19
Mart
2026
Perşembe
EĞİTİM

Gül'den atama özeleştirisi

TÜSİAD’ın yükseköğretim raporunun tanıtım toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Gül, rektör atamalarının Cumhurbaşkanı’na bırakılmasının ülkeye zarar verip derin yaralar açtığını söyledi. Gül, "Ben cesur şekilde bu tip yetkileri sağlıklı kurumlara devretmeye hazırım" dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, rektör atamalarının Cumhurbaşkanı’nca yapılmasının ülkeye zarar verdiğini, çok derin yaralar açtığını savundu. Gül, rektör atama yetkisini sağlıklı kurumlara devretmeye hazır olduğunu açıkladı. TÜSİAD’ın ’Türkiye’de Yükseköğretim: Eğilimler, Sorunlar ve Fırsatlar’ raporunun tanıtım toplantısında konuşan Gül, üniversitelerin bugüne kadar ideolojik çekişmelerle, mücadelelerle, yasaklarla ve rektör seçimleriyle gündeme geldiğini bildirerek, şunları söyledi:

Doğru yöntem değil


Rektör seçimlerinin üniversitelerde çok derin yaralar açtığını da görüyorum. En gelişmiş ülkelerde, en gelişmiş üniversitelerde bu işlerin nasıl olduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Bunların giderilmesi gerektiği, bu tip konuların nihayette Cumhurbaşkanı’na bırakılmasının da doğru olmadığı kanaatindeyim.

Devretmeye hazırım


Ben gayet cesur bir şekilde, bu tip yetkileri çok sağlıklı kurumlara devretmeye hazırım. Bizim bütün önceliğimiz, üniversitelerimizi nasıl Türkiye için daha yararlı güçlü kılarız. Bunun da yolları gayet açıktır. Rekabeti muhakkak oluşturmamız gerekir. Üniversitelerin çok daha elastik bir yönetim tarzına kavuşturulması gerekir.

Üniversite fon üretmeli


Üniversitelerin maddi imkanlarının sadece genel bütçeden gelen paralar olmaması gerekir. Üniversitelerin kendilerinin fon üretebilen, ekonomi ve iş dünyasıyla iç içe olabilen ve kendi içinde performans kriterlerini geliştiren, üniversite içinde başarılı olanla hiç başarılı olmayanın ayırt edilebileceği, marifeti olanın teşvik edilebileceği sistemler getirilmeli.

Yasama korsesi üniversiteler için ciddi engel


TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Her kuruma tek tip elbise öngören mevcut yasama korsesinin, üniversitelerin kendi kurum profillerini inşa etmeleri ve sektörde çeşitliliğin gelişmesi önünde ciddi bir engel" olduğunu söyledi.

Yalçındağ, yeniden yapılanacak bir sistemde, yükseköğretimin siyasi etkilerden bağımsız olmasını sağlayacak konulara ilişkin hükümete politika önerilerinde bulunacak bir eşgüdüm organına ihtiyaç olduğunu bildirdi. Yalçındağ, "YÖK’ün, yükseköğretim kurumlarının ulusal düzeydeki temsilcisi sıfatıyla bu rolü yerine getirmesi önem taşımaktadır" dedi. TÜSİAD’ın ’Türkiye’de Yükseköğretim: Eğilimler, Sorunlar ve Fırsatlar’ raporunun tanıtım toplantısında açılış konuşmasını yapan Yalçındağ, şunları söyledi:

Çeyrek asırdır uygulanıyor


Sistemin kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi gerektiği konusunda eğitim alanındaki karar vericilerde ve üniversitelerle etkileşimde bulunan paydaşlarda ve kamuoyunda ciddi bir ’farkındalık’ bulunuyor. Ancak, bu farkındalığa henüz ne yükseköğretime ayrılan kaynaklar ne de gerekli yapısal değişiklikler eşlik edebiliyor. Yükseköğretim Kanunu, merkeziyetçi bir anlayışa sahip ve zaman zaman değişikliklere uğramış olsa da çeyrek asrı aşkın süredir uygulanıyor. Mevcut düzenlemeler, yükseköğretim hayatının gelişen dinamiklerine ayak uydurmakta uzun zamandır zorlanıyor. Dünyada yükseköğretimin gelişme çizgisine uyum sağlamak için çeşitlilik ve esneklik iki önemli özellik olarak ortaya çıkıyor.

Özerklik ve hesap verebilirlik


Özerklik, üniversite liderlerinin, misyon ve amaçlarını, ulusal stratejiye uygun olarak tanımlamalarını ve stratejik planlarındaki hedeflere ulaşmak için sorumluluk almalarını gerektiriyor. Bunun için ulusal düzeydeki düzenlemelerin çok fazla müdahalesi olmaksızın üniversite liderlerinin yetkilendirilmesi zorunlu. Son dönemde getirilen üniversitelerin kurumsal stratejik plan hazırlamaları yönündeki düzenleme olumlu olmakla birlikte bir sonraki adım olarak mevcut ayrıntılı mevzuat yükü azaltılmalı, idari ve bütçe yönetimi sorumlulukları da üniversite liderlerine aktarılmalıdır. Yükseköğretimde reformun temel tercihlerinden biri üniversitelerin özerkliğini artırmak ve karar alanlarını genişletmek olmalıdır. Özerkliğe, hesap verebilirlik kavramının eşlik etmesi de önem taşımaktadır. Yönetim özerkliği ile uyumlu olacak şekilde üniversitelerin kullanabilecekleri bir diğer yönetim aracı da ’bütçeleme’dir. Torba bütçe tahsisi ve fon bulma kapasitesi, kurumsal özerkliğin kilit unsurları olarak görülmelidir. Daha özerk bir yönetim yapısı, devlet dışı fon kaynaklarından daha esnek ve yoğun bir şekilde yararlanılmasını da kolaylaştıracak.

17 Türk üniversitesi raporu incelendi


YALÇINDAĞ, TÜSİAD’ın konuya ilişkin hazırladığı raporun, 1998-2007 yılları arasında değerlendirilen 17 Türk üniversitesinin inceleme raporlarını analiz ettiğini ve Avrupa’daki üniversitelerde liderlik yapmış ya da yapmakta olan akademisyenler tarafından yazıldığını bildirdi. Yalçındağ, bu raporun, yükseköğretimde değişimi savunanları desteklediğini söyledi. Yalçındağ mevcut sistemin, Türkiye’ye, bilim, teknoloji ve rekabette öne geçirecek yaşamsal bir aktör olarak üniversitelerin potansiyelindenyararlanmaya imkan vermediğini belirtti. Yalçınkaya, Avrupa’da yaşanan gelişmelerin ve üniversitelere yansımalarının önümüzde ciddi bir tecrübe olarak durduğunu belirtti.

Gençler için ortak çalışma


TÜSİAD’ın, raporun sunum toplantısına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan katıldı. Avrupa Üniversiteler Birliği Başkanı Georg Winckler ve çeşitli üniversitelerden rektörler de sunumda hazır bulundu. TÜSİAD raporunda, yükseköğretimde değişimi savunanları destekliyor.

Hürriyet
Yayın Tarihi : 29 Ekim 2008 Çarşamba 10:32:24
Güncelleme :29 Ekim 2008 Çarşamba 10:34:04


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?