19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kızıltepe iddianamesine tepki yağıyor

Kızıltepe iddianamesinde ifadeleriyle polis operasyonunun başlamasına gerekçe gösterilen itirafçının birgün sonra yakalandığı ortaya çıktı. Evde bulunan iki avukata ait kartvizitler "örgüt üyeliği" için kanıt olarak gösterildi

Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu imzalı haberi alntılayarak aktarıyoruz...

Kızıltepe’de Ahmet Kaymaz (31) ile 12 yaşındaki ilköğretim okulu öğrencisi oğlu Uğur Kaymaz’ın ölümüyle sonuçlanan olayın ardından anne Makbule Kaymaz’ın "örgüt üyesi" olduğu iddiasına gösterilen kanıtlardan birisi, evde bulunan iki avukata ait "kartvizitler" oldu.
Kızıltepe Savcısı Pınar Akkoç Haktanır, 21 Kasım’daki olayla ilgili iki ayrı fezleke hazırladı. İlk fezlekede, ölümlere neden olan dört polis hakkında 6 - 12 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmasını isteyen savcılık; ikinci fezlekede Makbule Kaymaz’ı bölücü örgütün "sair efradı olmak"la suçladı. Diyarbakır Başsavcılığı’na gönderilen ikinci fezlekeye ait soruşturma dosyasında, zaman zaman örgüt davalarına da giren Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Metin Kılavuz ve Ayla Akad adlı avukatların kartvizitlerinin de kanıtlar arasında gösterilmesi dikkat çekti.

Savcı - polis çelişkisi
İlk fezlekeyi iddianameye dönüştüren Mardin Başsavcılığı da, 27 Aralık’ta dört polis hakkında dava açtı. İddianamede, "operasyon düzenleme nedenleri" olarak "155 ihbar hattına açılan bir telefon, itirafçı Öztürk’ün ifadeleri ve istihbari bilgiler" sıralandı. Ancak soruşturma dosyasında yer alan Mardin Emniyeti’nin Kızıltepe Başsavcılığı’na gönderdiği 24 Kasım tarihli yazı, itirafçı Öztürk’ün operasyondan bir gün sonra, Gaziantep’te yakalandığını ortaya koydu. Yazıda, Öztürk’ün "22 Kasım’da, emniyetin 5255 nolu ihbar hattına gelen telefon üzerine akrabalarının yanında yakalandığı ve Mardin emniyetine teslim edildiği" anlatıldı.

Kaymaz’ı tanımıyordu
Yazıda, üç aydır Mardin’de faaliyet gösteren "Hamza" kod adlı Öztürk’ün verdiği ilk bilgilerde, "Kabat" kod adlı örgüt üyesinin jandarmaya yönelik eylem düzenleyeceğini ve eylem yerine en yakın milis evinde kalacağını anlattığı kaydedildi. Öztürk’ün, örgüt üyesini ağırlayan milisin kim olduğunu bilmediğini, ancak silahların önceki eylemlerde de kullanıldığını anlattığı, Kabat’ın milislerle buluştuğu 20 Kasım’da örgütten kaçtığını söylediği ifade edildi.
Daha sonra hazırlanan iddianamede, Ahmet Kaymaz’ın, evinde sakladığı öne sürülen "Kabat" kod adlı Nusret Bali’nin gizlice kaçması için oğlu Uğur’u kullandığı, polislerin çocuğu bu nedenle tanıyamadığı savunuldu. Ancak iddianamede, çatışmayı başlattıkları iddia edilen Uğur ve Ahmet Kaymaz’ın "sırtlarından da vuruldukları" belirtildi.

’Operasyon mevzuata uygun’

İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 12 yaşındaki Uğur için "terörist" ifadesi kullanan Mardin Valisi M. Temel Koçaklar’ın herhangi bir suç işlemediğini ve sorumluluğu olmadığını belirtti. İl Emniyet Müdürü İsmet Taşhan’ın konumunu da değerlendiren müfettişler, operasyonun gerek adli, gerek idari olarak yasa ve yönetmeliklere uygun gerçekleştirildiğini kaydetti. Müfettişler, ilçe savcısı Pınar Haktanır Akkoç’un mevzuata uygun davrandığını savundu.

’Savcı Hanım savunma yapmış’

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi, CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Güler: Hayretle karşıladım. Biz en ufak bir çatışma izi görmedik. Savcı Hanım bunları kanıtlamak zorunda. Savunma refleksiyle hazırlanmış bir iddianame. Biz mahkemede de olayın takipçisi olacağız. Çatışma halindeki şahsın vücudundaki kurşun izleri değişik bölgelerde olur. Uğur Kaymaz’dakiler çok düzenli. Emniyet bize evde silah bulunmadığını sadece PKK sempatizanı olduklarını söylemişti.
İnsan Hakları Derneği Başkanı Yusuf Alataş: En iyi savunma saldırıdır mantığı. "Olsa olsa biraz aşırı davranılmıştır" diye hazırlanmış bir iddianame. Kadıncağız (Makbule Kaymaz), ölümlerin hesabını mı sorsun, örgüt üyesi olmadığını mı kanıtlasın? Ama bunun peşini bırakmayacağız. Hazırlayan savcı hakkında yasal başvuruda bulunacağız.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen: Çok kötü bir polisiye senaryo bu. "Güvenlik güçlerinin elini soğutmayalım, görev yapma şevkini kırmayalım" anlayışı sürüyor. Bir yandan suçlular korunurken, bir yandan da anne suçlanarak, mağdurlar baskı altına alınıyor. Bu bir taktik. Hayatla, gerçekle, adaletle hiçbir ilgisi yok.
Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Hüseyin Biçen: Savcılığın yaptığı, ölümle sonuçlanan operasyona delil yaratmak. Şu anda pratiğin teorisi yazılmaktadır. En kolay bulunan yol da itirafçılar. Ama bazen mızrak çuvala sığmıyor. Gerçekler ortaya çıkıyor.

MİLLİYET GAZETESİ
Yayın Tarihi : 1 Ocak 2005 Cumartesi 15:06:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?