19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

'İnternet Andıcı'nda 2. tutuklama

"İnternet Andıcı" davasında hakkında yakalama kararı çıkan emekli Orgeneral Hasan Iğsız tutuklandı. Org. Iğsız sabah saatlerinde geldiği adliyede öğle saatlerinde gelmesi istendiği için 15 dakika kalıp ayrılmıştı. Öğleden sonra yeniden geldiği adliyede tutuklanan Org. Iğsız, Metris Cezaevi'ne götürüldü.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘İnternet Andıcı’ iddianamesinin kabulü ile hakkında yakalama çıkarılan emekli Orgeneral Hasan Iğsız dün Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polislerince aranarak sabah 09.00’da adliyede olması istenildi.

YAKALAMA KARARI OLAN IĞSIZ’A ‘ÖĞLEDEN SONRA GEL’ DENİLDİ

Iğsız bunun üzerine sabah avukatı ile birlikte Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Hakim ve savcıların kullandığı protokol kapısından içeri giren Iğsız, yaklaşık yarım saat adliye bahçesinde bekledi. Daha sonra adliyeden ayrılan Iğsız’a öğleden sonra gelmesinin bildirildiği öğrenildi.

'AYLIK GELİRİM 5 BİN TL'
 

Adliyeden sabah saatlerinde ayrılan Iğsız, 12.10’da tekrar Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin karşısına 13.00 sıralarında çıkan Iğsız’ın ilk olarak kimlik tespiti yapıldı. Mahkeme Başkanı Sahan Hüseyin Özese, “Hasan Bey buyurun, ayağa kalkar mısınız?" diyerek Iğsız’ın kimlik tespitini yapmaya başladı. Iğsız, emekli subay olduğunu, aylık gelirinin 5 bin TL civarında olduğunu belirterek askeri lojmanda kirada oturduğunu ve 800 TL kira ödediğini söyledi.

IĞSIZ KONUŞMADI. SÖZÜ AVUKATA BIRAKTI
 

Iğsız hakkında iddianamede anlatılan suçlamaları okuyan Mahkeme Başkanı Özese, “Suçlamalara ne diyorsunuz?" dedi. Bunun üzerine Iğsız, “Bu aşamada bir şey söylemeyeceğim. Sözü avukatıma bırakıyorum" diye konuştu.
 

AV. ÖNDER: “ANDIÇ SİLSİLE İÇİNDE HAZIRLANMIŞ"
 

Meslekte geçirilen 50 yıldan sonra müvekkiline terör suçlaması yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kaydeden Avukat Orhan Önder, “10 yıldır bu siteler çalışıyor. Genelkurmay da bunu kabul ediyor. Faturası en son müvekkilim ile andıcın altında imzası olan kişilere çıkmıştır. Müvekkilim ile ilgili olarak ‘illegal faaliyetlerin üstünü örttü’ deniyor. İllegal faaliyetlerin üstünü örtmek için yazılı belge hazırlamak suçu ifşaya girer. Ortada yazılı belge olduğuna göre illegal durum söz konusu değildir. Çünkü yazılı belge ile illegal durumun üzerinin örtülmesi mümkün değildi" diye konuştu.
 

Andıcın, devletin normal silsilesi içinde yapılmış bir faaliyet olduğuna dikkat çeken Önder, “Yüzbaşıdan 2. başkana kadar bir silsile içinde andıç hazırlanmıştır. En üst makama da sunulmuştur. Bu silsile de yer alan subayların hepsinin terör örgütüne üye olması hayatın olağan akışına uygun değildir" dedi. Sitelere 10 yıllık süreçte neler konulduğu, kim tarafından ve ne zaman konulduğunun iddianamede açıklanmadığını ifade eden Önder, “Bunlar tespit edilmeli. Bu hukuki illiyet kurulsaydı, gerçek suçlular ortaya çıkacaktı. O zaman suçlamalar, hükümete hakaret ya da görevi kötüye kullanma olabilirdi. Cebir ve şiddet çok ağır bir suçlama. Belki terör örgütü üyeliği de olabilirdi. Ama biz bu delillerle bunu diyemiyoruz" diye konuştu.
 

YAKALAMA KARARI YÜZÜNE OKUNDU
 

Savunmanın ardından mahkeme heyeti yakalama kararını Iğsız’ın yüzüne okundu ve tutuklanmasına karar verildi. Tutuklama kararına karşı 7 gün içinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkmesi’ne itiraz hakkının bulunduğunun belirtildiği kararda, iddianamenin bir örneğinin Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilmesine de hükmedildi.

