Bu ülekenin AK Parti döneminde nereden nereye geldiği apaçık ortadır. Maalesef bu gerçeği ısrarla örtmek isteyenler var. Milletle aynı yöne bakmayanların milletin heyacanı görmesini bekleyemeyiz. İstikrarsılık döneminde payı bulunan bu zihniyet medya gücünü de yanına almıştır.
Aydın Doğan medyasının yayınlarıyla ilgili bazı gerçekleri açıkladım. 1 hafta süre verdim. Bu soruların cevaplartını açıklamazsanız önümüzdeki haftasonu ben açıklarım. O gün geldi.
Yazılıp çizilenlere bakalım. Bazı taşları yerli yerine oturtmak için bunun yerinde olduğuan inanıyorum. 16 buçuk milyonun oyunu almış bir siyasi partiyiz.
Bu rahatsızlık neden? Hortumlar kesilecek, demiştik. Geçim kaynakaları orasydı. O alıştıkları büyüme yok artık. Siyasetçilerde uzantıları var. Onlarla dayanışma içindeler. Burdan bir şey kapmanın telaşına girdiler.
Aydın Doğan medyası, müflis tüccarın eski defterleri karıştırması gibi nereden vururum diye düşünürken. Erdoğan da bu yolları nasıl duble yolar yapar da bunun koşuşturmasını yapıyoruz. Farkımız bu. Çünkü Türkiye'yi muası medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacağız. Dedikoduyla meşgul olan biz değil, sizsiniz Bay Doğan Grubu.
Biri çıkıp akıl veriyor. En az sizin takip ettiğiniz kadar biliyoruz. İlk konuşmamızda "Bu makamlar gelip geçicidir" demiştim. Biz gidici olduğumuzu biliyoruz Bay Köşe yazarı. Sen kendi durumunu düşün. Sen çok geç kalmışsın.
Bir defa şunu özellikle hatırlatmam lazım. Sapla samanı kimse karıştımasın. Bizim açımızdan mesele Almanya'daki davanın konusu değil. İddianamede yer alan hangi konuların doğru yanlış olacağına karar verilecek. Biz hiçbir zaman yanlış yapanın yanında yer almadık. Bundan sonra da almayacağız. Yanlış yapan elbette bedelini öder. Türkiyeyi ilgilendiren bir boyut çıkarsa gerekeni yaparız. Bu kararın verileceği yer mahkemelerdir. Gazete sayfaları değil. İçişleri Bakanlığı Deniz Feneri'nin hesaplarını düzenli olarak izlemiştir.
Yargısız infazlar ortaya çıkıyor. Böyle bir saldırı kampanyasının hedefi olduk. Doğruluğu kanıtlanmamış tek taraflı iddiaların hedefi oldum. Aydın Doğan'ın 5 gazetesi ve 3 televizyonuyla iddiaları yürüttüler.
Ben derdini biliyorum ama sen çıkıp açıkla. Kanıtlayabildiler mi? Bizzat Alman savcısı yalanladı. Bana elden para verildiği de yalanlandı. Başbakanlık makamına böyle ağır bir iftira atılır mı? Bana elden herhangi bir para verilmesi sözkonusu olmadığı gibi paranın sahibini de ben ne görürüm ne de tanırım.
Aydın Doğan'ın medyasındaa bu gerçeklerin yer aldığını gördünüz mü? Yalan ve iftiraya devam ettiler. Maaşlı silahşörleri var, onlar da rahatsız olmuşlar. Bu iktidara Doğan Grubu'nun desteğiyle gelmedik, halkımızn desteğiyle kaydettik.
Kendi kanalında çıkmış bana cevap veriyor. Tutuşturmuşlar eline soruları bana cevap veriyor. Kendi adamları bile patron tatmin etmedi diyor. Yerin kulağı var, her şeyi duyuyoruz. Yeri geldikçe birçok şey yine açıklanacak.
Biz cevap hakkına saygı istiyoruz. Bizim iftiralara cevaplarımızı yayınladılar mı? Yalan ya da doğru fark etmez, isttediğimizi yazarız dediler. Güya bana ültimatom çekmişler, sen kimin de bana ültimatom çekiyorsun. Benim ülkemde kabul edilmeyen bir basın konseyi. Başbakan medyaya olan ültimatomunu geri çeksin, diyormuş. Siyaseti susturmak isteyenlere biz gereken cevabı veriyoruz. Yaptığımı iş bu. Bir de derki dokunulmazlık var. Bunlar her istediğini yazacak, kimse sana cevap veremeyecek. Böyle gazetecilik mi olur? Bunu kapatalım, dediler. Böyle kirli pazarlık olur mu? Bizim mezhebimiz sizin kadar geniş değil.
