22
Mart
2026
Pazar
ANASAYFA

Milliyet'ten CHP'ye açık çağrı

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, demokrasinin zarar görmemesi için AK Parti’nin kapatılmasını önlemek gerektiğini belirterek CHP’yi masaya oturmaya ve sosyal demokrat duruşa uygun olarak anayasayı değiştirmeye çağırdı.

AK Parti’ye kapatma davası üzerine ‘bir kısım medya’yı suçlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Doğan Grubu gazetelerini kastettiği yorumları yapılmıştı. Ancak iddiaların ardından Milliyet gazetesi, bugün bir ‘başyazı’ yayımlayarak, Türkiye’nin “yüksek basınç alanına girdiğini, ne zaman çıkabileceğini tahmin etmenin güç olduğunu, ancak nelerin yaşanabileceğini kestirmenin güç olmadığını” belirterek, AK Parti’nin kapatılmasını önlemek için muhalefet partileri CHP ve MHP’ye anayasayı değiştirmeye çağırdı.

Milliyet’in Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin de, NTV’nin “Yazı İşleri” programına konuk olarak, gazetesinde yaptıkları çağrıyı canlı yayında tekrarladı. Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Ergin, kamuoyunda uzlaşmanın zemini olduğunu, masada da uzlaşma formülünün durduğunu belirterek şöyle dedi:

İYİNİYETLİ VE YAPICIYSALAR ANLAŞIRLAR
“Çatışmanın tarafları iyiniyete sahiplerse, yapıcı davranmak istiyorlarsa, ülkenin iyiliğini Türk demokrasisinin selametini her şeyin üstünde tutuyorlarsa, devlet adamı olarak davranıyorlarsa, otururlar, düşünürler. Ben bu konuda iyimserim aslında. Sivil toplumda bir tarafta TÜSİAD, bir tarafta TÜRK-İŞ, TİSK, bütün önde gelen sivil toplum kuruluşları, içine girdiğimiz krizden bir uzlaşıyla çıkılmasını ve demokrasiden ödün verilmeden çıkılmasını istiyorlar. Bu bence çok temel bir çıkış noktası. Demokrasiden taviz yok. Bulunacak hiç bir çözümün, demokrasinin bir milim bile altına inmemesi gerekiyor. Parti kapatmanın zorlanması hususunda ben Türkiye’de genel bir mutabakatın olduğu kanaatindeyim. Buna katılmayan gruplar da olabilir ama, kapatılmasın diyenlerin çok büyük bir yüzde oluşturduğunu düşünüyorum. Bu da bence bir uzlaşı inşa edebilmek için çok iyi bir başlangıç noktası.

AKP MUHALİFLERİ BİLE KAPATMAYA KARŞI
“Üçüncü bir unsur daha var. Ben AKP’ye muhalif olan, AKP’ye mesafeli duran kesimlere baktığım zaman... Ki benim de bir gazeteci olarak nerede durduğum belli, başından beri AKP’ye mesafeli kalmış olan biriyim ve haklı olduğuma da inanıyorum. Ama ben kendime yakın hissettiğim insanlarla, konuşmalara baktığımda, demokrasiye inanan bu insanların, artık 2008 yılında Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunda adım atarken, ilerlerken, bir parti kapatmanın insanların demokratik kültürleriyle, demokratik terbiyeleriyle bağdaşmadığını hissettik. Ve demokratik vicdanlarının yaralandığını görüyorum. İnsanlar bunu içlerine sindiremiyorlar. Bende 2008 yılında, dediğim gibi, laiklik konusunda AKP’nin uygulamalarından kaygı duymakla birlikte, bu partinin kapatılmasını demokratik vicdanımla bağdaştıramıyorum.”

SOSYAL DEMOKRAT DURUŞA UYMUYOR
Yapılan açıklamalara baktığında, CHP’nin iddianamenin yanında yer aldığını belirten Sedat Ergin, şöyle devam etti: 

“CHP liderliği böyle bir yol izleyebilir, kendi tercihi. Ama ben, kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan pek çok insanla yaptığım sohbette, acaba sosyal demokrat duruş bu mu olmalı, sorusunu çok farklı görüşlerde görüyorum. Bir demokrasi içinde, yüzde 47 oy almış bir partinin kapatılması üzerine siyasi hesap yapmaya dayalı bir strateji, bir duruşun, sosyal demokrat duruşla pek örtüştüğü kanaatinde değilim. Bence burada sosyal demokratların da belki şaşırtması gerekiyor insanları. Belki daha yapıcı, Türk demokrasisinin, laikliğin zarar görmemesi için iki alandaki kaygıları da birlikte gözeten bir çıkış yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Pekala bu krizin aşılmasında ben CHP’nin çok önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Yeter ki CHP yapıcı bir rol oynamak istesin. Bunu oynadığı taktirde, çok rahat çıkabileceğimiz kanaatindeyim.”

