20
Mart
2026
Cuma
EKONOMİ

ÜNLÜ BANKACI AKIN ÖNGÖR'DEN BİR DÖNÜŞÜM HİKAYESİ

Akın Öngör, 'Benden Sonra Devam' isimli kitabını çıkarmak için 10 yıl beklemiş. Çünkü efsanevi genel müdür, Garanti Bankası'nda sürdürülebilir başarının gerçekleştiğini herkes görsün istemiş...

“Aslında Akın Öngör’ü anlatan bir kitap değil bu. Ben kaleme aldım ama bu bir dönüşümün bir tranformasyonun hikayesi” 1991 ile 2000 yılları arasında Garanti Bankası’nın genel müdürlüğü yapmış efsanevi bankacı Akın Öngör böyle diyor yıllardır üzerinde çalıştığı kitabı, ‘Benden Sonra Devam’ı anlatırken. Bankacılığı bıraktıktan tam 10 yıl sonra bir bankacılık serüveni, aslında bir dönüşümün sürdürülebilir büyümenin öyküsünü yazmış efsane genel müdür. Sürdürülebilir büyümenin, başarının gerçekleştiğini görmek için 10 yıl beklemiş. Garanti’de birlikte başardığı çalışanlarına da ses vermiş kitabında. Her kesimden yöneticiyle mülakatlar yapmış, kitabın cildine özenmiş, Elif Şafak’tan taktik almış, ünlü reklamcı Serdar Erener ile rengi tasarımı belirlemiş. Tek amacı gençlere, öğrencilere, genç yöneticelere, iş adamlarına sürdürelebilir başarıyı anlatmak olmuş. Akademik bir kitap yazmamış ama akademik bir katkı yapmış.

Alaturka bankadan bugünlere
Kısa sürede üçüncü baskısını yapan bu farklı ‘keyifli bir internet sitesini’ ya da bir solukta okuduktan bir albümden sevdiğiniz bir şarkıyı seçip dinler gibi karıştırıp karıştırıp okuyacağınız bu kitabın öyküsünü Akın Öngör’ün ağzından dinleyelim:
“Göreve başladığımda bankanın teknolojisi, insan kaynakları, iş süreçleri yetersizdi. Alaturka diyebileceğimiz bir bankadan çağdaş dünyanın en ileri bankalarından biriyken, Euromoney tarafından dünyanın en iyi bankası seçilen bir banka yolculuğunu anlatıyor. Kitap, nasıl böyle bir başarı gerçekleştiğini, nasıl teknolojik devrim ve kültür değişimi yaşandığını anlatıyor. Bu aslında bir referans kitap, öğrenciler, genç iş adamları ve iş hayatı için bir referans kitap. Ben bunu yazdım.”

‘Duygusal zekâya önem verdim’
“Bölüm başlıklarını seçip, kitabın çatısını kurarken şuna dikkat ettim; yurtdışında önemli üniversitelerde öğrencilere ‘liderlik ve değişim yönetimi’ altında eğitim veriyorlar. Liderlik öğretirken, vizyon koymak, ekip oluşturmak, motivasyon, insan yönetimi, teknoloji yönetimi gibi konuların altı çiziliyor. Bu kitabın çatısı aslında ‘liderlik ve değişim yönetimi’ stratejisi kuramının çatısına paraleldir. Bir ikinci çatı da duygusal zekayı daha çok anlatmasıdır. 30-40 kişiyle yapılmış mülakat var kitapta. En üst düzeyden Ayhan Şahenk rahmetli olduğu için onunla konuşmak fırsatı olmadı ama yönetim kurulu başkanı Ferit Şahenk var. Ferit beyden en alttaki uzmana kadar değişik katmanlarda bankayı temsil edebilecek benim dönemim içinde görev almış katkıda bulunmuş insanların görüşleri var; olumlu ya da olumsuz.

Bu görüşlerin olduğu sayfaların renkleri farklı yapıldı ki okuyucu daha rahat anlasın. Bu yapılan mülakatlara saygı olarak birinci ekte bunlar tam metin olarak yer aldı. İkinci ekte de benim dönemimde görev alan bütün Garanti Bankası çalışanlarının isimleri koyuldu. Çünkü bu serüvenin tüm oyuncuları, başarıyı birlikte yaratan kişiler onlar. Ben sadece kaleme alan kişiyim.”

