15 yılda 118 bin öğretim üyesi yetiştirmemiz gerek
Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Aşkar uyarıyor: "2023’e gelince Türkiye’deki öğretim üyesi sayısı 32 binden 70 bine yükselecek. AB’nin en düşük ortalamalarını hedeflersek, öğretim üyesi sayımızın 150 bine çıkması gerekir. Bu ilave hocaları bulmanın tek çaresi yurt içinde ciddi bir seferberlik."
"Dünyaya baktığımızda, 1970 yılında 25 milyon insanın üniversiteye gittiğini görüyoruz. Bu sayı bugün 130 milyon. Aynı dönemde Türkiye’ye baktığımızda ise üniversite öğreniminin 10 katı gibi çok daha hızlı bir artış gösterdiğini görüyoruz. Şu anda örgün eğitimde 2 milyona yakın öğrenci bulunuyor. Türk üniversitelerinin yılda ortalama 250 bin mezun verdiğini düşündüğümüzde 2020’li yıllarda bu sayının iki katına çıkabileceğini öngörüyoruz."
Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Aşkar bu rakamları veriyor çünkü dikkati çekmek istediği önemli bir konu var: Öğretim üyesi açığı. Şöyle devam ediyor:
"Türkiye ilköğrenimde zorunlu eğitimin uzaması ile son yıllarda hemen hemen herkese eğitim verebiliyor. İleride zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması da daha fazla insanın temel eğitim almasını ve bunun yükseköğrenime ilginin artışı olarak yansımasını sağlayacak. Örneğin üniversite öğrenci sayısı iki katı artarak 4 milyona ulaşabilir. Bu sayısal analizleri şöyle yorumlayabiliriz: Üniversite sayısı ile üniversite öğrenci sayısı hızla artıyor. Bu, ilköğretimdeki öğretmen ihtiyacı gibi, yüksek öğretimde de nitelikli akademisyen ihtiyacı anlamına geliyor. Yeni akademik kadroları yetiştirmek, yine öğretim üyelerimizin temel görevi içinde. Bugünkü tempo ile devam edersek, 2023’e gelince toplam öğretim üyesi sayısı 32 binden 70 bine yükselecek. 2023’teki Türkiye’nin planladığı ise 90 bin. AB’nin en düşük ortalamalarını hedeflersek, öğretim üyesi sayımızın 150 bine çıkması gerekir." Yani, minimum AB standartlarında yükseköğrenim için, 15 yılda 118 bin öğretim üyesi yetiştirmemiz gerekiyor. Prof. Aşkar, tek bir çözüm olabileceğini söylüyor: "Yurt içinde ciddi bir seferberlik."
Koç Üniversitesi’nin 15’inci yılı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Prof. Aşkar, eğitimin içeriğine de değindi. "Günümüzde bireylerin geniş bir vizyonla yetişmeleri artık bir gereklilik" diyerek şöyle devam etti: "Bu kuşak belki de biyolojik gelişmelerle 100 yaşına kadar sağlıklı yaşayacak ve bu sürenin 50 yılını çalışarak geçirecek. Bu süre içinde insanlar sadece iş değil meslek de değiştirecekler. Dolayısıyla, iyi bir eğitimin uzun ömürlü olması ve meslek değişikliklerine izin verecek bir esneklik ve disiplin çeşitliliğine odaklanması gerekir. Tek bir konuda özel olarak yetişen kişi, kısa zaman içinde yetersiz kalır ve çalıştığı firmaya yük olmaya başlar. Bu nedenle, eğitimin geleceği disiplinler arası yaklaşımı koşul kılmakta. Artık amacımız, her dönem kendini yenileyebilecek potansiyelde ve donanımda profesyoneller yetiştirmek olmalı."
Yıllık ücret 25 bin YTL
1993’te kurulan Koç Üniversitesi’nin 20 lisans, 16 yüksek lisans ve 10 doktora programı var. Üniversitede 3.817 öğrenci öğrenim görüyor; şimdiye kadar yüksek lisans ve lisans programlarından 3.929 kişi mezun oldu. Üniversite, öğretim üyesi başına düşen makale sayısında son 5 yıldır Türkiye’deki ilk 3 arasında yer alıyor. 2008-2009 öğretim yılında üniversite bünyesinde Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü açılacak. 2008-2009 öğretim yılında üniversiteye 810 öğrenci alınacak. Bunların yüzde 35’ine karşılık gelen 282 öğrenci burslu okuyacak. Lisans programlarında yıllık eğitim ücreti 25 bin, Hemşirelik Yüksek Okulu’nda ise 6.500 YTL.
Sorunların nedeni, kitlesel eğitime geçişin güçlüğü
Prof. Dr. Atilla Aşkar, Türkiye’de üniversite eğitimindeki sorunların elitist eğitimden kitlesel eğitime geçişteki güçlükten kaynaklandığını söyledi: "Nüfusun yüzde 10’u civarındaki bir grubu eğitiyorsanız buna eğitim sosyologları ’seçkinci eğitim’ diyor. Bu 1970’li yıllarda Avrupa’da da böyleydi. Amerika her zaman üniversite konusunda zengin oldu. Onu dışarda bırakırsanız 1990’lara gelindiğinde Avrupa’da üniversite eğitimi gören nüfus yüzde 40’lara vardı. Eğitim sosyologları buna ’kitle eğitimi’ diyor. 2000’lerden sonra üniversite eğitiminde yüzde 70’lere varan ülkeler oldu. Tabii, bunların hepsi 4 yıllık lisans programları değil, önemli bir kısmı da 2 yıllık programlar. Türkiye ise üniversitedeki örgün eğitimde yüzde 20’lerde... Bu yüzde 20, ne seçkinci kategoride, ne kitleye ulaşmış durumda. Bizim eğitim programlarımız ve yönetmeliklerimiz seçkinci döneme ait. 10 tane üniversitesi olan bir ülkeye ait yasalar... Eğitimde kitlesellik içinde farklı programlara izin vermek gerekiyor."
Öğrencilerin özgeçmişleri şirketlere gönderiliyor
Öğrencilerimizin kariyer çizgileriyle yakından ilgileniyoruz. Koç Üniversitesi’nde 2’nci sınıfa gelmiş her öğrencinin özgeçmişi, Kariyer Hizmetleri Merkezi tarafından oluşturuluyor. Her yıl Nisan ayında 3 ve 4’üncü sınıf ile yüksek lisans öğrencilerinin özgeçmişlerinden oluşan bir CD katalog hazırlanarak şirketlere gönderiliyor. 2006 - 2007 akademik döneminde 362 firmaya bu kataloglardan iletildi. Mezunlarımızın yüzde 75’i mezun olduktan sonra ortalama en geç 6 ay içinde iş sahibi oluyor. Yüzde 5’i yüksek lisans ve doktora ya da Amerika’da bir sertifika programına başlıyor. Geri kalan mezunlar, ilk 6 aydan sonra yeni bir işe başlıyor. Bu verilerin 2007 - 2008 dönemi için yüzde 1-2 değişmesi bekleniyor.