19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Öcalan'ı kullandık doğru da yaptık

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Çözüm sürecinde PKK'ya hiçbir şey vermedik, onlardan da bir şey almadık. Zamanı geldi terörü bitirmek üzere bir iş yapıyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MÜSİAD İzmir Şubesi'nin Hilton Oteli'nde düzenlediği "2023 Yolunda Engellerin Hoşgörü ve Diyalog Zemininde Çözümleri-Çözüm Süreci" konulu toplantısında yaptığı konuşmada, çözüm sürecine ilişkin olarak, "Hiçbir şey vermedik, onlardan da bir şey almadık. Zamanı geldi terörü bitirmek üzere bir iş yapıyoruz. Çok şükür hiçbir şey vermedik" şeklinde konuştu.

Arınç, terör örgütünün son zamanlarda kayıp vermesinin, iç ve dış desteklerini büyük ölçüde kaybetmesinin böyle bir sürece razı olmasında büyük bir payı olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Bülent Arınç, çekilme süreciyle ilgili olarak da "Silahsız çıkacaklarını zannediyorduk, silahlar bizde kalabilirdi, onlar gittikleri yerde yeni silah alırlardı, önemli olan çıkmalarıdır" ifadelerini kullandı.

Önemli olan silahlı grupların kalmaması

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın 13-14 yıldır hapiste olduğunu, örgüte sempatisi olanların, elinde silah olanların ve yerel unsurların bu kişiyi lider olarak tanıdığını, 'Öcalan'ın iradesi bizim de irademizdir' diyerek yüzbinlerce kişinin kağıt imzaladığını anlatan Arınç, şöyle konuştu:

"Bunun bize bir şey hatırlatması lazım. Hatta ilk yakalandığı Kenya'dan getirildiği zaman can havliyle 'Ben size hizmet edebilirim, siz de beni kullanın' diyen bir adamdan acaba istifade etmek mümkün müdür diye düşündük, ayıp etmedik doğru yaptık. Akıllı olan da bunu yapar zaten."

Arınç, "Sırtlarında, ellerinde, silahlarla geldikleri yerlerden, bildikleri yollardan gidiyorlar. Önemli olan gitmeleri. Önemli olan Türkiye'de artık silahlı grupların kalmaması" diye konuştu.

Bunun 3. kademesi var

Bülent Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu bitecek mi hayır. Bir de bunun 3. kademesi var. Silahlar susar, bir gün konuşur. Silahlar bırakılsın, artık örgütlü silahlı eylem yapmaktan vazgeçecek ve Türkiye'de siyaset yapma imkanı olanlar siyaset yapsınlar, fikirlerini söylesinler ve demokrasi içerisinde bize ne kadar aykırı gelse de şiddetin,silahın olmadığı bir yöntemle yola devam etsinler istiyoruz."

"(Peki ama bu gerçekten olacak mı?) Başka şansımız yok. Biz olacaktır diye gidiyoruz ama bir yerden kırıldı diyelim, tekrar başa döneceğiz" ifadelerini kullanan Arınç, "Silahlı unsurların çekilmesi yeni başlamış olabilir, bir süre daha devam edecek. Türkiye'den çıkma sürecinin tamamlanması için gereken tedbirler alınıyor" şeklinde konuştu.

Reyhanlı'daki patlamalar

Arınç, konuşmasında Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki patlamalara da değinerek, iki güçlü patlayıcının şehrin en işlek yerinde patlatıldığını, 46 kişinin hayatını kaybettiğini, kimlikleri tespit edilenlerin gömülmesine başlandığını anlattı.

Daha önce de Cilvegözü kapısında yine bir patlayıcıyla 14 kişinin öldüğünü hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Onların failleri tespit edildi. 5 kişi şu anda cezaevinde tutuklu, davaları da bugünlerde başlayacak. Reyhanlı'nın seçilmiş olmasının çok önemli sebebi var. Reyhanlı daha çok sünni Arapların bulunduğu bir kasabadır. Bugüne kadar huzur içinde yaşamıştır. Suriye'de yaşanan olaylar sebebiyle Reyhanlı'ya hem sığınmacı gelmiştir hem de hali vakti yerinde olup bu tarafa sığınarak kendi tuttukları evlerde yaşayanlar vardır. Reyhanlılar onlara kucaklarını açtılar.

Reyhanlı'nın seçilmiş olmasının siyasi, jeopolitik sebepleri var. Yaraları en kısa sürede saracağız ve ölenlerin şüphesiz acısını üzerimizde taşıyacağız ve Suriye'deki bu olayların bir an evvel silahların susması, şiddetin durması, arkasından da demokratik rejime geçiş yolunun açılmasının hep beraber bekleyeceğiz."  

