Kenthaber yazarı Erdem Yücel, dünkü konsolosluk saldırısında kaçarak binanın kapılarını kapatan Amerikalılara, Kore'de yaşanan Kunuri Destanı'nı hatırlattı. O tarihte yanında yer aldığımız ve müttefikimiz olan ABD askerlerinin bizi nasıl ölüme attığını hafızalarda tekrar canlandıran Yücel, 'Terörizme karşı cesaretin mihenk taşı' başlıklı yazısında bakın hangi ayrıntılara işaret etti:
TERÖRİZME KARŞI CESARETİN MİHENK TAŞI
Dünyanın neresinde olursa olsun terör tasvip edilecek bir olay değildir. Bununla beraber terörün de akıllısı ve akılsızı var. Güneydoğu’da olduğu gibi mertlikten nasibini alamamış, yollara mayın döşeyen kalleşler de vardır. İstanbul’da ABD Başkonsolosluğuna yapılmış saldırı ise belki de terör tarihine geçecek en akılsız, en salakça bir saldırıdır.
İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu, askeri ve mimari yönden dünyanın en korunmalı yapılarından birisidir. Böyle bir binaya yapılacak saldırının başarısız olacağını, saldırıyı hazırlayanlar bilmeliydi. Belki de biliyorlardı da dünyaya seslerini duyurmak istediler. Burada hedef kapıdaki polis noktasıydı. Ancak teröristlerin ellerindeki silahlarla buraya zarar vermesi de olası değildi. Teröristlerin amacı, öyle görünüyor ki ateş edip kaçmaktı. Ne var ki, canları pahasına kendilerine verilen görevi sonuna kadar yapan Türk polisi ile karşılaşacaklarını düşünememişlerdi.
Bu çirkin ve salakça saldırıda Türkiye, gencecik üç evladını yitirdi.
Bu saldırıyı gerçekleştirenler hangi Allah’ın belası örgütün piyonlarıydı?
Kaçan dördüncü terörist bulunana kadar veya birisi gelişmemiş ülkelerden birinin basın organlarına çıkıp bu menfur olayı üstelenene kadar da beraberinde bu soruyu yanıtsız bırakacaktır.
Saldırıda kahramanca çarpışan Türk polislerinin evine ateş düştü. Birkaç, göstermelik kuru teselli ile avunacak gibi değil...
Polislerimizin özgeçmişlerine bakıyorum; üzüntüm daha da artıyor. Kahraman polislerimizden Nedim Çalık, zor koşullarda okutulmuş, polis olunca da ailesine büyük gurur kaynağı olmuştur. Mehmet Önder, Diyarbakır Polis Meslek Yüksek Okulundan on beş gün önce mezun olmuş. Erdal Öztaş ise tarih bölümü mezunu olup, henüz iki yıllık polisti. Bir ay sonra da bebeği dünyaya gelecekmiş...
Bunları öğrenince de üzüntümüz daha da artıyor. Şu anda tedavi gören kahraman polisimiz var. Allah ona şifa verir inşallah...
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bu saldırıya anında müdahale eden Türk hükümetine teşekkür ediyor. Bu arada da en başta ABD, uğranılan can kaybından dolayı üzüntülerini bildiriyor ve yaşamlarını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean Mc Cormack, Türk polisinin ABD diplomatlarını korumak için ortaya koyduğu cesareti büyük takdirle karşıladıklarını söylüyor. O da şehit ailelere başsağlığı diliyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, “Saldırının bir terör eylemi olduğunu söyledikten sonra polis hızlı ve etkin biçimde müdahale etti. Polisin ABD resmi binasını korumak için yaptığı tüm çalışmalara gönülden minnettarız” demekle yetiniyor.
Bu sözler büyük bir özveri ile canlarını veren genç fidanlarımızı geri getirebilir mi?
İçleri yanan ailelerin acılarını hafifletebilir mi?
