ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, her gün bir avuç kuruyemiş tüketmek kalp krizi ve kanser riskini önlediği belirlendi.
ABD'deki Dana-Fraber Kanser Enstitüsü'nden Dr. Charles Fuchs ve ekibinin araştırması, doymamış yağ asitleri, vitamin, mineral bakımından zengin fındık, ceviz, fıstık gibi kabuklu yemişlerin kolesterolü ve iltihaplanma riskini azalttığını ayrıca, ince kalmaya da yardımcı olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar ABD'de 120 binden fazla kişinin sağlık verilerini inceledi. Haftada bir, bir avuç kabuklu yemiş yiyenlerin kanser ya da kalp hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 11, haftada 2-4 kez yiyenlerin yüzde 13, haftada 5-6 kez yiyenlerin ise yüzde 15 azaldığı görüldü.
Araştırmanın sonuçları, "New England Journal of Medicine" dergisinde yayımlandı.
"Kuru yemiş hayat kurtarıyor" başlıklı haberin bende uyandırdığı çağrışım ile, 'biraz çocukluk anılarımdan bahsedeyim' dedim ve devam ettim: Çocukluğumu yaşadığım 50 li yıllarda bizler için revâcda olan mamuller leblebi, ayçekirdeği, kuru üzüm idi.. Şimdilerde olduğu gibi antepfıstığı, yerfıstığı, badem, ceviz ise bizlere lüks gelirdi. Kuru yemişler poşetler içinde değil, açıktan satılırdı. Seyyar satıcılar, "-bardağı 5 kuruş" diye bağırırlar, 10 kuruşluk almak isterseniz, elleriyle büktükleri külâha iki bardak doldururlardı.Bu satıcılar ayrıca leblebi tozu da satarlardı ve bunu gene külâhlara kaşık ile koyarlardı; bizler de dilimizin ucuna yapıştırarak bunu midemize aktarırdık. Tattığımız diğer bir zevk ise, mahalle aralarında yapılan gazozların içine leblebiyi atıp bunu yemek olurdu. Ceviz ise - şimdi olduğu gibi- çok kıymetliydi; mahdut olarak alabildiğimize bir oyuk açarak içini boşaltır, içine doldurduğumuz kum ile ağırlık sağlar ve bununla "ceviz vurma oyunu" oynardık. Ama, her neden ise bu cevizi yemek aklımıza gelmezdi; içi kum dolu cevizi kazanmak bizi mutlu kılardı (!) Çocukluk dönemimdeki 'açık hava sinemalarının' vazgeçilmez ürünü de ayçekirdeğiydi. Film izlerken, yüzlerce kişinin dişlerinden çıkan çıtırtı sesleri, filmdeki ses şiddetine eşit olurdu; ama, filmin en heyecanlı bir anında bu çıtırtı sesleri birden kesilir, filmdeki ses ile birlikte bahçede de bir sükût oluşurdu."- Hey gidi günler, hey !" diyorum ve kendime şunu soruyorum; "- yaşadığım o zamanlarda gerçekten mutlu mu idim, yoksa şimdi mutlu olabilmesini mi bilemiyorum ? !.."