Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin Wikileaks belgeleri Ergenekon'la benzer işi yaptığı için, sorgusuz sualsiz Wikileaks belgelerine sarıldığını belirterek, "En sert şekilde böyle bir şey olmadığını söylediğimizde, yüzleri kızaracağı yerde, 'belgesini getir' diyor. Sen 12 Eylül halk oylamasında gidip muhtardan belgeni alamadın, oy kullanamadın. Şimdi kalkmış belge istiyorsun. Belge kim sen kim?" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başbakan Erdoğan, belediye başkanlığı döneminde çeşitli gazetelere para aktardıkları yönünde CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın iddiaları olduğunu, o dönemde dokunulmazlığı olmadığı halde CHP'nin konuyu yargıya götürmediğini söyledi. Erdoğan, "Yaptıkları müracaatı da o zamanın hükümeti karşılıksız bıraktı. Olmayan şeyin delili olmaz ki. Bu neticeleri alamadıkları halde, müflis tüccar eski defterleri karıştırır dururmuş" diye konuştu.
"HER BOYAYI BOYADIN, BİR FISTIK YEŞİLİ KALDI"
CHP'nin geçmişte Ergenekon avukatlığı yaptığını belirten Erdoğan, "Geçmişte Ergenekon'dan besleniyorlardı. Şimdi o kaynakları kuruduğu için ona benzer başka kaynaklar aramaya başladılar. Baktılar ki Wikileaks belgeleri Ergenekon'la benzer bir işi yapıyor; sorgusuz sualsiz Wikileaks belgelerine sarıldılar. İftirayı bile kendileri üretemiyor, yabancı diplomatlardan ödünç alıyor. Yabancı internet sitelerinin iftiralarının borazanlığını yapıyor. En sert şekilde böyle bir şey olmadığını söylediğimizde, yüzleri kızaracağı yerde, 'belgesini getir' diyor. Sen 12 Eylül halk oylamasında gidip muhtardan belgeni alamadın, oy kullanamadın. Şimdi kalkmış belge istiyorsun. Belge kim sen kim? Ben, 'ispat edin hesapları bulun hesaptaki paraları size bağışlayacağım' diyorum. Açıklama yapıyor; 'biz haram para istemeyiz'. Anadolu'da güzel bir söz vardır; Her boyayı boyadın, bir fıstık yeşili kaldı" şeklinde konuştu.
"KAMERA ŞAKASI YAPMAYA ALIŞMIŞLAR"
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sürekli iftira attığını belirterek, şöyle devam etti:
"Meydanın boş olmadığını, ilkesiz, tutarsız, samimiyetsiz siyasetin bu ülkede artık hiçbir değer ifade etmediğini, ahlak dışı iftiraların, iftira sahibinin yanına kar kalmayacağını inşallah göstereceğiz. Ben minim ki bizzat CHP'ye gönül vermiş kardeşlerim de bu tarz siyasetten son derece rahatsızlar ki nasıl rahatsız olmasınlar? Öyle bir Genel Başkan düşünün ki, 12 Eylül halk oylamasında herkesi oy vermeye çağırıyor. Ama kendisi gidip oy kullanmıyor, hayır bile diyemiyor. 'Dersim'de analar ağlamadı mı?' diyen arkadaşına önce 'gereğini yapsın' diyor, ardından 'konu kapanmıştır' diyor. Dersimli kardeşlerime de sesleniyorum. Bakın bunları hatırlayın. Böyle bir zat. Öyle bir genel başkan düşünün ki üzerindeki pahalı gömlek için 'parasını verdim' diyor. Ardından fatura başkasını adına çıkıyor. Genel af diyor, başörtüsü diyor, ardından çark ediyor. Çarşaf liste diyor, sonra blok listeyi savunuyor. 'Ben genel başkan adayı değilim' diyor; ertesi gün adaylığını koyuyor. Böyle bir genel başkandan CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarım memnuniyet duyabilir mi? Çünkü bunlar kamera şakası yapmaya alışmışlar."