Babasız doğacak bir bebeğin, biraz büyüyünce “babam nerede” sorusuna yanıt verebilir mi?
Cesareti, kahramanlığı bir yana bırakalım ve ABD’den karanlıkta kalan şu sorumların yanıtlarını isteyelim.
Türk polisi canları pahasına konsolosluk önünde teröristlerle çarpışırken ABD’nin meşhur CIA’ sı, FBI’ sı ve koruma görevlileri neredeydi?
Türk polisi çarpışırken neden içeri kaçtılar?
Uluslar arası hukuka, kurallara göre Büyükelçilikler ve Konsoloslukların bulundukları topraklar o ülkenin toprağı sayılır. Dışarı çıkarlarsa bulundukları ülkenin topraklarına ayak basmış olurlar ve müdahale yetkisi olamaz deniliyor. Türkiye’ye gelen ABD üst düzey yetkililerinin silahlı korumaları vardır. Ola ki bir suikast girişiminde bu korumalar Türk toprağındayız müdahale edemeyiz mi derler? Böyle diyeceklerse, yabancı korumaların devlet büyüklerinin yanında ne işi var?
Konsolosluk saldırısında ABD güvenlik güçleri, ortada fevkalade bir durum var diyerek Türk polisinin yanında yer almalıydılar. Çelik kapıları kapayıp kendilerini güvenceye alacakları yerde, yaralanan polislerimizi de içeri alıp doktorlarına ilk müdahaleyi yaptırmalıydılar.
Sırası gelmişken insanın aklına bir başka bir soru geliyor; orada teröristlerle çarpışarak şehit olanlar trafik polisleridir. Onlar “biz trafikçiyiz, konsolosluğu korumakla görevli değiliz” dememişler, çatışmanın ortasına kendilerini atarak canlarını vermişlerdir.
Türk askeri ile polisinin diğer devletlerden üstün özellikleri vardır. Bunun tipik bir örneğini bir kez daha yaşadık. Cesaretimizi mihenk taşına vurup diğerleri ile karşılaştırmayı acı da olsa yaptık.
Ne uğruna?
ABD’yi korumak için can vermek uğruna...
Biz buna benzer bir olayı yıllar öncesi Kore’de yaşamıştık.
Türkiye’nin Kore’de ne işi vardı?
Ne yazık ki, bu sorunun yanıtı Yassıada Mahkemesinde sorulmamıştır.
Kore’de Türk Tugayı ile sağ yanındaki 24. ABD zenci alayı bulunuyordu. Kızıl Çin’in taarruzu karşısında ABD zenci alayı Türk Tugayına haber vermeden mevzilerini terk etmiş ve aradaki bağlantı kesilmişti. 25. ABD Tümeni ile de bağlantı kesilmişti. Bu yüzden Türk Tugayı kuşatılmış ve büyük kayıplar vererek yarma hareketi yapmak zorunda kalmıştı. Tarihe Kunuri Destanı olarak geçen bu olayda Türk Tugayının kahramanca savunması, yarma hareketini yaparak, geri çekilmiş ve ABD askerinin denize dökülmesi önlemiştir.
Türk askeri böylesine kahramanlılar yaratmış ve cesaret örnekleri vermiştir. Bugün şehit olan polislerimiz o kahramanların torunlarıdır.
Napoleon Bonaparte’nin dediği gibi; “Cesaretin temeli korkmamakta yatar.”
