19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Türban masum bir simge değil

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, türbanın özgürlük olarak değerlendirilemeyecek kadar masum bir simge olmadığına dikkat çekerek, türbanın başka ülkelerde şeriat devleti arayanların aracı olduğunu ifade etti.

9. Cumhurbaşkanı Demirel Eko Enerji Dergisi'nde yer alan röportajında, üniversitelerde türbana serbestliğine ilişkin Anayasa değişikliğini değerlendirdi. Demirel, türban konusunun Türkiye'ye has ve yeni bir konu olmadığını belirterek, “Türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir. Aslında göründüğü kadar masum göründüğü kadar ‘Ne var bunda canım, işte özgürlüktür' denecek cinsten bir şey değildir. Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de tartışılmıştır. Bu zamanda böyle bir meselenin yeniden Türkiye gündemine gelmesi ve alevlenmesi Türkiye için talihsizliktir” dedi.

-“TARTIŞMALARIN ODAĞINDA KADININ TOPLUM İÇİNDE OLUP OLMAMASI VAR”-

Anayasa değişikliğinin türban konusundaki tartışmaları bitirmeyeceğini ve tartışmaların devam edeceğine dikkat çeken Demirel şöyle konuştu:

“Türban denilen hadise aslında tesettürün örtünmenin başlangıcıdır. Örtünme dediğimiz hadise ise, bir takım İslami cereyanların amacına göre kadının dört duvar arasında muhafazasının şartlarındandır. Bu tartışma aslında, kadın toplum içinde olmalı mı, olmamalı mı noktasına kadar gidebilecek bir tartışmadır. Başka ülkelerde böyle olmuştur. Hadisenin bundan sonraki kademeleri herhalde şöyle olacak, üniversitelerde 17. madde meselesi gelecek. 17. madde meselesi Meclis'te yine konuşulacak çalkalanacak. Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa değişikliği konusunda alacağı kararın da tartışmalara yol açacağını kaydeden Demirel, “Alacağı karar şöyle olursa da tartışılacak, böyle olursa da tartışılacak. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun ki, Türkiye'nin hukuk düzeninde çok önemli bir kurumdur, böyle bir hakem kurumunun kararına şimdiden birtakım kesimlerin razı olmayacağı, bir takım kesimlerin bunu alkışlayacağı görülüyor. Şunu ifade ediyorum: Ben Türkiye'de okulların okunamadığı günleri gördüm. Ülkemin şu ya da bu biçimde sağ-sol diye bölündüğü günleri gördüm. Öyle günlerin tekrar gelmesini istemiyorum. Vatandaşlarımın durup dururken birbirlerine karşı, ne ona ne de öbürüne faydası olmayan tavırlar takınmasını istemiyorum” dedi.

-TOPLUM İKİYE BÖLÜNMÜŞTÜR-

Toplumun türbanı destekleyenler ve karşı olanlar şeklinde ikiye bölündüğünü belirten Demirel, “Velhasıl durup durduğumuz yerde, ben buna karşıydım şeklinde bölünmüştür. Toplumun her kesimi bölünmüştür. Hatta aileler bölünmüştür, evler bölünmüştür. Buna gerek yoktu. Bölünmüşlükten şikayetim var. Bölünmüşlükten şikayet türban meselesinden daha önemlidir” diye konuştu.

-TÜRBAN İSLAMIN ŞARTI DEĞİLDİR-

Demirel, türbanın İslamın şartı olmadığını ancak bazı Müslümanların uyduğu hususlardan biri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Türbanı İslamın şartı haline getirirseniz bugün uyulmayan o kadar çok husus var ki, onları da teker teker istemek durumunda kalacaksınız. Uyulmayan hususlardan bir tanesi din ile devletin ayrılmış olmasıdır. Yine bu şeriat arayan İslami cereyanlara göre, din ile devlet ayrılamaz. Dinin kuralları aynen uygulanmak durumundadır.


