2007-08 krizinde çok farklı yapıdaki birçok finans kurumu iflas etti veya ancak devlet müdahalesi ile kurtarılabildi. Bunlar arasında büyük finans şirketleri (Citigroup ve Royal Bank of Scotland), yatırım bankaları (Bear Stearns ve Lehman), yatırım bankacılık kolları olmayan (ancak aktif mali birimleri olan) daha küçük perakende bankaları (Northern Rock ve Sachsen Landesbank), Fortis gibi çeşitlilik arz eden bankalar, Hypo RE gibi uzman kredi bankaları, Fannie Mae ve Freddie Mac gibi kamu kurumları ve Amerika'nın en büyük sigorta şirketi olan AIG yer alıyordu.
Vergi mükellefleri kuşaklar boyunca faturaların bedelini ödeyecek.
Tüm bu yönetişim kibrine örnek teşkil edecek ticari kurumların hemen tümünde başarısızlık, temel ticari faaliyet alanının dışında yer alan faaliyetlerdeki zararların sonucu gerçekleşti. Kurumların bu olgu dışında ortak yanları çok az. Söz konusu kurumların çeşitliliğini yasal düzenleyicilerin çeşitliliği izliyor. İflas eden kurumların gözetiminden sorumlu kamu kurumlarının listesi, başarısız kurumların listesinden çok daha uzun.
Bazı kişiler, gelecekte gerek yurtiçinde gerekse uluslararası düzeyde koordine edilecek olan, daha iyi hazırlanmış yasal düzenlemelerin böylesine iflasları önleyebileceğine inanıyor. Bu inanışa göre, tüketicilerin çıkarları ve finans ekonomisinin gerekleri bu tür koordineli müdahalelerle korunacak ve ileride bir daha hiçbir zaman kamunun kesesinin ağzını açması çağrısı yapılmayacak.
Devlet bir şey yapamaz
Yasal düzenleyicilerin ticari başarısızlıkları önlemesini olanaksızdır. Piyasa ekonomisinin temel dinamiği iyi ticari kurumların başarmasını ve kötülerin başarısız olmasını gerektirir. Lehman'ın iflasının, kapitalizmin başarısızlığından ziyade, zaferi olduğuna ilişkin düşünce bir bakıma mantıklı. Lehman çok kötü yönetilmiş, hırslı ve aşırı ücret alan elemanlar çalıştırmış ve verdiği hizmetler ise en iyi koşullarda marjinal toplumsal değere sahipti. Başarısız olduğu riskler almış ve bu nedenle de batmıştı. Söz konusu olan piyasa ekonomisinin işleyişiyle ilgili.
Şu an için sorunumuz ise, bir yandan daha fazla istikrar sağlarken, kendimizi "iflas edilmesine göz yumulamayacak kadar büyük" anlayışından nasıl sakınabileceğimiz ve yasal düzenlemelerin sınırları konusunda gerçekçi bir yaklaşım benimsememizdir.
Fazlasıyla karmaşık ve başarısızlık söz konusu olduğunda ise çok tehlikeli olan enterkonnekte sistemler, sadece finansal sistemlere özgü değildir. Başarısızlık elektrik şebekeleri, petrol rafineleri, petrokimya tesisleri ve nükleer santrallerde de felakete yol açacak sonuçlar doğurabilir. Enterkonnektelik sorunu sağlam sistemler oluşturularak çözülebilir. Bütünün tek tek unsurlarının başarısızlığı sistemin tümünü yok edebiliyorsa, sistemler bu sorunu çözmek üzere tasarlanır.
Karmaşık sistemler
Buradaki paradoks, her finans kurumunun teknolojik bir soruna ilişkin çok karmaşık yöntemlere sahip olmasına karşın, ne kurumların tümü birlikte ne de finans sisteminin bütünü örgütlenmeye ilişkin bir başarısızlık karşısında önlemlere sahip olmasıdır. Faaliyetler, şirketler ve sektörün tümü arasında önleyici duvarlar örerek ve tek tek unsurların sorunlarının bütünü tehlikeye atmasını engellemek için büyük kurumları parçalara ayırarak bu sorunu çözmek zorundayız.
Bir yandan kamu bütçesini korurken, öte yandan reel ekonomiyi güvence altına almanın en iyi yolu, bireylere ve ticari kurumlara yönelik temel finans hizmetlerinin güvence altına alınması, ancak bu hizmetlere ilişkin alınan risklerin sigortalanmasına izin verilmemesidir. Martin Wolf da dâhil olmak üzere bazı kişiler bunun ancak daha yüksek sermaye yaptırımlarıyla gerçekleşebileceğini söylüyor.
Devlet garantileri altında faaliyetlerini yürüten büyük banka grupları, işlerini giderek yine her zamanki gibi yürütmeye başladı. Lobi yaptıkları siyasetçiler, krizin nedeninin kötü yasal düzenlemelerden kaynaklandığı görüşünü dile getirerek, artan oranda bu bankaların sözcüleri gibi bir görünüm sergiliyor. Hayır, krizin nedeni bu değildi: Krizin nedeni, yürüttükleri ve anlamadıkları faaliyetleri denetim altına alamayan, hırslı ve beceriksiz banka yöneticileriydi.
Bir sonraki kriz vurduğunda ki bu olacaktır, bu hüsrana uğrayan kamuoyu muhtemelen sadece siyasetçilere veya bankerlere değil, aynı zamanda piyasa ekonomisine de karşı bir tutum alacaktır. Şu anda risk altında olan şey sadece finans sisteminin geleceği olmayıp, aynı zamanda kapitalizmin geleceği de olabilir.
John Kay / Financial Times