Oscar ödüllerinin dağıtılmasına sayılı günler kala, sinema siteleri de 'eski defterleri' karıştırmaya devam ediyor. Geçen yıl yapılan törene usta yönetmen Martin Scorsese damgasını vurmuştu. Mesleki kariyeri boyunca birbiri ardına sadece gişe açısından değil sanatsal açıdan da başarılı filmler çekmesine ve 5 kez aday gösterilmesine rağmen bir türlü heykele uzanamamıştı Scorsese. Sonunda geçen yıl şeytanın bacağını kırdı ve Köstebek ile Oscar heykelini kucakladı.

Ama Hollywood tarihi Oscar kazanmak bir yana en azından aday gösterilmeyi hak edip de buna erişemeyn oyuncular ve performanslarla dolu. Entertainment Weekly'nin internet sitesi Oscar tarihinin hakkı en çok yenen yıldızlarını derledi.
Audrey Hepburn, 1964 tarihli My Fair Lady ile Oscar alamadı ama daha önemli bir şey kazandı. Milyonlarca seyircinin kalbini...
1993 yapımı Philadelphia'daki yorumuyla Tom Hanks bileğinin hakkıyla Oscar kazandı. Ama Denzel Washington'ın aynı filmdeki yorumu da en az Hanks kadar bir heykeli hak ediyordu.
Gary Oldman'ın 1986 tarihli Sid & Nancy filmindeki performansı Akademi üyelerini pek etkilemedi.
Gene Kelly'nin 1952 yapımı Singin' in the Rain'deki performansı da görmezden gelinen oyunculuklar arasında.
Rita Hayworth 1946 yapımı Gilda'daki oyunuyla Oscar alamadı. Ama ne gam! Filmi ve filmde seslendirdiği Put The Blame on Mame adlı şarkıyı unutabilen sinemasever var mı...
Gene Tierney'in 1944 tarihli Laura'daki performansı sinemaseverlerin kalplerini fethetti. Ama Akademi'yi değil.
Rober De Niro'nun 1973 yapımı Mean Streets'teki oyunculuğu da hakkı yenen performanslar arasında gösteriliyor.
Katharine Hepburn, Bringing Up Baby'deki rolüyle Oscar kazanamadı. Ama onun elinde bir başka rekor var. Tam 12 kez Oscar adayı oldu ve 4 kez de ödülü kazandı,
MALCOLM McDOWELL Malcolm McDowell'ın 1971 yapımı A Clockwork Orange'daki Otomatik Portakal yorumu tüyler ürperticiydi. Ama ne yazık ki ödül alamadı.
Bir dönemin ünlü yıldızı Rosalind Russel'ın 1940 yapımı His Girl Friday'deki yorumu da bazılarına göre ödülü hak ediyordu.
Pek çok kişiye göre Donald Sutherland'ın 1980 yapımı Ordinary People (Sıradan İnsanlar) filmindeki yorumu bir Oscar'ı hak ediyordu.
Bette Davis'in 1934 tarihli Of Human Bondage adlı filmdeki yorumu da Oscar ödüllerini veren Akademi'nin görezden geldiği performanslar arasında sayılıyor.
1958 yapımı Touch of Evil'i Akademi değerlendirmese de Orson Welles sinema tarihinin unutulmazları arasında.
Kathleen Turner'ın 1981 tarihli Body Heat'deki performansı da ödülsüz kaldı.
Belki de 1963 yılında Lilise of the Field ile Oscar kazandığı için Sidney Poitier'nin 1967 yapımı In the Heat of the Night (Gecenin Sıcağında) adlı filmdeki nefes kesici performansı kelimenin tam anlamıyla görmezden gelindi.
Akademi onu dikkate almadı ama 1986 yapımı Blue Velvet (Mavi Kadife) adlı filmdeki rolüyle hep hatırlandı.
Marilyn Monroe'nun Some Like It Hot (Bazıları Sıcak Sever) adlı filmdeki yorumu da görmezden gelinen performanslar arasında.
Judy Garland'ın 1939 tarihli The Wizard of Oz (Öz Büyücüsü) adlı filmdeki yorumu da göz dolduruyordu.
John Gazale, The Godfather Part 2'daki (Baba 2) yorumuyla beklentileri boşa çıkarıp ödül kazanamadı.
Susan Sarandon'ın 1988 yapımı Bull Durham'daki oyunculuğu da Akademi tarafından görmezden gelindi.
Samuel L. Jackson'ın 1991 yapımı Jungle Fever'daki oyunculuğu kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi.
Oscar almasa da ne gam. Hem Ingrid Bergman, hem filmdeki rol arkadaşı Hupmrey Bogart hem Casablanca tüm zamanların en iyi listelerinde hep ilk sıralarda yer alıyor.
Cary Grant'ın 1940 yapımı Philadelphia Story'deki (Philadelphia Hikayesi) oyunculuğu da Akademi'den hak ettiği değeri görmedi.
Akademi ona Oscar heykelciği vermedi ama Anthony Perkins 1960 tarihli Psycho'daki (Sapık) yorumuyla sinema tarihinin unutulmazları arasına girdi.
James Stewart'ın 1958 yapımı Vertigo (Yükseklik Korkusu) adlı filmdeki oyunu.