Vakit ve Cumhuriyet yazarları birbirine girdi!
Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akar’ın hazırladıkları 32.Gün, çok büyük bir tartışmaya sahne oldu.
Yaşamını kaybeden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr.Türkan Saylan’ın vefatının öncesinde ve sonrasında yaşanan tartışmaları gündeme getirmek için Cumhuriyet ve Vakit gazeteleri yazarlarının stüdyoya davet edildiği programda tansiyon bir anda yükseldi.
Cumhuriyet'ten Mehmet Faraç ile Vakit'ten Serdar Arseven fena kapıştı. İki gazeteci arasındaki tartışmada, hakaretler havada uçuştu. Tartışmayı sonlandırmak için Rıdvan Akar son çare olarak reklam arası verdi. Ancak kavga reklam arasında da sürdü.
İŞTE KAVGAYI BAŞLATAN SÖZLER
Vakit'ten Serdar Arseven kavganın fitilini bakın nasıl ateşledi...
Vakit'teki yazısında 'Namaz kılan değil bale yapan genç istiyorum höykürtüsüne uygun bir hayat süren Türkan Saylan...' ifadelerini kullanan Vakit'in Ankara temsilcisi Serdar Arseven 32. Gün'de sarfettiği sözlerle ortalığı karıştırdı. İşte programın yarıda kesilmesine neden olan büyük kavganın fitilini ateşleyen sözler:32.Gün, işte kavganın fitilini ateşleyen sözler
"Şunu kabul edemiyorum. Efendim, ben başörtülülere burs vermem. Şimdi şöyle düşünün, bir başkası da diyor ki , bizim kesimden diyelim, ben başını örtmeyenlere burs vermem. Buna tepki gösterilmeyecek mi? Yani bunun bölücülük olduğu, bunun gayri ahlaki bir tutum olduğu, bunun kamplaştırmaya yönelik bir tutum olduğu söylenmeyecek mi? Bırakın onu, biz Vakit gazetesine mütedeyyin personel ilanı verdiğimiz için hedef haline getirildik...
Türkan Saylan'ın beyanı; 'Sayın Gül, Milli Görüşçü geçmişi, eşinin ve kızlarının başörtülü oluşu dikkate alınmaksızın Dışişleri Bakanlığı'na getirilmiştir.' Yani bir insanın dışişleri bakanı olup olamayacağını, bir insanın cumhurbaşkanı olup olamayacağını siz eşinin başörtülü olmasına bağlıyorsanız kriteriniz buysa bu resmen bölücülüktür. Bu kin ve nefret tohumları ekmektir. Şimdi böyle bir insanı benden sevmem bekleniyor...Sağlığında başkalarının temsilcisi olacak, 'ben başörtülülere burs vermem' diyecek öldüğü zaman bizim ölümüz olacak sonra da bize dönülecek niye hakkınızı helal etmiyorsunuz, niye böyle yapıyorsunuz?
Bir kişinin cenazesi kişiyi üç aşağı beş yukarı tarif eder değil mi? Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesini gördük, bambaşka bir tablo vardı. Düşünebiliyor musunuz, caminin avlusunda AKP'nin itleri yıldıramaz bizleri diye slogan atıldı...
Güven Erkaya vefat ettiğinde de biz 'hakkımızı helal etmiyoruz' dedik. Ve dayandırdık, dedik ki '28 Şubat operasyonunu yapanlar, Batı Çalışma Gruplarını kuranlar daha sonra bu milletin sırtına milyar dolarlık banka vurgunlarını yüklediler.' Niye helal edeyim? Benim başörtülü olarak okula gitmeye hakkım yok, çocuğumu Kuran kursuna göndermeye hakkım yok..."
Konuşmanın bu bölümünde araya giren Cumhuriyet yazarı Mehmet Faraç, Arseven'e 'Erbakan öldüğünde hakkınızı helal edecek misiniz, 1 trilyonluk hazine vurgunundan ceza aldıktan sonra' şeklinde bir soru yöneltti.
Arseven'in bu soruya yanıtı tansiyonun bir anda yükselmesine neden oldu.
Arseven, Faraç'ın sorusuna 'Ben sana başka bir şey sorarım. Sen uyuşturucu kaçakçısı kayınbiraderini kendi torpilinle Diyarbakır Barosu'na aldırdın mı aldırmadın mı? PKK ile ilişkili bir uyuşturucu kaçakçılığı değil miydi?" şeklinde karşılık verince ortalık bir anda karıştı.
iki kesimde aynı ....hiç bir işe yaramaz bunların yorumları,tartısmaları...zaten medeni bi sekilde de tartısmayı becerememişler...bu gidisle avrupadan insanlık dersi almaya,medeniyet ögrenmeye daha çok devam ederiz...