Bir dönüşüm hikâyesi
“Kitap bir dönüşüm hikayesini anlatıyor. Kendi içimizdeki sıkıntılar, devlet kurumlarıyla ilişkiler, hissedarlarla ilişkiler, yaptığımız hatalar, benim hatalarım de yer alıyor. Kitabın amacı bir sansasyon yaratmak ya da sansasyonel bir şey söylemek değil. Kitabın amacı sürdürülebilir başarıyı anlatmak. Bu kitabın 10 yıl sonra yazılmasının sebebi sürdürülebilir başarıyı görmekti. Anlattığımız dönüşümün oluşturduğu çalışma kültürünü öğrenen insanlar benden sonraki 10 yılda da bankayı idare ediyor ve banka başarıdan başarıya koşuyor. Dolayısıyla burada temelini attığımız kültürü değiştirdiğimiz bu süreç sürdürülebilir başarının temelini teşkil ediyor. Bunu bugün görüyoruz bu sürdürülebilir bir başarı oldu. Peki görmediğimiz örnekler var mı? Var. Başka bir banka rakiplerimizden biri el değiştirdi, yabancılar geldi. Genel müdür ayrıldı, banka hemen geriledi başarı sürdürülemedi. El değiştirken satın alma işleminde hesaplara baktılar ve abartılmış buldular.

Bizim rakip olarak izlediğimiz bilançodan yaklaşık 1 milyar doları indirilerek yani silinerek alım yapıldı. Demekki o dönem gösterilen başarı sürdürülebilir değildi, abartılmıştı. Benzer hisse satışı Garanti’de yaşandı. General Electric stratejik ortak oldu. Onlar yaptıkları incelemede hiçbir şişirme bulamadı. Garanti’nin net aktif değerinden bir dolar bile indiremediler. Başarınızın gerçek göstergesi yaptıklarınızın sizden sonraki dönemde hala gerçek başarı olarak değerlendirilmesidir. Bankada esas olan çalışanlar değil, müşteriler. Milyarlarca lira parayı yönetiyor bankalar. O hesaplar, krediler güvende mi? Doğru hesaplar yapıldı mı?”

İngilizce baskı Hindistan’da
Akın Öngör, kitabın üçüncü baskısına girdiğini, şu anda 9 bin satışa ulaşıldığını söyledi. Öngör “Satışa çıkmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmesine karşın çok iyi geri dönüşler aldım’ diyor. Bu arada kitabın İngilizcesi için Hindistan’dan teklif gelmiş. Öngör, “Teklif onlardan geldi, ‘bu kitap tam bizim kültürümüze göre tam olarak bizi anlatıyor bize bu kitap lazım gelin Hindistan’da basalım’ dediler. Sıcak bakıyorum ciddi cidde düşünüyorum. Hindistan İngilizce baskı için iyi olacak diye düşünüyorum” diye konuşuyor.

En doğru kararım Ayhan beye mektup
“Ayhan Şahenk, beni genel müdür yapmak istiyordu. Bir gün çağırdı ve ‘Seni genel müdür yaparsam neler yapacaksın ama bana bunu kendi el yazınla bir kağıda yaz getir’ dedi. Gizlilik içinde olmalıydı. Bende oturdum en doğru kararı verip, yapacağım küçülme planını yazdım. Bankanın geçireceği süreci aslında büyük dönüşümü yazdım. Planda 317 şubesi olan bir bankayı 151’e indirme var. 6 bin kişi çalışıyor 3 bine indireceğim diyorum. Kapatılacak temsilcilikler 11 tane bunu bire indireceğiz. Yani ben iş sahibi kişiye, ‘ben senin bankanı küçülteceğim ama verimli hale getirip sonra büyüteceğim, fırsatları yakalayıp doğru büyümeyi sağlayacağız’ diyorum. ‘Böyle bir dünya var çok başarılı bir banka çıkartabiliriz ama bunları bunları yaparsak’ diyorum.