Yanlış bir iş bulursanız ispatlardınız. Tek taraflı iddialarla medya terörü estirdiniz. Böyle kuru gürültüye pabuç bırakcak değiliz. O günler geçti. Cevap hakkını yayınlamanız gerektiğini bilmiyor musunuz? Bizim haklarımız ne olacak?
Gaziantep Belediye Başkanı'mız cevap verdi. Bugüne kadar yayınlamadınız. Bizzat inceledim. Haksızlığı kim, nasıl telafi edecek? O Gaziantep Belediyesi ki geliri bellidir, icraatları bellidir. Bu yapılanlar herhalde bedava yapılmadı. Bunu hiç araştırdın mı? 4 buçuk sene önce kasaba görüntüsü olan Gaziantep modern bir şehir haline geldi. İnsaf! İnsan bunları görür be! Peki şimdi Asım Güzel beyin hakkını kim iade edecek?
Kendilerinden bilgi alsalardı bu yanlışın içine düşmeyeceklerdi. Ama acaba hangi hesap var? İskenderunlu bir adamı Gaziantepli ve AK Partili diyorlar yazıklar olsun. Benim partimden de çıkabilir. Ama ona karşı ne uygulayacağımız önemli. Torna kalıbından çıkmıyoruz. Dersinizi çalışın öyle çıkın karşımıza.
Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift lafım var: Tarafsız ve bağımsız olmak demek, patronun çıkarlarından da bağımsız olmanız demektir. Kağıt kaçakçılığı iddiaları, Hilton oteli haber değeri taşımıyor muydu?
Mahkemeye verseydin, diyor. Ben müsaade etmedim ki. Saçmalığa bak! Belediye Başkanımı da uyardım. Ondan da gerekli cevabı aldılar.
Allahtan Doğan Grubu'nun sindiremediği bağımsız gazeteler ve televizyonlar da var da. Onlar yazıyor. Adını değiştirdiler, yandaş medya yaptılar. Onlarla da çatışma içine girdiğimiz oldu. Maalesef bazı yanlışlara yataklık etmeyi adet haline getrenler de var. Ne yazıkki iftiralara birinci derecede tahammül etmesi gereken başbakandır. Allahtan özgür bir medya var daşiracı-bozacı tezgahı bozuluyor.
Çıkar çatışması diye bir kavram var. Mahkemelerde bile şüpheyle bakılır. Doğruluğu kanıtlanmayan haberler yapacaksınız buna da basın özgürlüğü diyeceksiniz. RTÜK'le işiniz olacak balkanını hedef alacaksınız. Hükümetle çıkar çatışmanız olacak aleyhimizde kampanya başlatacaksınız. Buna da basın özgürlüğü diyeceksiniz. Sizin şahitliğiniz bile kabul öedilemez. Basının da tabi olduğu ahlak kuralları var. Yok diyebilir misiniz?
Yaptıklarınız ortada. 5 gazete, 3 televizyon. 11 tane tv de uydudan yayın yapıyor. Aynı ülkede bu kdar tv yayını. Yargısız infazlar ortada. Bundan nasıl kurtulacaksınız? Önce cevap hakkına saygı gösterin. Aynı puntalarla cevabı kullandığınız zaman olur. Önce sayfalarımızda göremediğimiz Baykal'ın gizlediği mal varlığını, CHP'nin mal beyanını yayınladınız mı? Erdoğan gönderdi mi, gönderdi.
Hakkınızdaki kağıt kaçakçılığı iddiası. Aydın Doğan'ın takip ettiği işleri yazın. Ne sizden tek satı ne de Baykal'dan tek bir söz görmedik. Şıracı ile bozacı gibi şahitlik yapmayı bırakın da nasıl bir gizli ilişki var, onu açıklayın.
Aylar önce SPK'yı Vatan yazarı tehdit etti mi? Biz müsaade etmedik. SPK zaten özgür, gereğini yapar. Gereğini yapmamış olsaydım bu iftiraları yapıyor olur muydun? O zaman çok güzel dot olurduk. Bizden hiçbir haksız talebine bundan sonra da cevap alamayacaksın Sayın Doğan.