TUĞAMİRAL ALAETTİN SEVİM YAKALAMA KARARINA İTİRAZ ETTİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 'İnternet Andıcı' iddianamesinin kabulü ile birlikte Tuğamiral Alaettin Sevim’in de aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında yakalama kararı çıkartmıştı. Sevim’in avukatları yakalama kararının kaldırılmasını talep etti. Kararın kaldırılmaması halinde ise müvekkillerinin sağlık durumu sebebiyle yakalama kararının geri bırakılmasını talep etti.

HUKUKTA YOK SAYILACAK BİR KARAR

Yakalama kararı ile savunma hakkının çiğnendiğini ifade eden Sevim’in avukatları dilekçelerinde, "Yakalama kararını veren mahkeme bu dosyanın sanıklarının daha önce aynı soruşturma ile ilgili tutuklanmamış olmalarını görmezden gelmiştir. Sayın mahkeme hukukta yok sayılacak bir karar ile yakalama emri vermiştir. Mahkemenin bu kararı hiç kuşkusuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen özgürlük hakkına da aykırılık oluşturmaktadır" dedi.

20 GÜNLÜK YATAK İSTİRAHATI VAR

Müvekkillerinin sağlık durumunun cezaevi koşullarında bulunmaya elverişli olmadığını belirten avukatlar, "İzmir Asker Hastanesi Raporu, müvekkilimizin fiziki tedavi sürecinin ardından 20 gün yatak istirahatını zorunlu kılmaktadır. Bu süre zarfında yaşanacak olumsuz etkenler müvekkilimizin tedavi sürecinde gelinen aşamaya kadarki tüm olumlu gelişmeleri ortadan kaldıracaktır. Bu sebepten CMK 268/2. madde de düzenlenen kararın rapor süresince geri bırakılmasının koşullarının bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir" dedi.

YAKALAMA KARAR KALDIRILSIN

Sevim hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını talep eden avukatlar kararın kaldırılmaması halinde ise dilekçenin bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini istedi. Sevim’in avukatları, bir üst mahkemeden ise 'müvekkillerinin sağlık durumu sebebiyle yakalama kararının geri bırakılmasını' talep etti.

14 İSİM HAKKINDA YAKALAMA KARARI

92 sayfalık İnternet Andıcı iddianamesini hazırlayan özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız, 22 sanık hakkında yakalama emri çıkarılmasını istemişti. 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi savcı Kansız’ın talebini değerlendirerek sonuca bağlamış ve 14 isim hakkında yakalama kararı vermişti.

O isimler ise; YAŞ kararıyla Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na atanan eski Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler, Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, Eski 1’inci Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Hasan Iğsız, Eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu (Balyoz’dan da tutuklu), Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Alaettin Sevim, Korgeneral Mehmet Eröz, Tümgeneral Mustafa Bakıcı, Albay Ziya İlker Göktaş, Albay Hulusi Gülbahar, Albay Cemal Gökçeoğlu, Albay Sedat Özüer, Emekli Albay Fuat Selvi, TSK’de sivil memur olan Mehmet Bülent Sarıkahya...

Bu kişilerden dün teslim olan emekli Albay Fuat Selvi, tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

 

...
Yayın Tarihi : 10 Ağustos 2011 Çarşamba 14:15:05
Güncelleme :10 Ağustos 2011 Çarşamba 16:02:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
M. SALİH ÖZBEY IP: 78.177.108.xxx Tarih : 11.08.2011 13:06:41

DALGA GEÇİLEREK, TUTUKLADI!

