Borsa Yatırımcıları Derneği Başkanı Ali Bahçuvan DYH'ye kesilen iştirake KDV cezasının "kriz tedbir kalemi" olarak geçmişe yönelik tüm şirketlere uygulanmasından korktuklarını söyledi.
Maliye'nin Doğan Yayın Holding'ten (DYH) istediği yarım milyar dolarlık vergi ve ceza, ekonomi çevreleri, vergi uzmanları ve işdünyasının yanısıra küçük yatırımcıyı da şaşırtmış durumda. Astronomik ceza nedeniyle Doğan Grubu hisselerinin hızla değer kaybetmesi, geçmişe yönelik vergi uygulamasının genele yayılması korkusunu da beraberinde getirdi.
Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik, geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada cezaları üç temel başlık altında toplamıştı. Cezalardan birinin konusu DYH'nin gerçekleştirdiği iştirak satışına uygulanan KDV idi. Gedik açıklamalarında 2003'ten bu yana 128 milyar dolarlık hisse senedi satışı yapıldığına ancak hiçbirinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmadığına dikkat çekmişti.
Referans, 2003'ten bu yana yapılan benzer iştirak satışlarını masaya yatırdı ve bu satışlara KDV uygulansaydı hangi hakim ortağın iştirak satışı için ne kadar KDV cezasıyla karşı karşıya kalacağını hesapladı.
Hesaplamayı, yüksek miktarlı satışları ve belli başlı sektörleri dikkate alarak gerçekleştirdik. Tüm iştirak satışlarını ve tüm sektörleri ele almadığımızı, tümünün ele alınması durumunda KDV faturasının çok daha büyük miktarlara ulaşacağını belirtmekte fayda var.
Oysa yasa çok açık
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesi, çok açık bir biçimde hisse senedinin KDV'den muaf olduğunu ortaya koyuyor. Ancak DYH'ye uygulanan cezanın neye göre verildiği net biçimde anlatılmıyor. Bu durumun küçük yatırımcı açısından büyük belirsizlik yarattığına dikkat çeken Borsa Yatırımcıları Derneği (Boryad) Başkanı Ali Bahçuvan ise Maliye'nin konuyla ilgili net bir açıklama yapmamasını eleştiriyor.
Tansu Çiller'in başbakanlığı sırasında 1994 yılında ekonomik krize tedbir olarak geçmişe yönelik net aktif vergisi alındığını vurgulayan Bahçuvan, "Şimdi benim korkum Doğan Yayın Holding'te başlayan "İştirak satışına KDV" uygulamasının genele yayılması. Dünyanın hiçbir yerinde vergiler geçmişe yönelik işletilmez. Eğer hükümet krizden çıkmanın vergi gelirini artırmanın yolunu geçmişe yönelik vergi uygulamalarında buluyorsa tavsiyem bundan vazgeçsinler. Hele hele böylesine kötü bir yatırım ortamında sermaye piyasalarına zarar verecek adım atmasınlar" dedi.
Kamuoyunun bu uygulamanın başka şirketlerin ya da bankaların satışına yansıtılıp yansıtılmayacağını bilmeye hakkı olduğunu söyleyen Bahçuvan, "Eger burada özel bir uygulama varsa ve Doğan Yayın Holding'le sınırlı kalacaksa yatırımcının bunu bilmeye hakkı var. KDV nasıl ve nerede başlayıp bitecek. Oyak'ın ING'ye, Finansbank'ın NBG'ye satışına da uygulanacak mı? Elimde bunların hissesi varsa zarar görecekmiyim ben? Borsadaki hisse senedi işlemlerine de mi uygulanacak. Bunları bilmek hakkım" diye konuştu.