Bir İtalyan atasözüne göre de; “Cesur insanlar dünyanın efendisidir.”
erdemyucel2002@hotmail.com
Çanakkale savaşlarında şehit olan binlerce kahraman askerimiz ve ihtilaf kuvvetlerinin okyanus aşırı ülkelerden toplayıp getirdiği askerlerden bahsederken sıkça kullanılan bir cümle vardır. "Onlar vatanları için düşünmeden ölüme atladıllar ve şehit oldular. Peki diğerleri ne için öldüler?" Macera uğruna hiç de ilgileri olmayan bir coğrafyaya gidip savaşan insanların ne amaçla öldüklerinin belirsizliği anlatılır bu sözlerle. Kore savaşı da, Türk'ler için benzer yakıştırmanın yapılacağı talihsiz bir savaştır. Basiretsiz bir devlet yönetiminin aldığı kararla ABD kargo uçaklarına ve yük gemilerine tıka basa doldurulan Türk askerleri, ABD savaş stratejisi gereği ABD askerlerinin önünde tampon oluşturmak için Kore'ye gönderilmiştir. Sonuç olarak sorumsuz siyasilerin ülke yararına olmayan kararlarının bedelini, Kore'ye gönderilen Mehmetçik'ler canlarıyla ödemişlerdir. Aradan 50 yıl geçtikten sonra ABD, kendileri için bu milletin Kore'de ödediği kefareti az bulup, Kuzey Irak'da Türk Askerlerinin başına çuval geçirmiştir. Bu riyakarlık sonrasında dün şehit olan polislerimize üzülürken, bir amerikalı için ölmeye değermiydi dememek mümkün değil.
Tüm Türk halkının benim gibi düşündüğünü çok iyi biliyorum. AMERİKALILARI SEVMİYORUM
kardeşim tşk ediyorum öncelikle yazdıgın bu güzel cümleler adına...herkes tarihte yaşanılan kahramanlıkları görerek ders çıkartmalıdır...bu çıkarımı elbette önce tarihi ögrenerek elde edebiliriz.Özellikle türk tarihi açısından anlattıgın olay muthiş bir kahramanlık hikayesidir..Öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri personeli olarak şehitlerimize başşağlığı, geride bıraktıklarına Yüce Mevla' dan sabır ve metanet diliyorum..Seninde ellerine sağlık kardesim
Böyle adamlarla hala müttefikiz ya ona yanıyorum.Bunlardan ne beklenir ki?Haydutluğun kanunu kanunsuzluktur.Avrupa nın ne kadar başıboş,toplumca dışlanmış,kanun kaçağı aykırı insan varsa göçüp Amerika ya gelmiş ve bunların kurduğu devlet de ortada.Cumhuriyet kurulmadan önce Amasya Genelgesinde her türlü manda ve himaye reddedilmişti.Ama 1950 iktidarı sanki böyle bir karar alınmamış gibi Türkiye nin kaderini ABD ye bağladı.Bir de o günlerde parola gibiymiş:Küçük Amerika olacağız. Küçük Amerika olmak değil Büyük Türkiye olmak uğruna yaşamalı,çalışmalı hatta ölmeliyiz.Sayın Yücel eliniz dert görmesin saygılar.
Made in USA!!! ne beklicektikki bizimle beraber mi savasacaklarini, bize destek cikmalarini mi ,onlar kendilerine hayir getirmedi kendilerini koruyamiyor ki bize yardim edicek, onlar ancak zavalli , kimsesizlere fakirlere zulm etmeyi bilir yoksa bir is yapacakari yok, ama hala onlari dost bilip güvenmemiz cok kötü ve anlam veremiyorum, o serefsiz pkk dagdaki ki itleride( gerci hayvana hakaret oluyor) sanki onlar beslemiyor TÜRKE TÜRKDEN baska dost kim olabilir ki TEK BÜYÜK ALLAHIM baska yok, ama kimse yildiramaz bizi dimdik ayakdayiz,ayyildizimiz daima dalgalanicak ezanimiz hep okunucak vatanimiz hicbir zaman bölünmücek ve sehitlerimiz hic bir zaman ölmücektir, sehit polislerimize allahdan rahmet diler, mekanlari cennet olsun ailelerine sabir dilerim, ve sehidimizin dogacak olan bebegi artik TÜRKIYEYE emanettir ve biz bu emanette son damlamiza kadar sahip cikicaz. NE MUTLU MÜSLÜMAN TÜRKÜM DIYENE