20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

PKK'lıya emeklilik kavgası

TBMM Genel Kurulu’nda, yüzde 2 vergi ödeyerek yurtdışındaki para, altın ve dövizin Türkiye’ye getirilebilmesini öngören yasa tasarısının görüşmelerinde PKK gerginliği yaşandı.

Kamuoyunda Varlık Barışı olarak bilinen yasa tasarısının görüşmelerinde konuşan Ayhan, “PKK’lıların dağda geçen sürelerini emeklilik için yarın borçlanmaya sayacak mısınız, böyle bir taahhüdünüz var mı? Çünkü yarın ‘Bu yok’ deseniz de Sayın Başbakan altı ay önce ne diyordu? ‘Dağdakilerle öpüşenlerin dokunulmazlığı kaldırılsın, idam geri gelsin’ diyordu. PKK’yla yan yana, bütün her şeyi birlikte çözüyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?” ifadesini kullandı.

Komisyonda çıkarıldı

MHP’li Mustafa Kalaycı da, “Emeklilikte yaşı bekleyenlerin ve staj mağdurlarının feryatlarına duyarsız kalan AKP hükümetinin, hiçbir haklı gerekçesi olmayan ve birçoğu PKK’lı olduğu söylenen gizli tanıkları bu tasarıda genel sağlık sigortası kapsamına alması düşündürücüdür. Hükümet tasarısında yer alan bu düzenleme itirazlarımız üzerine komisyonda tasarıdan çıkartılmıştır” dedi.

İstihdam verilmeyecek

Eleştiriler üzerine Çelik, şunları kaydetti: “Defalarca bütün yetkililer tarafından ifade edildi, Türkiye terör belasından kurtulmak, bu kan ve kin arasında sıkışmış durumdan çıkmak, kardeşlik hukukunun tekrar tesisi, birliğimizin, beraberliğimizin güçlenmesi konusunda bir irade ortaya konulmuş ve bir mesafe alınıyor. ‘Efendim, dağdakiler, bayırdakiler, bunların geleceğe dönük sosyal güvenlikle ilgili bir taahhüdünüz...’ gibi bir ifade kullanıldı. Ben bunu, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, hiçbir bakanına, hiçbir uygulamasıyla bağdaşmayacak alçaklık olarak değerlendiriyorum. Onun için, böyle bir suçlamayı, böyle bir yakıştırmayı cumhuriyet hükzmetlerinin hiçbirisine yapmak doğru değildir diye özellikle belirtiyorum.”

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’ın, “Peki, istihdamla ilgili yok mu” sorusuna Çelik, “Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil” karşılığını verdi.

...
Yayın Tarihi : 17 Mayıs 2013 Cuma 12:41:13
Güncelleme :17 Mayıs 2013 Cuma 13:02:25


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Hikayeci (30) IP: 95.15.126.xxx Tarih : 17.05.2013 20:59:56

Geçmiş zamanlardan bir zamanda, bugünümüze aynen benzeyen bir zamanda birbirleriyle çocukluktan arkadaş olan iki kişi, ülkenin bir beldesininin bir mahallesinde  yıllar sonra tesadüfen karşılaşmışlar. Birinin adı Mehmet, diğerinin adı ise Hanzo imiş.. Üstü, başı pejmürde, fukara olan Mehmet; gümüş kaplamalı, sırmalı faytonunda oturan Hanzo'yu tanımış, Hanzo da onu tanımış ve aralarında kısaca şu söyleşilerde bulunmuşlar:  "-vay sen nerelerdeydin, neler yaptın, şimdi ne yapıyorsun !.. v.s, v.s" Derken, Mehmet Hanzo'ya sormuş: "- bu asaletin nedir ki, ne iş yaparsın ?!"  Hanzo cevap vermiş: "- başbay ın sarayına sığınıp onun damadı oldum"  Mehmet anlayamamış ve gene aynı soruyu sormuş, aldığı cevapta aynı olmuş. Sorular ve karşılıkları birkaç kez tekrarlanınca sabrı taşan Mehmet patlamış; "- ama gene de ne iş yaptığını söylemedin" demiş. Hanzo'da bıkkınlık gösterip en nihayetinde şu açıklamayı yapmış: "- senin anlayacağın, ben başbay ın kızını .....rum" Bir baltaya sahip olamayıp sürünen Mehmet ise, Hanzo'ya yalvarırcasına şunları demiş: "- ulan Hanzo, yaptığın iş bu ise, sen beni bu saraya girdir, ben tümünün ....rim !"  (hikayeden hiçbir kimse, 'kıssadan hisse almaya' çabalamasın, anlayabilene !..)