-“BİZ İSLAMI YAŞAMAK İSTİYORUZ DİYE ÇAĞDAŞ HUKUK KURALLARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR”-

Halbuki dinin birtakım kuralları uygulanmamakta, onun yerine çağdaş hukuk uygulanmaktadır. Yarın siz, bu uygulanan çağdaş hukukun kurallarına, ‘Biz İslamı yaşamak istiyoruz, İslama uygun değildir' deyip onlara da itiraz edebileceksiniz. Netice itibariyle bu, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne oturduğu devrime itiraza varabilecek hususları bünyesinde taşır. Türkiye Cumhuriyeti bir modeldir. Halkı Müslüman olan bir ülkede demokrasi mümkün müdür, değil midir? Demokrasi bir şartla mümkündür, cumhuriyetin demokrasiyle, demokratik cumhuriyetin moderniteyle, demokrasi-cumhuriyet-modernitenin laiklikle, bu dördünün İslamla bağdaşabileceğini kabul etmenizle mümkündür. Derseniz ki, dünyayı tanzim eden İslami kuralların dışına çıkamazsınız o taktirde dar-ül harb (kavga meydanı) olursunuz. Müslüman halklı ülke olmaktan çıkarsınız, bu taktirde demokrasi mümkün değildir. Kendinizi zorlamayın. Umarım ki, bu tartışmalar buraya kadar varmaz. Ama söylediğimiz bir şey uçtur.”

-BASKI OLACAK-

Bugünkü Türkiye'de korkulanın, üniversitelerde başını bağlamış veya çözmüş kız çocukları değil, başını bağlamış olanların bağlamamış olanlara bakış tarzı olduğunu dile getiren Demirel, “Eğer başını bağlamış olanlar, bağlamamış olanlara dinsiz diye bakarlarsa, o zaman onlar bu baskı altında bağlamak mecburiyetinde kalacaklardır. Ya da bağlamamış olanlar bağlamış olanlara yobaz diye bakarlarsa, yine büyük bir ayrışma olacaktır. Durup durduğumuz yerde, bir milyonu aşkın kız öğrencisi bulunan üniversitelere, bu ayrımcılığı getirmemeniz lazımdı” dedi.

-HÜKÜMET, TÜRKİYE'NİN BİR KISMININ HÜKÜMETİ OLMAMALI-

Türkiye'nin bir çok sorunun olduğuna değinen Demirel, Hükümetin, Türkiye'nin bir kısmının hükümeti olmaması gerektiğine dikkat çekti. Demirel, şöyle dedi :
"Ülkenin bu kadar meselesi varken, yeni meseleler ilave edilmesini istemiyorum. Türkiye'nin başında Avrupa tarafından dışlanma olayı varken, bir Kıbrıs olayı varken, bir yoksulluk olayı varken, kalkınma olayı varken, Türkiye'de birlik ve beraberlik istiyorum. Birlik ve beraberliği de, ancak Türkiye'yi yönetenlerin sadece bir kesimin hükümeti değil, bütün Türkiye'nin hükümeti oldukları intibaını vererek yapmaları mümkündür. Şu hadise Türkiye'yi yönetenlerin, Türkiye'nin tümünün değil, bir kısmının hükümeti olduğu gibi bir tavır takınmalarına da sebep olmuştur. Bunların hepsi üzücü şeylerdir."

-YENİ ANAYASA'DAN VAZGEÇTİKLERİNİ SANMIYORUM-

Demirel, AKP iktidarının türbana yönelik değişikliğin ardından, Anayasa'nın tümden değişimine gidip gitmeyeceğinin sorulmasına üzerine, şöyle konuştu:

“Yeni bir anayasaya angajedirler. Şöyle veya öyle bir anayasa yapacaklardır. Kanaatim o. Anayasa yapmaktan vazgeçtiklerini sanmıyorum. O da yanlıştır. Bana göre de lüzumsuzdur. 175 maddelik anayasa bunun 175 maddesini yeniden yazmaya gerek yok. Aslında bu anayasa güvensizliğini sağlama olabilir. At bir tanesini sonra yeniden yap. Yerine hangi maddelerin değiştirilmesini istiyorsanız, gelirsiniz o maddeleri değiştirirsiniz. Bu daha kolay.” 
Demirel: Türban masum bir simge değil
ANKARA (ANKA) – 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, türbanın özgürlük olarak değerlendirilemeyecek kadar masum bir simge olmadığına dikkat çekerek, türbanın başka ülkelerde şeriat devleti arayanların aracı olduğunu ifade etti.

