Türkiye “elektriğe sıfır harcama yapan hane sayısı” açısından Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki eski sosyalist ülkeler içinde dördüncü oldu.
Dünya Bankası’nın bölgedeki eski sosyalist ülkeler ve Türkiye’deki elektrik reformlarıyla toplumsal etkilerini araştırdığı “İnsanlar ve Enerji, Elektrik Sektörü Reformları ve Avrupa ile Orta Asya’da Yoksullar” başlıklı raporuna göre, kent ve köylerdeki hanehalklarının Ermenistan’da yüzde 42’si, Polonya’da yüzde 32’si, Romanya’da yüzde 29’u, Türkiye’de yüzde 26’sı hiç elektrik harcaması yapmıyor. Türkiye’de gelir sıralamasında en altta bulunan yüzde 20’lik grubun yüzde 50’sinin, üstteki yüzde 20’lik grubun ise yüzde 18’inin “sıfır” elektrik harcaması yaptığı belirtildi. Türkiye bu rakamlarla “elektrik harcaması sıfır olan hanehalkı” sıralamasında, eski sosyalistler arasında dördüncü oldu. Maddi kaygılar yanında kişilerin kötü servis kalitesi nedeniyle elektrik kullanmaması, elektriği ücretsiz temin etmesi, ödeme dönemleri ve ödenmemiş borçlar nedeniyle elektriğe sıfır ödemenin gerçekleştiği de kaydedildi.
TAHSİLAT VE TARİFE ARTIŞI YOKSULLARI ETKİLİYOR
Raporda elektriğe “para ödememe” konusunda ise şöyle denildi:
“Para ödememe, bu ülkelerdeki elektrik reformunda en tartışmalı konulardan biri ve çözümü reformların temel amaçlarından olmuştur. Elektriğe ödenmeyen paraların kimde toplandığını anlamak, reformların refahı ne şekilde etkilediğini anlamada da kritik noktadır... Elektrik parası ödememe, harcama rasyolarıyla doğru orantılıdır: Daha fazla elektrik tüketimi yapanların elektrik faturalarını ‘ödememeleri’ olasıdır. Bu, tahsilat ve tarifeleri artıran politikaların, yoksulları oransız bir biçimde etkilediğini de ortaya koymaktadır.”
ELEKTRİKTE “KOMŞU”YU GEÇTİK
Rapordaki verilerin dayandığı 2002 itibarıyla, “Elektriğe ulaşabilirlik” sıralamasında Türkiye bir dönem elektrik aldığı Bulgaristan’dan daha iyi konumda oldu. “Sosyalizmin kalesi” Arnavutluk ile Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Moldova, Romanya, Sırbistan, Tacikistan ve Ukrayna’da halkın tamamı elektriğe kavuşturulmuş değil ve yine istatistiklerin dayandığı 2002 yılına göre Türkiye’den kötü durumdalar.
Türkiye doğalgaz ağı ve merkezi ısıtmanın yaygınlığı bakımından Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında son sıralarda yeralırken, Polonya ve Macaristan hariç, eski sosyalist ülkelerin büyük bölümünde merkezi ısıtmanın ücretsiz olduğu belirtildi. Türkiye’de merkezi ısıtmanın parasal boyutuna ilişkin veri bulunamadığı kaydedildi.
ELEKTRİK HARCAMASI YOKSULA AĞIR GELİYOR
Raporda, 1990’larda eski sosyalist ülkelerde hanehalkı gelirlerinin yüzde 2-10’unun elektriğe ayrıldığı, ülkelerde en alt gelire sahip yüzde 20’lik kesimin, üstteki kesime göre, elektriğe giderek daha fazla para ayırmak zorunda kaldığı ifade edildi. Raporda, fiyatlar arttıkça yoksul kesimin daha büyük refah kaybı ve alternatif enerji kaynağı aradığı belitildi.
PARALI ELEKTRİĞE ALIŞMAKTA ZORLUK ÇEKTİLER
Raporda ayrıca, 1991 ve 2000 yılları arasında eski sosyalist ülkelerdeki elektrik fiyatlarının ortalama yüzde 177 arttığı belirtildi. Sosyalizmdeki ücretsiz enerji kullanımının sürdürülemeyeceğinin aşikar olduğu kaydedilen raporda bu ülkelerde yaşayan insanların, elektriğe para ödemeye ikna edilmekte güçlük çekildiği bildirildi. Raporda geçiş döneminde yükselen enerji fiyatlarının düşen gelirler ve gelir uçurumuyla birlikte kentlerdeki yoksulluğu artırdığı kaydedildi.
ÇARPIK ENERJİ TOPLUMU ÇARPACAK
İktisatçı Mustafa Sönmez, EGO ve elektrik üreticisi devlet kuruluşu EÜAŞ’ın Botaş’a olan 9 milyar dolarlık borcunun, Hazine’ye oradan da vergilerle halkın sırtına yıkılacağını belirterek, böylece bir zarar yığınının daha “toplumsallaşmış” olacağını savundu.
