Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Türkiye-AB ilişkileri konusunda, "En kötü senaryoda bile müzakere süreci yavaşlayabilir fakat kesintiye uğramaz" dedi.
İki dönemdir üyesi olduğu Avrupa Parlamentosu'nun (AP) gelecek yılki seçimlerde tekrar aday olmama kararı alan Lagendijk, yaptığı açıklamada, "Türkiye-AB ilişkilerinin altın dönemini, Türkiye'den sürekli mutluluk verici reform haberlerinin geldiği 2003 ve 2004 yılları" olarak gösterdi.
2005-2006 döneminin "hem Türkiye, hem de AB'de eleştirilerin daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandığı ve kamuoyu desteğinin inişe geçtiği yıllar" olduğunu ifade eden Lagendijk, "Bu dönemde 8 fasılda müzakereleri durdurmak AB'nin en büyük hatasıydı" dedi.
"Reformların daha da yavaşladığı 2007 yılında AK Parti'nin seçim zaferi sonrasında herkesin "Türkiye-AB ilişkilerinde tekrar altın döneme dönüş" beklentisi taşıdığını ve "bu beklentiyle Irak'a yönelik sınırötesi operasyona kimsenin ses çıkarmadığını" söyleyen Lagendijk, "Ama olmadı. Mesela askeri operasyon sonrasında sivil operasyon gelmedi. Yeni sivil anayasa taslağı var ama ortaya çıkarılmıyor. Reformlar bekletiliyor" ifadesini kullandı.
"AK Parti'nin başörtüsü yasağını kaldırmasını desteklediğini, ancak yapılış yöntemini yanlış bulduğunu" kaydeden Lagendijk, "Keşke bu yeni anayasayla temel hak ve özgürlüklerle ilgili diğer reformlarla birlikte yapılabilseydi" dedi.
AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davayı "yargı darbesi olarak nitelediğini ve AB üyeliği yolundaki bir ülke için bunu yüz kızartıcı bulduğunu" dile getiren Lagendijk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümet sadece kendisini korumaya almak için değil, AB sürecini yeniden canlandırmak için anayasa ve yargı reformlarını kararlılıkla gerçekleştirmeli. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen haftaki İsveç ziyaretinde harika sözler söyledi. Geçmişe bakarsak Erdoğan dışarıdaki sözlerini Ankara'da unutuyor. Umarım bu kez Ankara unutturmaz.
Her şeye rağmen Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir altın dönem potansiyeli hala var. En kötü senaryoda bile müzakere süreci yavaşlayabilir fakat kesintiye uğramaz."
Türkiye-AB KPK Eşbaşkanı Lagendijk, ilişkilerde iyi ve kötü senaryoyu ise şöyle anlattı:
"İyi senaryoda bu yıl ya da önümüzdeki yıl Kıbrıs sorunu çözülmüş olur. Yapılacak reformlarla kapatma davası ve siyasi yasak önlenir. Diğer yandan siyasi reformlar bir bir hayata geçirilir. Bu durumda AB'deki Türkiye yanlılarının eli güçlenir. Kıbrıs engelinin de kalkmasıyla müzakereler büyük ivme kazanır.
Kötü senaryoda ise Kıbrıs görüşmeleri çöker. Başbakan Erdoğan'a siyasi yasak ve hatta AK Parti'ye kapatma gelir. Bu şartlarda bile müzakere süreci yavaşlayabilir fakat kesintiye uğramaz. Çok fazla spekülasyon yapmak istemiyorum ama AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ve diğer AB yetkilileri, AK Parti'yi kapatmak isteyenlerin asıl amacının AB sürecini yolundan saptırmak olduğunu iyi biliyor. Çok büyük ikilem yaşasalar da kendi ayaklarına kurşun sıkmayacaklar, onların istediklerini yapmayacaklardır."
türkiye gümrük birliğinde olduğu için dışarı mal satarken avrupadan izin alıyor her yere satamıyor ve azerbeycana bile mal satarken avrupadan izin alıyoruz ve bu yüzden türkiyenin yıllık zararı 15 milyar dolar bu zara avrupa devletlerine kar olarak geçiyor nasılmı bize sattırmıyorlar ırağa sattırıyorlar irandan biz benzin alamıyoruz israil alıyor
tabii kesmezler altın yumurtlayan tavuk kesilirmi senelerdir bizden gidenlere gümrük uygulanıyor onlardan gelenlere bişey yok bize vize var onlara yok bizden gümrük vergisi var onlarda yok biz ihracat yapıyoruz ihracatımızın kat kat üstündede mal alıyoruz adamlar pkkyı destekliyor sonrada kuzey ıraka operasyona destek verdik diyor akp ye istediklerini yaptırıyorlar tabii akpye destek verecekler tabii ilişkilere kesmezler böyle ikili ilişki hiç bitirilirmi ha bunlar sadece bu günkü hükümet zamanının suçuda değil gümrük birliğini imzalayan tansu çillerin mesut yılmazın zamanından bu güne kadar gelen bütün hükümetlerin suçu adamlar ne güzel bizi kullanıyor hiç ama hiç kesmezler ama ne onlar bizi abye alır nede biz oraya gireriz çünkü türk siyasetçilerinin nasıl kişilerden oluştuğu belli temiz siyaset temiz ve ilkeli politikacılar çoğunlukta olmadığı müddetçe meclisteki vekiller ülke çıkarlarını ne zaman parti ve şahsi çıkarlarının üstünde tuttular ne zaman bu ülkenin geleceğini kendi geleceklerinden feragat ederek uyguladılar o zaman zaten biz abye davet edilsekte girmeyiz ne işimiz var yaşlı avrupanın içinde der gücümüzle biz bize onlara muhtaç ederiz yalvarttırırız adam yinede doğruyu söylüyor ilişkileri kesmeyiz diyor