Önce vicdanları olanlara ve de olmayanlara bir mesaj bırakalım!
Ankara,11 inci, Van,4 üncü, Diyarbakır,5 inci, Adana 8 inci ve İstanbul, 9 uncu ağır ceza mahkemelerinin, “Polis” zoru ile mahkemelere getirilmesini,”emir” ettiği, PKK’lı Emine Ayna, Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk, Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş’ın, Türkiye de “cirit” atmalarına karşın, anılan mahkemelere getirebildiler mi?
*
Şimdi valizini hazırlayıp, paşa paşa tutuklanmak için gelen,Eski birinci ordu komutanı,Org,Hasan Iğsız’ yapılan en azından saygısızlığa bakalım…
Açıkcası;
Türkiye de, yargının kan davasına dönüşen uygulamaları, alaycı tavırlar eklenerek devam ediyor!
İnternet andıcı hazırladıkları iddiasıyla, haklarında arama kararı çıkarılan, emekli ve muvazzaf askerler gelip teslim olmaya başladılar.Tabi gelenler,  tutuklanacaklarını bilerek teslim oluyorlar ve yıllarca tutuklu kalacaklarını biliyorlar!
Ve de Hukuk’un olmadığı bilerek!
Bakınız böylesi uygulamanın dünya da olmadığı bir gün yaşadı Türk milleti?
Hasan IĞSIZ paşa, geçen yıl 1 inci ordu komutanı iken, zoraki emekli edildi.
Emekli olmasaydı, Kara kuvvetleri komutanı olacaktı!
Ve
Emekli edilen Orgeneral Hasan Iğsız, Tutuklanarak, önce metris sonra, Silivri Zindanlarına gönderilecek!
Şimdi gelin, şimdilik bir emekli Generalin, nasıl dalga geçilerek, tutuklandığı görelim!
Hatta
Emekli orgeneral, Hasan Iğsız’ın şahsında, TSK mensuplarının nasıl aşağılandığını, ibretle görelim! İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘İnternet Andıcı’ iddianamesinin kabulü ile hakkında yakalama çıkarılan emekli Orgeneral Hasan Iğsız dün Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polislerince aranarak sabah 09.00’da adliyede olması ister.Paşa, tutuklanacağını bile bile sabah saat 09. İstanbul Adliyesi’ne gelir ve Hâkim ve savcıların kullandığı protokol kapısından, avukatı ile birlikte içeri girer. Avukat ve Iğsız paşa, yaklaşık yarım saat adliye bahçesinde bekler.
Daha sonra Iğsız Paşa, İçeri girip teslim olmak istediğini belirtir.
Belirtir belirtmesine, ama ilgililer, şimdi gidip öğleden sonra gelmesini söylerler.
Ve Iğsız Paşa, adliyeden ayrılır.Öğleden sonra yeni Beşiktaş adliyesine gelip teslim olur. Ardından tutuklanarak, Metris cezaevine gönderilir.Kaçma  ve delileri karartacağı gerekçe gösterilen, bir kişiye kim hangi gerekçe ile şimdi olmaz sonra gel, seni tutuklayacağım diye bilir?
Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?
Bu ülke de Ordu komutanlığı yapmış, yaşını başını almış bir kişi ile dalga geçer gibi, şimdi sonra gel o zaman seni tutuklayacağım denir?
Yargıda böyle bir uygulama var mı?
Tutuklanacağını, bile bile gelen bir kişi için nasıl ”Kaçma şüphesi” ile tutuklanır?
Hani hukuku bir tarafa bıraktık, böylesi bir karar “vicdani” midir?
Şimdi hangi hödük, böylesi yargıçlardan, adalet bekler, hukuki
Davranmasını bekler?
Açıkça ve pervasızca, Asker üzerinde,”küçük” düşürme  yapılıyor!
Gerçekten çok çirkin günler yaşıyor, yaşatılıyoruz!
Bu bir yargılama biçimi asla değildir.
Bu bir Siyasi,”kan” davası hesaplaşmasıdır!
Mesela,
Önce serbest bırakılarak sonradan tutuklanan, gene, eski,1 inci ordu komutanlığı yapan, Emekli Orgeneral, Ergun Saygun’da,
Tinerciler gibi, her hafta semt karakoluna gidip” buradayım” polise imza verme mecburiyeti getirilmişti.
Ne yazık ki, bu tezgâha, milletin belli kesimleri de alet edilmektedir.
Ergenekon, Balyoz, benzeri davalarda ki gidişat, İktidar ve yandaşlarının, yandaş, Yargı mensuplarının marifeti ya da piyonluğu ile vatansever asker sivil gazeteci ve siyasetçilerden öç alma girişimi olan bu tür uygulamaların kısa vade de, “Zalimlerin” galibiyeti gibi görülebilir! Ancak Uzun vadede, “Hitler, Mussolini, Çavuşesko, Saddam ya da Hüsnü mübarek” gibi olmayacaklarını kim garanti edebilir?
VE
Gün gelecek, bu günkü, Siyasilere onlara ,”piyonluk” yapanlara da ”Hukuk” lazım olacak!
Bu konularda hep hatırlatıyorum,
Ey Beşiktaş hâkim ve savcıları;
Menderes ve arkadaşlarını,astıran,Salim Başol’u,Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını, astıran savcı,Baki Tuğ ile Hakim Ali Elverdi’nin sonlarını düşünün!..