Sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine karar verilen Şener Eruygur hakkında yurtdışı çıkış yasağı konuldu.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve Kandıra F Tipi Cezaevi'ne konulan Şener Eruygur sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilecek. Dün re'sen alınan bu kararın ardından Eruygur hakkında yurtdışı yasağı da konuldu. Mahkeme süresi boyunca Erguygur'un yurtdışına çıkışına izin verilmeyecek.
ERUYGUR'UN MR'I ÇEKİLDİ
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi'nde düşerek beyin kanaması geçiren emekli Orgeneral Şener Eruygur'un MR'ı çekildi.
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Yoğun Bakın Ünitesi'nde tedavi gören Eruygur, saat 21.30 sıralarında zemin kattaki röntgen kısmına götürüldü. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu, Şener Eruygur'un MR'ı çekildiği sırada gelerek doktorlarından bilgi aldı. Sedyede yüzü tamamen örtülen Eruygur, yarım saat MR odasında kaldıktan sonra tekrar yoğun bakım ünitesine çıkartıldı. Jandarma ekipleri ve hastane güvenliği, Eruygur'un geçiş güzergahında yoğun güvenlik önlemleri aldı.
Ergenekon vaveylası ile komedi sınırları zorlanıyor. İktidarları süresince hergün ülkemizde bir ya da daha fazla mayın patlaması sonucu sistematik şekilde askerlerimizin şehit verilmesini engelleyemeyenler, tanıklığının ne kadar güvenilir olduğu tartışılır bir kaçağın sözüm ona ihbarı ve bir gecekonduda bulunan 20 civarındaki el bombaları ve 1 silahın izini sürerek, yasa dışı olarak neredeyse tüm Türk vatandaşlarının telefonlarını dinleyerek ergenekon senaryosunu yazmaya başladılar. Gün oldu Cumhuriyet gazetesine atılan el bombası sonrasında İlhan Selçuk gözaltına alınıp sorgulandı. Gün oldu İstanbul Üniversitesi eski rektörü gözaltına alınıp sorgulandı. Gün oldu ömrünü ülkesi için terörizmle savaşmaya adamış emekli generaller gözaltına alınıp tutuklandı ve teröristlerin de barındırıldığı F tipi cezaevlerine konuldu. Yeri geldi iş adamları ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları da tutuklandı. Ancak arkalarındaki üyeler ve meslekdaşlarıyla ipleri fazla germemek için serbest bırakıldı. Acaba topluma yeni bir şeyler sunulabilir mi düşüncesiyle tiyatro oyuncuları ve menajerleri gözaltına alındı. Ancak umutlar boşa çıkınca serbest bırakıldılar. Halen gazeteci, asker, ulusalcı fikirleri savunan avukat, parti lideri ve sade vatandaşlardan oluşan büyük bir tutuklu grubu, 2500 sayfayı geçen bir iddianameye göre yargılanacakları günü bekliyorlar. Bir yıldan daha uzun süren bu süreçde yargılanmak bir yana iddianameyi bile göremeden, hapiste kanser olup ölen ve çetenin kasası olmakla suçlanan zanlılar oldu. Öldüklerinde ceplerinden kefen parası bile çıkmamıştı. Bu onur kırıcı muameleye daha fazla dayanamayıp, yükselen tansiyonu sonrasında beyin kanaması geçiren Eruygur paşanın ise komada iken, önceki tahliye talebini rededen mahkemece tahliye edilmesine karar verildi. Koma hali hepimizin bildiği gibi; insanın yaşam ve ölüm arasındaki ince cizgide hayatını idame ettirme savaşı verdiği andır. Hızla verilen tahliye kararı, "Aman tutukluluk aline son verilsin ki. Aksi bir durumda, zaten serbest bırakmıştuk." diyebilmek için bir tür "zevahiri kurtarma" gayretidir. Şimdi ise yoğun bakım ünitesine bağlı tedavisi süren birisi için "Yurtdışına çıkma yasağı konulduğunu!" öğreniyoruz. Aslında kanunen olanak olsa, hastanenin Eruygur Paşanın yattığı binasının ve yoğun bakım ünitelerinin de yurtdışına çıkartılmasına yasak getirilecek. Ve taşınmazlara da yasak koyan hukuk sistemimizle dünya hukuk literatürüne geçeceğiz. Bu arada aynı cabbar siyaset ve hukuk sistemimiz içersinde devletin hazinesinin trilyonlarını evrakta sahtecilik yaparak zimmetine geçirenlerin kesinleşmiş hapis cezaları afedilebiliyor. Almanya tarihinin en büyük yolsuzluğunu gerçekleştirerek 41,6 milyon Euro'yu buharlaştıranlardan Almanya'da yakalananlar toplamda 10 yıldan fazla hapis cezasına çarptırılırken, kararı veren Alman hakimin de işaret ettiği Türkiye'deki uzantıları ve arazi rantından 1 gecede milyon dolarlar kazanan genel başkan yardımcıları ile belediye başkanları ellerini kollarını sallıyarak geziyor. Türk devleti ve yurtdaşları ilginç bir tesadüfle son 25 yıldır aynı siyasi görüşün savunucularınca soyulmaktadır. Bunlar içersinde yakalanıp ceza alanların da, kendilerince afedildiğine hepimiz şahitiz. Eğer bu vurguncular birer kleptoman değilse, paralar ne amaçla kullanılmak için buharlaştırılmaktadır. Yoksa Ergenekon, bir şeyleri kamufle etmenin çaresi olarak mı görülüyor?
Hala bir takim cevreler,Ergenekon,un Fasa fiso oldugu izlemini vermeye calisiyorlar. Bu cok bir tehlikeli propagandadir. Normal demokratik bir ülkede böylesi devlet icinde gizli örgütlerin derhal bertraf edilmek suretiyle temizlenmesi elzemdir. Bakin Susurlugun tam üzerine gidilmemesi nelere mal oluyor iste karsimiza Ergenekon da bunun uzantisi. Bu firsati devlet iyi kullanmali kendisiyle yüzlesmesi gerekli yoksa faili mecul cinayetler naylon bir takim örgütler Türkiyede can yakmaya masum insanlari öldürmeye yesil isik yakilmis olur... Deniz feneride aynen arastirilmalidir buda büyük SAHTEKARLIK görmemezlikten gelmek cok yanlis.