9. Cumhurbaşkanı Demirel Eko Enerji Dergisi'nde yer alan röportajında, üniversitelerde türbana serbestliğine ilişkin Anayasa değişikliğini değerlendirdi. Demirel, türban konusunun Türkiye'ye has ve yeni bir konu olmadığını belirterek, “Türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir. Aslında göründüğü kadar masum göründüğü kadar ‘Ne var bunda canım, işte özgürlüktür' denecek cinsten bir şey değildir. Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de tartışılmıştır. Bu zamanda böyle bir meselenin yeniden Türkiye gündemine gelmesi ve alevlenmesi Türkiye için talihsizliktir” dedi.

-“TARTIŞMALARIN ODAĞINDA KADININ TOPLUM İÇİNDE OLUP OLMAMASI VAR”-

Anayasa değişikliğinin türban konusundaki tartışmaları bitirmeyeceğini ve tartışmaların devam edeceğine dikkat çeken Demirel şöyle konuştu:

“Türban denilen hadise aslında tesettürün örtünmenin başlangıcıdır. Örtünme dediğimiz hadise ise, bir takım İslami cereyanların amacına göre kadının dört duvar arasında muhafazasının şartlarındandır. Bu tartışma aslında, kadın toplum içinde olmalı mı, olmamalı mı noktasına kadar gidebilecek bir tartışmadır. Başka ülkelerde böyle olmuştur. Hadisenin bundan sonraki kademeleri herhalde şöyle olacak, üniversitelerde 17. madde meselesi gelecek. 17. madde meselesi Meclis'te yine konuşulacak çalkalanacak. Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa değişikliği konusunda alacağı kararın da tartışmalara yol açacağını kaydeden Demirel, “Alacağı karar şöyle olursa da tartışılacak, böyle olursa da tartışılacak. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumun ki, Türkiye'nin hukuk düzeninde çok önemli bir kurumdur, böyle bir hakem kurumunun kararına şimdiden birtakım kesimlerin razı olmayacağı, bir takım kesimlerin bunu alkışlayacağı görülüyor. Şunu ifade ediyorum: Ben Türkiye'de okulların okunamadığı günleri gördüm. Ülkemin şu ya da bu biçimde sağ-sol diye bölündüğü günleri gördüm. Öyle günlerin tekrar gelmesini istemiyorum. Vatandaşlarımın durup dururken birbirlerine karşı, ne ona ne de öbürüne faydası olmayan tavırlar takınmasını istemiyorum” dedi.

-TOPLUM İKİYE BÖLÜNMÜŞTÜR-

Toplumun türbanı destekleyenler ve karşı olanlar şeklinde ikiye bölündüğünü belirten Demirel, “Velhasıl durup durduğumuz yerde, ben buna karşıydım şeklinde bölünmüştür. Toplumun her kesimi bölünmüştür. Hatta aileler bölünmüştür, evler bölünmüştür. Buna gerek yoktu. Bölünmüşlükten şikayetim var. Bölünmüşlükten şikayet türban meselesinden daha önemlidir” diye konuştu.

-TÜRBAN İSLAMIN ŞARTI DEĞİLDİR-

Demirel, türbanın İslamın şartı olmadığını ancak bazı Müslümanların uyduğu hususlardan biri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Türbanı İslamın şartı haline getirirseniz bugün uyulmayan o kadar çok husus var ki, onları da teker teker istemek durumunda kalacaksınız. Uyulmayan hususlardan bir tanesi din ile devletin ayrılmış olmasıdır. Yine bu şeriat arayan İslami cereyanlara göre, din ile devlet ayrılamaz. Dinin kuralları aynen uygulanmak durumundadır.


