Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Abdüllatif Şener'in AK Parti treninden indiğini söyleyerek, 'Başbakan bizim trenden inen olmaz dememiş. Bu insanın artık kendi karakteri. İnen de olabilir. İnerse siyasi hayatı biter' dedi.
Uzun bir süredir Türkiye'nin en çok konuştuğu belediye başkanı Melih Gökçek. Herkese göre konuşulmasının, tartışılmasının bir sebebi var. Ancak geçtiğimiz yazdan bu yana gündeme gelme sebeplerinin başında "su" geliyor. Gökçek, geçen yaz susuzluktan, bu yıl ise getirdiği suda boğulmak üzere mi? Kapatma davası sırasında rolü oldu mu? Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile diyaloğu ve samimiyeti ne? Paksüt'ün eşi Ferda Hanım Belediye şirketinde neden görev aldı? Erdoğan'a yasak gelmesi halinde Gökçek meydanlara çıkar mı? Soruların ardı arkası kesilmiyor. Gökçek sadece Ankara'da değil, artık tüm Türkiye'nin tartıştığı isim. Biz de tüm Türkiye'nin merak ettiklerini konuştuk.
Beni CHP devirmek istiyor dediniz. Aynı şekilde de AK Parti içinde de sizi devirmek isteyenlerin olduğu söyleniyor. Buna katılıyor musunuz?
Katılıyorum.
Ak Parti içinde sizi niye devirmek istiyorlar?
Bu soruyu sorduğunuza göre kimler olduğunu biliyorsunuzdur. O kişilere gidip Melih Gökçek'in hakkında niye konuşuyorsunuz diye sormak lazım.
Yoğun bir şekilde Başbakan ve sizin aranızın açık olduğu konuşuluyor. Bu kez başbakanın sizi aday göstermeyeceği yönünde spekülâsyonlar yapılıyor.
Çatlasalar da patlasalar da başbakanla bizim aramızı açamazlar. Avuçlarını yalarlar.
Peki, başbakanın sizi aday göstermeme ihtimali var mı?
Ben şahsen öyle bir endişe taşımıyorum. En ufak bir endişe taşımıyorum.
Sayın başbakanla hangi sıklıkta görüşüyorsunuz?
İhtiyaç duyduğum her an giderim görüşürüm. Derdimi de anlatırım. Bazen iki gün üst üste konuşurum, bazen bir ay konuşmam. İhtiyaç duyduğum anda başbakana ulaşamam diye bir şey söz konusu olmaz.
AK Parti'nin kuruluşu sırasında siz de bir parti kuruluşu hazırlığı içerisindeydiniz.
Öyle idi o zaman. Başbakanın partinin başında olmama durumu söz konusu idi. Yasaklı hali gündem de idi. Yasaklı hali kalktıktan sonra olay da bitti.
Şimdi Başbakan'ın yine yasaklı olmasıyla ya da olabilirliğiyle ilgili bir süreç yaşıyoruz. Sizin daha önce yasaklı döneminde olduğu gibi yeni bir parti ve liderlik hazırlıklarınız olduğu iddia ediliyor.
Böyle bir hazırlığı yapmayı kendim için şerefsizlik adlederim. Böyle bir olay kesinlikle yoktur. İspat etsinler siyaseti bırakırım. Partinin içinde sizinle ilgili dedi kodu yapanlar dediniz, evet bunu yapanlar bunu da çıkarıyorlar. Parti kapatıldığı taktirde kendi içerimizde Sayın Tayyip Erdoğan'ın düşeceği sıkıntı üzerine ikbal bekleyen kim varsa, o şerefsizdir dedim.
Peki ikbal bekleyenler var mı AK Parti içinde?
Elbette olabilir, niye olmasın?
Kimler bunlar?
O bana düşmez, siz arayın bulun.
Size göre böyle birileri var ama değil mi?
Maalesef vardır. Olmaz mı?
Ak Parti bölünür mü? Başbakan, "trenden inen bir daha binemez" dedi.
Trenden inen her zaman olur. Ama trenden inenler yapacağını kendilerine yaparlar. Çünkü bugüne kadar siyasal mücadelelere bakın. Kim kalkıp da trenden inmişse siyasi hayatı da bitmiştir.
Abdüllatif Şener trenden indi mi?
Abdüllatif Şener indi. Şimdi yok işte. Şimdi örnek bu. AK Parti'nin treninden inen olabilir mi? Olabilir ama başbakanımız ne demiş? Bizim trenden inen olmaz dememiş. Bu insanın artık kendi karakteri. İnen de olabilir. İnerse siyasi hayatı biter, bu kadar açık.
Başbakan yasaklanırsa sizi tavsiye eder mi?