Bence hayatımda verdiğim en doğru kararım buydu. Bunları yazmaktı. Ve Ayhan Bey okuyup onayladığını söylüyor hem de büyük bir destek ve cesaretle. Onun sayesinde Garanti Bankası bu noktaya geldi. Çünkü arkamızda durdu. İşi sahibinde o cesaret ve destek olmazsa istediğiniz kadar müthiş bir genel müdür olun hiçbir şey yapamazsınız. 12-13 tane de hatam oldu. Ama hiçbiri ölümcül değildi. Bunların hepsine kitapta bir bölüm ayırdım. Bu hataların hiçbirisi bir daha tekrarlanmadı. İstiyorum ki gençler, yöneticiler, iş dünyası bu hataları da okusun. Grubun yaptığı hataları da yazdım. Oto kritik yazılmazsa olmaz. Kimse mükemmel değildir.”

‘Garanti’de uzun masayı attım’ ‘yuvarlak masa getirdim’
Akın Öngör, 1991 yılında Garanti Bankası’na genel müdür olur olmaz ilk icraatının hiyerarşik oturma düzeni sağlayan uzun masadan kurtulup, hemen bir yuvarlak masa sipariş etmek olduğunu şöyle aktarıyor: “Kendi yerimize insan hazırlayabilecek ortamlar yarattık. Bu Türk iş hayatına çok ters bir şey. Bankalar çok hiyerarşiktir, şöyle uzun bir masa vardır. Genel müdür en başa oturur pozisyonlarına göre genel müdür yardımcıları yan yana dizilir. Tipik katı hiyerarşik bir ortamdır. Bütün bilgilerin toplandığı yer genel müdürdür. Ne kadar yanlış. Ben hemen uzun masayı attım. Yuvarlak masa sipariş ettim. Dedim ki, ‘Pazartesi öğlen kimse bir yere randevu vermeyecek. Hepimiz bu masa da oturacağız ve herkes tüm konularını buraya getirecek hep birlikte tartışacağız.’ Yuvarlak masa hiyerarşiyi yumuşatan bir masadır. İtiraz edenler oldu çünkü kendi gücünü kaybetmekten korktular.

Farz edelim kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı, ‘Ben kredilerden anlamayanların yanında bu konuyu getirmem’ diyor. Ben, ‘Getireceksin getirmezsen getireni koyarım oraya’ diyorum. Uyumsuzlar gitti, onların yerine başkaları geldi. Bankayı ortak akılla yönetmeye başladık. Genel müdür yardımcıları birer genel müdür gibi en baba konuları biliyor oldular. Yani biz sürdürülebilir başarının şartı gereği kendi yerimize yönetici yetiştirdik. Bunun yanında bankanın bilançosunu yöneten aktif-pasif komitesi vardır. Üç-dört kişilik bir komiteydi. Ben bunu 18 kişilik bir komite yaptım. Bankanın bilançosunu ortak akılla yönettik ve oradan da genel müdür yardımcıları çıkarttık. Şu anki genel müdür Ergun Özen bu sistemin içinden bileğinin hakkıyla gelmiştir. Sürdürülebilir başarı için böyle olmalıydı. Garanti Bankası yüzde 90 benim getirdiğim ekiple devam ediyor. Analitik zekaları çok gelişmiş ama bunun yanında duygusal zekaları da çok gelişmiş kişileri üst yönetime taşıdık.”

İsrailli müsteşar getirdik
Akın Öngör, Garanti Bankası’nı bugünlere nasıl hazırladığını şöyle anlatıyor: “İsrail, Brezilya. Meksika, Portekiz ve Arjantin gibi hiper enflasyonla yaşayan ülkelerde bankacılığın nasıl ayakta kaldığını anlamaya çalıştık. Birer genel müdür yardımcım o ülkelere giderek incelemelerde bulundu. Devlet neler yapıyor bunları araştırdık. Başarılarının sırlarını deşifre ettik. Ona göre teknolojik yatırım ve yönetim sistemleri kurduk.Hatta o zamanlar kimse bilmez İsrail’den Harvard mezunu Hazine Müsteşarı Emanuel Şaron’ı Türkiye’ye getirdik. Neler yapılması gerektiğini dinledik ondan. Tecrübelerini aktardı.

