Global ekonomik buhranın faiz oranlarını yükselteceğini söyleyen bankacılar, firmaları bilançolarına krizin negatif etkileri yansımadan kredi almaları konusunda uyardı.
Dünyada yaşanan ekonomik buhranın Türkiye’nin dışarıdan borçlanma maliyetlerini artıracağını, bollaşan uluslararası likiditenin bir süre sonra enflasyonist baskı yaratacağını belirten bankacılar, iç piyasada bireysel ve ticari kredi faizlerinin artış trendinde olacağını söyledi.
Diğer banka genel müdürlerinden farklı düşünen Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, Hazine bonosu faizlerinin ve buna bağlı olarak da ticari ve bireysel kredi faizlerinin düşeceğini iletti. Kurtul, faiz düşüşlerinde petrol ve hammadde fiyatlarındaki düşüşün etkili olacağını kaydetti.
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar ve Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın krizden en fazla KOBİ ve esnaf kesiminin etkileneceğini söyledi.
Krizi ‘gelişmiş pazar krizi’ olarak tanımlayan Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ise dünya ekonomisi küçülürken Türk ekonomisinin de küçüleceğini ve içeride kaynak maliyetlerinin artacağını belirtti.
Türk bankaları 2007’de libor artı yüzde 0.47 ile sendikasyon kredisi bulurken şimdi bu oranın yüzde 1’in üstüne çıkması bekleniyor.
‘Döviz faizi artacak, TL faizi düşecek’
ZAFER KURTUL (Akbank Genel Müdürü):
Yurtdışında yaşanan kriz döviz kredisi maliyetlerini yükseltecek. Ancak TL kredilerin faizleri zaten yüksek olduğundan bunların oranları 2009’da düşmeye başlayacak. Çünkü petrol ve hammadde fiyatları düşüyor, enflasyon baskısı düşüyor. Büyüme oranlarında düşüş var. Bono faizlerinde de tedricen düşüş olacak, 2009 sonunda Hazine bonosu faizlerinin yüzde 16 - 17 olmasını bekliyoruz.
Kredi faizlerinde de segmente bağlı olarak faiz düşüşleri olacaktır. En fazla düşüşü bireysel kredilerde bekleyebiliriz. Hızlı bir düşüş olmayacak ama yavaş yavaş bir düşüş trendine gireceğiz.
‘Küçük kredilerde takibe düşen artıyor’ERGUN ÖZEN (Garanti Bankası Genel Müdürü):
Dışarıdaki gelişmeler Türkiye’de kredi faizlerinde düşüşü engelleyecek. Döviz kredilerinde ise yükselme olacak. Şu anda kurumsal kredilerin geri ödenmesinde herhangi bir sorun yok. Türk bankacılık sektörü kurumsal büyük şirketlere çok uzun vadeli olarak önemli krediler verdiler.
Birkaç yıl bu alanda sorun olmayacaktır. Ancak küçük kredilerin takibe düşüş oranlarında artış var. Herkeste bir endişe var.
Burada Türk bankalarına büyük görevler düşüyor. Likiditelerini iyi yönetip kredi vermeye devam etmeliler yoksa büyüme çok düşer. Faizlerde çok hızlı düşüş olmayacak.
‘Kriz bilançonuzu bozmadan kredi alın’
CAN AKIN ÇAĞLAR (Ziraat Bankası Genel Müdürü):
Türk bankaları kriz ortamında TL cinsi kredileri rekabetçi faiz oranlarıyla kullandırılıyor. Ancak dışarıdan kaynak aktarımının pahalılaşmasıyla dövizde faizler yükselebilir. Agresif kredilendirme ve dramatik sıçramalar olmayacak. Faizler bu seviyelerden yatay olarak devam edecek. Aşağı inme yönünde bir hareket beklememek lazım. Bu trend bireysel kredi maliyetleri için de geçerli.
Firmalara tavsiyemiz, dışarıdaki krizin olumsuz etkileri bilançolarını bozmadan bankalardan kaynak temin etme şanslarını iyi kullansınlar. Çalıştıkları banka sayısını artırsınlar.
‘Gelişmiş pazar krizi maliyetleri artıracak’
HAKAN ATEŞ (Denizbank Genel Müdürü):
Yurtdışında büyük bir deprem var. Bu gelişmiş pazar krizidir. Geniş mevduat tabanına dayanmayan 5 büyük yatırım bankası çöktü. Bunların mevduat bankalarını da zora düşürme olasılığı var. Avrupa kriz konusunda birşey yapmış değil. Bankacılık sektörümüz, bizde bu enstrümanlar olmadığı için krize çok sağlam yakalandı. Ancak Türkiye’ye olan kaynak akışı duracak. Bütün dünya küçülürken devlet, özel sektör ve bankalar olarak herkesin büyümeden fedakârlık yapması lazım, aksi takdirde büyük riskler alırız. Bu ortamda kredi maliyetleri artacak.
‘Ticari krediler iyi KOBİ’de bozulma var’
HÜSEYİN AYDIN (Halkbank Genel Müdürü):
Yurtdışında meydana gelen olayların bizim ekonomimizde daralmaya yol açmasını bekliyoruz. Krizin Avrupa boyutunu henüz görmedik. Daha çok esnaf ve KOBİ’ler etkilenecek. Banka olarak bu kesime yaklaşımımız vade yönlü çözüm sunmak şeklinde oluyor.
Bugünlerde dünyada belirsizliğin artması nedeniyle en fazla kısa vadeli borçları orta ve uzun vadeye çevirme talepleriyle karşılaşıyoruz. Ticari ve kurumsal kredilerde bozulma yok. Esnaf ve KOBİ’lerde bozulma var. Kredi talebinde tüketici eğiliminde yavaşlama olacaktır.