Girişimci üniversiteden öğrencilere tercih rehberi
Özyeğin Üniversitesi kuruluşundan itibaren farklı bir model izliyor. Öğrencilerine burs veren ve kendini "girişimci üniversite" olarak niteleyen üniversitenin rektörü geçtiğimiz yaz ayında da önemli bir projeye imza attı. Uzun araştırmalar sonucunda kurulan üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut’la hazırladığı üniversite seçim rehberi ve girişimcilik üzerine konuştuk.
Esnek üniversite modelinin tartışıldığı günümüzde sizde de farklı bir model var. Öğrenciler, hazırlık sınıfından sonra dilerse başka bölüme geçebiliyor.
Biz çok farklı bir üniversiteyiz. Az sayıda programımız var. Esneklik kısıtlı. Örneğin Eşit Ağırlıkta bir programız var, o da İşletme Programı. Önümüzdeki yıllarda mühendislik alanında elektrik ve endüstri mühendisliği programlarını açıyoruz. Buna birkaç mühendislik ekleyebiliriz. Uzun vadede 4-6 değişik mühendislik programı da olacak.
Bizim üniversitemize giren bir öğrenci fakülteye değil, bölüme girer. Ancak, derslerin hazırlık sınıfında büyük kısmı aynı. Öğrenci birinci sınıf sonunda bir bölümden başka bölüme transfer etmek isterse transfer şartlarını yerine getirmek koşuluyla geçebiliyor. Geçmek istediği bölümde kabul ediliyorsa iki dersi tekrarlamak kaydıyla transfer oluyor. Ama öğrencinin belirli not ortalamasına sahip olması ve bölüme öğrencinin kabul edilmesi gerekiyor. Bizim üniversitemizde öğrenciler rahatlıkla bölümler arası geçiş yapabilir. Ne kadar geç transfer olursa, o kadar fazla ders alması gerekiyor.
Yeni kampus yine Asya yakasında
Yeni kampusunuza ne zaman taşınıyorsunuz?
YÖK’ten onay alırsak 2012-2013 akademik yılında kampusa geçmeyi düşünüyoruz. Ancak, kampusla ilgili fazla bilgi veremeyeceğim. Şu anda belediyeye tadilatı için başvurumuz var. Ama Asya yakasında olacak ve köprüye 15-25 dakika mesafede yer alacak. Merkezi bir yer. Yeni arsalar şu anda boş. Kampusumuz 200 bin metrekare büyüklüğünde olacak. 100-120 bin metrekare alanında kapalı alan bulunacak. Şu andaki binamızda gelecekte MBA ve otel yöneticiliği programının eğitimini vereceğiz.
Siz, bir tatilde üç gün boyunca oturup, farklı bir kitapçık hazırladınız. Üniversite seçim rehberini nasıl hazırladınız?
Geçen yıl üniversite tanıtımı yaparken öğrencilere şöyle soru sordum. "İşletme okuyacaksınız, yönetici olmak istiyorsunuz, yapacağınız en önemli şeylerden biri karar vermek. Üniversite seçmek de bir karardır. Elinizde kriterler, alternatifler, kısıtlar var. Bu karara nasıl yaklaşıyorsunuz? Sizin için üniversite seçme kriterler nedir" dedim. Düz bir tanıtım yapmak yerine, çocukların kafalarını çalıştırmak istedim. Bu konuda biraz düşünmeye yönelttim.
Egzersizi yaparken öğrencilerin kriterle kısıt arasındaki farkı bilmediklerini gördüm. Bu konuda yetersiz olduklarını fark ettim. Bunu kendi ailemden de gördüm. Ellerinde bu konuda terazi yoktu. Kriterleri fark etseler bile nasıl değerlendireceklerini bilmiyorlardı. Bu konuda gerekli yönlendirme yapılmıyordu. Ben de oturdum bir bayram tatilinde üç günde 16 sayfalık bir rehber hazırladım. Onlara cetvel ve terazi vermeye çalıştım. Bu rehber broşürlerimizden daha fazla ilgi gördü. Umarım öğrenciler artık daha fazla bilinçli karar verecek.
Her zaman en fazla burs veren üniversite olacağız
Açıldığınızda öğrencilerinize büyük burslar verdiniz. Bu devam edecek mi?
Geçen sene işletme fakültesini kazananların yüzde 75’ine burs verdik. Adı duyulmamış yeni üniversite ilk defa öğrenci alırken çok yüksek bir burs oranı ile başlaması gerektiğini düşündüm. Bunu uzun vadede yüzde 75 ile tutmak maddi olarak mümkün değil. Tabii ki aşağıya doğru çekilecek. Türkiye’de kanunen vakıf üniversitelerin verdiği burs yüzde 15 ise, bizim çekmeyi düşündüğümüz seviye yüzde 25-30 olacak. Her zaman en fazla burs veren vakıf üniversite olacağız. İlk yıl yüzde 75 ile başladık, ikinci yıl işletmede yüzde 65 civarına düşürdük. Mühendislikte yüzde 80 ile başlıyoruz. Zaman içinde bunlar aşağıya doğru çekilecek. Ama yine diğer üniversiteler kıyasla yüksek olacak.
