30
Ocak
2026
Cuma
EKONOMİ

OTODA ÜRETİM ÜSSÜ OLMAMIZI VERGİLER ENGELLİYOR

Suudi Arabistanlı Abdullatif Jameel Co.Ltd., Sabancı Grubu'ndan devraldığı Toyota Pazarlama ve Satış AŞ'yi Ali Haydar Bozkurt'a emanet etti.

İlk kişisel söyleşisini Zaman'a veren Bozkurt, yedek parça sanayimiz, kalite bilincini alarak yetişmiş insan kaynağımız ve altyapımızla dünya otomotiv sanayinin tüm üretim yatırımlarını Türkiye'ye getirmenin mümkün olduğunu belirtiyor. Bozkurt, "Halihazırda kalitesi onaylanan otomobillerimizin Amerika'ya da ihracatı yapılmaya başlanmışken, bu fırsatın önünde duran tek engel otomobil üzerindeki vergilerdir. Hükümet, en hızlı şekilde vergileri makul seviyeye çekmelidir." diyor.

Abdül Latif Jameel Co. Ltd. 1945 yılında Suudi Arabistan'da kurulmuş ve 1955'te Toyota'nın bu ülkedeki distribütörlüğünü almış. Bugün ise Toyota Grubu şirketlerinin (Toyota, Lexus ve Daihatsu) dünyadaki en büyük bağımsız distribütörü unvanına sahip. Türkiye dahil toplam 12 ülkede varlığını sürdüren ALJ'nin, 2008 yılı küresel satış rakamı 320.000 adet. Grup otomotiv sektörünün yanı sıra tüketici finansı, emlak, elektronik, reklam ve medya alanlarında da faaliyet gösteriyor. ALJ, Daihatsu ile ülkemizde sürdürdüğü operasyonunu Eylül 2009'da Sabancı Grubu'ndan Toyota Pazarlama ve Satış AŞ'yi de alarak devam ettiriyor.

Grubun ülkemizde gündeme gelişi ise Toyota Pazarlama ve Satış AŞ'yi hızlı bir operasyonla satın almasıyla olmuştu. Yüzde 65'i ALJ Lubnatsi Pazarlama ve Satış AŞ'ye, yüzde 25'i Toyota Avrupa'ya ve yüzde 10'u da Mitsui&Co'ya ait olan şirket, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde pazar liderliğine oynuyor. Bu nedenle de 2010 yılından başlayarak kendine koyduğu rakamsal hedefler çerçevesinde Türkiye'de de iddialı bir oyuncu olma vizyonunda. Bu iddiasını da sahip olduğu kurumsal değerlerden aldığını söyleyen kurum yetkilileri, insana saygı, sürekli gelişim, müşteri odaklılık, güvenilirlik, topluma katkı ve yaratıcılık gibi konulara çok önem veriyor.

İddia edilmeli, yerine de getirilmeli diyenlerden

1 Ekim 2009'da Toyota Türkiye'nin başına geçen Ali Haydar Bozkurt, Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun. Profesyonel çalışma hayatına 1996 yılında demir-çelik sektöründe başlayan Bozkurt, bugün bile işe giriş sürecini unutamadığı Opel Türkiye'de ilk profesyonel otomotiv deneyimini yaşamış. Opel'de farklı bölgelerde bölge müdürlüğü, Türkiye filo ve özel satışlar müdürlüğü ve nihayet iş geliştirme müdürü olarak görev yapmış. 2003 senesinde hiç beklemediği ve de düşünmediği bir dönemde ALJ Grup'tan gelen teklifle Opel'de başladığı kariyerine Daihatsu Türkiye'nin genel müdürü olarak devam etmiş. 2006 senesinde görevine ALJ Grubu'nun Avrupa Direktörlüğü de eklenen Bozkurt, hedef odaklı bir yönetici.

Şimdilerde pek oynayamasa da hayatında basketbol başta olmak üzere spor ve sanat olmuş. Müzik ve fotoğrafla da ilgilenen Bozkurt, profesyonel kariyerine daha kurumsal bir yapıda devam etme kararını verdiği 29 yaşına kadar neredeyse tüm zamanını verdiği tiyatroya artık daha az zaman ayırabiliyor. Ali Haydar Bozkurt, sonuçların adamı. Kararlarını hızlı alıyor ve birlikte çalıştığı herkesin de öyle olmasını istiyor. Takım çalışmasına inanan İcra Kurulu Başkanı, "Voleyboldaki takım oyuncuları kendi alanına gelmese de eğer gerekiyorsa arkadaşının karşılaması gereken pası karşılar. İş dünyasında da böyle olmalı. Bu benim işim değil diyerek yapılması gerekeni yapmayanları anlamakta zorlanırım." diyen Bozkurt, en çok zamanı yönetme konusunda hoyrat davrananlara kızdığını ifade ediyor ve, "Kim bir dakika öncesini bana geri verebilir ki?" diyor. Hayat felsefesini sevgi üzerine kuran Bozkurt, herkesin bu temel sevilme ve de beğenilme duygusu üzerinden varlığını sürdürdüğünü ifade ediyor.