DEMİREL VE ECEVİT DE YAPMADI AMA...
Sedat Ergin, Baykal ve Erdoğan’ın aynı masaya oturmayacağı yönündeki görüşle ilgili olarak da, şunları söyledi:

“Şimdi oturmayabilirler. Ben de 12 Eylül öncesi dönemi bir gazeteci olarak yaşadım. Göz göre göre Türkiye bir krize gitti ve krize giderken herkes diyordu ki, siz ey sayın Demirel, ey sayın Ecevit el sıkışmazsanız, bir araya gelmezseniz, bunun nereye gittiği belli, bu darbeye gidecek. Ben şimdi darbeye gidecek, demek istemiyorum, öyle bir şeyin olmasına ihtimal vermiyorum. Ama geçmişte yaşadığımız bir örnek var. Siyasiler bir araya gelip uzlaşmadıkları zaman bu kaosa yol açıyor. Bütün ülke onun faturasını ödüyor. Türk ekonomisi son derece kırılgan bir yapı üzerinde duruyor. Ekonomi daha kötüye gidecek, bunun bedelini 72 milyon ödeyecek. Dış politikaya baktığımızda, Türkiye’nin dış dünyadaki görüntüsü ciddi bir şekilde sıkıntıya girdi. Ben bir gazeteci olarak bakıyorum, gidişi iyi görmüyorum. Toplumda da kutuplaşma yayılıyor. Bir şekilde siyasilerimizin bu kötüye gidişi, durduracak bir hamle sergilemesi gerekiyor. Artık liderlerimiz şaşırtsınlar bizi. Türk toplumu olarak bir kez de liderlerimiz tarafından şaşırtılmayı bekliyoruz. Çok mu şey bekliyoruz?”

KARAALİOĞLU’NA DÜŞEN
Sedat Ergin, Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu’nu ise çözüme yardımcı olmayıp, yangına benzin dökmekle suçladı. Uzlaşma gerektiği konusunda herkesin hemfikir olduğunu belirten Ergin, “O zaman Mustafa’ya düşen de bu. Baykal’ın elini sıkma demek, çatışmayı körüklemek demek. Mustafa’nın şunu da görmesi gerekiyor; bu noktaya gelinmesinde iddianame bir süreci tetikledi ama, 22 Temmuz seçimlerinden sonra sağolsun sayın Başbakan da Türkiye’de kutuplaşmayı sürekli tırmandıran bir çizgi izledi, biz ve onlar ayrımı gözetti” diye konuştu.

BAŞSAVCI AKP İLE AB İTTİFAKI HAZIRLADI
Sedat Ergin, kaygılı olanların yüzde 30-35’inin büyük şehirlerde yaşadığını, bu kesime rağmen Türkiye’nin yönetilmesinin devamlı sıkıntı yaratacağını belirterek, “Dolayısıyla sayın Başbakan’ın da yeni döneme bakarken, onları anlamam gerekir diyerek yeni bir siyaset anlayışı sergilemesi gerekiyor” dedi.
Düne kadar AK Parti hükümetinin adım atmadığını söyleyen ve desteğini çekmeye hazırlanan AB’nin, kapatma davası üzerine, demokrasi açısından yine AK Parti yanında tavır aldığını kaydeden Ergin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Başsavcı bir anlamda AKP ile Avrupa Birliği arasında yeni bir ittifakın kurulmasını hazırladı. Avrupa Birliği AKP’ye, yeniden reform sürecini başlatmazsan arkamızı döneriz, diyor. Bana göre Avrupa Birliği’nden bugüne kadar AKP’ye verilmiş en önemli mesaj.”