YASA HİSSE SENEDİNE KDV İÇİN NE DİYOR
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU
ALTINCI BÖLÜM SOSYAL VE ASKERÎ AMAÇLI İSTİSNALARLA DİĞER İSTİSNALAR
MADDE 17
4.Diğer İstisnalar :…
g) (Değişik: 3297 - 3.6.1986 / m.6) Külçe altın, (Ek ibare: 4369 - 22.7.1998) "külçe gümüş" döviz, para, damga pulu, harç pulu, değerli kâğıtlar, taşıt pulu, hisse senedi ve tahvil teslimleri, g) (Değişik: 5035 - 25.12.2003 / m.8 - Yürürlük m.50 d) Külçe altın, dore külçe altın, külçe gümüş, döviz, para, damga pulu, harç pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil ile metal, plastik, kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi, g) (Değişik: 5228 - 16.7.2004 / m.15 - Yürürlük m.61/5) Külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve (Değişik ibare: 5766 - 4.6.2008 / m.12/b - Yürürlük m.27/e) "atıklarının teslimi",
KDV CEZASI NASIL HESAPLANIYOR
Maliye iştirak satışı için DYH'den yüzde 18 KDV istiyor. Hemen arkasından bir kat gecikme cezası uygulanıyor. Yüzde 18'lik KDV'nin aslına da her yıl için yaklaşık yüzde 30 faiz talep ediliyor.
İş dünyası 'bize de ceza gelir mi' paniğinde
Kamuoyunun yakından tanıdığı, vergi dünyasının önde gelen uzmanlarından Hürriyet yazarı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, Doğan Yayın Holding'e (DYH) yasalara aykırı biçimde, şahsa özel yorum yapılarak kesilen vergi cezasının iş dünyasında paniğe neden olduğunu yazdı. Kızılot, arayan birçok iş adamanının DYH'nin yaptığı işlemlerin aynısını kendilerinin de yaptığını anlatarak, "Biz yasaları böyle biliyoruz. Ama bu ceza nereden çıktı. Şimdi bize de ceza kesilir mi?" diye sorduğunu aktardı.
Kızılot yoğun sorular üzerine kaleme aldığı yazısında olayın hukuki boyutunu tek tek maddeleri açıklayarak şöyle anlattı:
Hisse satışında KDV yok
"Konu KDV Yasası'nda, çok açık ve net olarak belirtilmiş. Yasaya göre, hisse senedi satış işlemi KDV'ye tabi değil. İncelendiğinde de fark edileceği gibi, KDV Kanunu'nun 17/4-g maddesinde, 'hisse senedi' satışlarının, KDV'den müstesna olduğu açıkça belirtiliyor. (Gelir Vergisi Genel Tebliği, Seri No:232/5) Bir şirketin, bir başka şirketin belli bir hissesini alarak ona iştirak etmesi, bir anlamda ortağı olması, son derece yaygın bir uygulama.
Özellikle son yıllarda hızlanan özelleştirme olayında, özelleştirilen kurumların, yüz milyonlarca hatta milyarlarca dolarlık hisse senetlerini alan şirketler, bu kadar para kasalarında ya da banka hesaplarında nakit olarak bulunmadığı için, yerli ve yabancı bankalardan kredi kullandılar ya da başka bir finans kuruluşundan faiz karşılığı borç para buldular. Finansman masraflarını da gider yazdılar.
Öteden beri süregelen uygulama 'İştirak hissesi alımındaki finansman giderlerinin, kurum kazancının tespitinde genel gider olarak kabul edileceği' şeklinde.
Bu konuda, Maliye Bakanlığı ve Danıştay'ın çok sayıda özelgesi ve kararı var. Son olarak, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu tasarının, 5/3 madde ile ilgili gerekçesinde; 'Bir şirketin, bir başka şirketin hisselerini alması (iştirak etmesi) olayında, bu hisselerin alımında kullanılan kredilere ilişkin faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin, kurum kazancından indirilemeyeceği' belirtilmişti. 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin son fıkrasında, çok açık ve net olarak 'İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderlerinin' kurum kazancının tespitinde, gider olarak indirilebileceği belirtildi."