Artık kapılsa da, kapatılmasa da bu hareketin lideri olarak yine yoluna devam edecek. Kapatılsa da, bu işin lideri olarak devam edecek. Parti kapatılsa yeni bir siyasi hareket olacak olsa tamam. Recep Tayyip Erdoğan 'ın siyasete girmesi yasak ama kimi tavsiye ediyorsun diye sorulacak, onun tavsiyesi partisinin dışında bir başka liderin çıkacağına ben ihtimal vermiyorum. Benim böyle bir talebim yok.
Sizi herkes çok eleştiriyor. Ama siz aynı zamanda da herkesle de çok barışık bir insansınız. İşte gerektiğinde Deniz Baykal'la oturuyorsunuz, sohbet ediyorsunuz, davet ediyorsunuz, buluşabiliyorsunuz. Yani bütün partilere açıksınız, bu nasıl oluyor?
Ben hayatım boyunca hep diyalog kurdum. Televizyonda hakkımı hiçbir zaman yedirmedim. Kavgacı değilim ama hakkımı yedirmem.
Yeni hayalleriniz var mı?
Çok. O da seçimde. Şimdi olur mu?
Eşiniz Nevin Hanımı da duyuyorum sabah çıkıp gecekondu gezdiğini ve erzak götürdüğünü
Benden iyi bilir Ankara'yı.
Ankara geçen yaz susuzdu, kıyamet kopmuştu.Bu yaz su geldi ama yine kıyamet kopuyor. Çünkü gelen suyun zehirli olduğu söyleniyor. Nedir bu Ankara'nın sudan çektiği yada sizin sudan çektiğiniz?
Bizim suyumuzda zehir yok ama bazı insanların maalesef ağzında zehir var. Zehir saçıyorlar. Bu konuda üniversitelerin raporu var.Hıfzısıhha'nın raporu var. DSİ'nin raporu var. Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin, Kimya Mühendisleri Odası'nın yaptığı raporlar var.
Siz çok tecrübeli bir belediye başkanısınız. Bu suyu getirmeden önce niye bu tip kurumlara gidip raporlar almadınız? Niye kamuoyuna 21 gün sonra bu suyun kullanıldığını haber verdiniz?
ASKİ olarak bütün Türkiye'deki su kuruluşlarına bakın, hiç biri günlük analiz raporu yayınlamazlar. Mesela İzmir'dekine bakın hiçbir şey bulamazlar.
Niye açıklama için 21 gün beklediniz? Ankaralıları kobay gibi mi kullandınız? Bunun bir sebebi var mı?
Tabi var. Dedik ki, "Önce suyumuzu verelim. 21 gün sonra ishal vakalarını olmadığını görelim, gördükten sonra bazılarının ajitasyon yapmasını önleyelim." Çünkü bunlar, bazı sivil toplum örgütleri, bazı odalar, müşterek toplantı yaptılar. Bu su, 20 seneden belli Kırıkkale'de, Keskin'de 40 seneden beri, Kesiköprü'de 100 senedir kullanılıyor. Kesikköprü'de arıtılmadan içilerek kullanılıyordu. Hal böyle olunca, "oradaki insanlar kobay mıydı" diye sormak lazımdı. Biz bilimsel verilerle vererek getiriyoruz.
"Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak noter huzurunda, herhangi bir semt seçmeden, alınan tüm suları noter huzurunda tespitinin yapılmasına, her türlü sağlık raporunun çıkarılmasına hazırım" diyebiliyor musunuz?
Diyorum ve biz bunu önümüzdeki perşembe-cuma gününe yetiştirmek istiyorum. Yetiştiremezsem, önümüzdeki hafta ben resmi olarak Türkiye'deki üniversitelerden buraya yönetici çağıracağım. Suyu müşterek olarak almamızı teklif edeceğim.
Biri geldi tahili yaptı. Sizi de haksız çıkardı, ne yapacaksınız o zaman?
Beni haksız çıkartamaz, şöyle bizim sularımız sadece bizim tarafımızdan tahlil edilmiyor. Hıfzısıhha kurumu akredite edilmiş bir kuruluş, bu kuruluş devamlı olarak, onlar da günlük olarak bizim sulardan numune alıyor.
Niye hep size dil uzatılıyor.
Adam diyor ki, on beş yıldan beri bu belediye başkanı burada diyor. Şimdi CHP Genel Sekreteri Sav gazetelerde var. Ankara'nın yakasına kene gibi yapışan Melih Gökçek'ten Ankara'yı kurtaracağız diyor.
Peki sizi yıkabilmek mümkün mü?
Benim arkamda halk var. Ben halka vereceğim hesabımı. Halk bilmiyor mu bunların ajitasyon yaptığını. Şimdi sokağı çıkın "Ankara suyunun zehirli olduğunu iddia edenler var, inanıyor musunuz? Melih'e mi inanıyorsunuz diye" sorun. On kişinin 7-8'i yine bana inanır.