Erdoğan, tüm bu iddialarla ilgili hukuk mücadelesi vereceklerini de dile getirdi. Muhalefetin hiçbir projesi olmadığını da ifade eden Erdoğan, "Bin memleket meselesine dair somut bir proje ortaya koyamadıkları gibi sadece hakaretle projeyi birbirine karıştırdılar. Bunların aynı konuda iki gün aynı düşünceyi dile getirdiğini gören var mı? Maalesef Türkiye'nin kronik birçok sorun çözdük, ama muhalefet sorunu çözemedik. Bu sorun giderek daha da büyür" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanların konuşmalarına, düşüncelerine, açıklamalarına izin vermeyenlerin çıkıp özgürlükten bahsedemeyeceklerini belirterek, "Üniversitelerde baskı ve şiddet uygulamayı özgürlük arayışı gibi gösterenler; demokrasi perdesi altında faşizm yapmaktadırlar" dedi.
Son günlerde üniversitelerdeki öğrenci olaylarına değinen Erdoğan, seçime kadar hırçınlık ve hırs nedeniyle gözü dönmüş olanların her yola başvurmaktan çekinmeyeceklerini, her yöntemi mubah göreceklerini belirtti. Muhalefetin sokak olaylarını, öğrenci olaylarını kışkırttığını, desteklediğini ibretle izlediklerini belirten Erdoğan, "O marjinal örgütlerle CHP'nin de, medyanın da tek bir ortak yanını normalde bulamazsınız. Hiçbir konuda anlaşamayanlar şu anda hükümete saldırı noktasında ittifak içine girmişlerdir" dedi.
Başbakan Erdoğan, şiddet içeren sokak eylemlerini medya çarşaf çarşaf sayfalarına, ekranlarına taşırken, CHP'nin de bu eylemcileri meclis koridorlarına, grup toplantılarına kadar taşımaktan çekinmediğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kim bunlar? İllegal örgüt mensupları. Kim bunlar? İllegal olayların içinde yer alanlar. Bunlarla seçim kazanacaklarını zannediyorlar. Boşuna uğraşıyorsunuz. Bu ülkede fikir ve düşünce özgürlüğünü şiddete bulaştıranlarla, şiddetle bunu götürmeye gayret edenlerle CHP'nin yöneticileri el ele verdiği sürece benim milletim onları affetmeyecektir. Bunların tüm derdi zaten haber olmak. İşte bunları sağlarına sollarına alıyor, bazen ellerini kaldırıyorlar. Kendilerini manşetlerde gören eylemciler şiddetin, protestonun dozunu daha da artırıyor. Kanuna uygun basın açıklaması yaptıklarında, eleştirirlini dil getirdiklerinde haber olamadıkları için yol kesiyorlar, polise saldırıyorlar."
ORANTISIZ GÜÇ
Başbakan Erdoğan, şimdi de 'orantısız güç kullanımı' kavramının tartışıldığını belirterek, "Polisin, güvenlik teşkilatımızın bir görevi vardır. Bu görevi kendileri bilir. Nedir bu? Can güvenliğini, mal güvenliğini, asayişi sağlayacak. İstanbul'da iki hafta üniversite rektörleri ile toplantı yaptım. Bu davetli toplantıdır. Bu toplantılarda rektörlerin yanında YÖK var, 8 kadar bakan var. Rektörlerimizle üniversitelerin sorunlarını, yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Daha ideal bir eğitimi nasıl yapacağımızı konuşuyoruz. Davetsiz herhangi bir toplantıya icabet diye birşey söz konusu olabilir mi? Ona ne derler? Ona baskın derler, saldırı derler.
Bu gelenler ilk yatığımız ve ikinci yaptığımız toplantıda neymiş, 'Biz gençliğiz, bizimle ilgili toplantıyı bizsiz yapmaya hakkına sahip değiller'. Ne alakası var. Biz gençlerimizle de bir araya geleceğiz. 'Ellerimizde bayrakla geliyorduk' diyorlar. Bu nasıl bayrak ki, onunla emniyet müdürüne vurabiliyorsun. Çünkü bayrağın geçirildiği bir sopadır. Onunla Emniyet müdürüne vuruyorsun. Emniyet müdürünün kendisini korumasını kimse savunmuyor; ama o illegal örgüt mensubunu savunuyor" diye konuştu.
