Anyasa değişikliği paketiyle ilgili olarak sivil toplum örgütlerini ziyaret eden AK Parti heyeti TÜSİAD'la da görüştü. Görüşmenin ardından TÜSİAD, Anayasa değişikliğiyle ilgili görüşlerini yazılı bir açıklama ile kamuoyuna bildirdi.
İşte TÜSİAD'ın o açıklaması:
"TÜSİAD: 'Anayasa tümüyle yenilenmelidir; gündemdeki Anayasa paketinin içeriğinde temel sorunlar vardır ve demokrasi açığını kapatmaktan uzaktır.'
TÜSİAD, Türkiye'nin demokrasi açığı bulunduğunu uzun süredir dile getirmektedir. Demokrasi açığının giderilmesi için bir demokratikleşme paketi çerçevesinde yeni bir anayasa yapılmalı ve seçim ve siyasi partiler reformları gerçekleştirilmelidir.
Yeni anayasa birey odaklı olmalı, hiçbir ayrıcalığa yer vermemeli, kuvvetler ayrılığı ilkesinin geçerli olduğu çoğulcu parlamenter demokrasiyi esas almalıdır.
Çağdaş ve bütünlüklü bir anayasa reformunun olmazsa olmaz önşartı, seçim
sistemi ve siyasi partiler mevzuatında yapılacak değişikliklerdir. İvedilikle ülke barajının düşürülmesi ve önseçimin zorunlu olması yönünde bir değişiklik yapılmalı, 2011 seçimlerine anti-demokratik siyasi partiler yasası ve çağdaş demokrasilerde örneği bulunmayan yüksek baraj ile kesinlikle gidilmemelidir.
Eşzamanlı olarak, tüm partiler bugünden itibaren yeni anayasa yapımı ve
içeriği ile ilgili önerileriyle reform sürecine katkı sağlamalıdır.
Ancak şu an gündemde olan kısmi Anayasa değişiklik paketi, hazırlanışı
açısından en azından parlamentoda sağlanmış bir uzlaşmaya dayanmamaktadır.
Uzlaşmaya dayanmayan bir anayasa paketi, ileride yeni anayasa yapma
sürecini de zorlaştıracaktır. Anayasa paketinin hazırlık sürecinde iktidar
partisinden uzlaşmacı bir tavır beklediğimiz kadar, muhalefet de somut
değişiklik önerileriyle tartışmaya derinlik kazandırmalıdır. Anayasa değişiklik paketinin referanduma gitme ihtimali dikkate alınmalıdır.
Referandum anayasal bir yol olmakla birlikte, en doğru tercih değildir. Çok çeşitli alanlardaki çok sayıda maddeden oluşan anayasa paketinin toplu olarak halkın tercihine sunulması, vatandaşın seçme hakkını da kısıtlayacaktır.
Sürece ilişkin yukarıdaki görüşlerimiz saklı kalmak kaydıyla, anayasa
değişiklik teklifini, demokratikleşme raporlarımızı dikkate alarak değerlendirdiğimizde tespit ettiğimiz temel sorunlar ve bunlar karşısında
TÜSİAD'ın önerileri şunlardır:
Anayasa paketinin temel hak ve özgürlükler, askeri yargı, YAŞ ve HSYK
kararlarına ve bazı disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılması, pozitif ayrımcılık ve geçici 15. maddenin kaldırılması gibi düzenlemeleri olumludur. Ancak Anayasa paketinin diğer önerileriyle, kuvvetler ayrılığını ve yargı bağımsızlığını zedelemesi, olumlu değişiklikleri gölgelemektedir.
Anayasa paketinin öngördüğü Anayasa Mahkemesi kompozisyonunda 19 üyenin
16'sının Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi, üstelik bunun 7'sinin
Cumhurbaşkanı tarafından re'sen atanması, yürütmenin yargı üzerindeki
etkisini artıracaktır. Parlamento tarafından seçilecek üç üyeyle birlikte,
yasama ve yürütme, yüksek mahkemenin tamamını atamış olacaktır. Yasamanın
yürütmenin ağır etkisi altında olduğu varsayımı, söz konusu üç üyenin
seçiminin de yürütme etkisine açık olacağını düşündürmektedir.
Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesiyle artacak olan siyasi kimliği
de eklendiğinde, pakette öngörülen seçme-atama mekanizması,
Cumhurbaşkanı, hükümet ve parlamento çoğunluğu aynı siyasi partiden
olduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin denge ve kontrol yeteneğini yok
edecektir.
Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesi yetkisi Cumhurbaşkanı, yüksek
yargı, parlamento ve üniversiteler arasında paylaştırılmalı, çoğunluk üye
yüksek yargı tarafından seçilmelidir. Parlamento tarafından üye seçilirken
nitelikli çoğunluk aranması şart olmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla ceza yargılaması da yapan bir
mahkemedir. Anayasa yargısı açısından, bir kısım üyesinin hukuk alanı
dışından gelmesi olağandır ancak Yüce Divan sıfatıyla görülecek davalarda,
üyelerin büyük çoğunluğunun hukukçu olması gerekir.