Yoruma dayalı vergi olmaz
Kızılot, yasaların çok açık olmasına karşın DYH'ye "yoruma dayalı olarak bir vergi cezası" salındığına da dikkat çekti. Kızılot bu konuyu şöyle açıkladı: "Kurumlar Vergisi Yasası'nda, iştirak satışı ile ilgili istisnanın 'satışın yapıldığı dönemde uygulanacağı açıkça belirtiliyor (Bkz. KVK Md. 5/e).
Burada satışın yapıldığı dönemin tespiti önemli. Bu dönem;
Satışla ilgili görüşmelerin yapılması, satış koşullarının belirlenmesi ile ilgili tarih midir? Yoksa, hisse senetlerinin teslim edilip, parasının da tahsil edildiği dönem midir? Burada da yorumdan kaçarak, yasa hükmüne bakalım. Türk Ticaret Kanunu'nun 415 ve 416. maddeleri aşağıdaki gibi:
1. Hamile Yazılı Senetler:
Madde 415 - Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder.
2. Nama Yazılı Senetler:
Madde 416 - Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir.
Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder."
Türk Ticaret Kanunu'nun 417. maddesine göre de hisse senedini teslim alan kişi, bunu pay defterine kayıt ettirdiğinde "ortak sıfatına haiz" olabiliyor.
Yukarıdaki yasa maddelerinde de fark edileceği gibi, hisse senetlerinin devri yani satışı, teslimi ve pay defterine kayıt ile gerçekleşiyor. Burada, paranın tahsil edildiği tarih değil, hisse senedinin teslim tarihi önemli.
O halde, hisse senetleri alıcıya teslim edilmediği sürece, hisse senedinin satışı söz konusu olamıyor.
Vergi mükellefi kalmaz
Bu durum da Türk Ticaret Kanunu'nun, yukarıda belirtilen 415, 416 ve 417. maddelerinde açıkça yazılı. Kuşkusuz, ortada yasa varken ve yasadaki tanıma uygun olduğu kanıtlanabilen bir teslim tarihi varken, aksine yoruma itibar edilmez. Yoruma dayalı vergilendirme de yapılamaz."
Kızılot yazısında bu ve benzeri diğer vergi ve muhasebe uygulamalarına, yorum yoluyla üç kat vergi ziyaı cezası ve 'muhasebe hilesi' diye 3 yıla kadar hapis cezası uygulandığı taktirde dışarıda vergi mükellefi kalmayacağını vurguladı.
2006 İLE 2007'DE SATIŞ ARASINDA NE FARK VAR
Şükrü Kızılot yazısında "İştirak Hissesi Satışının 2006 ya da 2007 yılında yapılması arasında bir fark olup olmadığı"nı da bir örnek üzerinden açımladı:
(A) Anonim şirketi, Aralık 2006'da sattığı iştirak hissesi satışından 100 milyon TL, (B) Anonim Şirketi de Ocak 2007'de sattığı iştirak hissesinden, 100 milyon TL kazanmıştır.
İstisnadan yararlanma koşullarını taşıyan (A) şirketi de (B) şirketi de;
Kazancın yüzde 75'ini (75 milyon TL'yi) istisna olarak düşecek.
Kalan yüzde 25'in (25 milyon TL'nin), yüzde 20 vergisini ödeyecek.
Sonuçta her ikisinin de ödeyeceği Kurumlar Vergisi ( 25 x % 20) 5 milyon TL, yani aynı olacak.
Buradaki ince nokta şu; (A) şirketi 5 milyon TL'yi geçici vergi olarak 17 Şubat 2007'de, (B) şirketi ise geçici vergi olarak 17 Mayıs 2007'de ödeyecek. Başka bir anlatımla, (B) şirketi geçici vergiyi (A) şirketinden üç ay sonra ödemiş olacak.