AA
Yayın Tarihi : 13 Mayıs 2013 Pazartesi 09:55:20
Güncelleme :13 Mayıs 2013 Pazartesi 10:09:46


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
KEMAL ÖZKAN IP: 85.105.220.xxx Tarih : 13.05.2013 11:36:57

 sayın arınç bir dediğin diğerini tutmuyor hergün bir başka renge girmekde üzerinize yok  neden asmadınız diye bağıran sendin ve senin liderindi kopardığınız yaygara sonunda idamın tc de kaldırılmasına 94 de dış işleri bakanıyken imza atan  sayın gül ün olduğunu öğrenince şimdide iyiki asmadık  kullandık diyorsunuz  demekki akıllı olan onu asmıyan sayın ecevitmiş bunuda itiraf etmiş oldun yarında iyiki pkk lılardan silahlarını bırakmalarını isdemedik   şu zararı  bu handi kapı vardı diye ahkam kesersiniz


tungstencarbide IP: 78.163.165.xxx Tarih : 13.05.2013 23:52:58

beyin damarlarında bir çeşit anevrizma farklı bilinç halleri açık karmaşık bir akıl bulanıklığı.nerden seçtiler sizi nerden çıktınız karşımıza utanmasanız kardeşim canım ciğerim diyeceksiniz eşkıyalara.bu vatanın şehitleri var gazileri var canını seve seve herdaim kanını dökmeye hazır çok kıymetli evlatları var.hesap sorarlar.terör örgütü lideriymiş.eşkıyanın köpeği de bir bakalım narkoterörist de gladyo ajanı de bebek katili korkak köpek de.adam ettiniz soyu belirsizleri.


Hikayeci (28) IP: 95.15.126.xxx Tarih : 14.05.2013 21:16:06

Geçmiş zamanlardan bugünümüze benzer bir zamanda bir başkan varmış ve bunun zamanında ne olduysa, ülkenin asayişi de, halkın demokratik anlayışı da birden yok oluvermiş. Başkan, bakmış ki, ülkesi kendi çıkarlarına ters düşecek bir ortama bürünüyor, hemen bir genelge yayınlamış: "- ey ahalim, her kimin oylarını vererek bana bir yararı olmuş ise, bana gelsinler, onlara nişan vereceğim !" Başkan, kendine ilk başvuranlara sırasıyla altın, sonra sahte altın; gümüş, sonra  sahte gümüş; sonradan gelenlere de bakır, çinko, kömür, teneke dağıtmış. Bu sırada peyda olan bir inek başkanın huzuruna çıkıp; "- ben de nişan isterim" demiş. Başkanın "-ne cüretle !" demesi üzerine şunu söylemiş: "- senin nişan dağıttığın insanları ben, etimle, sütümle besliyorum" Başkan, ineği haklı görmüş ve boynuna 'nişan olarak' bir çıngırak asmış.  Bu defa, boynunda asılı nişanının çıkardığı şıngırtılarla ahırına dönen ineği bir katır karşılamış ve sormuş; "- nedir bu coşkun !" İnek; "- sen de koş, başkan nişan dağıtıyor !" demiş. Katır da, nişan isteğiyle çıktığı başkanın şu sorusuyla karşılaşmış: "- senin faydan ne oldu ki ? !"  Katır da, "- sizlere oy verenleri sırtımda taşıdım" diye cevaplamış. Başkan bunun üzerine katırın boynuna 'nişan olarak' yular takmış. Sevinç içinde saray dan dönen katırla bu sefer 'bir ada eşeği' karşılaşmış.  Katır, ada eşeğine; "- fırsatı kaçırma, koş, başkan sarayında nişanlar dağıtıyor" demiş. Öteki hayvanlara göre kendine daha çok güvenen ada eşeği saray a vardığında başkanın şu sorusuyla karşılaşmış: "- senin faydan ne oldu ki ? !" Ada eşeği kendinden emin olarak ve sırıtarak şöyle demiş: "- aman efendim, sizlere en büyük hizmeti veren bizler olduk, biz kullarınız olmasaydı, hiç bu mevkide oturabilir miydiniz ?" Başkan, bu eşeğin 'uydurma bir nişanla' gözünün doymayacağını anlayıp, şunları söylemiş; "- ey eşek kulum, bu değerli hizmetlerinize karşılık size lâyık verebileceğim bir nişanım yoktur ama, sana istediğin gibi serbestçe anırma hakkını veriyorum ve anırdıkça benim saltanatımımı da korumanı istiyorum"  ( günün koşullarına göre bir hikayesini adapte ettiğim Aziz Nesin'in aziz ruhuna saygılarımla)