-“BİZ İSLAMI YAŞAMAK İSTİYORUZ DİYE ÇAĞDAŞ HUKUK KURALLARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR”-

Halbuki dinin birtakım kuralları uygulanmamakta, onun yerine çağdaş hukuk uygulanmaktadır. Yarın siz, bu uygulanan çağdaş hukukun kurallarına, ‘Biz İslamı yaşamak istiyoruz, İslama uygun değildir' deyip onlara da itiraz edebileceksiniz. Netice itibariyle bu, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne oturduğu devrime itiraza varabilecek hususları bünyesinde taşır. Türkiye Cumhuriyeti bir modeldir. Halkı Müslüman olan bir ülkede demokrasi mümkün müdür, değil midir? Demokrasi bir şartla mümkündür, cumhuriyetin demokrasiyle, demokratik cumhuriyetin moderniteyle, demokrasi-cumhuriyet-modernitenin laiklikle, bu dördünün İslamla bağdaşabileceğini kabul etmenizle mümkündür. Derseniz ki, dünyayı tanzim eden İslami kuralların dışına çıkamazsınız o taktirde dar-ül harb (kavga meydanı) olursunuz. Müslüman halklı ülke olmaktan çıkarsınız, bu taktirde demokrasi mümkün değildir. Kendinizi zorlamayın. Umarım ki, bu tartışmalar buraya kadar varmaz. Ama söylediğimiz bir şey uçtur.”

-BASKI OLACAK-

Bugünkü Türkiye'de korkulanın, üniversitelerde başını bağlamış veya çözmüş kız çocukları değil, başını bağlamış olanların bağlamamış olanlara bakış tarzı olduğunu dile getiren Demirel, “Eğer başını bağlamış olanlar, bağlamamış olanlara dinsiz diye bakarlarsa, o zaman onlar bu baskı altında bağlamak mecburiyetinde kalacaklardır. Ya da bağlamamış olanlar bağlamış olanlara yobaz diye bakarlarsa, yine büyük bir ayrışma olacaktır. Durup durduğumuz yerde, bir milyonu aşkın kız öğrencisi bulunan üniversitelere, bu ayrımcılığı getirmemeniz lazımdı” dedi.

-HÜKÜMET, TÜRKİYE'NİN BİR KISMININ HÜKÜMETİ OLMAMALI-

Türkiye'nin bir çok sorunun olduğuna değinen Demirel, Hükümetin, Türkiye'nin bir kısmının hükümeti olmaması gerektiğine dikkat çekti. Demirel, şöyle dedi :
"Ülkenin bu kadar meselesi varken, yeni meseleler ilave edilmesini istemiyorum. Türkiye'nin başında Avrupa tarafından dışlanma olayı varken, bir Kıbrıs olayı varken, bir yoksulluk olayı varken, kalkınma olayı varken, Türkiye'de birlik ve beraberlik istiyorum. Birlik ve beraberliği de, ancak Türkiye'yi yönetenlerin sadece bir kesimin hükümeti değil, bütün Türkiye'nin hükümeti oldukları intibaını vererek yapmaları mümkündür. Şu hadise Türkiye'yi yönetenlerin, Türkiye'nin tümünün değil, bir kısmının hükümeti olduğu gibi bir tavır takınmalarına da sebep olmuştur. Bunların hepsi üzücü şeylerdir."

-YENİ ANAYASA'DAN VAZGEÇTİKLERİNİ SANMIYORUM-

Demirel, AKP iktidarının türbana yönelik değişikliğin ardından, Anayasa'nın tümden değişimine gidip gitmeyeceğinin sorulmasına üzerine, şöyle konuştu:

“Yeni bir anayasaya angajedirler. Şöyle veya öyle bir anayasa yapacaklardır. Kanaatim o. Anayasa yapmaktan vazgeçtiklerini sanmıyorum. O da yanlıştır. Bana göre de lüzumsuzdur. 175 maddelik anayasa bunun 175 maddesini yeniden yazmaya gerek yok. Aslında bu anayasa güvensizliğini sağlama olabilir. At bir tanesini sonra yeniden yap. Yerine hangi maddelerin değiştirilmesini istiyorsanız, gelirsiniz o maddeleri değiştirirsiniz. Bu daha kolay.”