NTV
Yayın Tarihi : 2 Nisan 2008 Çarşamba 17:10:04
Güncelleme :3 Nisan 2008 Perşembe 13:16:08


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
kiraz IP: 163.156.240.xxx Tarih : 3.04.2008 13:20:54

nihayet insanlari,ozgurlugu ve demokrasiyi anlamis bir yazi ile karsilastim.tbr ediyorum sizi.demekki elit sayilan kesimde halkin cogunlugunada kulak veren birileri varmis tr de.turkiyede nedense gereksiz yere ataturkun adi kullaniliyor bazi seyler elde edebilmek icin.ataturk nerede demis halk ezilsin ,dinlerini yasayamasinlar, baslari ortulu diye okuyamasinlar.her turk gibi bende severim ataturku ama asla onun getirmis oldugu kanunlarla allahin kanunlari ile karsilastirmam.turkiyedeki bazi kesim bunu acikca soylemeliler ataturkmu yoksa allah mi once.tabiki kurtulus savasimiz oldu onderimiz ataturk basimizdaydi.onun yonetiminde ve sakerlerimizin sayesinde vatan kurtuldu.ama unutmayinki o savasan askerlerin ve askerimize yardim edenlerin annelerinin kizkardeslerinin baslarinda ortu vardi. halada bugun pkk ile savasan ve sehit dusen aile resimlerine bakarsaniz bu gercek halada devam ediyor.akp laikligi yikicak degil kimse korkmasin bundan.laiklikte dinsizlik demek degildir.ama birakin isteyenlerde baslarini ortsunler.avrupaya gelince su ana kadar gelmis gecmis en iyi hukumet akp oldugunu turkiye icin cok yol kat ettigini herdefasinda vurguluyorlar taktir ediyorlar.belki icerdekiler bunu su an farkedemiyor.ama yapilan degisiklikler yurt disinda yasayanlar olsun yabancilar olsun tr ye geldigimizde bunlari gorebiliyoruz.bunlardan once gelenler cumhuriyet kurulusundan bu yana neler yaptilar.kendi koltuklarini korumadan ve ceplerini doldurmadan baska.akp halkin ozgurlugunu gelecegini dusunen su anda tr de olan partiler icinde en iyisidir.sunduklari degisiklikler avrupa kanunlarina uygundur.(emekli maaasi)kendi halkina ozgurluk tanimayan devletten o halk ne bekleyebilirki.ins. yasanmaz ama ilerde bir seferberlik ilan edildiginde acaba yine kurtulus savasinda oldugu gibi herkes gidermi?ozgur olmadigi bir topraklari ne kadar savunabilirki?.akp yi kapatmak buyuk bir insan toplumunu red etmek demektir.ve turkiye buyuk bir kaosun icine girmesi demektir.dilerim herkes bu konuda uzlasir.kafa kapamakla birsey olmaz.korkmayin kimse ocu degil. onlarda bu memleketin insanlari.onlarda din kardeslerimiz. unutmayinki turkiye cumhuriyetinin dini islamdir.ki bugun hristiyan memleketlerinde bile kapali kizlarimiz okuyabiliyorlar.


Tayfun YILDIRIM IP: 78.163.117.xxx Tarih : 2.04.2008 23:25:25

Sen Kimsin ve Neyin Taraftarısın?O Koltukta Sen mi Oturuyorsun veya O koltuk Senin mi?Kendi Adına mı Konuşuyorsun veya Peşin Satanlar-Kazananlar Gibi O Duruşunun Ardında ki Gerçek Ne?Yazık!Amma Komik Çıkmışsın:=)))Allah Razı Olsun Sayende Yüzümüz Güldü,Resmini Ekrana İndirdim Artık Her Sabah Monitörü Açtıgımda Gün e Gülerek Başlayacagım Herşeye Ragmen...


Yilmaz IP: 91.67.162.xxx Tarih : 3.04.2008 01:08:43

bunlar hakikatten tamamen saygisiz,siz ne yapmak istiyorsunuz,TC devleti dedigini yerine getirme mecburiyetindedir,eger olmasa disarda bir itibari kalmaz.Mademki demokrasi var Devletin Bassavcisi görevini yapmistir. Bu erginde ne diyor be burasi dag basimi.


SITKI SERBEST IP: 85.100.253.xxx Tarih : 2.04.2008 21:14:35

Seçimle gelenlere,herşey serbest;halkı birleştirmek değil-bölmek,bilimsel kuralları hiçe saymak-doğmatik olmak,millete çay kaşığıyla-kendilerine kepçeyle almak değil,gaspetmek...Zaten,başımıza ne geliyorsa ilkesiz davranmaktan geliyor.AKP,DTP kapatılmasın diyeceğinize,konulan kurallara herkesin uyması gerektiğini,her çeşit kanun ve kuralları hiçe sayanların(hatta,devlet başkanı dahi olsa)makamdan men edilmeleri gerekir...


