30
Ocak
2026
Cuma
EKONOMİ

EURO, AVRUPA VE TÜRKİYE'NİN İHRACATI

Yunanistan'ın başına gelenlerden sonra, Avrupa ülkeleri yavaş yavaş bütçelerini toparlamaya yönelik önlemler açıklamaya başladı. Bu önlemler, ekonomiler toparlanmaya başladığı için mali desteklerin çekilmesinden farklı olarak, krizle bozulan borç dinamiklerinin düzeltilmesini amaçlayan mali sıkılaştırma önlemleri. Yunanistan'da hükümetin açıkladığı sert önlemlerin ardından, piyasalar tarafından en fazla riskli görülen İspanya ve Portekiz de birer önlemler paketi açıkladı. Geçen hafta tavana vuran risk göstergeleri, kararların açıklanmasıyla bir miktar aşağıya geldi. CDS'ler, kredi risklerinin piyasada en yakından takip edilen göstergelerinden. Bir ülkenin çıkardığı 5 yıllık tahvillerin sigortası niteliğindeki CDS'lerin farkı ne kadar yüksekse o kadar risk yüksek şeklinde yorumlanabilir.

Euronun derdi çok
6 Mayıs günü, İspanya'nın 5 yıllık CDS farkı 274 puana ulaşmıştı. Nisan ortasındaki 150 civarındaki düzeye göre ciddi bir risk artışı ifade ediyordu. Önlemlerin açıklanmasından sonra önce 143'e inen farklar, sonra tekrar 150'nin üzerinde seyretmeye başladı. Portekiz ve Yunanistan'da da durum çok farklı değildi. 10 Mayıs'taki yazımda ifade ettiğim gibi euronun derdi çok; esas soru işareti Euro Bölgesi'nin Uluslararası Para Fonu (IMF)/Dünya Bankası tahminlerindeki gibi yüzde 1 büyüyüp, büyüyemeyeceği. Euro Bölgesi, bizim en büyük ihraç pazarımız olduğu için bölgenin ekonomik durumu bizi de ilgilendiriyor. Hatta ihracatımızı belirleyen en önemli değişkenin Euro Bölgesi'nin büyümesi olduğunu söylemek de yanıltıcı olmaz.

İhracat Avrupa'ya bağlı
Aşağıdaki ilk iki tablo, hem piyasaların baskı altına aldığı üç ülkeye hem de Avrupa'ya yaptığımız ihracatın, toplam içindeki paylarını gösteriyor. Giyim ve otomotiv gibi bazı sektörlerin ihracat performansı, Avrupa ekonomisine oldukça bağımlı gibi gözüküyor. Avrupa'nın yavaşlaması bir taraftan ihracatımızın azalması, bir taraftan da ihracatçılara mal sağlayan tedarikçilerin işlerinin azalması anlamına geliyor. Bunları söylerken çok da olumsuz bir tablo çizmek istemiyorum. Çünkü 2010 yılında büyümenin motoru iç tüketim. Dolayısıyla dış talep çok güçlü olmasa bile bu yıl ekonomik büyümenin yüzde 6'yı aşacağını düşünüyorum. Yeni bir küresel krize yol açmadığı takdirde, Avrupa daha yavaş toparlansa bile, bu yıl yüzde 6 civarında büyüyeceğiz.

Rakamları aşağı çeker
Son olarak, euronun değer kaybının, -çok önemli olmasa da- ihracat ve ithalat rakamlarımızı aşağıya çekeceğini unutmamakta fayda var: Dış ticaret rakamları dolar cinsinden ifade ediliyor. Türkiye'nin dış ticaretini döviz türlerine göre gösteren tablodan hareketle hesaplanabileceği gibi, euronun dolar karşısında değer kaybetmesiyle euro cinsinden yapılan ihracat ve ithalat dolara çevrildiğinde daha düşük bir rakam olacak. Ama ithalat ve ihracattaki düşüşler birbirine çok yakın olduğu için dış ticaret dengesi fazla değişmemiş olacak.

Baturalp Candemir - Referans
Yayın Tarihi : 17 Mayıs 2010 Pazartesi 19:40:10


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?