İngiltere'de polisin Müslümanlara karşı intikam saldırıları düzenleyebilecekleri kuşkusuyla aşırı sağcılar ve holiganları yakın takibe aldığı bildirildi.
Guardian gazetesi, aşırı sağcıların ve holiganların camilere ve Müslümanlar tarafından düzenlenen faaliyetlere yönelik saldırı planları bulunduğu ve Müslümanlar arasında ''korku yaratmayı'' tasarladıklarının ortaya çıktığını yazdı.
Holiganların bu konuda internet üzerinden bir haberleşme ağı kurduklarının polis tarafından tespit edildiğini belirten gazete, söz konusu grupların bu yazışmalarda, birbirlerine, ''Şimdi takım fanatizmini bir yana bırakmalı ve Müslümanlara karşı birleşmeliyiz'' çağrısında bulunduklarını kaydetti.
Özellikle Westham, Millwall, Crystal Palace ve Arsenal takımlarının taraftarı olan futbol fanatiklerinin Müslümanlara karşı örgütlenme için çaba sarf ettiklerini yazan Guardian, Milliyetçi İttifak ve Milli Cephe gibi örgütlerin de yürüyüşler planladıklarını duyurdu.
PAKİSTANLIYI LİNÇ ETTİLER
Londra'daki saldırılardan sonra yapılan itidal çağrılarına rağmen, İngiltere'de Müslümanlara yönelik 100'den fazla saldırı düzenlendi ve bir Pakistanlı dövülerek öldürüldü. Ailesini ziyaret etmek için İngiltere'ye gelen 48 yaşındaki Pakistanlı Kemal Raza Butt, pazar öğleden sonra Nottingham'da sigara almak için dışarı çıktığında, "Taliban" diye bağıran bir grup İngiliz genç tarafından linç edildi.
PAKİSTAN: MÜSLÜMANLARA YÖNELİK TAVIRDAN KAYGI DUYUYORUZ"
Pakistan İçişleri Bakanı Eftab Han Şerpao, Londra’daki bombalı saldırıların ardından, İngiltere’de yaşayan Müslümanlara yönelik yaklaşımın kaygı yarattığını söyledi.
Şerpao, Karaçi’de düzenlediği basın toplantısında, saldırıların ardından İngiltere’de yaşayan Müslümanların şiddete maruz kaldığını belirterek, Pakistan yönetiminin İngiltere’deki gelişmelerden endişe duyduğunu ifade etti.
"Teröristlerin inancı yok. Onlar terörist ve terör saldırılarının ardında kimlerin olduğuna yönelik soruşturma tarafsız sürdürülmeli" diyen Şerpao, İngiltere’yi, bu ülkede Mayıs ayındaki seçimlerden önce düzenlenmesi planlanan saldırılardan haberdar ettiklerini bir kez daha hatırlattı.
Pakistan asıllı İngiliz vatandaşlarının sorumlu tutulduğu saldırıların ardından bu ülkedeki Müslümanlara yönelik 100’den fazla saldırı düzenlenmiş, Nottingham kentinde pazar günü Pakistan asıllı bir kişinin dövülerek öldürüldüğü bildirilmişti.
İNGİLTERE'DEKİ MÜSLÜMANLAR DİKEN ÜSTÜNDE
İngiltere'nin başkenti Londra’da geçen hafta gerçekleştirilen ve en az 52 kişinin ölümü, 700 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan terör saldırılarının ardından, İngiltere’deki Müslümanlar diken üstünde yaşamaya başladı.
Londra’yı kana bulayan intihar bombacılarının Pakistan asıllı Müslüman İngiliz vatandaşları olduğunun açıklanması üzerine, ABD’deki 11 Eylül saldırılarıyla başlayan ’Müslüman karşıtlığı’ İngiltere’de de giderek yükselmeye başladı. Saldırıların arkasında terör örgütü El Kaide’nin olduğu şüphesi ve terör eylemlerinin aşırı dinciler tarafından ’din adına’ gerçekleştirildiğinin belirtilmesi, Avrupa halkının İslam’a karşı soğumasına neden oluyor. Hafta sonu İngiltere’deki çeşitli camilerde meydana gelen kundaklama girişimlerinin ardından İngiltere’de yaşayan 1.6 milyon Müslüman şimdi endişe içinde yaşıyor.
Londra’daki terör eylemlerinden ilkinin gerçekleştiği Aldgate metro istasyonunun hemen yakınında bulunan Müslüman mahallesindeki gerginlik ise hat safhada. İngiltere’deki Pakistan, Hindistan ve Bangledeş nüfusunun büyük çoğunluğunu barındıran Whitechapel semtinde, Müslümanlar olayların tüm İslam alemiyle bağdaştırılmasına karşı çıkıyor.