anka
Yayın Tarihi : 9 Mart 2008 Pazar 12:13:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ismail kalay IP: 88.246.67.xxx Tarih : 9.03.2008 21:25:24

sayın demirelin türban hakkındaki düşüncelerine katılıyorum bu şeriat devleti olmanın başlangıç şeklidir yani şeriat için yavaş yavaş anayasayı delme uğraşısıdır türbana karşı değilim ama türban yasasının çıkmasınıda çıkarılış zamanıda benim tepkime neden oldu bu ülkede çok oy aldım deyip kendini ulaşılamaz güçlü sayıp devleti milleti gol atmaya çalışmak kendini kral sanmak en büyük densizliktir ne kadar güçlü olursan ol bu gücü millet vermiştir veren millet almasınıda bilir o zaman zulmettiğin milletde devletde yasalarda bunu hesabını sorar çıkarken selam ver çıkki inerken sana birileri selam verdiydi deyip sahip çıksın ama bu milletede güvenmiyorum çünkü demirel üç kere ihtilal gördü demirel iyi idi ise niye üç kere ihtilal oldu demirel kötü ise niye hep başa geldi


hüseyin gedik IP: 78.176.60.xxx Tarih : 9.03.2008 22:14:18

Mâlümki sayin demirel ülkemizin yönetim kadrosunda hayli zaman yer almış bir kişi olarak bu konuların içeriğini ve maksatını bizlerden çok çok daha iyi bilir ve gerçekçi tutanak ve dayanaklara dayanarak yorumlar. ülkenin her mevkisinde hatta evlerde bile bir karşi bölünme durumundan söz ediyor doğruda fakat kendisi siyasi rant uğruna kurs tavizleri vermedimi? zamanında bu gün ülkeyi bu zorşartlara sürükleyen olgulara imza atıp göz yumanlardan değilmi ? halkın huzuruna çıkıp bu yanlıştır şu doğrudur diye topluma karşi günah çıkartıp işlediği günahlarını örteceğine dürüst bir kişilikle çıkıp demeliki ben veya biz şurda şurda yanlışlar yaptık bu gün bu konumlara ülkenin gelmesine vesile olan kişileriz zamanında bunlara iktitar uğruna tavizler vermeseydık bugün böyle olmazdı kuşkusuz. şimdi çıkıp yahu bu masum bir simge değil gelecekiçin tehlike içeriklidir bunu görüyorum demek koyuna kaval çalmak gibi olur bunu görmeyenmi var ???? masum bir istekdir diyenlerde bilinçli ve maksatlı diyorlar ayni sayin demirel gibi .sevgilele hüseyin .