Siyasi partilerin bazılarının da burada orantısız güç kullanıldığını dile getirdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, "Ne olacaktı? Dolmabahçe Ofisi'ne gelsinler, bassınlar. Orada arzu ettiğiniz tablo mu ortayla çıksın? Dünyanın neresinde böyle bir şey var? Hangi özgürlük projesinin içinde böyle bir şey olabilir? Her yerde böyle toplantılarda belli bir mesafeye kadar müsaade edilir. Orada bağırırlar, çağırırlar, pankartlarını açarlar. Bunlara eyvallah, normal protesto haklarıdır. Neyi protesto ettiklerini de ben bilmiyorum doğrusu. Göreve geldiğimizde 45 lira burs alan üniversite gencine yılbaşı itibariyle 250 lira burs vereceğiz" şeklinde konuştu.
"YUMURTALARI OMLET YAPIP YESİNLER"
Bazı köşe yazarlarının çıkıp 'taş ve yumurta'nın tanımını yaptıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Neymiş taş atmamış, yumurta atmış. Burada fiil, eylem önemli. Bunlara fırsat olsa tavsiye ederdim. Madem bu kadar bol paranız var. Şöyle omlet yapın da, akşama omlet yiyin. Onlara bunu tavsiye derdim" diye konuştu.
Öğrencilerin, öğretmeni durumundaki kişilere yumurta attıklarını belirten Erdoğan, "Bu nasıl bir özgürlük? Eğer özgürlük buysa, kusura bakmayın ben böyle bir özgürlükten yana değilim. Ben özgürlük mücadelesini entelektüel bir ortamda, düşünceleri ortaya koymak suretiyle vermekten yanıyım, o zemini hazırlamaktan yanayım. Bizim düşüncemiz bu" dedi.
"DEMOKRASİ PERDESİ ALTINDA FAŞİZM YAPIYORLAR"
Başbakan Erdoğan, bağırarak, çağırarak koltukları sağa sola atarak özgürlük mücadelesi olamayacağını belirterek, şöyle konuştu:
"Adeta okulun içini savaş meydanına döndürüyorlar. Böyle şey mi olur? Aynı şeyi İstanbul'daki olaylarda yaptılar. Üniversitelerimizi daha modern mekanlara nasıl kavuşturacağız bunun mücadelesi içindeyiz. İnsanların konuşmalarına, düşüncelerine, açıklamalarına izin vermeyenler, varlığına dahi tahammül demeyenler, çıkıp özgürlükten bahsedemezler. Üniversitelerde baskı ve şiddet uygulamayı özgürlük arayışı gibi gösterenler; demokrasi perdesi altında faşizm yapmaktadırlar. Ana muhalefet partisinden destek ve teşvik gören eylemciler faşizm özentilerini daha fazla sergiler hale geliyorlar. Önce anamuhalefetin temsilcisi iktidarı faşistlikle orada damgalarken, biraz sonra 'sizin bu yaptıklarınız faşizandır, baskıdır' diyerek öğrencilere ithamda bulunuyor. Ne oldu? Arapların bir atasözü var; Men Dakka dukka. Kim vurursa veya dak ederse, ona da vururlar, dak ederler. Olay budur. Bugün sırf hükümete karşılar diye bu illegal eylemleri, faşizan eylemleri destekleyenler, okşayanlar yarın değil anında o kitlenin hedefi oldular. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bizim arkadaşlarımızla birlikte kendi arkadaşları da eyleme maruz kaldı. Ertesi gün çıkıp Genel Başkanı ile eylemi mazur göstermenin gayretine girdiler. Biz bu ilkesiz siyaset tarzıyla meşgul olmayacağız. Bizi çekmek istedikleri tuzaklara biz gelmeyeceğiz."
