Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cafer Marangoz, Türkiye'nin bilim politikasına ihtiyacı olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Marangoz, Türkiye'nin dünya bilimine katkı sıralamasında oldukça geri olduğunu belirterek, Türk bilim adamlarının aldığı atıf sayısı ve tescil edilen patent sayısı bakımından ülkenin iyi durumda olmadığını öne sürdü. Hastalıkların tedavisinde kullanılan ve eczanelerde satılan binlerce ilaçtan kaç tanesinin Türkiye tarafından bulunup geliştirildiği araştırıldığında iki bakımdan üzülmek gerektiğini kaydeden Marangoz, "Bunlardan birincisi insanlığa hizmette geri kalmış olmamız, ikincisi de ekonomik açıdan büyük kayıplara uğramamızdır" dedi. Prof. Dr. Marangoz, faal nüfusa göre araştırma-geliştirme (Ar-Ge) personeli sayısının Türkiye'de ileri ülkelerdekinden oldukça az olduğunu, Gayri Safi Milli Hasıla'dan Ar-Ge'ye ileri ülkeler yüzde 2-3 pay ayırırken, Türkiye'de ancak binde 0.60 kadar pay ayrılabildiğini dile getirdi.
Gelişmiş ülkelerde Ar-Ge'ye verilen maddi desteğin yüzde 70-80'inin sanayi kesiminden geldiğini vurgulayan Marangoz, "Bizde bu oran, en iyimser ifadeyle ancak yüzde 15-20 kadardır. Şimdiye kadar Nobel Ödülü almış tek bir bilim adamı bile yetiştiremedik. Yükseköğretimde çağ nüfusunun okullaşma oranı oldukça yetersiz" diye konuştu.
Dünyanın sayılı üniversiteleri arasına girebilen tek bir Türk üniversitesi olmamasından yakınan Marangoz, Almanya'nın Hamburg şehrinde 1978'de kurulan Hamburg-Harburg Üniversitesi'nin 1999'da 3 bin 500 öğrencisi, 100'ü öğretim üyesi olmak üzere 500 de öğretim elemanı bulunduğuna değinerek, "Teknoloji alanında ve mühendislik eğitiminde öne çıkan ve endüstriyle sıkı bağlantıları olan bu üniversite yılda yaklaşık 100 patent almaktadır. Patentlerden elde edilen gelirler, ilgili araştırmacılar ve kurumlar arasında paylaştırılmaktadır" açıklamasını yaptı.
Türkiye'nin ekonomi ve eğitimde özelleştirmeyi tam olarak beceremediğini savunan Marangoz, "Yıllık enflasyon oranı yüzde 80-100 seviyesinde seyretmekteydi. Memnuniyetle belirtmek gerekir ki, bu konuda ileri ülkelerdeki oranları yakalamış durumdayız. İhracatın ithalatı karşılama oranı hala iyi değil. Dış borçlarımızın Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı hala ürkütücüdür. Bütün bunlara rağmen yeteri kadar çalışmıyor, okumuyor ve düşünmüyoruz. Bir Norveçli bir Türk'ten 300 kat daha fazla kitap okumaktadır. Nüfusu 8 milyon olan Çek Cumhuriyeti'nde bir yılda yayınlanan kitap sayısı 70 milyonluk Türkiye'dekinden daha fazladır. Kore Savaşı bittiğinde, Güney Kore az gelişmiş, henüz endüstrisini kuramamış, fakir bir tarım ülkesiydi. İstatistiklere göre 1961 yılında Türkiye'de kişi başına milli gelir 191 dolarken, Güney Kore'de 64 dolardı. O yıllarda Güney Kore'nin demokrasisi hastalıklıydı. Bu ülkede demokratikleşmeyle birlikte bilim ve teknoloji yükselişe geçti ve Kore kaynaklı mallar dünya pazarlarında başa yarışır oldu" şeklinde konuştu.
Çizilen karanlık tablonun umutsuzluğa düşürmemesi gerektiğine, çünkü Türkiye'de iyi şeyler de olduğuna dikkat çeken Marangoz, olumsuz tablonun değişmesi için ülkede bilim politikasına ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.
.
Yayın Tarihi :
22 Şubat 2006 Çarşamba 14:12:49
Güncelleme :22 Şubat 2006 Çarşamba 14:22:31