Remzi CANGÜVEN IP: 85.110.4.xxx Tarih : 10.03.2008 00:32:33

EK YORUM;SAYIN DEMİREL'İN GEÇMİŞTEKİ YANLIŞLARI,TARİKATLARIN TOPLUM ÜZERİNDE Kİ ETKİSİ,İNSANLARIN DUYGULARINI SÖMÜRMEK İÇİN HALEN YAPILAN UCUZ SİYASET SONUCU,TOPLUMDAN OY ALMA HIRSI, GERÇEKLERİ ANLATMAYIP GÜNCEL SİYASET YAPMA VE İKTİDARA GELİP,GELİP SİLAH ZORUYLA GİTMELER VE TEKRARDAN GELMELER VE CUMHURBAŞKANLIĞINDAN EMEKLİ OLMASI VE BU HALİYLE SEÇİM KAZANMA VE KAYBETME GİBİ HESABININ ARTIK OLMAYIŞI.BU HALİYLE DEVLETİN VE MİLLETİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN ŞU AN DOĞRULARI SÖYLEMENİN ZAMANININ GELDİĞİNİ,GEÇMİŞTEKİ YANLIŞLARI İLE BİRLİKTE İKRAR EDİYOR.SAYIN DEMİREL'İN SÖYLEDİĞİ SÖZLERLE İLGİLİ DOĞRULARA KATILMAMAK MÜMKÜNMÜ!ŞU AN GEÇMİŞTE YAPILANLARIN BENZERİNİ ŞİMDİKİ HÜKÜMETDE YAPIYOR VE ETKİLİDE OLUYOR.TÜRKİYEDE SİYASET LİBERAL EKONOMİ GİBİ,ÇOK YÖNLÜ HERKESİN KENDİNE GÖRE HESAPLARI VAR VE BEN ŞUNA KESİN KEZ İNANIYORUM,AYNİ KAREDE OLAN İNSANLARIMIZDA FARKLI,FARKLI DÜŞÜNÜYORLAR.HEPİMİZ BU ÜLKEDE YAŞIYORUZ.MERHUM SAYIN TURGUT ÖZAL'IN MEŞHUR SÖZLERİNDEN BİR KAÇI ŞÖYLEYDİ.BEN SEÇİMDEN ÖNCE ZAM YAPACAK KADAR ENAYİ DEĞİLİM.ANAYASAYI BİR KEZ DELMEKLE BİR ŞEY OLMAZ.BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİR GİBİ SÖZLERİ VARDI.OY KAYBEDERİM KORKUSU İLE "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE "SÖZÜNÜ SÖYLEYEMEYEN POLİTİKACILAR VAR BU ÜLKEDE.MALESEF ÜLKEDE POLİTİKA BU.KENDİSİNİ ÜLKESİNE VAKFETMİŞ ATATÜRK'E DÜŞMAN OLANLAR VAR BU ÜLKEDE.EVET TÜRBAN MASUM BİR SİMGE DEĞİL,DR.MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ HANIMEFENDİNİN SÜMERLERDEKİ İLK TÜRBAN OLAYI İNCELEMESİNİ HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM.ŞEKİLCİLİK VE SIFATLAR ÖLÇÜ DEĞİL.ÖNEMLİ OLANI ÇOK YÖNLÜ İYİ NİYETTİR.TÜRBANA KARŞI DEĞİLİM AMA,KAMUSAL ALANDA TÜRBANA KARŞIYIM.TAVİZ,TAVİZİ DOĞURUR,İLKELER KORUNMALIDIR.SAYGILARIMLA


ulusal64 IP: 88.242.88.xxx Tarih : 9.03.2008 16:23:05

Helal olsun Süleyman baba.


Nazım TEKİN IP: 88.242.240.xxx Tarih : 9.03.2008 19:19:18

Sayın Demirel 40 veya 50 yıl siyasette kaldıysan sana başları kapalılarda oy verdi ama ne yazıkki bir zamanlar onlara Arabistan'ı gösterdin. 70 lerden önce senin dönemini iyi bilirim. Kuyrukları yoklukları.Karrdeş kardeşi vumaları. Bunlar sizin gibi eski siyasilerin eseriydi. Müsaade edinde artık kabuğunuza çekilin. Memlekette bir huzu orrtamı var bunu bozmaya hakkınız yok. Sizin fikilerinize de kimsenin ihtiyacı yok.Si değilmiydiniz 1980 den önce 12 ayda bir reisi cumhur'u seçemediniz.Siz istikar sağlıyamadınız, şimdi başkalarına akıl veriyorsunuz. Sizin aklınıza kimsenin aklı yok.Sizin zamanınızda ben kadıköy tekel bayiinde kuyrukta beklerken bir sürü dayak yedim, karaborsacılar yüzünden.Ben sigara alamadım karaborsacılar yüzünden. Ben bunları unutmadım ama herhalde unutanlar var. Saygılar sunarım.


Sukru Arslan IP: 82.231.126.xxx Tarih : 9.03.2008 18:51:56

ULKEMIZDE BUGUN YASANANLARIN MUSEBBIBI ONCE BAYAR-MENDERS IKILISI, DEVAMI DA SENSIN SAYIN DEMIREL. BU KONUDA SAVUNMA YAPMAYA HAKKIN YOK.