Bu konuda anket yaptınız mı?
Yaptım. Yüzde seksen itibariyle vatandaş inanıyor yaklaşık. Yüzde yirmi de inanıyor aslında ama buna rağmen siyasi olarak olaya bakıyorlar.
PAKSÜT'ÜN EŞİ 5 AY 1.5 BİN YTL'YE ÇALIŞTI
Peki, çok önemli bir olay yaşandı Osman Paksüt ile ilgili. Ve yine her yerde sizin adınız olduğu gibi, o olayda da sizin adınız geçti. Osman Paksüt ile ne kadar yakınsınız? Eşinin sizin bir şirketinizde yönetim kurulu üyesi olduğu iddia ediliyor. Ne zamandan beri yönetim kurulu üyesi?
Yargı camiasında, Anayasa Mahkemesi de dahil olmak üzere tanıştığım pek çok insanlar var. Osman Paksüt de bunlardan birisidir. Yönetim kurulu üyesiydi. Zannediyorum üç dört ay kadar yaptı. Bu dava olur olmaz, üç gün sonra istifa etti. Beş ay yönetim kurulu üyeliği yaptı. Zannediyorum 1.5 bin YTL. Bazı insanlar böyle bir yönetim kuruluna yakınlık dolayısıyla insanlara bazı iftiralar atmaya kalkıyorlar. Bir insanın 7.5 bin YTL karşılığı yanlış bir iş yapması mümkün mü? Böyle bir şerefsizlik söz konusu olabilir mi? Bu konuda Ferda Hanım'a yöneltilen suçlamaların hepsi büyük bir iftiradır.
CHP'DE ERZAK DAĞITMAYA BAŞLADI
Erzak dağıtımı eleştiriliyor... Ankara'nın ne kadar fakiri var?
Bakın her ülkenin fakirleri vardır. Newyork'ta dahi baktığınız zaman, sokakta kartonların içinde yatan insanları görürsünüz. Bu bütün dünyada var. Biz Ankara da 120 bin aile civarında aileye gıda veriyoruz. Ama 120 bin aile Ankara'nın aşağı yukarı altı buçuk yedide biri. Bütçesini belediyenin bütçesinden sağlıyorum. "Ankara'yı dilenci kenti haline getirdi Melih Gökçek" dedi CHP'li milletvekili. Bunu söyleyen, ondan sonra baktılar ki çaresi yok. Çankaya Belediyesi CHP'li, bedava gıda dağıtan bir market kurmaya başladı. Taklit etmek zorundalar bizi, bu işi biz biliriz.
MELİH GÖKÇEK KİMDİR
Melih Gökçek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni, Gazi Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulunu bitirdi. Parlamento muhabirliği yapan Gökçek, Çalışma Bakanlığı'nda Özel Kalem Müdür muavinliği yaptı. 1984'te Anavatan Partisi'nden Keçiören Belediye Başkanlığı'na seçildi. 1991'de Refah Partisi'ne geçen Gökçek aynı yıl içinde Keçiören bölgesinden Ankara Milletvekili oldu. 1994'te Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildi. 1999'da ikinci kez aynı göreve seçilen Gökçek, Ankara tarihinde ilk kez iki dönem üst üste Büyükşehir belediye başkanlığına seçilen kişi oldu.
Başarı nedir? Ülke genelinde; %50si açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş bir halk. %20si uzun süredir işsiz bir işsizler ordusu. Devletin DemirÇelik fabrikaları, rafinerileri, bankaları, sigorta şirketleri, havaalanları, limanları, Tekel'i, Türktelekom'u, maden yatakları, değerli arsaları ve ormanları yabancılara satılmış. Dış borç katlanarak artmış. Vadesi gelen borçlar, dünyanın en yüksek faiz oranı ödenerek bulunmaya çalışılan yeni borçlarla kapatılmaya çalılıyor. Enflasyon hedefleri çoktan aşılmış. Başkent genelinde; Halktan peşin tahsil edilen ancak BOTAŞ'a ödenmeyen paralar nedeniyle Başkent doğalgazsız kalma noktasına gelmiş. Belediye'nin taktığı borçlar yasa ile halka ödettirilmeye çalışılıyor. Başkent yaz ortasında susuz kalıyor. Şehrin su sorunu, halkın bilgisi dışında içinde olması gerekenin iki katı arsenik bulunan Kızılırmak suyuyla çözülmeye çalışılıyor. Halkının su sorununu çözemeyen belediye fantezi olsun diye halka meyve suyu içirmek için şirket kuruyor. Yandaş yöneticiler şirketin içini boşaltıp götürdükleri paralarla kendilerine Mekke'de Zemzem kulelerinden devre mülk satın alarak işledikleri günahı sevaba dönüştürme gayretinde. Şaşmayalım, ağababaları da milletin 1 trilyonunu götürmüştü. Önlerinde iyi örnek olsa, herhalde onu taklit ederlerdi. İŞTE BEN BUNA BAŞARI derim.