2003'te Daihatsu'nun başına geçen Bozkurt'u; ayda 7-8 arabanın satıldığı, showroom yerine bir masa bir kasa ofislerde satış yapıldıkça sipariş geçilen bayilerin yer aldığı ve merkezde birkaç kişinin aynı bilgisayarı kullandığı bir manzara beklemektedir. "Yıl 2003" diyor Bozkurt ve o dönem aldığı aksiyonu anlatıyor. "Hızlıca altyapı gerekleri tamamlanıp atağa geçildiğinde işi geliştirme adına ne isteniyorsa hemen sağladık. Bu nedenle de Daihatsu çalışanları bana Noel Baba adını taktılar. Tüm prosedürleri yeniden yazdık ve şirket yılda 4 bin adet otomobil satan şirket konumuna geldi." diyor. Hayatı boyunca ya başlangıçların ya da bitmişlerin hayata döndürülme operasyonlarında çalışmış olan Bozkurt, "durumsal liderlik" tanımına da uyan bir kişilik.

Hiç umulmadık bir anda gelen Toyota teklifi

ALJ, bulunduğu her ülkede kayıtsız şartsız Toyota distribütörlüğünü yapıyorken 1984'te rahmetli Özdemir Sabancı'nın girişimleriyle Türkiye'ye getirilen ve üretimine başlanan Toyota markası Sabancı Holding tarafından sahiplenilmiştir. Bu durumda ALJ ülkemizde diğer markaları Lexus ve Daihatsu ile çalışmalarını sürdürecektir. Bu arada sürekli farklı bir marka için arayışta bulunan Bozkurt, yedek parçadan kendi işlerine paralel yürüyebilecek her işkolunda yeni fırsatlar aramaktadır. Toyota markası içinse bir beklentileri yoktur. Ancak ALJ'nin küresel ölçekte çalıştığı HSBC yetkilileri, hiç beklenmedik bir zamanda Toyota ile ilgilenip ilgilenmediklerini sorar. Bu ani gelen teklif ALJ yetkililerini çok şaşırtsa da ilgilerinin devam ettiğini söylerler. Satış süreci gizlilikle sürdürülür. Ancak iş neredeyse nihayetlenirken piyasa satıştan haberdar olur.

ALJ ve Ali Haydar Bozkurt, Toyota için nasıl bir fark oluşturacak?

"Öncelikle rahmetli Özdemir Sabancı'nın vizyonunu dile getirmeliyim. Japonları ikna ederek ülkemizde Toyota üretim tesisi kurdurmasının inanılmazı başarmak kadar önemli olduğunu söylemeliyim. Bu nedenle de Toyota'nın Türkiye'de gerçekleştirdiği her şeyin gerisinde bu vizyon var. Ayrıca 20 yıl öncesinde Toyota showroomlarının kurulması da onun işe bakışını göstermesi açısından önemli. Onun gidişi sonrasında markanın yönetiminde farklı anlayışlar olmuş olabilir. Otomotivin Sabancı Grubu'nun ana iş gruplarından birisi olmadığı da ifade ediliyordu. Ben 3 aylık süreçte durumu analiz ettim. Bayiler en az benim kadar yetkilidir anlayışında bir yönetici olarak önce onlarla konuştum. Bir toplantı yaparak vizyonumuzu ve hedeflerimizi de paylaştık. İç toplantılar da yaparak kişisel yaklaşımlarım konusunda çalışanlarımızı bilgilendirdim. Tespit ettiğim şey ise hem bayilere, hem iç iletişimde hem de yurtdışı bağlantılarımıza uzak kalmışız ve iletişimimiz de benim hayal ettiğim düzeyde değil. Evet, bir Toyota var ama uzakta izlenimi edindim. Değişim için bir taşı oynatmak gerekiyordu. Doğru taşları yerinde tutup bazılarının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dış iletişimime gelince; müşterilerimiz Toyota deyince güven ve kalite diyorlar. Biz otomobillerini sevmelerini de istiyoruz. Bu nedenle de bugüne değin sürdürülen satış odaklı basın reklamlarının yerine daha sıcak bir reklam kampanyası başlattık. Tüketicilerimizle daha yakın olmayı istiyoruz. Son reklam kampanyamızda da 'Çıkarım seninle her yola' sloganıyla betimlediğimiz ilk mesajımızı verdik." diyen Toyota Türkiye İcra Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, çözümleri yıllara yayanlardan değil, dakikalara sığdıranlardan.