GEL GEL CANIM küçük yavru gel seni bir öpeyim sana çikolata vereceğim diyor zatı şerif esas niyetini açıklamaya gerek görmüyor insanın bir içinden geçen vardır bir dışardan söylediği vardır hani derler ya içi beni dışı seni yakar diye konuşmasını dinleyen evliya sanar ama icraatlar dikta rejiminde zor bulunur adamı tutar içeri atarlar suçlu olmadığını ispat etsin derler kendilerinin başına birşey gelse bu ifdiradır suçu ispat edin derler bu nasıl zıt denklem çözebilene aşk olsun anayasa kanun yaparlar düşünceler eyleme dönüşmedikçe suç sayılmaz derler sen darbe planı yapıyorsun hop içeri sen dolma bahçede protosto yapıp olay çıkaracaksın diyerek daha boğaz köprüsü girişinde otobüsü durdurup in aşağı diyorsun o kanuna uygun otobüse binmek kanunsuz protosta kanunsuz anayasaya koymuşsun gösteri yapmak için önceden izin almağa gerek yok şimdi izinsiz gösderi diyorsun bunların ne kanundan ne yasadan haberi yok yada çıkardıkları yasaları takip etmesini unutdular şimdi yeni bir yasa geldi geliyor malum iş başındaki yönetim kadrosunda olanlar görev suçlarında ya muaf yada büyük indirimle karşı karşıya sebep savcıların ergenekon davasında suçlu görülüp tazminata mahküm olmaları sebep başdaki idarecilerin %85 i kendi yandaşları mümkün olduğu kadar vatandaşı deyil iş başındaki hırsızları adalet tanımıyanları korumak bunu CHP teklif etse idi yandım allah zil çalıp işde bunlar hırsızların adamı der bağırırlardı BAYKALIN kasetini duyan erdoğan araşdırmadan birgün sonra bu neki biz daha neleri biliyoruz bakın arkasından neler çıkacak diye hedef gösderdiğini unutmuş gibi şimdi KILIÇDAROĞLU na vikileks belgelerine sarılmakla laf işitdiriyor sayın BAŞBAKAN ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol sen her iksinide beceremiyorsun bilmem farkındamısın CHP ve KILIÇDAROĞLU nu suçlayacağım derken gidip devlete isyan etmiş askeri karakolu yakıp 33 asker 1 subayı yakarak öldüren devlete isyan edenleri savunuyorsun CELAL BAYAR ın başbakanlığında bombalanan dersimi İSMET PAŞAYA mal edip iftira atıp yalan söylüyorsun emri veren CUMHURBAŞKANI gazi mustafa KEMAL i suçluyorsun sen ya yapdığını bilmiyor yada milleti enayi yerine koyuyorsun TIPKI BİR ZAMANLAR seçim meydanında bir karşı siyasetçinin İNÖNÜYE asker kaçağı dediğinde yanındakinin ne yapdın adam kaç muharebe kazandı dediğinde boşver sen onu alkışa bak alkışa bu millet şakşakdan başka ne bilirki dediği gibi sizdemi aynı yolun yolcularındasınız bu gün KILIÇDAROĞLU na kıza bilirsiniz ama bu size ne ATATÜRK ü nede İSMET PAŞA yı karalamak hakkını vermez geçmişine saygı gösdermiyenin geleceğinden hiçbir beklentisi olamaz senin istanbul büyük şehir belediye başkanı ikende makamına ATATÜRK resmini asdırmadığını biliyoruz her nekadar milli görüş gömleğini çıkardım desende gerçek emelin seni zorluyor senin hesabın kılıçdaroğluyla deyil önce CHP yle sonra CUMHURİYET ve onun ilkeleriyle hani bir ayakkabı imal eden arnavut vatandaşın hikayesi vardır ziyare gelen arkadşına ne içersin der oda varsa bir hoşaf alıyım der ayakkabıcı nerden bulsun hoşafı arkasındaki kösele ıslatdığı suyu doldurup verir misafir içer kalkıp giderken söyler arkadaş anlamadım sanma hoşafın bayatmış evet SAYIN BAŞBAKAN gerçek niyetin anlaşılmıyor sanma hep kendini haklı görme biraz düşün dün kara dediğine bu gün ak diyen sensin karşında YÖK bütün heybetiyle 12 eylül hatırası hayırlı olsun.