DEVAMI) ZATEN CHP ALTI ÜSTÜ KOPYADIR KENDİ ÜRETTİĞİ BİR FİKİR VE ÇALIŞMA YOK HEP BAŞKALARI TAKLİT ETMEKLE AYAKTA KALMAYA MÜCADELE EDİYOR. CHP NİN TABANINA BİŞİ DEMEM AMA ŞİMDİKİ CHP TÜRKİYEDE NE YAPMIŞ BİRİ ÇIKIP SÖYLESİN SADECE BUNU YAPMIŞ CHP YANLIŞ İNSANLARA EMANET EDİLMİŞ?
Tarikatların gölgesinde politika yapam siyasal islam, tren edebiyatı ile yoluna devam ediyor. Daha önce demokrasi için, kendi amaçlarına hizmette kullanılacak bir araç gözüyle bakarak tren benzetmesi yapmışlardı. "Gerekirse binilebilir, ama istedikleri durakta durduğunda inilebilir." Siyasal islamın her tren serüvenini; biletsiz ve başka bir yöne gitme arzusuyla başladığı için hangi istasyonda inmeleri konusunda sık sık kendi aralarında yaşadıkları tereddüt nedeniyle sıklıkla trenden atılmayla sonuçlandığı hepimizin malumudur. Dönüp arkalarına bakarlarsa şu an kondoktörle tartışmaları öncesinde de 4 defa aynı nedenle demokrasi treninden atılmışlar ve her defasında belli süre trene binmeme cezası almışlardır. Bırakın tren görevlilerini, biletli yolcuların çoğu tarafından tanınan bu insanlardaki tren sevdası onlar açısından umarsız bir derttir. Şimdi AKP treni diye yeni bir katar oluşturma gayretindeler. Rotası karanlık olan bu korku treninden inenler bir daha binemezlermiş. Sevsinler arkadaşların ifade şekillerini, acaba bu treni hangi demiryolunda yürütmeyi düşünürler. Büyük bölümü cumhuriyet döneminde, batı ile entegre olacak çağdaş ve laik normlar esas alınarak döşenmiş raylar üzerinde mi, yoksa sonu karanlığa doğru uzayan, lunaparklardaki korku tünellerinin benzeri tünellerle dolu kendi raylarının güzergahı üzerinde mi? Mevcut ray sisteminin AKP treni için uygun olmadığı; iktidarları döneminde yoldan çıkan, devrilen, yolcuları telef olan tren kazalarının sıklığı ile sabittir. Onlar halen hep beraber bir yandan kondoktörün etrafını sarmış tartışmalarını sürdürürken, öte yandan beraberlerinde getirdikleri kumanyaları diğer yolculara dağıtarak onların desteğini de kazanma derdinler. Biletli yolcular ise; daha önceki biletsiz seyahatında, trenin kasasından 1 trilyon götürdüğü yargı kararıyla kesinleşen, şu anda kondoktörü cember içine almış arkadaşların ağababalarının yataklı vagonda seyahat etmesi sağlanarak, götürdüklerinin nasıl geri alındığını merakla öğrenmeye çalışıyorlar. Kasası boş bir trendeki bu merakın bedelini de, ceplerinin ve bavullarının boşaltılması ile ödediklerinin farkına vardıklarında tepkilerini birlikte izleyeceğiz. Korkarım tren bu sefer, kondoktörle tartışması sürenlerin yandaşlarının raylarıda söküp götürmesi nedeniyle devrilecek. Ne diyelim. Allah selamet versin!
SAYIN MELİH GÖKÇEK ÇOK BAŞARILI VE ÇOK DEĞERLİ BİR İNSANDIR HELAL SÜTEMMİŞ VE ZATİ MEKAMINDA ÇOK ENDER RASTLANAN BİR SİYASET ADAMIDIR ANKARANIN İHTİYA ODUR BAŞKADA YOK DİYE DÜŞÜNÜYORUM HEM ANKARA İÇİNDE ÇOK İYİ ŞEYLER DÜŞÜNMÜŞ VE YAPMAYA GAYRET CABA GÖSTERMİŞ BÖYLE ENDER RASTLANAN BAŞKAN TABİKİ HEM BİLİNCİYLE HEMDE İNSANA OLAN SEVGİSİYLE BAŞARAMAYACAK HİÇ BİR ŞEY YOK. O ÖRNEK BİR İNSANDIR. BAŞARILARIMIN DEVAMINI DİLİYOR SAYGILARIMI SUNUYORUM
Arkadasim fazla yazarak laf kalabalikligi yapmayin .Tayibinde ,Gokcek inde nasil basarili oldugunu birak Turkiye tum dunya biliyor.Gerisi bos.