Bangladeş asıllı Müslüman Sultana Kathan, "Tam olarak olayların ardında ne olduğuna bakmıyorlar. Sadece Müslümanları suçluyorlar. Eylemlerden bizleri sorumlu tutuyorlar. Önce olayların nedenlerini araştırmaları gerek" derken, Şenez Begüm ise, "Bence de bu yapılan haksızlık" dedi.
’MÜSLÜMANLARI SUÇLAMAK İÇİN BAHANE ARIYORLAR’
İngiltere’de yaşayan Müslüman gençler de, kendilerine terörist muamelesi yapılmasından oldukça şikayetçi olurken, DHA muhabirine konuşan Müslüman genç kızlardan biri, "Bizim terörist olduğumuzu düşünüyorlar. Bence bu haksızlık. Bunun adil olduğuna inanmıyorum. Bizler sadece ibadetimizi yerine getiriyoruz. Dinimize inanıyoruz. Bizim için doğru olan din Müslümanlıktır. Değiştirmeye niyetimiz yok" dedi.
Kıyafetleri yüzünden dışlandıklarını da belirten kızlar, bunun haksız olduğunu söylüyor. "Müslümanlara karşı nefretin arttığı doğru" diyen kızlar, "Bizleri görünüşümüzle yargılıyorlar. Yaptıkları tam anlamıyla bu. Aslında Müslümanları suçlamak, gerektiğinde onları bombalamak ve alay etmek için bir bahane arıyorlar. Kılık kıyafetimize göre bizleri yargılamamalılar. Biz dinimizin gereklerini yerine getiriyoruz" diyerek düşüncelerini dile getiriyor.
’SUÇ, SUÇLU BİREYLER ÜZERİNE YÜKLENMELİ’
Londra’ya yönelik saldırıları gerçekleştiren eylemcilerin Pakistan asıllı Müslümanlar olması, en çok da İngiltere’de yaşayan Pakistanlıları endişelendiriyor. Pakistanlı gençler, olayın sorumluluğunun tüm bir ülkeye ya da dine değil, suçlu bireyler üzerine yüklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Pakistanlı bir genç olan Şah Baz, "Bu insanlık dışı. İnsanları öldürmek tabi ki canilik, ancak tüm bir milleti bundan sorumlu tutmak da haksızlık. Olayların ardından Pakistanlılara kötü bir imaj verildi. Bu çok yanlış. Her ülkede kötü insanlar olabilir. Burası çok kültürlü bir ülke. Bu yüzden bizlerin kötü davranışlarla karşılaşacağına inanmıyorum" dedi.
’KENDİ OYUNLARINI OYNAMAK İÇİN MÜSLÜMANLARIN ADINI KULLANIYORLAR’
Pakistanlı bir diğer genç olan Ash Bahraz ise, "Müslüman halka haksızlık ediliyor. Kendi oyunlarını oynamak için Müslümanların adını kullanıyorlar. Masum insanlarla oynuyorlar. Bunu neden yaptıklarını bilmiyorum. Bunu yapanlar sadece hasta beyinli değil aynı zamanda şeytani ruhlu" dedi. Ash, İngiliz hükümetinin Pakistanlı göçmenlere karşı tavrının değişmemesi gerektiğini de altını çizerek, şunları söyledi: "İnsanların Britanya’ya gelişini engelleyemezsiniz. Sadece birkaç terörist Pakistanlı diye bu insanları ülkeye sokmamak saçmalık olur. Biz Pakistanlılar son derece barışçıl insanlarız. Tüm Pakistanlılar suçlanmamalı. Diğer Müslümanlar da bu ülkeye çalışmak ve okumak için geliyor. Ayrı muamele yapılması çok yanlış olur."
TÜRK TEKSTİLCİ: İŞ ÇEVREMİZDE SORUNLAR YAŞIYORUZ
İngiltere’de saldırıların ardından artan Müslüman karşıtlığı, ülkedeki Türkleri de olumsuz yönde etkiliyor. 10 yıldır Londra’da yaşayan Türk tekstilci Mustafa Güç, Müslüman aleyhtarlığının artmasıyla işinde sorunlar yaşadığını belirtti.
Güç, "Nefret arttı tabi. İş çevremizde de sorunlar yaşıyoruz, ama aklı başında olanlar, bunların teröristler tarafından yapıldığını biliyor. Terör sadece İstanbul’da, Londra’da yok. Dünyanın her yerinde var. İngiliz hükümetinin Müslümanlara karşı tavır alacağını sanmıyorum. Belki giriş çıkışlardaki güvenlik önlemleri artırılabilir. Çok şeyin değişeceğini sanmıyorum" dedi.