Burs gelirini nasıl elde edeceksiniz?
Üniversiteden çıkacak şirketlerle ek gelir sağlayabilirsek bunu tekrar burslara çevirmeyi planlıyoruz. Hazıra dağ dayanmaz. Ortadaki parayı burs verirseniz bir yere kadar olur, sonra biter. Beş sene sonra yüksek burs verebilirsiniz, ama sonra hiç kimseye veremezsiniz. Bunu yavaş yavaş azaltmak gerekiyor. Bunun için de üniversite kendi içinde çıkan şirketlerden, teknolojinin ticarileşmesi ile ortaya çıkacak gelirden faydalanacak. Bütün bunlar 5-6 yıl içinde olacak.
Biz, üçüncü kuşak üniversite olacağız. Yani, girişimci üniversite modeliyiz.
Bu modelde siz ne yapacaksınız?
Üniversitede öğrencileri kendi haline bırakırsanızen fazla yüzde 5 oranında girişimci çıkar. Girişimci olarak desteklerseniz yüzde 10-15 oranına çıkar. Bu işi çok iyi yapan Amerikan üniversiteleri yüzde 15-20 civarında girişimci mezun ediyor. Bu üniversitelerden mezunlar sadece muhasebeci olmayı ya da bankada çalışmayı hedeflemiyor. Kendi şirketi içinde çalışmayı düşünüyor.
Makale yazan değil patent alan öğretim üyeleri gözdemiz
Üniversite nasıl destekleyecek bu modeli?
Üniversite kendi içindeki araştırmalarla yeni ürünler geliştiriyor. Öğretim üyesine ciddi altyapı desteği veriyor. Onların projelerinin teoride, makalede kalmaması için çaba harcıyor, uygulamaya geçiriyor. Üniversite içinde bir şirket kuruyor. Bütün bu altyapılar bizim birinci günden beri planımızda var. Öğretim üyelerine böyle bir kanal açmak istiyoruz, bu yöne meyilli öğretim üyesi alıyoruz. Örneğin mühendislik fakültesine aldığımız öğretim üyelerininin ortalama patent sayısı 10’un üzerinde. Sadece makale yazan akademisyen değil, aynı zamanda mühendislik de yapan, bir şeyler üreten, bir işin patentini alan ve onu ticarileştirmek, toplumun hemen hizmetine sunmak isteyen mühendisleri tercih ediyoruz.
Bugüne kadar böyle de oldu. Mühendislik kadrosunun aşağı yukarı yarısı araştırma laboratuvarından bize geldi. Kendilerine böyle olanaklar sağlanacağı sözü verildi. Hatta şu anda iki öğretim üyesi daha Amerika’dan daha gelmeden şirket kurma işlerini bizimle konuşmaya başladılar.
Ama, bütün bunlar hemen gerçekleşecek şeyler değil. Bir şirketin kurulması ve başarılı olması uzun zaman alır. 10 tane kurarsanız 7-8’i başarısız olur. Bunun meyvelerini toplamamız bizim en az 7-8 yılımızı alır. Ancak, birkaç şirket başarılı olursa bu şirketlerde üniversitenin de payı olacağından patent karşılığı elde ettiği gelir üniversiteye burs olarak aktarılacak. Burs oranını kazandığımız para oranında yüksek tutmak istiyoruz.
Öğrenciler de kendi şirketlerini mi kuracak?
Evet. Öğrenciler, kendi fikirlerini uygulayarak şirket kurabilecek. 15 kişilik iş geliştirme merkezinin olması gerektiğinin bilincindeyiz. Öğrencilere birinci sınıftan itibaren girişimcilik dersi veriyoruz. Şu anda öğrenciler gruplar halinde iş planı geliştiriyor. Hazırlıktakiler sürekli etrafa bakınıp neyi daha iyi yapabileceklerini sorguluyorlar. Üniversitenin arka bahçenin düzenlenmesini öğrenciye bıraktık. Üniversitenin logolu ürünlerinin üretimini de onlar yapıyor.
Binaya konulacak altı kahve otomatı için aralarında bir öğrencinin de bulunduğu şirket de ihaleye katıldı. Öğrenciler sürekli fikir üretmeye yatkınlar. Biz onlara küçük ortak olarak bakıyoruz. Bu öğrenciler sürekli bir şirkete girip de 4 yıl boyunca ’nereye gidebilirim’den çok, ’kendim nasıl fikir geliştirip, hayata geçirebilirim’ konusunu sorgulayacak.