Kimden gelirse gelsin her türlü medya terörüyle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Böyle bir medya diktatörlüğüne teslim mi olacağız. Kendi kaçakçılığını bile sorgulayamayan medya tarafsız olabilir mi?
Şahsıma gönderilen mektupları açıklama adetim olmasa da Başbakan olarak benden talep ve beklentilerini iletiyor. Talep ederse benim de bu mektuğlara milletimin huzurunda verdiğim cevap olsun.
Medya grubunuzun muhalefete yakınlığının ifade edilmesinden neden rahatsızlık duyduğunuzu açıklamanızı istiyorum.
Şimdi bu kayıtlara giriyor. Sayın aydın Doğan Medyada çok sesliği hayati öneme sahip olduğunu bilmeniz lazım. Ancak Medya grubunuzn muhalefete yakınlığınızı dile getirdiğimizde neden tahammülsüzlük gösterdiğini anlayamıyorum. Bunun vahim bir yanlılgı olduğu açıktı. Size tavsiyem demokratik bir tavırla eleştirilere de açık olmanız gerektiğidir. Bundan sonra medyacı kimliğiniz ile iş adamı kimliğinizi karıştırmamanızı istiyoruz. Cevap olarak şimdi bununla yetinip bu bahsi kapıyorum.
Biz 70 milyonun iktidarıyız. 70 milyonun vatan evladına Tayyip Erdoğan aynı mesafededir. Türkiye siyasetinde bir ilk yaşanıyor. iKtidar büyüyor, muhalefet küçülüyor. Nasıl küçülmesin? Yapılanı karalamaktan öte bir gayret içinde olmadılar. Daha müreffeh bir ülke haline gelmesi için ne yapacaklarını bilmiyoruz. Cekli caklı birçok vaadi var ama geçmişlere bakarsanız yine vaadlari vardı. Bu ülkenin her ferdi CHP anlayışının ne hayrı olduğunu kendine soruyor. Buna karşılık AK Parti millete verdiği her sözü yerine getirmenin gururunu yaşıyor.
Dünyanın her yerinde iktidar seçimden korkuyor, bizde muhalefet... AK Parti'yi karalama kampanyasına girenlerin sırtlarını nereye dayadıklarını da görüyorsunuz.
bu ülkenin nereden nereye geldiğini görmek için,emeklilerin perişan,yarı aç gezdiğini görmeyenler şöyle bir dolaşsınlar ortalığı!Sırça saraydalarda oturanlar açın halinden anlamazlar.
Sayin Basbakanin Merakla beklenen aciklamasi hayretler icinde dinledim.Acaba kendi konustugunun farkinda miydi, Ögle anlasiliyorki sayin basbakan Din altinda yapilan sahtekarligi medyayi susturarak destek vermektededir. Mademki böyle kimseye danismadan Kralligini ilan etsin.Su an firsat elindedir,Unutulmasin ki Tarih boyunca Türkler cok padisah gördü. Silahsiz olarak o Padisahlari yok etmesini bildi,Allah Laik demokrasi disinda Türkiye Cumhuriyetine bir daha Padisah hükümlerini getirmesin.
Sayın Başbakan konuşmasında söz verdikleri gibi hortumları kestiklerini söylüyor.Buna çocuk bile inanmaz.Dişli olayı,Deniz feneri olayı ,G.Antep Belediye başkanının olayı daha halkın bilmediği bir çok yolsuzluklar kapı gibi önünüzde durmaktadır.Atarkende bari biraz destekli atıver......
sevgili kardeşim basın özgürlüğü medya ya yalan ve yanlış şeylerin yazılması özgürlüğünü vermiyor.gerçek neyse delikanlı gibi çıkıp yazacaksın ve yazdığının arkasında duracaksın.artık geçmiş olsun ortaya laf atıp kenardan izlemek yokk sayınn DOĞANNN
Sn.BAŞBAKAN yerinde ve zamanında konuşmuştur ülkemizde bir kısım medyayı elinde tutan Sn.DOĞAN BARONLUĞU BIRAKIP GERÇEĞE DÖNSÜN ,YOK ÖYLE HORTUMLAMAK,KESER KULLANMAKTAN TESTERE KULLANMAYA FIRSAT BULAMAYAN KOLEMŞÖRLRİ İLE AHKAM KESMENİN BİRDE durrrr-U VARDI ODA TECELLİ ETMİŞTİR!