İ.Yücel IP: 88.229.215.xxx Tarih : 9.03.2008 14:14:10

Başörtülü kızlar üniversitelere alımayarak başlarını açmaya zorlanmaktadır. Gerekçe de; öğrencilerin siyasi simge olarak gördükleri türbanı takmalarıdır.Türbanla başörtüsünün arasındaki farkı hiç düşündünüzmü; türbanla başörtüsü aynı şeymi,niye başörtüsü demiyorlarda ısrarla türban diyorlar.Hiç dikkat ettinizmi üniversiteli kız öğrencilerin kaçtanesi türban takmaktadır. Yasakçılar niye başörtüsüne değilde türbana karşı olduklarını söylüyorlar.Çünkü o başörtüsüne karşı olanların çoğunun annesi, bacısı,halası,teyzesi başörtülüdür. Başörtüsüne karşı olduklarını Söyleseler bütün Türkiyeyi karşılarına alacaklarını biliyorlar ve bundan da korkuyorlar. Ama biz türbana karşıyız dediklerinde; Başörtü takanlar türban yasağının kendilerini ilgilendirmediğini türbanlıları ilgilendirdiğini düşünerek olaya ilgisiz kalacak, bu da yasakçıların gayelerine ulaşmalarına zemin oluşturacaktır. Aslında türban dedikleri başörtüsüdür.Başörtüsüna karşı olduklarını kamufule etmek için bilinçli olarak ısrarla başörtüsüne türban demekltedirler.Gelenek ve görenekleri yada Dinimizin örtünün emri gereğince hanımların kullandığı baş örtüsüne herkes sahip çıkmalıdır.


Mehmet Tezel IP: 88.242.119.xxx Tarih : 9.03.2008 18:05:05

Bu olsa olsa bir eski siyasinin günah çıkartma gayretidir. Zamanında en fazla İmam Hatip lisesinin kendi dönemlerinde açıldığını iftiharla belirtip, Türkiye Cumhuriyetinin eğitim alanındaki kaynaklarının kendisine düşman nesillerin yetişmesi için kullanılmasına yeşil ışık yakanların, bugün "Türban masum bir simge değil" açıklaması inandırıcı bulunamaz.


Nazım TEKİN IP: 88.242.240.xxx Tarih : 9.03.2008 21:41:32

Yorumumda 80 lerden önce yazacağım yerde 70 lerden önce yazmıştım. Doğrusu 80 lerden önce olacaktı. Düzeltir özü dilerim. Saygılar.


Remzi CANGÜVEN IP: 88.229.67.xxx Tarih : 9.03.2008 17:20:19

BURADA; YILLARIN CANLI TARİHİ,TERCÜBELERİNİ DAYANAK YAPARAK TERCÜBEYİ KONUŞTURUYOR.A' DAN Z'YE SAYIN DEMİREL'İN TESBİTLERİ GERÇEKLERİN TA KENDİSİ.ŞERİATÇILAR GERÇEĞİ KABULLENEMEZLER,DUYGULARI İLE HAREKET ETTİKLERİ İÇİN,ELBETTE BÖYLE BİR TESPİTE KIZARLAR.GERÇEKLER HER ZAMAN ACIDIR.AMPÜL ZAMANI GELİNCE PATLAR KARANLIĞI AYDINLATAMAZ AMA,GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ.HERKES BUNU ÇOK İYİ BİLSİN VE AKLINDAN ÇIKARMASIN.ZOR KAZANIM OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR.


yaşar ünal IP: 88.252.29.xxx Tarih : 9.03.2008 13:11:41

Bu ülkede sebep olduğu bilimum felaketleri unutmuş,her zamanki gibi ortalığı karıştırmaya çalışıyor bay Süleyman Demirel.Yeter artık düş milletin yakasından.Senin aklına ihtiyacımız yok.Çünkü o aklın neler ürettiğini,kardeşi kardeşe nasıl kırdırdığını bizzat gözlerimizle gördük.İnsan öldürmek tavuk öldürmekten kolay hale gelmişti.En çok İmam-Hatip Lisesi açma rekorunu elinde bulunduran bir insanın bugün bu tarz beyanatlarının ne anlama geldiğini iyi düşünmek,bu ülkedeki her insanın ülkesine olan sevgisinin gereğidir.