Son bir aydır, Türk basınında neredeyse hiç yer bulmayan bir şeyler oluyor Avrupa’da.
Avusturya’nın Viyana şehrinde başlayan öğrenci işgal ve eylemleri bir ay içinde Avrupa’da 80’den fazla üniversiteye yayılan bir harekete dönüştü. Bu hareket bütün AB içinde 1968’den sonraki en büyük öğrenci hareketi kabul edilirken, Türk medyası uyuyor mu? Yoksa umrunda değil mi? Türkiye’nin kendi derdi boyunu aşmışken, kimse öğrencilerin “Eğitim satılık değil, bir haktır. ‘Çıkar’dan önce insan gelir!” pankartlarına dönüp bakmaz mı yoksa? Nedenini çözemedik ancak haber vermek boynumuzun borcu.
Avusturya Halk Partisi’nin eğitim ve bilimden sorumlu bakanı Johannes Hahn, bir sene önce kaldırılan harçların yükseltilerek tekrar yürürlüğe konacağını ve Bolonya Eğitim Anlaşması’nın kabul edileceğini açıkladığında, Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi’ndeki küçük bir protestonun bu kadar büyüyeceğini muhtemelen tahmin etmiyordu. Ancak 22 Ekim’de Viyana Üniversitesi’nin en büyük amfisi (Audimax) 200 kadar öğrenci tarafından işgal edildi. Beşer onar kişilik küçük öğrenci grupları, hem ana binanın hem de bütün kampüsün dersliklerini sloganlar ve zurnalarla basarak, Audimax’in işgal edildiğini ve bütün öğrencileri oraya beklediklerini duyurdular. Üniversite yetkilileri on dakika içerisinde bütün amfinin boşaltılmasını emrettiğinde, amfi ve koridordaki öğrencilerin sayısı 1500’e ulaşmıştı. Yönetim bu kez polis gücünden yardım isteyeceklerini açıkladı, öyle de yaptı. Ancak kalabalık koridorlardan ötesine giremeyen polis de bir süre sonra geri çekildi.
Peki öğrencilerin derdi neydi? Banka ve iş çevrelerine yüzde 30’ları aşan bir kaynak sağlanırken üniversitelere aktarılan fonun yüzde bir bile tutmaması. Üniversitelerin demokratlaşması ve öğrencilere daha çok söz hakkı. İş çevrelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde düzenlenen eğitim sisteminin değişmesi. Eğitimin özelleştirilmemesi. Harçların kalkması. Sınavlı giriş sistemine geçilmemesi. Eğitimin yalnızca parası olanın faydalanabileceği bir sistem haline gelmemesi. Yüksek lisansa serbest geçiş hakkı. Üniversitelerin sağır, dilsiz, bedensel engelli öğrencilerin ihtiyaçlarını daha çok göz önünde bulundurarak yeni bir düzenleme yapmaları. Faşizm ve nazizme karşı duruşun, siyasi bir tavır olarak eğitim müfredatında kesin olarak koyulması. Neoliberal akımın eğitim politikalarındaki son bombası Bologna sürecinin kabul edilmemesi. Ve daha pek çoğu.
22 Ekim’den beri amfi, öğrencilerin eğitim sorunlarını tartıştığı, taleplerini kamuya sunduğu, demokratik oturumların yapıldığı bir mekân haline geldi. Onlarca çalışma grubu oluşturuldu ve hepsi hareketin başka bir yönüyle ilgilendi. Üniversitelerin içinde halk mutfakları kuruldu, bağışlanan küçük paralarla herkese bedava yiyecek ve içecek sağlandı. Yemek yapamayan eline gitarını aldı. Enstrüman çalamayan şarkı söyledi. Şarkı söylemeyen eylemin rozetlerini boyadı. Boyamak istemeyenler hareketi Facebook ve Twitter’a açtı. Hiçbir şey yapamayan uyku tulumunu kaptı, geceleri bile çoğunluk bozulmasın diye amfilerde yattı. Nüfusu hepitopu bir buçuk milyonluk bir şehir, 50 bin üniversite öğrencisini şehrin orta yerinde kol kola, omuz omuza gördü. Amfi işgalleri ve protestolar hem Avusturya içine hem de Avrupa’ya yayıldı, yürüyüşler çoğaldı. Ve UniBrennt/Üniversite Yanıyor eylemleri ilk sonucunu Almanya’da verdi, Alman hükümeti Bakalorya sistemini öğrencilerin taleplerine göre yeniden düzenleyeceklerini açıkladı. Avusturya hükümeti, öğrencileri ve taleplerini hiçbir şekilde dinlemeyeceğini söyleyedursun, ırkçı politikaların şahı FP... partisi eyleme ‘tembel öğrencilerin ütopik eylemi’ diyedursun, biz dün ve bugün yine sokaklardayız.
Çünkü suçlandığımız üzere, dünyayı bir günde değiştirmeye dair şuursuz bir hayalin peşinde değiliz biz, sadece hiçbir şey yapmadan durmanın da fevkalade politik bir tavır olduğunun farkındayız. Sistemi kökünden değiştirmeyi düşünmek belki çok ütopik, doğrudur. Ama konu zaten o değil, olay haksızlık karşısında susup baş eğmeyi sindirememek. Olay, o sistem üstümüze üstümüze gelirken hiçbir şey yapmadan durmayı kabullenmemek. Çünkü tavır almak dediğin miras kalır. İnanmak miras kalır. Çaba, miras kalır. Hem de çok güzel kalır.
Hareketin web adresleri: www.unsereuni.at, www.facebook.com/unsereuni
DEMET GÜNGÖR: Viyana Üni.