Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, açık pozisyonlar konusunda şirket ve bankaları uyarırken döviz geliri elde etmeyen tüketicinin de döviz borçlaması yapmamasınını önerdi.
YILMAZ: "KRİZ BEKLEMİYORUZ FAKAT DALGALANMA OLABİLİR"
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ekonominin bugün itibariyle bulunduğu ortamın krizi çağrıştıran herhangi bir yaklaşımdan son derece uzak olduğunu söyledi. “Makro ekonominin temelleri son derece sağlam. Kriz diye bir şey söz konusu değil” diyen Yılmaz, fakat dalgalanmaların her zaman olabileceğini kaydetti.
Yılmaz, “Finanssal İstikrar” raporunun üçüncüsünün tanıtımı amacıyla düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"BBDK’Yİ DUBLİKE EDİYORUZ"
MB’nin finanssal rapor hazırlamasının BBDK ile çelişip çelişmediğinin sorulması üzerine Yılmaz, bağımsız bir kurum olan BBDK’nın yaptığı işlemi dublike (tekrar) ettiklerini, BBDK ile rakip olmadıklarını, koordineli bir şekilde çalıştıklarını söyledi. Dünya örneğine bakıldığında onlarca merkez bankasının bankaların denetiminden sorumlu olmamakla birlikte finans raporu hazırladıklarını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bizim açımazdan baktığımızda iki husus ön plana çıkıyor. Bunlardan bir tanesi ödemeler sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesi. O görev MB’de. İkincisi ise biz son kredi mercii olarak sistemin likiditesini sağlamak zorundayız. O nedenle de finanssal sektörle yakından ilgilenmek ve ilgili kurumlarla işbirliği yapmak zorundayız.”
Özel sektörün yüksek oranda yurtdışından borçlanmaya başladıklarının hatırlatılması üzerine, büyük ölçekli ve döviz geliri olan firmaların yurtdışından borçlandığına işaret eden Yılmaz, bu durumun sağlıklı bir gelişme olduğunu ifade etti. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Niçin borçlandıklarına gelince, içeride TL faiz oranları yüksek. Acaba yüksek olduğu için firmalar yurtdışı döviz borçlanmasına gidiyor diye düşünebiliriz. Belki sorunun cevabı, 'evet' olabilir ama şu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Burada bir riski söz konusu. Kur riski duruma göre içerideki faiz oranlarından da yüksek olabilir. Dolayısıyla dışarıdan borçlanan firmalarımızın bunun dikkatle üzerinde durmaları gerekir.”
"DOLARİZASYON GERİ DÖNDÜ"
Son zamanlarda bankalardaki döviz mevduat hesaplarında artış yaşandığı yönündeki haberleri doğrulayan Yılmaz, dolarizasyonun tekrar başladığını kaydetti. Haziran ayından sonra meydana gelen gelişmelere bakıldığında ağırlıklı olarak şirket bazında olmak üzere, kişi bazında artış yaşandığını açıklayan Yılmaz, MB’nin üzerine düşen görevin tüm kesimlerin güvenini tekrar kazanarak işlemlerin TL üzerinden yapılmasını sağlamak olduğunu belirtti.
"MAKRO EKONOMİK GÖSTERGELER KRİZDEN UZAK"
Yılmaz, enflasyon ortamında belirsizlik arttığı ve kısa vadeli değişimlerden yararlanabilmek için tasarrufların kısa vadeli olduğunu söyledi. “İstikrarı arttırdığımız zaman bankalardaki mevduatın vadesi de uzayacaktır” diyen Yılmaz, ekonomik kriz söylemlerini nasıl değerlendirdiği şeklindeki bir soru üzerine şunları söyledi:
“Ekonomimizin bugün içinde bulunduğu ortam makro ekonomik temelleri krizi çağrıştıran herhangi bar yaklaşımdan son derece uzaktır. Biz krizle ilgili herhangi bir gelişme olacağını düşünmüyoruz. Ama hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz içeride ve dışarıda her türlü ekonomik ve sosyal gelişmenin olması muhtemeldir. Biz ‘dalgalanma olabilir’ diyor, kriz olacaktır diye bir şey söylemiyoruz.”