SAYIN BASBAKANIM BIZ GURBETCILERIN YESIL SERMAYEDEKI PARALARINA KOMBASSAN HOLDING VE 21, YÜZ YIL BÜYÜK ANADOLU HOLDINGDEKI PARALARINA DAMIZLIK SÜT INEGILE TAKAS EDELIM ADALET OLDUGUNA GÖRELIM 1000,000 GURBETCI HOLDINGZEDE DENILIYOR BUNLAR YATIRIM YAPNMIYOR NIYE SIZ YESIL SERMAYEYE DESDEK CIKIP GURBETCIYE KÖSTEK OLDUNUZMU ? SAYGILAR
bu ülkeyi batıran siz aldunuz ve ülkenin artık kan alacak damarı kalmadı şimdi ne yapacaksınız bakalım.allah kitap diyorsunuz acaba nasıl hesap vereceksiniz?
Öyle bir hava ettirildiki Herkes "bu kadarda olmaz" "Allah belanı versin" "ne sahtekarmış be?" diyecek sayın Aydın Dogan kaçacak delik arayacak diye bekliyorduk. Beklenen olmadı. Bence bu konuşmaya neden olan kavganın arkasında Amerika ile Almanya'nın kavgası var. Son günlerde Sayın Erdoğan ve AKP, Ülkemizin etrafındaki gerginliklerde Amerika ile çok fazla yakınlaştı. Almanya bu yakınlaşmaya müdahale etti. Ben fotoğrafa bakınca bunu gördüm.
Hepimizin öğrendiği ve unutmadığı bir söz vardır: Basın özgürlüğünden ortaya çıkabilecek muhtemel olumsuzluğun çaresi yine BASIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR. Deniz Feneri Derneği e.V.'nin Almanya Federal Cumhuriyeti mahkemelerince, yolsuzluk nedeniyle yargılanması haberlerinin yayınlanması vede köşe yazarlarınca da yorumlanması, basın özgürlüğü ile çelişmediği gibi, aksine yayınlanmaması durumunda basın görevini yapmıyor demektir.
akp nini iktidara geldiği ilk dönemde medyada akp nin aleyhine hiçbir haber yapılmadı.. ozaman medya iyiydi şimdi ise akp nin alyhine haber yapılınca medya kötü olur...
"Palavra... Palavra... Palavra..." 30 yıl kadar önce, bir şarkıcımızın, biten bir aşkın arkasından aldanmışlığını dile getirdiği şarkısıydı. İktidarları süresince halkının yarısının açlık sınırın altında yaşam savaşı vermeye zorlayan, %20'ni işsiz dolaştıran bir iktidar ülkesinin bankalarını, sigorta şirketlerini, fabrikalarını, limanlarını, havaalanlarını, ormanlarını, maden yataklarını, SEKA,sını, ERDEMİR'ini, TÜPRAŞ'ını, TEKEL'ini, TÜRKTELEKOM'unu üç paraya yabancıları satarken, dönemlerinde ülkesinin borçları katlanarak artarsa, yolsuzluklara damardan girdiklerini iddia ederken ortaya çıkan yolsuzlukların içinden genel başkan yardımcıları, belediye başkanları ve diğer parti yöneticileri çıkmaya başlamışsa, insanın ilk aklına gelen 30 yıl öncenin dillerden düşmeyen şarkısı olur. "Palavra... Palavra... Palavra..." Daha düne kadar her olayda yanı başlarında biten akıl hocaları olan AB ülkelerine ve ABD'ye bir sorsunlar. "Bu durumda tavsiyeleri neymiş?" Asla büyük önderimizin şu sözlerini de akıllarından çıkartmasınlar; "HANGİ İSTİKLAL VARDIR Kİ, YABANCILARIN NASİHATLARIYLA, YABANCILARIN PLANLARIYLA YÜKSELEBİLSİN? TARİH BÖYLE BİR OLAYI KAYDETMEMİŞTİR." Mustafa Kemal Atatürk 6 Mart 1922, Meclis Konuşması
herhangi bir ülkenin başbakanı kimseye süre falan tanımaz işlenen suç varsa savcıları görevlendirir ve olayı adalete yoller tabi bu MUZ cumhuriyetlerı için geçerli değildir .