Biz 2001 yılında bugünkü bankacılığa hazırdık. Ama ne yaptık. Bu işin müthiş bir teknolojik altyapısı var onu kurduk. Yazılımıyla donanımıyla ciddi bir dönüşüm gerektiriyor. ATM bankacılığını geliştirdik. ATM’leri sadece nakit çekme makinesi olmaktan çıkardık. Bonus Card programını YKM (Yeni Karamürsel Mağazaları) ile başlattık. Garanti Ödeme Sistemlerini ayrı bir genel müdürlük olarak kurduk. Alternatif dağıtım kanallarını işlevsel hale getirdik. Proaktif bir yönetim anlayışı içine girdik. Artık bankacılığı bırakabilirdim. İçin rahat ve bence tam zamanıydı. Teknolojik altyapı çok önemli. Bilgi işlem sorumlu genel müdür yardımcısını diğer genel müdür yardımcıları gibi yaptık.”

‘Baskı altında sakin kalmalı’
‘Yanılmıyorsam 1966 yılıydı. Ankara Kolejliler Basketbol takımı olarak İstanbul’daki Türkiye Şampiyonası’na hazırlanıyorduk. Koçumuz yurtdışına ticaret ateşiliğine tayin olunca koçsuz kaldık. O dönemde Ankara’da basketbol eğitimleri veren Amerikalı ünlü Koç Hank Vaughn ile temasa geçip yardım istedi. Önerimizi kabul etti 22 günde bizi çalıştırmaya başladı. Bize öğrettiği ilk şey hayata dairdi sadece basketbolu ilgilendirmiyordu. Vaughn şunu söyledi:

‘Ben size baskı altında sakin kalmayı (relax under pressure) öğreteceğim. En etkin çözüm baskı ortamında sakin kalabilmektir. Paniklemeden, telaşa kapılmadan ama suratli ve bilinçi hareket ederek bu baskı yaratan ortamı etkin biçimde göğüsleyebilirsiniz ve hatta lehinize çevirebilirsiniz.’
Baskı altında sakin kalabilmek için duygularınızı yönetebilmeniz gerekiyor. Hiddetleniyorsunuz, bir dakikada boğacak gibi oluyorsunuz am sakin kalmanız lazım. Ama bu yavaş olmak demek değil, doğru karar verebilmektir.’

Koç, Garanti’ye ne teklif etmiş?
“Garanti’ye genel müdür olmadan önce Ayhan Şahenk Koç Grubu ile Garanti Bankası’nın satışı için görüşmeler yapıyordu. 1991 yılının nisan ayının 29’unda Ayhan Şahenk beni aradı: ‘Rahmi Koç ile son görüşmemi yapacağım. Eğer anlaşabilirsek satacağım, anlaşamazsak seni genel müdür yapacağım’ dedi. Koç Grubu’na banka satılsaydı Garanti Bankası nasıl olurdu onu bilemiyorum. Ben o zamanlar Ayhan Şahenk’e, ‘Çok iyi fiyat verilirse satın, biz de o zaman bir başka banka alalım’ dedim. Bankanın değeri o zaman 150 milyon dolar, ben de, ‘1 milyar dolar verirlerse satın’ dedim. 200 küsur milyon dolar teklif edildiğini duydum. Bana Ayhan Bey bu konuda bir şey söylemedi tahmin böyle. Satılmadı ama satılsaydı Ayhan bey bir banka alır mıydı? Bilmiyorum. Ben genel müdür olur muydum belli değil.”

‘Ayhan Şahenk, kötüye de açıktı’
“Ayhan Şahenk müthiş bir iş adamıydı olağanüstü vizyonu vardı. Ayhan beyden alınacak müthiş bir ders var. Ne biliyor musunuz? İş adamları, patronları kötü bir haber almayı sevmiyor. Kötü haber kriz demek. Ben pekçok patronla çalıştım geçmişte ama onun gibisini görmedim. Ayhan bey daima hep açıktı. Kötü habere ve problemlere hep açıktı. Biz rahatlıkla kendisine kötü haber verirdik. İletişime açıktı. Dolayısıyla sorun derinleşmeden çözüm bulabiliyorduk. Aksi takdirde profesyonel çekinirse, patron baskısı yaşarsa, üç gün randevu beklerse, problem sürünür. Çözüm gecikir zaman kaybedilir. Genç işadamlarının Ayhan beyden öğreneceği çok önemli bir ders bu. İcraatın içindekilerin arkasında durup, tam destek olmak onun özelliğiydi. Ulaşılabilir bir patrondu.”

.
Yayın Tarihi : 18 Nisan 2010 Pazar 15:15:35
Güncelleme :19 Nisan 2010 Pazartesi 14:51:34


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?