Sonunda tüm söylentiler doğru çıktı ve Apple MacBook Air, dünyanın en ince dizüstü bilgisayarı, klasik bir Steve Jobs sunumu resmen piyasada. Daha ortada bir ürün yokken bile, dedikodular eşliğinde birtakım bloglar açılmış, hatta henüz gün yüzüne çıkmamış MacBook Air için, sahte resimler bile kullanılmıştı. Tüm bunlara son noktayı Apple CEO’su Steve Jobs koydu. 15 Ocak’taki MacWorld konferansında “There’s Something in the Air” (Havada bir şey var) sloganları ile teaseri yapılan MacBook Air’a nihayet dokunmak mümkün oldu.
MacBook Air’ın tanıtımındaki ilginç nokta ise, Steve Jobs’ın MacBook Air’ı en büyük rakibi olan Sony VAIO TZ serisi notebook ile kıyaslaması oldu. Kıyaslamayı ebat, ağırlık ve hız gibi en hassas üç noktada yoğunlaştıran Jobs “Öncelikle kalınlığı ele alalım. Sony’nin TZ serisi taşınabilir bilgisayarının en kalın köşesi 3 cm civarında. En ince köşesi ise 2 cm. MacBook Air’in ise en kalın köşesi 1,94 cm iken, en ince köşesi 0,4 cm. Diğer bir deyişle MacBook Air’in en kalın köşesi, Sony TZ’nin en ince köşesinden bile daha ince. MacBook Air gerçekten ince. Hatta o kadar ince ki bir zarfın içerisine rahatça sığabilecek kadar ince.” diyerek yanında duran masanın üzerinden aldığı büyük boy bir zarfın içinden ıslıklar, çığlıklar ve alkışlar arasında MacBook Air’ı çıkardı.
MacBook Air’ın en büyük özelliği tabii ki çok ince (1,9 cm) ve çok hafif (1,36 kg) olması. MacBook Air’ın 13.3 inch boyutunda arkadan aydınlatmalı LED ekranı bulunuyor. Bu ekranın en büyük özelliği pili daha az tüketmesi ve notebook açıldığı anda görüntünün gelmesi. MacBook Air’ın ekran boyutu en önemli üstünlüklerinden biri aynı azmanda. Zira rakiplerinin büyük bir bölümünün ekran boyutları, 11 ile 12 inçh arasında. Ekranın hemen üstünde daha çok video konferansı için ideal olan dahili bir kamera mevcut. MacBook, yine diğer muadilleri arasındaki en büyük klavyeye sahip olanı. Klavye, kullanıcısına bir sürpriz yaparak ışığın az olduğu ortamları algılıyor ve böyle durumlarda klavyenin ardından bir sensör özelliğine sahip aydınlatma ışığı beliriyor.
Klavyenin hemen altında yer alan touchpad, Apple’ın ilk olarak Iphone’da kullandığı Multi-touch adı verilen, Çoklu Dokunmatik Yüzey’e sahip. Bu da parmaklarınızı touchpad’in üzerinde gezdirerek ekrandaki görüntüyü kontrol ve hareket ettirmenizi sağlayan bir sistem. Apple bütün notebooklarında ve iMac’lerde kullandığı gibi MacBook Air’da de Intel Core 2 Duo işlemci kullanmış. Fakat bir değişiklik var, o da boyutta Apple, Intel’e özel olarak Core 2 Duo işlemcinin aynısını % 60 daha küçük olacak şekilde ürettirmiş.
MacBook Air, standart olarak 1.6 GHz Intel Core 2 Duo işlemci, bütünleşik 2 GB hafıza ve 80 GB sabit disk ile gelmekte. Daha güçlü ve hızlı bir notebook isteyenler 64 GB’lık SSD sürücüyü tercih edebilirler.
Gelelim dezavantajlarına. Bunlardan birincisi, MacBook Air’ın dahili bir DVD okuyucusu olmayışı. Fakat Apple bu durumu yeni bir teknoloji ile aşmış. Remote Disc adı verilen bu teknoloji, başka bir bilgisayarın optik okuyucusunu wireless ortamda kullanabilmenizi sağlıyor. Bu sayede uzaktan CD/DVD yönetebiliyor, dosyalarınızı yedekleyebiliyorsunuz. Tabii gelişen teknolojide dosya yedeklemek için CD veya DVD ne kadar kullanılacak bu da ayrı bir tartışma konusu.
MacBook Air’da, pil kasanın içine entegre edilmiş, bu da kullanımın ileriki yıllarında, pilin zayıflamaya başladığı dönemde sorun teşkil edebilir gibi gözüküyor. Tabii hemen şunu da belirtelim: MacBook Air’ın pil ömrü wireless devamlı açık olsa bile 5 saati aşıyor. Bir eksiklik de Book Air’ın speakerları mono, yani stereo değil, bu da sesin kalitesinin düşmesine neden olmuş. MacBook Air’da hiç telefon girişi yok ve sadece 1 adet USB girişi var. Bunlar ne kadar eksik gibi gözükse de aslında eksiklik değil; sadece ileri teknoloji çocuğu MacBook Air’in biraz erken doğum yapmasından kaynaklanıyor. Çünkü MacBook Air en son teknoloji ile tamamen kablosuz çalışma prensibi üzerine inşa edilmiş bir notebook.
Herkesin bu kadar övgüyle bahsedilen MacBook Air’ın fiyatını merak ettiğini biliyorum. MacBook Air’in Amerika satış fiyatı, 1.6 GHz/80 GB HDD versiyonu için 1.799 dolar; 1.8 GHz/64 GB SSD versiyonu için ise 3.098 dolar. Peki bu fiyat farkı nereden ortaya çıkıyor? Sebebi SSD diskler. Bu SSD diskler, hard-disk (HDD)’lerden farklı olarak yapısında hareket eden mekanik parçalar bulunmadığından darbeye ve düşmeye karşı çok dayanıklı olmalarının yanında daha az güç tüketiyorlar. Yine, verilere erişmek için hareket eden bir kafanın bulunmamasından dolayı verilere erişim klasik sabit disklere göre çok daha hızlı. Saniyede 100 MB hıza ulaşabiliyorlar. Testler gösteriyor ki, Windows Vista’nın açılma süresi 10-12 saniye gibi çok kısa bir sureye ulaşmış durumda. Bilgisayarın açılış ve kapanış süresini yarı yarıya azaltan SSD diskler, pil ömründe de % 20 tasarruf sağlıyor.
Bu kadar fark için bu paraya değer mi? Biraz beklemeniz en iyisi, zira daha çok yeni bir teknoloji olduğundan fiyatlar oldukça yüksek. MacBook Air üzerinden değerlendirecek olursak, SSD için verilecek olan 999 dolarlık fark bence doğru bir yatırım değil. MacBook Air için opsiyonel olarak sunulan SuperDrive, MacBook Air’a USB ile bağlanıyor. Böylece yeni bir program yüklemek, DVD veya CD çalıştırıp, yazdırmanız mümkün. SuperDrive’ın Amerika satış fiyatı ise 99 dolar. Yine MacBook Air’ınızla internete, ethernet veya telefon hattına özel bir adaptörle de bağlanabiliyorsunuz.