"Ajanda kullanırım ve çalışanlarımın da kullanmasını isterim. Bu benim zamanı yönetme alışkanlığımdan gelir. İşi yapmak üzere kimin üstlendiğini ve ne zaman tamamlayacağını bilir ve de takip ederim." diyen Bozkurt, detaylarda boğulmadan ayrıntılara bakan bir yönetici.

Toyota'nın iddialı gelişiyle otomotiv pazarında neler değişecek?

Markanın orta ve uzun vadeli hedefleri arasında 2014'te şu anda 25 bin olan satış rakamını 50 bin hedefine ulaştırmak ve 2020'de pazar lideri olmak gibi çok iddialı hedefler var. Elbette bu hedefler için öncelikle elde ne var diye bakılmış ve sayısı 60 olan bayi sayısının artırılmasına karar verilmiş. Dünyanın en çok satılan ve de sevilen markasının kullanıcılar tarafından daha çok denenmesine fırsat vermek gerektiğine karar verilmiş. Bütün bunlar için de kollar sıvanmış. Ayrıca bunun için de uzun vadeli bakmak gerektiği şirket tarafından iyi biliniyor ve yatırımlara en az 40 yıllık bakılıyor. Bu bakış açısı da işin bütün operasyonlarına büyük bakmayı da beraberinde getiriyor.

Neden Türkiye, bölgenin otomotiv üssü olmuyor?

"2009, ÖTV ve diğer indirimlerle otomotiv sektörü için fena geçmedi. Ancak 2010'da sayın bakanın da açıkladığı gibi sektörümüze hiçbir vergi indirimi ya da farklı bir destek verilmeyecek. Her şirket kendi çıkışını bulmak durumunda. Biz tam da krizin ortasında Toyota'yı satın alarak Türkiye'ye kısa vadeli bakmadığımızı göstermiş olduk. Ülke olarak krizden bankacılık sistemimiz sayesinde daha az etkilenmekle birlikte işsizlik rakamlarımız ortada. İşte tam da bu noktada Türkiye'nin bulunduğu bölgede bir sektöre sahip çıkması gerektiğine inanıyorum. Tekstilde fırsat kaçtı. Oysaki otomotivde tüm bileşenler olgunlaşmış durumda. Yedek parça sanayimiz, kalite bilincini alarak yetişmiş insan kaynağımız ve altyapımızla dünya otomotiv sanayiinin tüm üretim yatırımlarını Türkiye'ye getirmek mümkün. Halihazırda kalitesi onaylanan otomobillerimizin Amerika'ya da ihracatı yapılmaya başlanmışken, bu fırsatın önünde duran tek engel otomobil üzerindeki vergilerdir. Krizde bile insanlar bir yerden bir başka yere gitmek için otomobil kullanmak durumunda. Dolayısıyla sektörün kriz nedeniyle durması mümkün değil. Ancak 2010'da otomotiv sektörünün en az yüzde 10 civarında geriye düşeceğini öngörebilirim. Bunun sektör çalışanları için daha fazla sıkıntı oluşturacağını düşünürsek hükümetin en hızlı şekilde vergiler konusuna bir yaklaşım sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Toyota, ürettiği hibrit modellerle çevreyi koruma konusunda duyarlılığını gösteren ilk otomotiv markası. Bu konudaki Ar-Ge çalışmalarını da aralıksız sürdüren marka geleceğin otomobillerini daha şimdiden tasarlıyor." diyen ve ilk kişisel söyleşisini Zaman'a veren Toyota Pazarlama ve Satış AŞ'nin yeni Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt'a başarılar diliyoruz.

Dünyanın bir numarası Toyota, Türkiye'de hak ettiği yerde değil

Tüm dünyada müşteri tercihinde ilk sıralarda yerini alan Toyota'nın ülkemizdeki sırası altı. Kalite, sağlamlık ve güvenilirlik özellikleri ile özdeşleşen markanın dünyada en çok tercih edilen Toyota Corolla ve Avrupa'nın amiral gemisi Avensis gibi 11 binek ve iki ticari araç modeli bulunuyor. İddiasını Türkiye'de de sürdürmek niyetinde olan Toyota Türkiye'nin başında Ali Haydar Bozkurt bulunuyor.

Daihatsu'nun Türkiye operasyonunun 2003'ten beri başında olan Bozkurt, markanın ALJ tarafından satın alınma sürecini de yürütmüş. Bozkurt, "5 yılda 50 bin adetlik satış, 2020'de ise Türkiye'nin lideri olmayı hedefledik. Pazar payımızı yüzde 6'dan 10'a çıkaracağız." diyor.
 

Zaman
Yayın Tarihi : 31 Aralık 2009 Perşembe 21:19:18
Güncelleme :31 Aralık 2009 Perşembe 23:31:10


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?