RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın Almanya’daki evinin Frankfurt Polis Müdürlüğü asayiş ekiplerince 25.04.2007 tarihinde saat 10.30 ile 14.30 arasında arandığı ve bu aramaya ilişkin bir arama tutanağı düzenlendiği ortaya çıktı.
Akman, daha önce yaptığı basın toplantısında: “Hakkımda Almanya’ya ne bir tutuklama kararı ne de bir ceza kovuşturması var” şeklinde açıklama yapmıştı. Bu belge Zahid Akman’ın evinin arandığını ve hakkında sürdürülen ceza kovuşturmasına istinaden Frankfurt Kettlerstrasse 20 adresindeki konutunun arandığını gösteriyor.
Arama tutanağında arama nedeninin Alman Ceza Kanunun 22. Babında düzenlenmiş olan ve Deniz Feneri Davasında hüküm giyen Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş’in mahkûm edildiği aynı maddeden arandığı ortaya çıktı. Tutanakta Alman Ceza Yasası’nın 263. Paragrafı’nda düzenlenmiş “dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma” suçuna istinaden evin aranmış olduğu yazılı.
Bu tutanakta aranan kişinin (Zahid Akman) evde bulunamadığı, delil niteliğinde materyallere el konulduğu zapta geçmiş. Arama sırasında ise evde Kanal 7 sunucusu Bülent Över’in kızı Ece Över’in olduğu ve zaptı Ece Över’in imzaladığı görülüyor.
Ortaya çıkan belgelerden birisi ise Frankfurt Asliye Mahkemesi tarafından Abdullah Özer, Metin Polat, Kenan Özer, Yasin Özcan, Dr. Aykut Zahid Akman, Mehmet Gürhan ve Mahmut Çelik hakkında hazırlık soruşturmasına binayen bu şahısların ev ve iş yerlerinde arama yapılmasına ilişkin karar bulunmakta. Belgenin ikinci sayfasında Özer, Polat, Özcan, Akman ve Gürhan’ın OFWG adlı kooperatif için üyelerden para topladıkları ancak paraların zimmete geçirildiği iddia ediliyor. İsmi geçen şahısların para aklama olayıyla da suçlandıkları belgede, bir başka iddia da OFWG adlı kooperatifin Deniz Feneri e.V’la organik bir bağı oluşu. Belgede ayrıca Mahmut Çelik’in sorumlusu olduğu Assplan adlı şirkete OFWG tarafından 176 bin Euro aktarıldığı ve bu rakamın üyelerden toplanan paralar olduğu yazıyor. Ayrıca birçok kez, tespit edilemeyen tutarda paranın kooperatiften yine Assplan’a aktarıldığı da iddia ediliyor.
Ben koskoca RTÜK başkanının yanlış bir işe bulaştığını sanmıyorum. "İçinizden düzgün olan üç işini söylermisin diyenleriniz olabilir." Frankfurt polisinin, "Keyifleri yerindemi ? Bir arzuları varmı?" diye yaptığı ziyaret yanlış anlaşılmış herhalde. Almanlar biraz kuralcı olduklarından, bir de ziyaret tutanağı tutmuşlar. Nazik bir davranış değil elbette. Oysa Türk polisinin, 1 senedir nedensiz telefon dinleyip, sabaha karşı, asker, yazar, gazeteci, öğretim üyesi, parti genel başkanı, sanatçı, sade vatandaş demeksizin evlerinden toplayıp iddianamesi bile olmayan sır gibi saklanan suçlamalar yöneltip, F tipi hapishanelere götürdüklerinin birden bire sağlıkları bozulup ölmeye başlıyorlar.