’MÜSLÜMANLARA KARŞI ARTAN ÖFKE GEÇİCİ’
İngiltere’deki Müslüman dernekleri ve dini liderler ise terörü şiddetle kınarken, Müslümanlara karşı artan öfkenin geçici olduğunu düşünüyor. İngiltere Müslüman Konseyi Başkan Yardımcısı ve Doğu Londra Camii Başkanı Dr. Abdullah Bari, Müslüman toplumunu, İngiliz polisi ve halkıyla teröre karşı mücadele etmeye çağırarak şunları söyledi: "Özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından dünya genelinde Müslümanlar hakkında olumsuz bir takım düşünceler gelişti. Müslüman toplum, polis ve halkla birlikte çalışmalıdır. Müslümanları suçlamak çözüm değildir. Eylemciler, kendilerini ve kendi ülkelerinin vatandaşlarını öldürecek kadar ileri gidebiliyor. Bu eylemlerin ardındaki neden araştırılmalıdır. Bu insanlar neden böyle bir suç işledi? İletişim eksikliği mi var? Sorunları nedir? Asıl cevaplanması gereken sorular bunlardır." Dr. Bari, İngiltere’deki Müslümanların huzur içinde yaşaması gerektiğini, İslam alemine karşı artan öfkenin geçici bir tavır olduğunu da sözlerine ekleyerek, "Müslümanlar korkusuzca evlerinde oturabilirler. Suçlu olanlar Müslüman halk değildir. Suçlular bireylerdir. Müslüman halk işine gitmeli, hayatına devam etmelidir. Bu olaylar karşısında hep birlikte hareket etmeliyiz. Ancak o zaman karlı çıkabiliriz" dedi.
İNGİLTERE’DE POLİS, CITY BÖLGESİNDEKİ ŞİRKETLERDEN GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİN ARTIRILMASINI İSTEDİ
İngiltere’de polisin, finans dünyasının kalbi sayılan ve yüzlerce banka ile finans kuruluşunun genel müdürlük binalarının bulunduğu City bölgesindeki işyerlerini güvenlik önlemlerini artırmaları yolunda uyardığı açıklandı.
Özellikle intihar eylemcilerine karşı, binaların giriş kapılarına yakın bir noktada güvenlik bariyerleri oluşturmaları tavsiyesinde bulunulan finans devi İngiliz şirketlerinin polisle alınacak önlemlerin detaylarını konuşmaya başladıkları bildirildi.
City’deki binaları ziyarete gelen kişilerin üzerlerini aramak üzere daha güçlü dedektörler, güvenlik kapıları ve benzeri aygıtlar kullanmaya da davet edilen firmaların, gelecek dönemde güvenlik önlemleri için yapacakları yatırımın bütçesini ayarlamaya başladıkları kaydedildi.
Binaların altlarındaki garajların girişlerinde de araç altında bomba kontrolü yapılması öngörülürken, polisin City firmalarına yaptığı uyarının bir istihbarata dayanmadığı, sadece "önlem" niteliği taşıdığı bildirildi.
Geçmişte IRA terörünün hedefi olan City konusundaki görüşlerini Financial Times gazetesine açıklayan polis şefi Alex Robertson, geçen hafta düzenlenen saldırıların birer intihar saldırısı olduğunun anlaşılmasının ardından, City gibi hassas bölgelerin önlemlerini yenilemesinin kaçınılmaz olduğunu bildirdi.
City’nin normal olarak çalışmaya devam etmesi gerektiğini, ancak bu sırada firmaların kendilerini teröre karşı koruduğundan emin olunması gerektiğini belirten Robertson, finans şirketleri ve bankaların güvenlik konusunda kendileriyle işbirliği yapmaya hazır olduklarını vurguladı.
POLİS, MISIR ASILLI BİR BİYOKİMYAGERİ ARIYOR
İngiltere'de polisin, geçen hafta düzenlenen saldırılar sırasında kullanılan bombaların yapımıyla ilgili olarak Mısır asıllı bir biyokimyageri aradığı bildirildi.
Leeds'de geniş çaplı araştırmalar sırasında "bir apartman dairesinin bomba fabrikası olarak kullanıldığı"nın anlaşılmasının ardından, evin kiracısı 33 yaşındaki Megdi el Naşar'ın aranmasına başlandığı açıklandı.
Naşar'ın geçen haftalarda ev sahibinden bir misafiri için yedek anahtar istediği belirtildi.
Naşar'ın mezun olduğu Leeds Üniversitesi'nde de geniş soruşturma yürüten polisin, ülkeyi terk ettiğine inanılan bu kişinin fotoğraflarını okuldaki dosyasından aldıkları kaydediliyor.
Megdi El Naşar'ın Leeds'e 2000 yılında geldiği ve üniversitenin biyokimya bölümüne kaydolduğu kaydediliyor.
Yüksek lisansını şubatta tamamlayan El Naşar ile ilgili geniş araştırmalar sürüyor.