2001 krizinde olduğu gibi ekonominin bütün temellerinin bozulduğu, beklentilerin son derece negatifleştiği, geleceği dair beklentilerin yok olduğu bir ortam görmediklerini vurgulayan Yılmaz, “Makro ekonominin temelleri son derece sağlamdır. Kriz diye bir şey söz konusu değil” dedi. Yılmaz, kriz söylentilerinin topluma ümitsizlik aşıladığına dikkat çekerek, ekonominin işleyişini bozmanın kimsenin çıkarına olmadığını söyledi.
Enflasyonla mücadele ile AB ilişkileri arasındaki ilişkiyi değerlendirmesi istenen Yılmaz, uygulanmakta olan programın biri IMF ile yapılan anlaşma diğeri de AB ilişkileri olmak üzere iki çapası bulunduğunu söyledi. Türkiye üye olsun olmasın reformların süreceğini ifade eden Yılmaz, yerel yönetimlerle ilgili bir soru üzerine, “2001 yılından sonra yapılan reformlarla merkezi hükümet bütçesi son derece şeffaf hale geldi ama aynı yoğunlukta şeffaflık yerel yönetimlerde sağlanmış değil dolayısıyla dikkatli olunması gerektiğini ifade ediyoruz” diye konuştu.
"VERGİ İADESİ BİZİ DOĞRUDAN İLGİLENDİRMİYOR"
Hükümetin vergi iadesini kaldırmasının sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, “Merkezi hükümet politika gereği vergi iadesini kaldırıp yerine başka bir sistem kuruyorsa bu bizi doğrudan ilgilendirmiyor. Eğer bunun sonucunda herhangi bir ek harcama ortaya çıkar ve bu da bizi enflasyon hedeflerimizi etkilerse o zaman ilgileniriz. Şu anda teknik bir işlem” diye konuştu.
Bankacılık sektörünün uluslararası rekabete açılmasına politika açısından söyleyecek sözleri olmadığını kaydeden Yılmaz, yabancı sermeyenin Türkiye’ye gelerek banka açması ya da ortak olmasının mali sektörün derinleşmesine, maliyetlerin azalmasına ve halkın refahının artmasına katkı o olduğuna inandıklarını söyledi.
"TAVUK YUMURTA HİKAYESİ"
Yılmaz, finanssal istikrar ile fiyat istikrarı arasında çok yakın bir ilişki olduğunu belirterek, “Tavukla yumurta hikayesi gibi bir şey. Biz Türkiye olarak deneyimimize baktığımızda fiyat istikrarı olmadan finanssal istikrar olmuyor. Bunu yaşayarak gördük. Biz finanssal istikrarı göz ardı etmeden fiyat istikrarı üzerine yoğunlaştık” dedi.
Yılmaz, boş bulunan başkan yardımcılığı için önerdiği ismin Cumhurbaşkanında olduğunu bildirdi.
Şu anda bankalarda bir açık pozisyonun söz konusu olmadığını anlatan Yılmaz, yüksek diye adlandırılan faiz oranlarının sektörün sağlığı için gerekli olduğunu kaydetti.
CUMHURİYETİN İÇİNDE BAĞIMSIZ BİR KURUMUZ
MB’nin bağımsız bir cumhuriyet gibi algılandığı haberlerine de cevap veren Yılmaz, MB’nin bağımsız bir cumhuriyet değil, cumhuriyetin içinde bağımsız bir kurum olduğunu belirtti.
anka
Yayın Tarihi :
4 Aralık 2006 Pazartesi 13:30:57
Güncelleme :4 Aralık 2006 Pazartesi 13:41:49