Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki (HSYK), kriz 16 saat süren görüşmelerde aşılamayınca ara formül bulundu.
Rutin atamaları kapsayan 1332 kişilik kararname tamamlanırken, aralarında Başsavcı, Başsavcı vekilleri, Ağır Ceza Mahkemesi başkanları ve idari hakimlerin de bulunduğu 300 kişiyi kapsayan bölüm ayrıldı. Kararnamenin 15 Haziran’da sunulduğu HSYK, aralarında Ergenekon hâkim ve savcılarının da bulunduğu iddia edilen bu isimlerle ilgili görüşmelerini yarın sürdürecek.
Sıkıntıları bitmiş olacak
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK’nın toplantısından ayrılırken gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu saatlere kadar süren çalışma sonucu 1332 hâkim ve savcımızın atama kararnamesi imzalandı. Böylece bu hâkim ve savcılarımızın sıkıntısı bitmiş olacak. Onun dışındaki çalışmalar devam edecek’’ dedi.
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla ilgili atamaların sorulması üzerine Bakan Ergin, “Önümüzdeki günlerde onları da görüşeceğiz” yanıtını verdi.
Ergin’in bu sözleri krize ara formül bulunduğunu doğruladı. HSYK’dan bir yetkili, ünvanlı yargı mensuplarının Başsavcı, başsavcı vekilleri ve Ağır Ceza Mahkemesi başkanları olduğuna dikkat çekti. Aynı yetkili, “Ergenekon savcıları ile ilgili sorun aşıldı mı, kararnamede yer alacaklar mı?” sorusu üzerine, “Her şey tartışılabilir” yanıtını verdi. Bu sözler Ergenekon hakim ve savcılarıyla ilgili günlerdir süren krizin hâlâ aşılamadığını da ortaya koydu. 1332 kişiyi kapsayan kararname Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinden de ilan edildi.
Bakanlık tarafından 6 Temmuz 2009’da HSYK’ya sunulan Adli Yargı Unvanlı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları Hakkındaki Kararname Taslağı ile İdari Hakim ve Savcılarına Ait Kararname Taslağı’na ilişkin çalışmalar ise yarın sürecek.
Yıllardır Türk Milletine; "her derde deva aspirin!" örneği anlatılan, ancak uygulama rastlanılmayan "yargı ve yasama erklerinin ayrılığı prensibi" anlatılır. Fransız demokrasisinden alınan bu örneğin günümüzde; hakim ve savcıları, hükümetin memuru gibi görerek nasıl duvara tosladığı ortadadır. O kadar ki hızını alamayan başbakanlar, kendilerini ülkenin gündemini günlerce çalkalayan siyasi davaların "savcısı ilan etmekte", demokratik olduğunu sandığımız ülkemizdeki hoşuna gitmeyen yargı kararlarını eleştirirken "ulemaya sorulmasından" bahsedebilmektedir.
İtalya'daki yargı bağımsızlığı, yaşanan acı faşizm dönemi sonrasında çıkarılan dersler gözönüne alınarak hazırlandığından, son 60 yılı darbelerle geçen Türkiye için de örnek olabilecek bir modeldir. Yargının bağımsızlığını garanti altına alan İtalya'da, yargı hükumete ve meclise karşı tamamen otonom ve bağımsızdır. Hakimlerin bütün özlük işlemleri Yüksek Hakimler Kurulu tarafından yürütülülmektedir. Aynı bağımsızlık yargı organının bir parçası olarak tanımlanan savcılar için’de söz konusudur. Hakimlerin azledilmeleri sadece yüksek hakimler kurulu tarafından ve kanunda öngörülen hallerde mümkündür. Yüksek hakimler kurulunun başkanlık görevini anayasa Cumhurbaşkanına vermiş. Yargıtay başkanı ve başsavcısı kurulun üyeleri. Diğer üyelerin üçte ikisi mahkemeler tarafından, üçte biri parlamento tarafından hukuk fakültesi profesörleri ve meslekte onbeş senelik tecrübe sahibi avukatlar arasından seçilir. Yüksek hakimler kurulu parlamento tarafından seçilen üyeler arasından bir başkan yardımcısı seçer. Adalet bakanı kurulun üyesi değildir. Güzel çalışan bir örnek. Ancak bizim yargıdan kaçmak için acele milletvekili seçilmenin yolunu arayan ve gelecekte yargının kendilerine hesap sormasından hoşnut olmayan siyasilerimizin büyük bölümüne uymadığı acı bir gerçek.
HANİ YARGI BAĞIMSIZDI ?SİYASALLAŞTIĞI AÇIK VE NET.KIZIM SANA MI İNANAYIM,GÖZÜM SANAMI İNANAYIM SÖZÜ BU HABERE CUK DİYE OTURUYOR ! BAĞIMSIZ YARGI BU İSE SEVSİNLER BÖYLE BAĞIMSIZ YARGIYI.
Artık adaletin sembol ve amlemi olan o kılıç ve teraziyi kaldırmak lazım veya o terazinin bir tarafına bol para diğer tarafına yat kat makam/mevkii KILIÇ yerine AKP amlemi bırakmak lazım.