Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın senato önerisinin gündemlerinde olmadığını söyledi.
Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Cemil Çiçek, Köksal Toptan'ın gündeme getirdiği senato önerisinin hükümet ve AK Parti'nin gündemlerinde olmadığını kaydetti.
"Şu an hükümet ve parti olarak gündemizde senato önerisi yok" diyen Cemil Çiçek, önerinin Köksal Toptan'a ait olduğunu belirtti.
Türban ile ilgili yasanın TBMM'de 411 kabul oyuyla kabul edildiğini ifade eden Çiçek, Anayasa değişikliği ve yeniden madde ilave edilmesinin Meclis'in işi olduğunu hatırlattı.
Çiçek, "Meclis'in görev alanı büyük ölçüde daraltılmıştır. Konuyu Meclis'in kendi yönünden bir değerlendirmek gerekir. Meclis'in yetki alanına müdahele edildiği yönünde bir kanı var. Dolayısıyla bu konuyu TBMM'nin gündeme getirmesi gerekir, senato teklifinden evvel" diye konuştu.
"Bu sorun yazılıp çizildiği şekliyle bir AKP'nin sorunu değildir. Bu demokrasi sorunudur" diyen Cemil Çiçek, "Türkiye'de gerçekte bir kuvetler ayrılığı var mıdır bunun netleşmesi lazım. Türkiye'de demokrasi nereye gidiyor, böyle bir sorun var. Bütün bunların cevabını verirken senatonun bir anlam ifade etip etmediğine bakmak gerekir. Sayın başkan bunları değerlendirmek için basın toplantısı yaparken, senato önerisi gündeme getirdi" dedi.
Bu ülkede komik şeyler olağan sayılmalı. "İslamı hayata hâkim kılma mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz." diyen bir görüşün siyasi partisinin dilinden demokrasi kelimesi hiç düşmüyor. Bireyin ve toplumun özgürlüklerine, hukukuna, sosyal yaşamına kendi inançlarına göre düzenlemek isteyen siyasal islam, yüzyıllardır içine sindiremediği demokrasiyi, demokrat rolü oynayarak yıkma düşüncesinde. "Bu bir demokrasi sorunudur." diyenler önce dönüp arkalarına iyi bakmalılar. Laik Cumhuriyetle olan hesaplaşmalarında 4. defadır hukuk duvarına tosladılar. Şimdi feryat ediyorlar. Kalkan 411 el iyi araştırılmalı,kaçının edindikleri dokunulmazlık zırhı nedeniyle, rafa kalkmış dava dosyası bulunmakta. Aynı kişilerin kaçı, milletin bir trilyonunu sahte evrakla yok eden ağababalarının kesinleşmiş cezasını evinde oturarak çekmesi için hazırlanan özel infaz yasasının çıkmasında evet oyu verdiler. Kaç tanesi aynı davadan yargılanmaktayken dokunulmazlığı nedeniyle davası rafa kaldırılan ve şu anda dava dosyası bile nerede olduğu bilinmeyen Türkiyenin Cumhurbaşkanı seçilmesinde evet oyu kullandılar. Hükümet sözcüsü AKP'li bakanımız zamanında batık bankerleri eleştirirken, günü gelince bir trilyon götüren ağır abilerine kıyak yapacaklarından bahsediyormuydu? Milletvekili yeminlerinde verdikleri namus sözünü hemen unutarak, Anayasamızın değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek olan maddelerini arkadan dolaşarak değiştirme cinliğine başvuranlar, bugün nasıl meclis yetki alanından bahsedebiliyorlar. Türkiye totaliter bir rejimle yönetilmiyordu. Seçmenimiz seçimlerde başına geçecek bir kral seçmedi. Velevki %46,5 oy almış olsalar bile yaptıkları anayasal suistimale, yüksek yargımızca dur denilen 411 el sahibi, yetkilerini kullanma özürleri nedeniyle bir an önce istifa etmelidirler, gazi olarak kalmalarında bir mahsur yoktur. Elbette Vatanını savunurken Gazi olanlara bakacak yüzleri varsa.