Anayasa paketinde HSYK ile ilgili düzenlemelerle Adalet Bakanlığının Kurul
üzerindeki etkisi güçlendirilmektedir. Kurulun soruşturma yetkisinin Adalet Bakanı'nın onayına bağlanması dikkat çekmektedir. Diğer yandan Adalet Bakanlığı'na tanınan, “adalet hizmetlerinin Bakanlık müfettişleri eliyle denetleme” yetkisinin hakimler hakkındaki idari soruşturmaları kapsamadığına ilişkin açıklık getirilmelidir. Bu yetkinin HSYK’da olması ve Bakanlığın onayına tabi olmadan kullanılması gerekir. Paketteki HSYK düzenlemeleriyle Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın Kurul üyeliği daha da tartışmalı hale gelmektedir.
Yargı bağımsızlığını zedeleyecek düzenlemeler, yargının tarafsızlığı tartışmasını anlamsızlaştırmaktadır. Yargının tarafsızlığı konusu, yargı bağımsızlığı dışında münhasıran ele alınması gereken bir konudur.
Siyasi partileri kapatmanın, demokrasilerde hiçbir sorunu çözmediği bir
gerçektir. Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırmanın en uygun yöntemi, anayasal bir düzenlemeyle siyasi parti yasaklarını daraltmak olmalıdır.
Oysa Anayasa paketi, kapatma davasının açılmasını parlamentoda
kurulacak özel komisyonunun iznine bağlamakla, konuyu hukuk alanından
çıkarmakta ve bir siyasi pazarlık konusu haline getirmektedir. Parti yasaklarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi ve yaptırımların, öncelikle partilere değil, eylemleri yasalara aykırı olan kişilere yönelmesi gereklidir.
1982 askeri müdahalesinden sonra yapılan anayasanın yerine, toplumun
çağdaş bir anayasayı demokratik bir süreçle yapması bilinci çok değerlidir. Yeni anayasaya yönelik öneriler katılımcı bir süreçle toplumun geniş kesimlerince tartışılmalıdır. TÜSİAD geniş katılımlı, uzlaşmacı bir süreci önemsemektedir ve bu yöndeki yöntem önerilerini daha önce kamuoyuyla paylaşmıştır. TÜSİAD olarak Anayasayı daha demokratik ve katılımcı bir anlayışla değiştirme çağrımızı yineliyoruz.
TÜSİAD anayasayı onlardan daha iyi bilir hatta yüzden fazla ülkeninde anayasasını bilir yoksa başka türlü ticaret yapamaz . değiştirilmek istenen maddelerin aslında önceki hükümetlerce değiştirildiğini de biliyor yani hükümetin değiştirmek istediği maddeler darbe anayasası maddeleri değil bunu sağır sultan bile duydu
Sadece Yargi'nin (Anayasa Mahkemesi, HSYK vs) kim tarafindan secildiginden ziyade: secilenin nasil secildigi, nasil gorevinden alinabilecegi ve ucretinin nasil tayin edilecegi de cok ama cok onemlidir. Elbette bunlarin nasil calisacagi, calisma kriterleri, denetlenmesi, vs de cok onemlidir.
Yani efendim Cumburbaskani cok uye sececekmis diye tartismayi sadece bu hususa ve bundan yola cikarak "Yargi" "Yurutmenin etki alaninda olacak onyargisi ile hedef resmen iskalanmaktadir. Ingiltere ve eski Ingiliz somurgelerinde Anayasa Mahkemesinin uyelerinin hepsini Kralicenin atadigi bir "Vali" atar!
Elbette Adalet Bakanliginin Yargi'nin herhangi bir kurulu uzerinde etkisi olmamalidir.
Elbette Anayasalar uzlasmalarla, diyalog ile, teknokratlarla, uzmanlarla, delphi teknigiyle vs hazirlanmalidir.
Ama hukumet boyle teklif ediliyor diye, icinde bazi seyler yok diye, muhalefet ile uzlasilamadi diye paketin tumuyle reddetmek veya sonraya ertelemek bence "uzlasir" bir cozum gibi gorukmemektedir. diplamatik degildir.
Ama bu her onerilen madde -veya senin uygun gormedigin maddeler- icin yeni taslak calismasi yapilmasini istemek bence cok daha "uzlasir", diplomatik oldugu kadar da demokratikdir. cunku, demokrasilerde masada devamli kalmak gerekir, kapiyi carpip cikip gitmek degil.
Dogru demokrasiler de yavas isler ama dogru isler. lutfen sivil toplum orgutleri de demokrasinin dogru islemesine katkida bulunsunlar.