Sönmez, yaptığı açıklamada, 2002’den bu yana herşeyin fiyatı ortalama yüzde 15 dolayında artarken elektriğin fiyatını artırmamanın hatta indirmenin "hikmeti ne ola ki" sorusunu sordu. 2002’den itibaren toptan fiyatların (ÜFE) yılda ortalama yüzde 15 arttığına işaret eden Sönmez, buna karşılık başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji ürünleri fiyatlarının özellikle 2003, 2004 ve 2005 yıllarında pek artırılmadığına hatta düşürdüğüne dikkat çekti. Sönmez, bu yılın ilk 9 ayında ise ÜFE yüzde 11.5 artarken enerji fiyatlarındaki artışın şimdiden yüzde 22’ye yaklaştığını belirterek, sırada elektriğe gelecek zam olduğunu savundu.
Türkiye'nin kullandığı enerjinin giderek daha azını üretirken daha çoğunu ithal ettiğine işaret eden Sönmez, Türkiye'nin enerjinin yüzde 70’ini ithalatla karşılayacak kadar dışa bağımlı bir ülke durumuna geldiğini vurguladı. Sönmez, enerji için yapılan ithalatın faturasının, özellikle ham petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışla birlikte 2000 yılında 9.5 milyar dolar iken, 2005 yılında 21.2 milyar dolara çıktığını söyledi. Sönmez, Türkiye’nin yıllık 116 milyar dolara ulaşan 2005 ithalatında enerjinin payının yüzde 18 olduğunu ve bu yılın ilk 8 ayında ise yüzde 21’i bulduğunu belirtti. Faturanın bu kadar kabarmasında, enerjinin daha azını içeride üretip daha çok ithal etmek olduğunu kaydeden Sönmez, fatura kabarıklığının diğer bir sebebinin de ithalatı da yükselmiş fiyatlarla yapmak olduğunu ifade etti. Sönmez, ithal edilen ham petrolün varil fiyatının 2003 yılında 23 dolarken bugün 63 dolara dayandığını hatırlattı.
“SANAYİ VE TİCARET KESİMİNE SÜBVANSİYON SAĞLANIYOR”
Sönmez, "Peki bunca bağımlılığa ve artan faturaya rağmen, fiyatlar nasıl ve neden artırılmamış, hatta düşürülmüş" sorusunu sorarak, bunun altında, enerjinin en büyük kullanıcısı sanayi ve ticaret kesimine rekabet edebilsinler ve ihracat yapabilsinler diye sübvansiyon sağlamak olduğunu savundu. Sönmez, "Şimdi birikmiş bütün sübvansiyonları zamla ve Hazine’ye yüklenecek yüklerle topluma ödetmek zamanı. Doğalgaza yapılan ve yakında elektriğe yapılacak zamla tüketici zamlı enerji kullanmaya mecbur tutulurken, Botaş’a EGO ve elektrik üreticisi devlet kuruluşu EÜAŞ’ın taktığı 9 milyar dolarlık borç, Hazine’ye oradan da vergilerle halkın sırtına yıkılacak, böylece bir zarar yığını daha toplumsallaşmış olacak" dedi.
İthalle sağlanan doğalgaza ödenen faturanın yıldan yıl arttığını belirten Sönmez, 2002’de 3 milyar dolar olan bu faturanın 2005’te 7.1 milyar dolara çıktığını ve bu yıl 8 milyar doları aşmasının beklendiğini söyledi. Sönmez, doğalgazla elektrik üretmenin payının yüzde 50’yi geçmek üzere olduğunu belirterek, doğalgazı elektrik üretiminde kullanma ve özel firmaları bu yönde özendirmenin, bu çarpıklığı düzeltmek yerine pekiştirdiğini vurguladı.
Sönmez, enerjideki piyasalaşma ve özelleştirme uygulamalarının ise enerji üretimini ve tüketimini, özel firmaların kar ve sermaye birikimi insafsızlığına terk etmek anlamı taşıdığını savundu.
Doğal gaz temin anlaşmalarında Türkiye aleyhine hükümler olduğunu ve bedelinin topluma ödetildiğini belirten Sönmez, bu hükümlerin ivedilikle iptal edilmesi gerektiğini kaydetti. Sönmez, ithal doğalgazdan elektrik üretme "saçmalığından" dönülerek doğal gazın enerji üretimindeki yerinin daraltılması gerektiğini vurguladı. Sönmez, gazda yerli üretimin artırılması, uygulanan KDV’nin düşürülmesi ve ÖTV’nin kaldırılması gerektiğine de işaret etti.
anka
Yayın Tarihi :
16 Kasım 2006 Perşembe 17:29:12