiyi göstereceğini" belirterek, "Emine Hanım değil benim eşim de olsa müdahale ederdim" dedi.
Kendisine yönelik "sarhoştu" şeklinde ithamlarda bulunulduğunu kaydeden Genç, hayatı boyunca sarhoş olduğuna dair bir anısının bulunmadığını anlattı.
Kamer Genç, bir soru üzerine, partisinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine bu konuda bir şey sormadığını, sorması halinde olayın özünü anlatabileceğini söyledi.
Bu olayı siyasî yönünden değil de, sosyo-psikolojik olarak açıklamak gereksinimini duydum ve Sayın Kamer Genç'i hem haklı, hem de haksız buldum.
Şöyle ki;
Sayın Genç'in bu davranışında yanlışları şunlardır:
~ Kadınlara saygı duyulmalıdır
~ Bilhassa bir Parti mensubu olan ve de türbanlı olan kadınlarımızın
konuşmalarına veya fikir beyan etmelerine müdahale gösterilmemelidir
~ Bir dayanakları olan bu muhterem hanımefendilere saygıda bir
kusur edilmemelidir
Sayın Genç'in doğruları ise şunlardır:
~ Ülkemizde, ne yazık ki, kadınlarımıza -malum kesimlerce- saygı
duyulmamaktadır
~ Gene ülkemizde yeterli bir merci nin yoksunluğundan dolayı, her geçen gün
kadın katliamları artmaktadır
~ Mutfaklarında sönen ateşi protesto etmek için başkaldıran kadınların
ellerindeki tencere ve tavalar başlarına geçirilmektedir
~ Gezilerde demokrasinin ilkelerini savunan kadınlarımız ya saçlarından
tutulup yerlerde sürüklenmekteler, veya yüzlerine biber gazı
sıkılmaktadır
(hây, önceden "- birdaha yapmam dediysem de, bu yorumum gene 'illet siyaset' niteliğinde oldu !" )
Bazi siyasetcilerimiz yaptiklari cikislarla, ve bu cikislarda konusma, ve tavirlarinla, kendi kendilerine gelin güvey olmaktadirlar. Sonradan da bu cikislarinla konusmalarinda hakli olduklarini buna birde ben isimi vazifemi yapiyorum`u eklemekle ispat etmis olmalaridir. Vazife islerini yaptiklarini, kabul etsek bile,allah rahmet eylesin Anamin bana söyledigi sözü yine aklima getirdiler.Daha ise baslarken, sictin sivadin birak birak hay senin yapacagin ise böyle ise baslayistan o isten zaten hayir gelmez derdi. Bende diyorumki böyle cikislarla, böyle bagirislarla, bir ise baslanmaz ve böyle islerden hayir gelmez. Bu bagiris cikislarda kim ne is yapmistir zaten ortadadir. Sadece belli belirsiz yerlerde zamanlarda cikislarda bir isim bir söhret yapar bu söhrettede iki yol vardir. Iyi söhret, kötü söhret, eskiden sadece tek söhret vardi. Simdiki zamanda millet bunun bilincine erdi kötü ve iyi söhreti ayirir oldu.acaba bu kisler hala eski kafa söhretindemiler diye kendi kendime soruyorum.Söhret olayimda nasil olursa olsun.Benim bir ricam var. "lütfen" agiz kavgalarini cikislari vs. birakalim Efendi Efendi bir isler yapalim. Bu isleri görelim hep beraber güzelleikleri paylasalim artik.Yada susunda bari adam......tövbe tövbe.Ne olacak bu halimiz bizim.