Konya'nın Taşkent ilçesinde 18 kız öğrencinin ölümüyle sonuçlanan Kur'an Kursu davasında sanık kalmadı.
Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde yurt binasının çökmesiyle ilgili olarak “ihmal nedeniyle ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklu 2 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Edinilen bilgiye göre, tutuklu bulunan Özel Boğaziçi Ortaöğretim Yurdu Müdürü İbrahim Çömlek ve yurdun müdür yardımcısı Mehmet Semerci'nin avukatları, Hadim Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak, 2 sanığın tahliyesini ve tutuksuz yargılanmasını istedi.
Talebi görüşen mahkeme heyeti, “ihmal nedeniyle ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklu Çömlek ve Semerci'nin CMK'nin 109. maddesine göre adli kontrol altına alınıp yurt dışına çıkma yasağı konulmak kaydıyla tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verdi.
Olayla ilgili delil toplanmasına devam edildiği, doğal gaz tesisat raporu ve binanın çökmesiyle ilgili diğer delillerin mahkemeye ulaşmasının beklendiği öğrenildi.
1 Ağustosta Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde, kız öğrencilerin kaldığı, kaçak kuran kursu verildiği iddia edilen yurt binası, sıkışan gazın patlaması nedeniyle çökmüş, 18 kişi ölmüş, 27 kişi yaralanmıştı.
Olayla ilgili olarak gözaltına alınan 4 kişiden 2'si, daha önce, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
bu konyalilarda seytan tüyümü var neyse hersey yanlarina kar kaliyor ,ergenokonun kalesimidir nedir anlamadim gitti .hepside pis islerine Allahi kitabi alet ettiler yesil seymayecilerde ,
çok düşündürücü bir tahliye 17 asker şehit,bir şey yapılamıyor,18 evladımız öğrenci sorumsuz insanlar uğruna ölüyor sonuç serbest bırakılıyor,çok düşündürücü bu insanlar binanın idari yöneticisi değilmi beyler daha ne delil aranacak anlamadım gazı veren belli neyin delili aranacak çok yazık çocuklar suçsuz temiz duygularla hakkın rahmetine kavuştu ama o aileler evlat acısı ile yanarken sorumlular serbest..TÜRKİYEDE çok şeyler değişmeli acilen ..vicdan azabı çok zordur...
Değerli editörler. Şimdi yazacaklarım kulağa hoş gelmeyebilir ama farklı bir yaklaşımla bir kez daha okunmasında yarar olabilir. Hayatının henüz çok başında olan 18 kız öğrencinin ölümünün tek sorumlusu, laiklerdir. (Ben dahil) Bu aileler geleneksel bir yapıdadırlar ve kendi dünya görüşlerine göre çocuklarının kuranı hıfz etmesini istemektedirler. Ezberlemek diyorum çünkü, Türkiye'de kuran okuyanların yüzde doksanbeşi, okurken anlamına nail olmaz. Kudsiyetine inandıkları için, bırakın öyle öğrensinler. Devlet ve laikler bu ihtiyacı görmemezlikten geldiği sürece, insanlar kendi imkanlarıyla kurs binaları yapacaklardır. Plansız ve projesiz yapılan bu binalar elbette doğal afetler karşısında dayanıksız olacaklardır. Bu tür kaalarda da sadece ölenlerin ailelerinin değil hepimizin yüreği yancaktır. Neden mi? Önce insan olduğumuz için. Sonra da Türk olduğumuz için. Türkler her nomad (göçer) toplumlar gibi TÖRE toplumlarıdır. Bu nedenle Orta Asyadan bir büyük bir aile olarka gelmiş ve daha da büyümüştür. Sanırım bir tek bizim ülkemizde; sokta rastladımız yaşlı erkeklere amca-dayı, yaşlı hanımlara teyze-hala demek geleneği vardır. Bizden büyük birine hemen abi ve abla diye hitap edebiliriz. Bu hitaplarda ne biz ne de karşımızdaki rahatsız olur. Hatta kimi zaman çok sevip saydığımız büyüklerimize anne ve baba diye hitap ettiğimiz de olur. Hatta öz anne ve babamız hayatta olmasına rağmen. Daha da ötesi çocukluğumuzda Ermeni ya da rum komşu büyüklerimiz için de aynı sıfatları kullanmışızdır. Dikran amca, Verjin teyze gibi. Anne ve babalarımız da bize hiçbir zaman "O Ermeni ya da o Rum ona teyze-amca demeyin diye uyarmamıştır. Ötekileştirme toplum olarak bizim kimyamızda yoktur. Kaldiki soyumuzdan, sopumuzdan gelen insanları, bizden daha dindarlar, ya da bizden daha az dindarlar diye tasnif edemeyiz. Bu kuran kursları planlı, projeli ve çağdaş teknolojiye uygun olarak inşaa edilmelidir. Öbür dünyaya hazırlanmak çok güzel de, başımızı soktuğumuz binalar bu dünyaya ait ve suretı haktan ayakta durmuyor. Osmanlının yönetimi altındaki ekaliyetlere karşı tutumu incelenirse bu çok net anlaşılır.
aslında o serbest bırakılan kişileri ödüllendirmekte lazım,şilt falan verilmesi gerekir.18 kişinin ölümünden sorumlu olmalarına rağmen serbest kalabilmeyi başardıkları için.aslında onların ve avukatlarının ayrıca birde kitap yazmaları da gerekir.bu başarının sırrını herkes öğrensin diye diğer hukukçulara örnek olsun diye.bravo ne diyelim 18 ceset ve sonrasındaki mahkemenin kararı.bravo.