Yapılan araştırmalara göre yazıcıların 'mürekkep bitti' uyarılarının büyük bir bölümü gerçeği yansıtmıyor. Üstelik bitti sanılan kartuşların yüzde 60'ı aslında pekâlâ çalışabilecek durumda
İçlerinde dünyanın en pahalı şampanyasından daha değerli sıvılar taşıyorlar. Şampanya bir yana, uzay mekiklerinin yakıtlarından bile daha pahalı. Buna rağmen her yıl 300 milyon tanesi çöpü boyluyor. Üstelik doğaya karışmaları 1000 yıldan fazla sürüyor. Çözülmesi zor bir bilmece gibi görünen bu cümlelerin takdim ettiği şey yazıcı kartuşlarından başka bir şey değil.
Kullanıcıların pahalılığından ve çabuk bitmesinden; üreticilerinse sahtelerinden ve yeniden doldurulanlarından dert yanıp durduğu yazıcı kartuşları elektronik içeriğin ve okuyucu cihazların altın çağını yaşadığı bu dönemde bile kullanımını arttırıyor. Çünkü ilginç bir şekilde bilgisayar ve internet kullanıcıların çıkış alma ihtiyacını arttırıyor. İnsanların çoğu hala ekranlardan okumak yerine kağıda bastırıp okumayı tercih ediyor.
Türkiye’de yazıcı pazarının lideri HP’nin rakamlarına bakınca mürekkep püskürtmeli modellerde kartuşların ortalama fiyatı 50 TL, lazer yazıcılardaysa 125 TL’ye yaklaşıyor. Üretici firmaların bütün çabalarına rağmen kartuş doldurma denilen kavramın kullanıcılar arasındaki popülerliğini yitirmemesinin sebeplerinden biri de bu fiyatlar. Zira 50 TL’ye yenisi satılan bir kartuş bugün piyasada 5-10 TL karşılığında yeniden dolduruluyor. Üreticiler bu yöntemin yazıcıya zarar verdiğini ve zannedildiği kadar ekonomik olmadığını ısrarla belirtse de fiyata odaklı kullanıcılar için pek de ikna edici olmuyor.
Akıl savaşları
Geçmişteki modellerin aksine artık yazıcılar bilgisayarla iletişim kurarak kartuşun bitmekte olduğu konusunda uyarı yapabiliyor. Ekranda belirecek bu uyarılar yeni masraflar anlamına geldiği için de kullanıcıların korkulu rüyalarının başında geliyor. Ne var ki kimi kullanıcılar bu uyarıların gerçeği yansıtmadığını düşünüyor. Yapılan testlerde kimi markaların kartuş yüzde 60 oranında bile doluyken boşalma uyarısı verdiğini ortaya koymuş durumda.
Özellikle lazer kartuşlarda ‘çalkalama’ olarak adlandırılan bir yöntemle bozuk çıkış almaya başlayan kartuşları uzun süre daha kullanabilmek mümkün hale geliyor. Ancak üreticiler geliştirdikleri teknolojilerle bunu da engellemenin yolunu bulmuş durumdalar. Bugün üretilen birçok orijinal kartuşun içinde cihaz tarafından okunan parmakizi misali bir kimlik numarası bulunuyor. Yazıcı o seri numaralı kartuşun bittiğine karar verdiği andan itibaren o kartuşu çalkalasanız da dışarıda yeniden doldursanız da bir daha kabul etmiyor.
Üreticilerin en çok eleştiri aldığı konulardan biriyse yeni yazıcıların içindeki kartuşların yarım dolu olması ve kısa sürede yenisinin satın alınması gerektiği. Diğer yandan bu pazarda ürünler geliştiren markalardan biri olan Epson tarafından 2007 yılında yapılan bir araştırmada bitti sanılarak değiştirilen kartuşların içindeki mürekkeplerin yüzde 60’ı ziyan oluyor.
Toplam sahip olma maliyetinin hesabı da basit bir denklemi ortaya koyuyor. Genellikle bir yazıcının fiyatının ucuzluğu, kartuşunun pahalılığına yönelik bir ipucu. Ucuza satın aldıktan sonra kullanabilmek için ihtiyaç duyduğunuz tonerin bedeli için yüklü bedeller ödemek zorunda kalabiliyorsunuz.
bu sorunu ben lexmark ve hp de yaşadım o kadar para veriyosun sonra hep sonuç yine aynı şimdi ben 3. yazıcıyı almak istemiyorum!!! Ya kartuş fiyatı pahalı yada makina iyi basmıyor mürekkep kalitesi berbat aslında herkesin sorunu aynı