Gökhan IP: 81.214.116.xxx Tarih : 3.04.2008 00:16:05

Ne dediklerinin farkında değiller bence bu uzlaşmacılar.Kaldı ki iddianameler farazilerden hareket ederek değil işlenen fiillerden yola çıkarak hazırlanmıştır.Bunu millet de açıkça biliyor.Rejime muhalefet eden bir partiye hangi ülkede kolaylık gösterilmiş kibizde de gösterilsin.Ama bazı medya patronlarını anlıyoruz,borsadan,hisse senetlerinden başka bişey düşünmedikleri bu tür tekliflerle ortaya çıkıyor.CHP nin laik cumhuriyeti koruma girişimleri ve anlayışı birtakım uluslararası patronları tedirgin ediyor ve dolaylı yolla vazgeçirmeye çalışıyorlar ama bilmedikleri birşey var,Atatürkçü laik rejimi korumaya yeminli önemli bir güç olarak buradayız ve bu koruyuculuğa kaydı hayat şartı ile bağlıyız böyle biline......


El salud IP: 88.242.144.xxx Tarih : 3.04.2008 02:30:00

Medya dışında pek çok alanda iş yapan bir patron gazetesinin genel yayın yönetmeninin AKP'ye omuz verir tarzdaki açıklamaları ile temiz bilgi alamayan toplumu manipüle etmeye kalkması şık bir davranış değil. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllarda İngilizlerin kışkırtmasıyla laik cumhuriyete karşı ilk isyanlarını başlatan radikal islamcılar ve karşı cumhuriyetciler, Mustafa Kemal Atatürk tarafından taviz verilmeksizin hak ettikleri cezalara çarptırılınca seslerini kesmek zorunda kalmışlardı. Son 50 yılda demokrasinin zaaflarından faydalanarak milli görüş adı altında palazlanan tarikat ve şeyh bağlantılı siyasal islami hareketin cumhuriyete karşı tehlike oluşturduğu defalarca tesbit edilmiş ve yüksek yargı tarafından kapatılan partilerinin başka bir ad ile aynı kurucular tarafından açılmasına izin verildiği için bugünlere gelinmiştir. Türkiye'nin bugünkü önceliği Laik Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri olmak zorundadır. Bu önceliklerimiz siyasal partilerimizin tümünün kuruluş sözleşmelerinde yer alır ve vekillerimiz bu ulusal önceliklerimizi korumak üzere TBMM'de yemin edip, namus sözü vererek göreve başlarlar. Cumhuriyetini ve hukukunu yerlere atmış bir ülkenin AB'ye girmek için ne itibarı kalabilir. Bugün Türkiye için herhangi bir tarih verilmesi bile söz konusu değilken, hergün AB ülkelerinin temsilcileri Türkiye'nin iç konularında ahkam keserken, iç savaştan yeni çıkmış Hırvat'lar bile 2010 senesinde AB üyesi olacaklar. Eğer Atatürk'de 1919 da günümüzün bazı siyasileri, aydınları ve köşe yazarları gibi düşünmeyi tercih etseydi, zor ama onurlu bir kurtuluş savaşı vermek yerine, kolay fakat bir o kadar da onursuz bir tercih sayılan başka bir ülkenin mandası olmayı seçerdi.


Sukru Arslan IP: 82.231.126.xxx Tarih : 2.04.2008 20:00:51

Sayin Sedat Ergin, ortacag karanligiyla savasmak icin her turlu yontemin denendigini tarihten ogrenmis olmaniz gerekir. Nicin? Elbette ki aydinliga erismek icin...


ismail IP: 91.21.210.xxx Tarih : 3.04.2008 01:15:58

'Demokrasinin zarar görmemesi için' nelerin yapılması yada nelerin yapılmaması gerektiğinin bilinmesi gerekmez miydi? Sayın Ergin, testiyi kim kırdı? Sizin, bu tür bir yazıyı kaleme almanızı biraz yadırgadım. Malum çizginin gayesi olan düzen(!) geldiği zaman, demokrasi ve onun olmazsa olmazları kalır mı? Demokrasiyi daha da geliştirmek varken, onun çökertilmesine uğraşan bir gidişi görmezden gelmemeliyiz...